Bu arada Besim Tibuk, servetini sıfırdan tamamen kendisi yapan çok zeki bir adam.
Genç yaşlarda rehberlik yaptığı için yabancı turistlerin parayı nereye harcadığını adı gibi biliyor.
Tibuk bir turisti kuyumcuya götürüyor, turist oradan 750 dolarlık yüzük alıyor.
Kuyumcu da bu satıştan dolayı Tibuk’a komisyon veriyor.
O zamanlar turist rehberliği yaptığı için çevresindeki insanlar da hep rehber.
Arkadaşlarıyla beraber turistlere İstanbul’u, Kapalıçarşı’yı, Sultanahmet’i, Ayasofya’yı falan gezdiriyorlar.
Oradaki mağazalarla anlaşmaları var.
Mesela dükkan sahibi diyor ki:
“Bana turist getir, alışveriş yapsın. 1.000 dolarlık alışveriş yaparsa 200 doları senin.”
Zaten rehberlerin asıl para kazandığı yer de burası.
Ne kadar çok harcama, o kadar komisyon demek.
Tabii o zamanlar insanlar çok para harcadığı için Tibuk bakıyor ki komisyondan bile iyi para kazanıyorum. “Dükkân sahibi ne kadar kazanıyordur?” diye düşünüp bu işi yapmayı kafasına koyuyor.
Çevresindeki bu arkadaşlarını ikna ederek Net Turizm diye bir şirket kuruyorlar.
Kartpostal, şehir rehberi vs. alıp turistlere satıyorlar.
Bu ürünleri başta kendileri üretmiyor, fason olarak başka yere yaptırıyorlar.
Sonra bir mağaza açıp burada halı, deri ve mücevher satmaya başlıyorlar.
İş tutunca Kuşadası, Pamukkale, Kapadokya, Antalya, Bodrum ve Marmaris gibi yerlere de dükkan açıyorlar.
Büyüme de tam burada başlıyor.
Eski konfeksiyoncuları, tekstil işi yapanları bilenler bilir.
O zamanlar 400-500 metrekarelik bir mağazayla bile ciddi servetler yapılıyordu.
İşini tutturan yolunu buluyordu.
Dünyalığı geçtim, arkasından gelecek nesillerin de hayatı birkaç dükkân sayesinde kurtuluyordu.
Tabii o zamanlar internet yoktu, işler çok daha iyiydi.
Araziler daha ucuzdu. Adamlar her ay yeni bir tarla ya da ev alıyordu.
Bir de bunun turistik yerlerde olan versiyonunu düşünün.
Daha fazla para akıyor, servet çok daha hızlı elde ediliyor.
Her neyse, işler çok fazla büyüyünce artık kabuklarına sığmıyorlar ve Net Holding’i kuruyorlar.
Tibuk’un servetini kalıcı hâle getiren de kazandığı parayla sürekli gayrimenkul, arsa ve tarla alması oluyor.
İlk dönemlerde kiraladıkları mağazaları, binaları bile daha sonra satın alıyorlar.
Yani sadece yaptığı işten değil, aldığı arsaların değerlenmesinden de ciddi paralar kazanıyor.
1980’lerin sonuna doğru otel işine giriyorlar.
En büyük sıçrama da casino işinden geliyor.
O dönem Türkiye’de casinolar kapatılınca şirket ağırlığını Kuzey Kıbrıs’a veriyor.
Sonrasında da Net Holding zamanla Türkiye’deki eski perakende işinden uzaklaşıp Kıbrıs merkezli otel ve casino işletmeciliğine yöneliyor.
Bugünkü servetinin büyük bir kısmı da buradan geliyor.
Şu an Kıbrıs, Bulgaristan ve Karadağ’ın otel kralı Besim Tibuk.
Kıbrıs pazarının %35’i Besim Tibuk’un.
Yani gelen 10 turistin 3,5’i Besim Tibuk’un otellerine para bırakıyor.
Casino tarafında pazar payı daha da yüksek.
Keza Karadağ’ın %66’sı yine bunlarda.
Bulgaristan’ın ise %40’ı yine bu grupta.
Çok zeki bir adam, işini iyi biliyor.
@zafersahin06 Yine pahalı. Yunanistan da yarı hesabını öderler. Yunanistan'da asgari ücret Türkiye nın iki katı, maaşlar Euro ile enflasyon yüzde 2 falan . Türkiye de işçilik ucuz ürünler pahalı. Bunun nedeni enflasyon. Enflasyonu da kontrolden çıkartan hükümet
🔸#Quıck talep toplama çarşamba
➡️Ben katılacağım.
🔸#Bewen talep toplama çarşamba
➡️Ben katılacağım.
🔸#Meten max. 96 lot (1.920₺) dağıtıldı.
➡️Salı işlem görmeye başlıyor.
🔸#Albtn talep edilen alındı.
➡️Çarşamba işlem görmeye başlıyor.
🔸#Karcl max. 94 lot (3.290₺) dağıtıldı.
➡️İşleme başlama belli olmadı.
🔸#Masfn max. 81 lot (3.700₺) dağıtıldı.
➡️İşleme başlama belli olmadı.
Bu gönderi lazım olacak Kaydet, Beğen.✅
Yeni Parti'nin parti programında ;
▪️Atatürk 5,
▪️Türk milleti 1,
▪️Anayasa ilk dört madde 0,
▪️Milliyetçilik 1 ( 6 ok kapsamında),
▪️ Yerel yönetim, ana dilde eğitim ve
Kürt 20+ kez geçmektedir.
@murathanslar Yerel yönetimler kendi bölgesinden toplanan vergi kadar hizmet alsın şartı gelsin buna göre görelim. Madem yerel yönetim özerkliği isteniyor
✅ 2 ARZ TEK TABLO 🔥🔥
🏅 Görseli kaydedin haftaya lazım olacak.
🔹 #bewen 60 Lot
🔹 #Quick 50 Lot fazlası ile yeterli olur diye düşünüyorum.
✅2 arza da katılıyorum.
✍🏻Kimler katılıyor?
İstanbul Beylikdüzü’nden kiracılı bir ev alan Altan Turunç, satın aldığı ev sonrası yaşadığı süreci ve başına gelenleri anlattı.
🔸 "Geçen yıl Beylikdüzü'nden bir daire aldık. İçinde kiracısı vardı, daireyi gördük, beğendik."
🔸"Herhangi bir problem yok, kiracı da zaten çıkmak istediğini söylüyordu ama herhangi bir tahliye taahhütnamesi almadık."
🔸 "Tapu işlemleri bitti; arkadaşlarım dedi ki 'Altan, kiracıya ihbarname gönder, hani kirayı nereye yatıracağı belli olsun, ev sahibinin değiştiği belli olsun diye.'
🔸"Ben de tanımadığım bir adama ihbarname göndermektense gideyim bir çayını kahvesini içeyim dedim."
🔸 "Hanımımı aldım, kızımı aldım, elime tatlımı aldım, emlakçı danışman arkadaşımı aldım; 'Çayı koyun geliyoruz' dedik, gittik, anlattık."
🔸"Dairenin yeni sahibi biziz, çıkmanızı da istemiyoruz, herhangi bir talebimiz yok ama eski kiracısınız."
🔸 "Bu arada daire 4+1, 5 yaşında, Beylikdüzü'nde. Bir daire, arkadaş da 20.000 TL kira ödüyordu."
🔸"Bu kirayı güncelleyelim, siz kalmaya devam edin yani boşuna taşınma masrafı olmasın dedik."
🔸 "Arkadaşlar bunu düşüneceğini söylediler, sanırım bir avukattan akıl aldılar. Birkaç gün sonra ofisime geldiler; 'Abi biz çıkmak istiyoruz, 500.000 TL talebimiz var, 500.000 TL vermezsen çıkmayız, bu kiradan devam ederiz ya da 1 yıl kira ödemeyelim, 1 yılın sonunda 100.000 TL ödeme yapalım sana, ona göre de çıkalım' dediler."
🔸 "Sizlere tavsiyem; kiracılı bir ev alacaksanız tahliye taahhütnamesi muhakkak alın, kiracı arkadaşla anlaşın, kiracı arkadaşın da gönlünü alın bu arada. Allah herkese iyi insanla karşılaştırsın."
Bu arada Dikran Masis, Türkiye’nin sayılı mülk zenginlerinden.
Pandemi döneminde 1.447 tane dükkânı vardı.
O dönem kiracılarından 2 ay kira almadı.
Bakın ev değil, dükkan.
Öyle ufak tefek dükkânlar da değil.
Minimum kiralar 200-250 bin TL.
Nereden baksanız aylık 500 milyon TL kira geliri var.
Şimdi o dükkanların üstüne 50-100 tane daha eklemiştir.
1.447 dükkanı olan adamın yurt içinde ve yurt dışında kaç tane evi olacağını siz hesap edin.
En az 1.000 tane de dairesi vardır.
Tabii akıllı adam, dükkan sayısını ev sayısından fazla tutmuştur.
1979’da bankaya gidiyor, paraların elle sayıldığını ve insanların sırada uzun süre beklediğini görüyor.
Sonra Amerika’daki kardeşini arayıp para sayma makinesi geliştirebilecek bir fabrika bulmasını istiyor.
Elindeki 170 bin doların 100 bin dolarını bu işe yatırıp ilk milyon dolarını bu işten kazanıyor.
Para sayma makinesi tutunca da bu sefer ATM ithal ediyor, ilk ATM’sini İş Bankası’na satıyor. Oradan da yürüyüp gidiyor.
Bakıyor, bankalarda iyi para var. Bir de üstüne bankaların para taşıması için zırhlı araç getirip satıyor.
Kazandığı paranın büyük bir kısmıyla da İstanbul’un, Ankara’nın çarşılarından ve iş hanlarından ucuz dükkanları topluyor, bir yandan da pasif gelir oluşturuyor.
Yıllar içinde de binlerce dükkanı oluyor…
Akıllı adammış.
İnsanların sorun gördüğü yerde ticaret görüp ithalat yaparak Kârun gibi zengin olmuş.
İflasın nedeni Çin.
Varta, Çin yüzünden en büyük müşterisi olan Apple’ı kaybetti.
Yıllardır şarj edilebilir pil ürettiği Apple, AirPods için kullandığı pilleri artık Çin’den tedarik etme kararı aldı.
Bu yüzden şirket en kârlı işlerinden birini Çin’e kaptırdı.
2024 yılında Varta yine benzer bir durumun içine girmişti ama o tarihlerde Porsche ve yatırımcı Michael Tojner’in desteğiyle şirket kurtarılmıştı.
Bu sefer iki ortak da şirkete yeni sermaye koymayı kabul etmeyince en büyük darbeyi yediler.
Haliyle borçlarını ödeyemediler ve şirketin dört farklı birimi için iflas başvurusu yaptılar.
Yani Varta’yı batıran en kritik olay, Apple gibi en büyük müşterisini kaybetmesi oldu.
Apple gibi bir müşteriyi yerine koymak için belki irili ufaklı 100 tane şirketle anlaşmanız lazım ki kaybedilen pazar payı geri gelsin.
Bu da mümkün değil.
Çünkü Çin daha ucuza satıyor.
Fabrikada 5.000 kişi çalışıyorsa, Apple gibi bir müşteriyi kaybedince yerine ya yeni müşteri bulacaksınız ya da çalışan sayısını yarı yarıya azaltacaksınız.
Çalışanların tazminatları vs. derken bu işin içinden çıkmak da kolay değil.
Bir de 2020 yılında pil talebinin artacağını düşünerek 500 milyon dolarlık yatırım yapmışlardı.
Beklenen siparişler gelmeyince de iflas süreci hızlandı.
Aslında sipariş çoktu ama bu siparişler genelde daha ucuz olduğu için Çin’e verildi.
Daha ucuzu varken kimse gidip de şirketimiz batmasın diye pahalı yerden ürün almaz.
Nasıl ki şirket zamanında kazandığı parayı insanlara dağıtmıyorsa, zarar ettiğinde de insanların gelip o şirketi kurtarması beklenemez.
Herkesin kendi başının çaresine bakması lazım.
Almanya, Volkswagen’den sonra en büyük şirketlerinden biri olan Varta’yı da Çin yüzünden kaybediyor.
Bunlar daha başlangıç.
Bir şirketin herhangi bir üretim ya da hizmet alanında karşısında Çinli bir rakip varsa işi çok zor.
Avrupa’daki adam hem yüksek enerji faturası ödüyor, hem yüksek işçilik maliyetiyle uğraşıyor hem de çevre kuralları nedeniyle her istediğini yapamıyor. Kurallar çok katı ve bu kurallar şirketlere zarar veriyor.
Sonra dönüp aynı ürünü Çinli firmayla aynı fiyata satması bekleniyor.
Yani imkansız bir şey isteniyor.
Bu durumu elektrikli otomobillerde görüyoruz.
Batarya sektöründe görüyoruz.
Tekstilde görüyoruz.
Yarın başka sektörlerde de göreceğiz.
Maalesef önümüzdeki yıllarda buna benzer haberleri daha sık göreceğiz.
Herkesin hazırlığını ona göre yapması lazım…
#SONDAKİKA | Akın Gürlek: "AHBAP Derneği, deprem zamanında 4.300.000.000 TL yardım toplamış.
Haluk Levent, dernek için toplanan yardım paralarını şahsi hesabına geçirmiş."