Fatih Altaylı:
“Belediye başkanlarını geçtik, onlar siyasi tutuklu anladık.
Ama Deniz Göktaş, Nasuh Mahruki, Ece Güner, Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve arkadaşları ve hatta Selahattin Demirtaş niye hâlâ tutuklu, niye hâlâ içeride?
Osman Kavala cezaevinde 9 yılı doldurmak üzere. 70 yaşına cezaevinde girdi. Çile çekiyor.
Yazık değil mi! Ayıp değil mi! Haksızlık değil mi!”
Bugünkü Türkiye’yi anlamak için en iyi örnek Deniz Göktaş vakasıdır!
Mali bir boyutu yok,
örgüt iddiası yok,
genç bir komedyen sahneye çıkıyor,
sanatını icra ediyor,
binlerce izleyiciyi güldürüyor,
yoğun alkış alıyor,
bizler de aynı zevkle videosunu izliyoruz ve bu çocuk tutuklu!
Siz, Atasıyla bayramlaşmaya 300.000 kişi ile gelen bu halkı nasıl yeneceksiniz ?
Siz bu 300.000 kişiyi tek sözüyle bir araya toplayan CHP’nin seçilmiş kadrolarını nasıl tasfiye edeceksiniz ?
Fetö, metö, yolsuzluk vs diyerek güneşi balçıkla sıvayacağınızı mı sanıyorsunuz ?
“BENİ SEVEN ÜLKESİ SEVEN ARKAMDAN GELSİN” ÖZGÜR ÖZEL ANITKABİR’E YÜRÜYOR
CHP Genel Başkanı Özgür Özel yola çıktı, on binlerle Atatürk’ün yanına yürüyor.
Ankara'da hakkını aradığı için iktidar ve patronların talimatıyla dövülen, biber gazı sıkılan, itilen, aşağılanan o madenciler var ya...
Maraş depremi sonrası geldiklerinde oradaki herkes bir anda kendine gelmiş, yüzleri güldürmüş, umut olmuşlardı. İnsanlara adeta moral enjekte etmişlerdi. Domuz damlarıyla, kazmayla, bilek ve yürekleriyle binlerce insan çıkardılar.
Dövdükleriniz ve gaz sıktıklarınız işte onlar...
Son Dakika:
🔴 ABD Başkanı Trump, İspanya'ya: Sizi NATO'dan çıkaracağız ve tüm ticaret anlaşmalarını askıya alacağız.
- İspanya Cumhurbaşkanı Sánchez: Ne isterseniz yapın, yeter ki bizi rahat bırakın.
ABD 🇺🇸: İran'a saldırmak için hava üslerinizi bize verin
İspanya 🇪🇸: "Vermeyeceğiz" 🔥
ABD 🇺🇸: Ticaret anlaşmasını askıya alacağız
İspanya 🇪🇸: "Askıya alın" 🔥
ABD 🇺🇸: İspanya'yı NATO'dan çıkaracağız
İspanya 🇪🇸: "Ne isterseniz yapın" 🔥
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile tanışın 🔥
Ne lider, ne insan 🫡
O kadar güçlü bir omurgası var ki, boyun eğmeyi reddediyor 🔥
#İBBDavası'nda 26.gün
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı #MehmetPehlivan:
"Bugün buradayım. Çünkü Sayın İmamoğlu’nun avukatıyım.
Bu görevi reddedebilirdim, vazgeçebilirdim; ama bunu yapmadım.
Yoksulluğun ülkenin her yanını kuşattığı, adaletsizliğin ve hukuksuzluğun hayatın olağan akışı haline geldiği bu topraklarda; bu düzenin müsebbibi olan iktidarı dört kez yenen ve yeniden yenmeye hazırlanan Sayın Ekrem İmamoğlu'nu savunmayı bilinçli olarak üstlendim.
Bu vekâleti üstlendiğimde,
Sayın İmamoğlu zaten hedef haline getirilmişti.
Yargı kuşatması başlamış,
siyasi ve hukuki hamleler devreye sokulmuştu.
Ben de bu kuşatmaya karşı saf tutarak, mesleki tecrübemi ve yeteneklerimi; ülkemizde her zaman gururla anılması gereken aktif ve etkili avukatlık geleneğinin bir parçası olarak kullandım.
Bugün burada o geleneğin birçok temsilcisi bulunuyor.
Baro Başkanlarımız, meslektaşlarımız, çok kıymetli insanlar aramızda.
Ne yazık ki burada olamayanlar da var. En başta da selamlarken ifade ettiğim gibi, hâlen tutuklu bulunan avukatlar: Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı… Onların her biri bu geleneğin onurlu temsilcileridir.
Kendilerini saygıyla selamlıyorum.
İşimi iyi yaptım.
İyi yaptığım için hedef gösterileceğimi de biliyordum.
Nitekim 2024’ten bu yana yaşananların, müvekkilimi hedef olmaktan çıkarmaya yönelik saldırıların son aşaması olduğunu düşünüyorum.
Bu öngörüyle müvekkilimi temsil etmeye devam etmek, benim için bilinçli bir tercihtir.
O andan itibaren yaptığım tek şey, aktif ve etkili bir avukatlık faaliyetidir.
Sadece budur.
Ancak bu çabanın karşılığı, hedef gösterilmek ve özel olarak suç isnatlarına maruz bırakılmak olmuştur.
Burada bir yargılama yapıldığı ve benim sanık sıfatıyla savunma yapmam gerektiği kanaatinde değilim.
Avukatlık mesleğinin sanıklaştırılmasını, avukatların yargı baskısı altına alınmasını ne mesleki olarak ne de ilkesel olarak kabul ediyorum."
ÖZÜR DİLİYORUM
Üç çocuğum var. Eşimle ben doktoruz. ��kimiz de çalışıyoruz; didiniyoruz, eksiliyoruz, destek arıyoruz ve ancak öyle çocuklarımızı özel okulda okutabiliyoruz. Bunu bir ayrıcalık gibi taşıdığımı sanmayın. Tam tersine, bu memlekette eğitimde fırsat eşitliğinin nasıl çöktüğünü her gün içimde bir utanç ve acıyla yaşıyorum.
Mesele artık sadece eğitim de değil. Güvenlik duygusu da çöktü. İnsan, çocuğunu hangi okula verdiğini değil; o çocuğun nasıl bir ülkede büyümeye çalıştığını düşünmekten yoruluyor. Orta sınıfın, beyaz yakalının, yıllarca okuyup emek vermiş insanların geldiği yer burası: Daha iyi bir hayat kurmak değil, sadece evladını biraz daha az riskin içine bırakabilmek için çırpınmak.
Ben bu düzenin kazananı değilim. Ben de mağduruyum. Sadece çöküşün biraz daha geç vurduğu kesimlerden biriyim. Bu yüzden, benimle aynı şartlara sahip olmayan; çocuğunu devlet okuluna mecburen gönderen, servis parasını, beslenme çantasını, güvenliği, geleceği dert eden bütün vatandaşlarımdan içim ezilerek özür diliyorum. Aramızdaki fark bir başarı farkı değil; bu bozuk düzenin insanları eşitsizliğe zorlamasının sonucudur.
İnanın, bunun böyle olmaması gerektiğine bütün kalbimle inanıyorum. Bir çocuğun kaderi, anne babasının geliriyle; bir ailenin huzuru, cebindeki son parayla; bir toplumun geleceği, çaresizce yapılan bireysel kaçış planlarıyla belirlenmemeliydi.
Sağlıkta da tablo farklı değil. Orada da eşitlik masaldır artık. Parası, bağlantısı, erişimi olanla olmayan arasında bazen teşhis kadar, bazen tedavi kadar, bazen de hayat kadar fark var.
Bir ülke, kendi çocukları arasında bu kadar derin bir kader uçurumu oluşturuyorsa, orada sadece ekonomi değil vicdan da çökmüş demektir.