Artık her manzarada aynı şey canlanıyor zihnimde. Birilerinin bizden aşırıp öğle yemeğinde gömdüğü para, bi hastanede mahcup sekilde "ben açık ameliyat olayım" diyen işçinin, emekçinin ağzında beliriyor. Zehir zıkkım olsun.
Daha önce de yazdık.
Türkçülük konforlu orta sınıf hareketidir.
Orta sınıfın lumpenleşme halidir.
Öyle ya da böyle mutlaka işçi düşmanlığına varır.
İşçi hareketi ne zaman güçlense mutlaka dikkat ve enerjiyi boğarak hareketi zayıflatır.
Bir isyan gibi, bir mazlum hareketi gibi görünür, demagojik bir söylem geliştirir. Ama sınıf mücadelesinin keskinleştiği an misyonunu ortaya koyar.
Solcular gibi işçilerin dünya görüşüne, dinine, diline , milliyetine bakmadan hak mücadelelerinde tereddütsüz yer alma refleksi asla yoktur.
İşçileri araç olarak görür; davaları, sömürülüyor olmaları, mağdur olmaları, haklarının peşinde olmaları umurlarında değildir.
Bazen işçi hareketini sahne olarak kullanma fırsatı bulursa kullanır.
Bu fırsat yoksa karşısına dikilir, en azından rol çalar.
Patronlar Türkçülüğü sever, arka odada kafalarını okşar...
'Bir şirketin 163 milyon maaş borcu olabilir mi? Kimse denetlemiyor mu bunu?'
En basit taleplerimiz için bile bize bu zulmü reva görenler, buradayız! 190 km yürüdük, yine yürürüz!
#MadencilerAyakta
Huxley,
Eton Koleji'nde
George Orwell'ın Fransızca öğretmeniydi,
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört
Cesur Yeni Dünya'nın ve Yevgeni Zamyatin'in Biz'inin de izlerine taşır.
Tanrılaştırılan Ford, yüksek kaliteli yumurtalardan çıkan, şişeden alınmış insanlar, aşılanmış kitap ve çiçek nefreti, uykuda tekrarlı şartlandırma, bir ilaçla mutluluk hissi ve karşımızda ‘Dünya Devleti’, karşıtıysa ‘Vahşi Bölge’. Fazla beklettiğim bir kitaptı, zamanı gelmişti.
Anayolda yürürken ölseniz ne olacak diyor jandarma. Sesimizin duyulması için belki de ölmemiz gerekiyor. Biz yerin altında her gün ölüyoruz zaten.
Bu yola “Ölmek var, dönmek yok!” diyerek çıktık. Canımızdan da hakkımızdan da taviz vermeyeceğiz.
#KiremitçiyeHuzurYok
Herifler
devlet aklı
devlet haklı diyor,
üç bakan garantör olduğu halde daha madencilerin paralarını bile ödetmekten acizler.
Madenciler yeniden yollarda,
iyi ki beş bakan gücünde
Başaran Aksu var.
CHP İstanbul İl Başkanlığı'na
5 bin polisle girdikdikleri gün, "tweet attığımız" için yargılandığımız davanın duruşması görüldü.
Hakim duruşmayı 21. 10. 2026 tarihine erteledi.
Duruşmada söyledim tekrar söylüyorum:
Sedat Peker, ‘Akademisyenlerin kanında duş alacağız’ dediği için yargılanmış ve beraat etmiş.
Sevda Noyan, ‘Listem hazır, 50 kişiyi götürürüz’ dediği için yargılanmış ve beraat etmiş.
Ben ise ‘Özgür Çelik kolları sıvadı’ yazmışım.
Bunun neresi suç, bunun neresinde suça teşvik var?”
Duruşmada hepsi birbirinden değerli savunma yapan arkadaşlar ve avukatlarımız...