Ülkemizin ve medeniyetimizin kazanımları üzerinde yükselteceğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonu ile asırlık hamleler hayata geçecek, hayallerimiz inşallah bir bir gerçek olacak. 🇹🇷
Yunanlılar boş beleş sallayadursun, Türkiye'nin Milli Uçak Gemisi MUGEM, İtalyan basınında:
60 bin ton ağırlığında ve 2.500 personel kapasiteli. 285 metre uzunluğunda olacak ve 52 Kızılelma taşıyabilecek.
27 Eylül 2027'de denize indiriliyor.
İmamoğlu’nun etkin pişmanlıktan yararlanan ikinci adamı Ertan Yıldız’dan çarpıcı ithamlar:
“İmamoğlu; Doğuş Grubu’ndan gelecek 10 Milyon doların bir kısmını seçim harcaması için nakit istedi”
“İhalelerde yüzde 10, metroda yüzde 7 komisyon alınırdı…”
“Bütün parasal hareketleri Fatih Keleş kontrol ederdi.”
Gazeteci
Ferhat Murat kardeşimiz..
Dün gece..
TV 100 Stüdyolarında
Bir öğretim görevlisi gibi..
Özellikle..
"NEŞELİ BALBAY"a
Canlı canlı adamlık dersi verdi..
Buyrun..
Sadece 1.5 dakikalık
enfes bir kesit..
Eyvallah..
@ferhatmurat 🇹🇷🇵🇸🤚
Şu anda ana muhalefet diye bildiğimiz türün de nesli tükendi.
İkiye bölündü; ikisinin de ne yaptığı, ne işe yaradığı, neyi temsil ettiği giderek daha az anlaşılıyor.
Bir yerde iyi de oldu. Çünkü Türkiye’ye katkılarından çok verdikleri zararlarla gündeme geliyorlar.
Son olarak, Cumhurbaşkanı adayı olan ve çok ciddi yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklu yargılanan bir belediye başkanının eşinin, Türkiye’nin en pahalı tatil bölgelerinden birinde tatil yaparken görüntülenmesi tartışılıyor.
Mesele, ortaya çıkan tablonun hem maddi hem manevi açıdan düşündürdükleridir.
Sıradan bir Türk ailesini düşünelim.
Ailenin reisi tutuklansa, üstelik çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kalsa, o evde yalnızca hukuki bir sarsıntı yaşanmaz. Ailede adeta yas havası oluşur; herkes birbirine kenetlenir. Bir yandan da “Bundan sonra nasıl geçineceğiz, hayatımızı nasıl sürdüreceğiz?” telaşı başlar.
Burada ise kamuoyunun gördüğü bambaşka bir tablo:
Eş tutuklu, suçlamaların merkezinde çok büyük miktarlarda para ve kamu kaynakları var;
fakat ailenin hayat standardı sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor.
Bu görüntü insanın aklına iki soru getiriyor:
Birincisi, böylesine ağır yolsuzluk suçlamaları ve uzun bir tutukluluk sürecinin ortasında, kamuoyuna yansıyan bu kaygısızlık ve mutluluk tablosu nasıl açıklanmalıdır?
İkincisi ve devletin cevaplaması gereken asıl soru:
Bu ekonomik rahatlığın kaynağı nedir?
Aile yapısının ve aile dayanışmasının özellikle vurgulandığı bir dönemde, böylesine ağır bir süreçte sergilenen bu hayat tarzının manevi tarafını da konuşmak gerekir.
Ama maddi tarafı konuşmakla yetinmemek, araştırmak gerekir.
Çünkü ortada yalnızca bir tutukluluk değil; kamu kaynaklarının kullanımı ve çok büyük miktarlarda para üzerinden yürüyen ciddi bir yargılama var.
Gerçi onlara göre 1483’te fethedilen İstanbul’da deniz olduğundan da haberleri yoktur belki.
Kimin denize girdiğini tartışmak kolay.
Asıl mesele, o hayatın hangi kaynaklarla hiç değişmeden devam edebildiğidir.
Onu da magazin sayfalarının değil, devletin ilgili kurumlarının araştırmasını beklemek herhâlde vatandaşın hakkıdır.
Yeter artık, çırpınmayın.
İş adamı Halit Demir, 2015 Yılında Ekrem İmamoğlu'na 8 milyon lira rüşvet verdiğini söyledi.
Mahkemede, hem de yüzüne karşı... Gözünün içine baka baka...
"Mecbur bıraktı" dedi.
İmamoğlu, ne tepki gösterdi, ne de soru sordu.
Siz niye buralarda debeleniyorsunuz böyle?
Dünyanın en zengin insanı 56 yaşında öldü.
En zekisi ise 20 yaşında tekerlek sandalyeye mahkum oldu.
En iyi boksörü kibrit çıkamaz hale geldi.
Türkiye’nin en zengini ise kendi yaptığı hastaneyi ulaşamadı.
Ne mal, ne şöhret sizi aldatmasın.
Mansur Yavaş'ın "başkentin yeni simgesi olacak" dediği Hıdırlıktepe çöplüğe döndü.
2 milyar TL harcanan projede 3 yılda ilerleme sağlanamadı.
Şantiyenin kaldırılmasıyla bölge tamamen kontrolsüz kaldı.
🖊 @oguzhan_urusan
https://t.co/vABG9wixsR
BBC Türkçe AK Parti’nin 25. Yılı nedeniyle benimle de röportaj yapmak istedi.
Soruları gördüğümde röportajı hazırlanlayanların AK Parti’nin çeyrek yüz yıllık hikayesini anlatmayı değil, o hikayedeki sorunları, tartışmaları ön plana çıkarmayı amaçlandığını gördüm. Bu nedenle röportajı kabul etmedim.
Türkiye’de batılı ve büyük devletlerin Türkçe yayınlarının neredeyse tamamında aynı tavrı görüyorum. Kendi devletlerinin propagandasını yapıp, muhalif fikirleri daha çok öne çıkartıyor.
Hiçbirinde iktidara yakın gazeteci çalışmıyor. Bu ülkelerden gelen fonların da neredeyse tamamı muhalif medyaya gidiyor.
Devletler böyle çalışır, kanuna aykırı değildir ama “özgür medya” söylemine bürünmeleri beni çok rahatsız ediyor.
Bugün iktidarın ya da iktidar medyasının tartışılır uygulamaları olduğu doğrudur, bunu özeleştiri kültürüyle kendi içinde tartışıp çözmesi doğru olan tutumdur.
BBC ya da benzer kurumlar için “özgür medyayı temsil ediyor” diyenlerin daha dikkatli olmalarını öneririm.
@bbcturkce
"Koyu bir CHP'liydim.
AK partiye geçtiğim için çok mutluyum"
Bu açıklamasından sonra Çok ağır küfür ve hakaret etmişler yorumlarda, Çok Şükür AK parti ahlâkı denen bir durum var bizi CHP zihniyetinden ayırt eden!
Haksız mıyım ?
Mekke Antlaşması’ndan sonra Pakistan ve Türkiye’de okunan “Müminler kardeştir” hutbesi Kabe’de de okundu.
Büyük bir yolculuğun başlangıcı olur inşallah…