İdam sehpasına gönüllerindeki iman ve inançla yürüyen ülkü erleri Halil Esendağ ve Selçuk Duracık’ı şehadetlerinin 43. senesinde saygı ve rahmetle anıyorum.
Ziraat Türkiye Kupası’nı 10’uncu kez müzesine taşıyarak Karadeniz’in mücadeleci ruhunu bir kez daha futbol sahalarına yansıtan 2026 Ziraat Türkiye Kupası Şampiyonu Trabzonspor camiasının yönetimini, teknik heyetini, futbolcularını ve taraftarlarını tebrik ediyorum.
Önümüzdeki sezon ülkemizi temsil edeceği Avrupa mücadelesinde de kendilerine üstün başarılar diliyorum.
2025-2026 sezonunda Süper Lig’e yükselerek unutulmaz bir başarıya imza atan Arca Çorum FK camiasını ortaya koydukları emekten dolayı yürekten kutluyor, yeni sezonda mücadele edecekleri Süper Lig maratonunda kendilerine üstün başarılar diliyorum.
14 Mayıs'ı eczacılığın anlam ve öneminin hatırlanmasına, mesleğe ömür, emek ve gönül vermiş, çok değerli hizmet ve gayretleriyle seviye ve değer kazandırmış, katkı sağlamış eczacılarımızın, Eczacılar Günü kutlu olsun.
Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonunda 26. Şampiyonluğunu kazanarak üst üste dördüncü kez şampiyon olan @GalatasaraySK camiasını, futbolcularını, teknik heyetini, yönetimini ve taraftarlarını tebrik ediyorum.
Şampiyon Galatasaray’a, Şampiyonlar Ligi’nde başarılar diliyorum.
Varlıklarıyla dünyamızı güzelleştiren, sevgi ve şefkatleriyle bizlere her zaman yol gösteren başta şehit annelerimiz olmak üzere; sabrın, fedakarlığın ve karşılıksız sevginin timsali olan tüm annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun.
#AnnelerGünü
Koskoca gazi hastanesi varken ona bağlanan yolları kapatıp etkinlik yapma izni vermişsiniz etkilinliklere sözümüz yokta bu güzergah mı kaldı bitek sizin çocuğunuz, aileniz yok mu hastaneye gidecek insan nasıl gitsin uçsun mu yöneticilik öngörülü olmayı gerektirir öyle değil mi !
Erzurumspor Futbol Kulübünün beş yıl aradan sonra yeniden Süper Lig’e yükselme başarısını göstermesinden dolayı başta yönetim, teknik ekip ve futbolcular olmak üzere tüm emeği geçenleri tebrik ediyor; yeni sezonda Erzurumspor Futbol Kulübüne Süper Lig’de başarılar diliyorum.
İsrail’in suç kaydı kabarık, temel insan hak ve özgürlüklerinden bihaber ve demokrasinin düşmanı olan başbakanı Netanyahu’nun, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında sarf ettiği seviyesiz ve küstah ifadeler; yalnızca bir siyasi hezeyanın değil, aynı zamanda ahlaki iflasın da tezahürüdür. Netanyahu’nun mesnetsizlik abidesi ifadelerini; dizginlerini yitirmiş bir suçluluk psikolojisinin, kan ve katliam üzerine kurduğu alçak siyasetinin ve köşeye sıkışmışlık korkusunun dışavurumu olarak değerlendirmeliyiz.
Hakikatle bağı kopmuş, vicdan terazisi kırılmış, siyasi aklı esarete düşmüş bir zihnin ürünü olan bu çürük sözler; muhatabını değil, sahibinin içine düştüğü derin meşruiyet krizini gözler önüne sermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, kirli ağızların iftiralarıyla sarsılacak, ucuz propagandalarla yönü değiştirilecek bir devlet değildir.
Bugün asıl konuşulması gereken, sözün değil, suçun sahibidir.
Bölgesel ve küresel istikrarsızlık dalgasının her gün daha da sertleştiği; bölgemizdeki huzur ve güvenlik ikliminin siyonist hesaplarla dağıtılmak istendiği, emperyalizmin bu kanlı ve kirli oyuna çanak tuttuğu günümüzde; masum sivilleri hunharca katleden bir terör makinesinin Sayın Cumhurbaşkanımıza, ülkemize, devletimize söz söylemeye kalkışması, utanmazlığın ve küstahlığın ulaştığı yeni bir dip noktadır.
Gazze’de çocukların üzerine yağan bombaların hesabını veremeyenler; Batı Şeria’yı gasp eden, Lübnan’ı işgal eden, Suriye’nin egemenliğini tehdit eden ve İran’da gayrimeşru yollarla rejim mühendisliğine soyunan, çevre ülkelerin iç dengelerini bozmayı alışkanlık haline getiren bu anlayış; bölgeyi ateş çemberine çeviren saldırgan politikalarıyla insanlık vicdanında mahkûm olmuştur ve şimdi dikkatleri başka yöne çekmek için gürültü çıkarmaktadır.
Barışı çalan, güvenliği talan eden, insanlığın ortak değerlerini yağmalayan bu yaklaşım; sadece bir saldırganlık değil, aynı zamanda bir kleptokrasi ve ahlaki çöküştür.
İsrail yönetimi, bölgesel barışı dinamitleyen, uluslararası hukuku ayaklar altına alan, istikrarsızlığı besleyen organize bir kriz odağına dönüşmüş durumdadır. Bu yapı, yalnızca Ortadoğu’nun değil bütün dünyanın huzurunu hedef almaktadır.
Bütün bunların gölgesinde konuşan Netanyahu’nun sözleri, siyasetin değil, panik halinin ürünüdür.
Cumhur İttifakı’nın Türk milletinin dirliğini ve düzenini düstur edinen, hiçbir zorluk ve odak karşısında eğilmeyen, bükülmeyen, değişmeyen tavizsiz duruşu çerçevesinde altını çiziyorum:
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başıdır. O’na yöneltilen hayasız ve hadsiz dil, doğrudan doğruya Türk devletinin hükümranlık haklarına, Türk milletinin itibarına ve milli iradenin bizzat kendisine yöneltilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti; tarihi, devlet aklı ve köklü medeniyet birikimiyle bu tür kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya devam edecektir. Hiç kimse Türkiye’yi hedef alarak kendi suçlarını perdeleyemez, kendi karanlığını başkalarının üzerine yıkamaz.
Türkiye’yi hedef alan bu saldırgan üslubun gerisinde; siyonist terör örgütü elebaşının Türkiye’nin artan diplomatik ağırlığından, Sayın Cumhurbaşkanımızın mazlum coğrafyalar lehine yükselttiği hakikat sesinden ve Türkiye’nin milli birlik ekseninde güçlenen duruşundan duyduğu rahatsızlık vardır. Meselenin özü budur.
Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımıza dönük sözleri yok hükmündedir.
Cumhurbaşkanımız’ın yanındayız. Devletimizin kudretine ve hürriyet üzerine inşa edilmiş duruşuna yönelen her sinsi ve hain operasyonun, tahriklerin, iftira ve tehditlerin ise karşısındayız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Bölgesel ve küresel barış adına kritik bir eşikte, ABD ile İran arasında sağlanan iki haftalık geçici ateşkes kararını memnuniyetle karşılıyoruz.
Savaşın genişlemesini önlemeye dönük her diplomatik adım, insanlığın ortak vicdanında karşılık bulmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere bölgedeki sağduyulu devletlerin yapıcı ve uyarıcı girişimleri, aklıselim diplomasinin hâlâ canlı olduğunu göstermiştir.
Taraflar arasındaki karşılıklı irade beyanları, kontrolsüz çatışma riskini şimdilik geri çekmiştir. Ancak Lübnan sahasına ilişkin istisnalar, meselenin henüz tam anlamıyla çözülmediğini de ortaya koymaktadır.
Türkiye; barıştan, istikrardan ve adil bir uluslararası düzenden yanadır. Kalıcı çözümün yolu silahtan değil, diyalogdan geçmektedir.
Aziz milletimizin ve bölge halklarının huzuru için, ateşkesin kalıcı bir barışa evrilmesi en samimi temennimizdir.
Bir yanda barış arayışları ve diplomatik temaslar devam ederken, diğer yanda İstanbul’da karanlık yüzünü gösteren birtakım malum çevrelerin vekâlet unsurları eliyle gerçekleştirilen terör saldırısı, Türkiye’yi hedef almıştır.
İstanbul Beşiktaş Levent’te meydana gelen menfur terör saldırısı, ilk etapta “İsrail Başkonsolosluğu hedef alındı” şeklinde servis edilmiş olsa da, konsolosluğun boş olduğu gerçeği olayın mahiyetinin daha farklı olduğuna dair emareler göstermiştir.
Saldırının, jeopolitik konumu ve güçlü finans altyapısıyla öne çıkan alternatif merkezlerden biri olan İstanbul’da Levent gibi kritik bir bölgede, uluslararası şirketlerin yoğunlaştığı bir alanda ve doğrudan güvenlik güçlerimizi hedef alacak şekilde gerçekleştirilmi�� olması tesadüf değildir.
Ayrıca; İran–ABD gerilimi ve bölgesel belirsizlikler nedeniyle Orta Doğu ve Asya merkezli bazı şirketlerin faaliyetlerini daha güvenli finans merkezlerine taşıma arayışlarının arttığı ve Türkiye’nin de bu konuda çeşitli çalışmalar yürüttüğünün en yüksek düzeyde kamuoyuyla paylaşıldığı bir dönemde gerçekleştiği bilinmektedir.
Aziz milletimizin huzur ve güvenliği asla bu tarz tehdit ve tehdidin gölgesi altında bırakılmayacaktır.
Bu kararlılığımızın en somut tezahürü kahraman polislerimizi canı gönülden kutluyor, fedakârca müdahaleleriyle büyük bir felaketin önüne geçen güvenlik güçlerimize ve süreci büyük bir dikkat ve titizlikle takip eden tüm güvenlik bürokrasisini tebrik ediyor, yaralı kardeşlerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum.
Türkiye; terörün, provokasyonların ve kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya, bölgede ise umudun ve istikrarın adı olmaya kararlılıkla devam edecektir.
“Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız.
Kuvvet birliktir.
Dâvamızın geleceği birliktedir. Birlik, beraberlik içinde olmaktır.”
Başbuğ Alparslan Türkeş, ruhu şad, mekanı cennet olsun.
#Başbuğ#AlparslanTürkeş#MHP
Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucusu, büyük devlet adamı, fikir ve aksiyon insanı Başbuğ Alparslan Türkeş’in ebediyete irtihalinin 29. yıldönümünü idrak ediyoruz. 4 Nisan 1997’de aramızdan ayrılan
Gerçek sevgi kromozom saymaz. 21 Mart Dünta Down Sendromu farkındalık günü. Değerliler, değer görmeliler, eksik değil, fazlalar. ❤️ #DownSendromuFarkındalıkGünü