AKPARTİ SIRAT KÖPRÜSÜNDE...
500 bin insan (mağdurların çoğunluğu küçük yatırımcı) tüm birikimini dolandırıcılara kaptırdı..çalışıp alın teriyle para kazanmaya çalışan insanları öfkeden cinnet geçirtiriyor dolandırıcılar.
..Ve millet çok tehlikeli bir sorgulama yapmaya başladı, "dürüst olup, kanunlara saygı duyduk da ne oldu, oy verdiğimiz hükümet bile bizi korumadı üç kuruşumuzu 10 tane sırtlana yem etti, dürüst olduğumuz için mi cezalandırıldık?!" Şu başkaldırı sadece yetkililere de değil, ahlakı, etiği red noktasına getiren, toplumsal cinnet halinindeki insanlara esnafa artık nasıl "vergini düzgün öde" diyeceksiniz vy "çalma, rüşvet verme-alma, eşitlik, adalet önemlidir, çalarsan başına iş gelir' diyebileceksiniz?.. Zaten hızla çürüyen, ağır ekonomik kriz altındaki ahali, gelinen ipin koptuğu şu süreçte, çalamadığı dolandıramadığı için kendini salak olarak görüyor, çalana, soyguncuya, dolandırıcıya da akıllı işini bilir ve "üç gün yatar çıkar bişey olmaz" diye bakıyor
..Toplum zaten hızla çürüyor iken 20 milyar dolar boyutundaki dev fon dolandırıcılığının gereği çok acil devreye sokulmaz, YAPANIN YAPTIĞI YANINA KALMAZ,
*BİZZAT CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, "ÇALDIKLARI TEK KURUŞUNA KADAR ALINDI, YOL VEREN TÜM YETKİLİLER CEZALANDI, BAKAN BÜROKRAT TAMAMINA HESAP SORULDU" DİYE VATANDAŞI TESKİN EDEMEZ İSE..
Şu soygunun yaratacağı sosyal tahribat, siyaseti de tek dişi kalmış ekonomiyi de toplumun tutkalı etik ahlak ne varsa.. sel gibi sürükler yıkar geçer....
Ve
Birkez daha altını çizeyim,
*en büyük faturayı da AKParti öder" eğer halkın güvenini tekrar kazanamaz ise işte bunu sağlayabilmek için soyguncu dolandırıcı ünlü ünsüz, AKPartili, onun yakını, şunun adamı demeden TAMAMININ CEZALANMASI, 3GÜN SONRA SALIVERİLMEMESİ, ÇALINANLARIN TAMAMINA İĞNEDEN İPLİĞE EL KONULMASI VE DE SADECE DOLANDIRICIYA DEĞİL, YOL VERENE, SİYASİYE BÜROKRATA DA CEZA VERİLMESİ ŞART..
Örneğin
Şu dolandırıcı...
toplumu cinnete sürükleyen baş soyguncu, profile bakın;
-28 yaşındaki Muhammed Yarız, AKP İstanbul Gençlik Kolları'nda yönetim kurulu üyesiydi. . "Piyasa bozucu" eylemler yaptığı için 2020'den beri her yıl işlem yasağı ve para cezasına çarptırıldı. Bu siciline rağmen Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı yapılıp milletin milyonlarca dolarını çarptı... Muhammed Yarız'ın 220 milyonluk arabası var, süper lüks yatı, süper lüms jeti, milyonlarca dolar servetinden başka..
--Vatandaştaki genel kanı;
"o kadar parayı malı mülkü o çocuğa yedirmezler, emanetçidir"
-İşte tüm bu şüpheler de acilen giderilmelidir ancak bu da sosyal medyadaki muhalif hesapları susturarak değil, çuvaldızı kendine batırarak olur, efenim.
Uzun bir yazı oldu..
Ama yara da büyük ve derin.
24 Eylül 2026
TİP Milletvekili Ahmet Şık, Pusula ve Tera dahil portföy yönetim şirketlerindeki işlemlerle ilgili Mehmet Türkoğlu, Osman Dündar Çiftçi ve Hayrettin Koç’un, fonların temerrüde düşmesinden önce milyonlarca dolarlık çıkış yapıp yapmadığının araştırılması için soru önergesi verdi.
YENİ Parti lideri Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığıyla ilgili tapularını açıklarken Gürlek’le ilişkilendirdiği üç kişiden bahsetmişti. Özel "Mehmet Türkoğlu diye bir isim, Osman Dündar Çiftçi diye bir isim, Hayrettin Koç diye bir isim. Bu alışverişlerin tamamının aracıları, çantacıları, evrak düzenleyenleri, vekâlet alanları, alanları satanları" demişti.
Soruşturma kapsamında dondurulan ve el konulan toplam para miktarı yaklaşık 750 milyon TL seviyesine ulaştı.
IBAN’dan, açıklama yazmadan ödeme alan esnafın hesabına giden 1.000 TL’yi tespit edip vergi cezası kesmeni sağlayacak yapay zekâ destekli sistemlerin var. Ama fon piyasasında bir senede %40.000 getiri sağlayan fonun döndürdüğü pisliği tespit edecek mekanizman yok. Öyle mi?
Muhalif gazeteci, belediye başkanı veya sosyal medya fenomeni gözaltına alındığında sekiz açıdan, 4K çözünürlükte; elleri arkadan kelepçeli, kafası öne eğik şekilde karakola götürülürken görüntülerini servis edebiliyorsun. Ama bu fon olayının başındaki adamların gözaltı videoları tost makinesiyle çekilmiş gibi: karanlık, çamur gibi görüntü; suratları bile belli olmuyor. Öyle mi?
Millet yurt dışında okuyan çocuğuna 1.000 euro harçlık gönderirken banka 50 tane açıklama, izah, belge talep ediyor; havale MASAK denetimine takılıyor. Ama bu adamların İsviçre’ye gönderdiği yüz milyonlarca frankı tespit edemiyorsun. Öyle mi?
Bu iş sıradan bir dolandırıcılık hikâyesi değil. Kaybolan para ne kadar büyükse, işin skandal boyutu daha da büyük.
Gerekirse AİHM'e gideriz ama o hakkı alırız. Bizi koruyamayan, malımızı koruyamayanı biz ne yapalım o zaman kardeşim. yasa dışı bahis mi oynadık, ihaleye fesat mı karıştırdık? Devletin onay verdiği yatırım aracına yatırım yaptık SAT tuşumuzu aldılar.
#TeraMağduriyetiSonBulsun
Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ifadesinde şirketin hisselerinin 1.4 milyar TL' den 480 milyar TL' ye çıkmasının başarılı yönetimden olduğunu söylemiş
Çocuk savcıyla bile dalga geçiyor, çünkü gizli fondaki 12 kişinin kendisini kurtarmak zorunda olduğunu biliyor
Tera mağduriyeti son bulsun 17 Eylül fiyatından fonlarımızın hesabımıza yatmasını istiyoruz bu belirsizlik son bulsun kendi hesabımıza kendi paramıza el koyuldu kullanamıyoruz #TeraMağduriyetiSonBulsun
#TeraMağduriyetiSonBulsun
Ameliyat parasını mı yatıran dersin, kredi borcu, kredi kartı ödemesi, ailesinin birikimi, dişinden tırnağından arttığı yılların birikimi.
Allah yedirmesin, Allah bizim hesabımızı sorsun.
17 yıldır bu piyasadayım,
Rahip Brunson krizini gördüm, pandemi tabanlarını gördüm, faiz kararlarıyla gecede eriyen tahtaları gördüm...
Ama mevduat faizinin borsaya tam saha pres yaptığı, hisselerin leblebi fiyatına düşüp yine de alıcı bulamadığı böyle bir testere piyasası görmedim.
Sabır testi gibi dönem!
5 gündür Kamu Düzeni akıllarına gelmedi
Devlet güvenliği akıllarına gelmedi
Vatandaşın Para Güvenliği
SPKnın bile aklına gelmedi….!
Ama bakan beyi adı karışınca dosyaya,
Serdar akınan videoyu patlatınca
Devlet Güvenliği…!
Sorarsan.. Yediler dersin..!!
Kötü haberler bitmiyor maalesef 👇
Türkiye, MSCI tarafından 1989’da gelişmekte olan piyasalar ligine alındı. Asıl parlak dönem ise 2003 sonrası başladı. Reformlar, AB ile müzakere süreci, küresel likidite ve yatırımcı güveniyle 2005-2007 arasında Türkiye’ye yıllık 10-20 milyar dolar civarında doğrudan yabancı sermaye geldi.
Sonrasında hikaye değişti. Özellikle 2016’dan itibaren yabancı sermaye girişlerinde belirgin bir zayıflama başladı.
Bugün ise mesele sadece Türkiye’nin ne kadar yabancı sermaye çektiği değil; sermaye piyasasının ne kadar güvenilir, şeffaf ve erişilebilir olduğu ile ilgili.
The Economist’in fon krizine ilişkin yazısı ve MSCI’nin daha önce yaptığı uyarı bu nedenle çok daha önemli.
Yabancı sermayeyi çekmek istiyorsak sadece varlıklarımız ucuz demek yetmez. Sermaye önce güveni satın alır, sonra getiriyi.
Güveni kaybederseniz ucuzluk tek başına yatırım hikayesi oluşturmaz.
460.000 insan malını SPK'nın hataları yüzünden kaybetmiş.
C.B. açıklamasında yargı süreci takip edecektir vs diyor.
Biz devlet güvencesi istiyoruz.
Yargı fonlar bu hale gelene kadar neredeydi?
#tly#thf#doh#TeraFonMağdurları#TeraMağduriyetiSonBulsun
Herkes bu krizin kapsamı konusunda farkındalık geliştirmelidir. Devletin organlarının onay verdiği ve denetlediği bir çok fonda usulsüz işlemler görülmüştür.
Finansal piyasalardan soğuyan ve uzaklaşan milyonlarca insan gözlemleyeceğiz. Bu yangın sönmez ise para tamamen fiziki varlıklara ve yastık altına gidecek.
Likit olmayan piyasada nasıl zorluklarla karşılaşacağımızı hepimiz biliyoruz. İşsizlik ve benzeri bir çok sorunu tetikleyecek kadar büyük bir olay yaşadık.
Lütfen bu yaşananları hafife almayın, mağdur olmayabilirsiniz ama bu dolaylı etkiler siz de vuracak.
Fon skandalı üç perdelik bir oyundur.
Birinci perde yatırımcının parasının kilitlenmesidir. İkinci perde bankaların zarar görmesi ve finansal sistemin ağır bir likidite krizine girmesidir. Üçüncü perde ise sosyal krizdir. O perde bir kez açılırsa işin içinden çıkılmaz.
Yüz binlerce insan birikimini, evlilik parasını, emeklilik hesabını, ev hayalini bu fonlara koymuştur. Para gelmeyince öfke birikir. Öfke birikince güven bitmez, toplum da gerilir. Mağduriyet evde kalmaz; sokağa, işyerine, aileye ve siyasete yayılır. O noktada mesele artık bir finans dosyası değildir. Sosyal bir yara haline gelir.
Sosyal kriz büyüdüğünde ne tasfiye takvimi yeter, ne açıklama yeter, ne de “sistemik risk yok” cümlesi yeter. Çünkü insanlar rakam değil, kendi hayatlarını kaybettiklerini görür. Bir toplumda tasarruf güvende değilse, yarın da güvende değildir. Bu inanç kırıldığında toparlamak, parayı iade etmekten çok daha zordur.
Bunun olmaması için yapılması gereken bellidir. Bankalar sarsılmadan, likidite krizi patlamadan, sosyal kriz kontrol edilemez hale gelmeden insanların parası ödenmeli, zararları karşılanmalıdır.
Geç kalındıkça fatura büyür. Önce yatırımcı öder. Sonra bankalar öder. En sonunda toplum öder. Bu son faturayı ödememek için bugün harekete geçilmelidir.
Yetkililer sesimizi DUYMALI
@oktay_saral@hasandogan@RTErdogan #MehmetŞimşek #TeraMağduriyetiSonBulsun #fonmağdurları @memetsimsek