Programı yapmamam için beni tehdit ediyorlar. Vız gelir tırıs gider. 18'den küçük çocukları kriminalize edip sonra da suç makinasına çeviren bu çete, Minguzzi davasıyla ilgilenen kim varsa el çektirmeye çalışıyor. Anne, baba ve teyzeye koruma verildi. Düpedüz organize suç örgütü olan bu dosyaya asayiş şube niye bakıyor? Bir şehirden tüm Türkiye'ye suç işletiyorlar, tehditler savuruyorlar daha organize bir suç olabilir mi?
🇹🇷 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan:
"İsrail ile normalleşme görüşmesi yapmıyoruz. Biz İsrail ile olan normalleşme şartlarını ortaya koyduk.
Filistin de bunlardan bir tanesi. Bu ABD'nin çok umurunda olmayabilir.
Biz Filistin konusunda çok netiz.
Bence ABD bunu anlıyor. Gazzelilerin olmadığı bir yerde bu sorunun çözülme şansı yok.
Bunu neden tartışıyorlar, anlamıyorum. Bunu daha önce söyledi ve bölgedeki ülkeler de gereken cevabı verdi.
Oradaki insanlar orada kalıp şehit olmayı tercih ediyorlar. Bunun etkileri başka şekillerde kendilerini gösterecek. Orada toprağa düşen kan, başka gerçekliği besliyor.
Bu gerçeklik ortaya çıktığı zaman bu kanın altında çok kişi kalır."
Dünyaca ünlü hedge fon yöneticisi Ray Dalio, yeni dünya düzenini değerlendirdi:
-Şu Anda Yaşananların Çoğunlukla Gümrük Vergileriyle İlgili Olduğunu Düşünme Hatasını Yapmayın-
🗣️Para/ekonomik düzen çöküyor çünkü mevcut borç miktarı çok fazla, bu borçların artma hızı çok yüksek ve mevcut sermaye piyasaları ile ekonomiler bu sürdürülemez büyük borçla destekleniyor. Borç sürdürülemez çünkü;
a) çok fazla borçlu olan ve aşırı harcamalarını finanse etmek için borca bağımlı hale gelen borçlu-alıcılar (örneğin ABD) ile
b) zaten çok fazla borca sahip olan ve ekonomilerini sürdürebilmek için borçlu-alıcılara (örneğin ABD) mal satmaya bağımlı olan alacaklı-satıcılar (örneğin, Çin) arasında büyük bir dengesizlik var. Bu dengesizliklerin bir şekilde düzeltilmesi için büyük baskılar var ve bu düzeltme, para düzenini büyük ölçüde değiştirecek. Örneğin, küreselleşmenin azaldığı bir dünyada hem büyük ticaret dengesizliklerinin hem de büyük sermaye dengesizliklerinin olması açıkça mantıksızdır; çünkü büyük oyuncular, diğer büyük oyuncuların ihtiyaç duydukları şeyleri kesmeyeceğine (bu bir Amerikan endişesi) veya kendilerine borçlu olunan parayı ödemeyeceğine (bu bir Çin endişesi) güvenemiyor. Bu, tarafların bir tür savaş içinde olduğu ve kendi kendine yeterliliğin en önemli şey olduğu bir durumun sonucu. Tarihi inceleyen herkes, bu tür koşullar altında bu tür risklerin tekrar tekrar şimdi gördüğümüz aynı sorunlara yol açtığını bilir. Yani, Çin gibi ülkelerin ucuza üretim yaptığı, Amerikalılara sattığı ve Amerikan borç varlıklarını aldığı; Amerikalıların ise bu satın alımları yapmak ve büyük borç yükümlülükleri biriktirmek için Çin gibi ülkelerden borç aldığı eski para/ekonomik düzen değişmek zorunda. Bu açıkça sürdürülemez koşullar, Amerikan üretiminin kötüleşmesiyle daha da sürdürülemez hale geliyor; bu hem ABD'deki orta sınıf işlerini boşaltıyor hem de Amerika'nın giderek düşman olarak gördüğü bir ülkeden ihtiyaç duyduğu şeyleri ithal etmesini gerektiriyor. Küreselleşmenin azaldığı bir dönemde, ticaret ve sermaye bağlantısını yansıtan bu büyük ticaret ve sermaye dengesizlikleri bir şekilde azalacak. Ayrıca, ABD hükümetinin borç seviyesinin ve hükümet borcunun artma hızının sürdürülemez olduğu açıkça görülüyor. Açıkça görülüyor ki, tüm bu dengesizlikleri ve aşırılıkları azaltmak için para düzeni büyük ve yıkıcı şekillerde değişmek zorunda, ve biz bu değişim sürecinin henüz başındayız.
🗣️İç siyasi düzen de büyük eğitim, fırsat, üretkenlik, gelir ve servet seviyeleri ile değerler arasındaki büyük uçurumlar ve mevcut siyasi düzenin bu sorunları çözmedeki etkisizliği nedeniyle çöküyor. Bu koşullar, sağın popülistleri ile solun popülistleri arasında her ne pahasına olursa olsun kazanma mücadelelerinde kendini gösteriyor; bu mücadeleler, kimin güç ve kontrol sahibi olacağı üzerine. Bu, demokrasilerin çökmesine yol açıyor çünkü demokrasiler uzlaşmayı ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalmayı gerektirir; tarih göstermiştir ki, şu anda içinde bulunduğumuz gibi zamanlarda bu ikisi de bozulur. Tarih ayrıca, klasik demokrasi ve klasik hukukun üstünlüğünün otokratik liderliğin önündeki engeller olarak kaldırıldığı durumlarda güçlü otokratik liderlerin ortaya çıktığını gösterir. Şu anki istikrarsız siyasi durum, burada bahsettiğim diğer dört güçten de etkilenecek—örneğin, borsadaki ve ekonomideki sorunlar muhtemelen siyasi ve jeopolitik sorunlar yaratacak.
🗣️Uluslararası jeopolitik dünya düzeni de çöküyor çünkü bir baskın gücün (ABD) diğer ülkelerin takip ettiği düzeni dikte ettiği dönem sona erdi. ABD’nin liderlik ettiği çok taraflı, iş birliğine dayalı dünya düzeni, tek taraflı, güce dayalı bir yaklaşımla değiştiriliyor. Bu yeni düzende, **ABD** hâlâ dünyadaki en büyük güç ve tek taraflı, “Önce Amerika” yaklaşımına geçiş yapıyor. Şu anda bunun, ABD liderliğindeki ticaret savaşında, jeopolitik savaşta, teknoloji savaşında ve bazı durumlarda askeri savaşlarda kendini gösterdiğini görüyoruz
When Turkey's courts ban Erdogan's frontrunning Presidential opponent, the liberal mind rebels and rejects forthwith Erdogan's argument that the law is the law. When France's courts do they same, the liberal mind rejoices & parrots the law is the law. Mind-boggling hypocrisy!
“Mitingde 2 milyon kişi toplandı hem de makarna kömür dağıtılmadan” cümlesindeki elitist, Bekir Coşkun’un “göbeğini kaşıyan adam”ına benzer bir kafa. Demokrasi böyle gelecek he mi?? Bu arada siz cidden Ferit Şahenk’in, Nusret’in falan AKP seçmeni olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Chp boykotuna karşı destek vermek için kahveciye gidiyorlardı, e şimdi Nusret’e nasıl desteğe gidecekler, kemik bile sıyırsan iki bin liradan başlıyor :))
Pff. Harbiden sıktınız abi. Git o videonun yorumlarına bak. Neredeyse tamamı aynı şekilde düşünüyor.
Adam ''alt sınıf toplu katledilmeli'' diyor. Buna rağmen deli dehşet destek alıyor.
Söylediğin örnekleri müslümanlar savunursa o zaman muadili oluyor. Savunuyorlar mı ? Hayır. İlkeri savunuyorlar mı ? Evet. Yaklaşık olarak 3 yıldır filan şunu işleyemiyorsunuz.
Bu sosyoloji böyle. Siz cherry picking diye zırlasanız da böyle. Sadece gerçeğe gözlerinizi kapatmaya çalışıyorsunuz.
O yüzden yüzlerce kişinin olduğu ortamlardan onlarca video düşüyor ve siz her birine ''münferit abi yhaa'' demekten başka cevap vermiyorsunuz.
O otobüs dolusu adamı kimse zorla bir tarikata sokmuyor. Kimse zorla imam hatibe kaydetmiyor. Hayatı boyunca bar disko, içki kumar takılabilir. Bu ikisinin yoluna bile uğramak zorunda değil.
Ama karşısındaki insanların yaşam alanını yok etmeyi kafasına takmış. En azından hayalini kuruyor. Bir tane ya da 100 tane de değiller. Motivasyonu nedir bunların ?
Niye bu adamların böyle bir gündemi var ? Bir sosyolojinin tüm bir ayak takımını sanki gerçek dertleri buymuş gibi ''tarikat imam hatip kapatacaaaaz'' diye dolduran motivasyon ne ? Kim sağlıyor bu motivasyonu ?
Bu sorulardan kaçacağınıza her toplumsal örneğe ''münferit abi yhaaa'' diye cevap vermeye çalışın. Bu toplumu ve dinamiklerini anlayamayacaksınız.
O sebeple bozkırın okumamış adamı sizden siyaseti daha basiretli okumaya devam edecek.
15 yıl sonra bu kızlara ve çocuklarına “yine mi mağdur oldunuz” diyecek kadar da yüzsüz olabilirler.
15 yıl dedim çünkü ; 2009’da Türkiye’de üniversitelere başörtülü girilemiyordu. Serbest bırakıldığında da şu an ki “özgürlükçü(?)”ler baya bir rahatsız oldular. Laiklik elden gitti falan.
He bugün gelseler bunu Türkiye’de tekrar denerler mi ? Başlangıçta sanmam ama ne kadar süre ve miktarda güce sahip olacakları önemlidir.
Kendilerini emin hissettiklerinde zihniyetleri yaklaşık bu videodaki gibidir. Yeterli süre iktidar olsalar her türlü yaşam alanınızı kendilerini tamamen haklı görerek işgal ederler.
Videodaki adamın kendisini ne kadar haklı gördüğünü farkediyorsunuz değil mi ? “Siyasal İslam” filan da diyor.
Tercih ettiğiniz elbisenizle eğitim almanıza müsaade edilmediği bir güç dengesizliği durumunda bile “siyasal islam” gerekçesi ile sonsuz haklı olabiliyorlar.
Bu zihniyet değişmez. Maalesef insan kaynağı da bitmez. Zira tüm bir eğitim müfredatının hedefi bu prototip insan yetiştirmektir. Gericilik, karanlık-aydınlık vs.
İlkokul bilgisi ile donmuş bir zihin ve sıfıra yakın empati kabiliyetine sahip olan bu tipoloji maalesef milli eğitim sisteminin hedef profilidir.
Dolayısı ile böyle bir gürüha buna benzer reaksiyoner bir sosyoloji ortaya çıkar. İçinde yaşıyor olduğunuz ülkenin siyasi özeti de budur.
Batılı bilim insanları doğaya bakarak keşif yapmadılar, Arapların kitaplarına baktılar ve onları çaldılar. Newton bunun en iyi örneğidir. İşte Oxford’ta bulunan eski bir Arapça kitap; kenar notlarında el yazısıyla yapılmış İngilizce çeviri yer alıyor…
Eğer desek ki Avrupa Rönesans Çağı, Arapların Altın Çağı’ndaki başarılarının alınmasıyla başladı, bu sözümüz kesin ve kanıtlanmış bir gerçek olur. Bunu, Avrupalıların Arap diyarlarından getirdiği Arapça kitapların çokluğu, daha da önemlisi bu kitapların Arapça olarak basılıp kendi şehirlerinde okutulması ispatlar. Zira Arapça o dönemde Avrupa’da ilmin diliydi.
Ancak Arapça kitaplar başka şekillerde de kullanıldı. Bu kitaplar, Arap âlimlerinin keşif ve başarılarını çalıp bunları Avrupalı bilim insanlarının adıyla kaydetme yönünde de istismar edildi. Gerçekte Avrupalı bilim insanı doğayı inceleyerek bir keşfe ulaşmadı; bir Arapça kitaba baktı, içindekini aldı ve bunu kendi keşfiymiş gibi yayımladı. Bu durum artık Batı dünyasında da bilinen bir hakikattir.
Bu konuda örnek çoktur. Bunlardan biri de küçük kan dolaşımının İngiliz bilim insanı William Harvey tarafından keşfedildiği iddiasıdır. Ancak sonradan ortaya çıkmıştır ki William Harvey’in yayımladığı bilgiler, İbnü’n-Nefis’in “Şerhu Teşrîhi’l-Kânûn” adlı eserinden alınmış ve orada bu keşif ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.
En iyi örnek ise Newton’un yaptığı intihallerdir. Burada sadece onun hareketin üç yasasını Arapça kitaplardan çaldığını göstermekle yetineceğim. Söz konusu üç yasa şunlardır:
Newton’un 1. Hareket Yasası:
“Bir cisim, üzerine dışarıdan bir kuvvet etki etmedikçe, ya durgun kalır ya da düzgün doğrusal hareketine devam eder.”
Bu yasa, İbn Sînâ’nın “İşârât ve Tenbîhât” adlı eserinden alınmıştır. İbn Sînâ şöyle der:
“Bilirsin ki, bir cisim kendi doğasına bırakıldığında ve dış etkilerden arındığında, belli bir yerde ve belli bir biçimde bulunmak zorundadır. Çünkü doğası, o durumu gerektirir.”
Newton’un 2. Hareket Yasası:
“Bir cismin ivmesi, ona etki eden kuvvetle doğru orantılıdır.”
Bu yasa, Fahreddin er-Râzî’nin “el-Mebâhişü’l-Meşrıkıyye” adlı eserinden alınmıştır. Orada şöyle denir:
“İki cisim hareket etme kabiliyetinde farklılık gösteriyorsa, bu fark hareket eden şeyden değil, uygulanan kuvvetin farklılığından kaynaklanır. Çünkü büyük cisimdeki kuvvet, onun bir parçası olan küçük cisme göre daha fazladır. Zira küçük cisimdeki şey, büyük cisimde de vardır; hatta fazlasıyla vardır.”
Newton’un 3. Hareket Yasası:
“Her etkiye karşı, eşit büyüklükte ve zıt yönde bir tepki vardır.”
Bu yasa da Fahreddin er-Râzî’nin aynı eserinden alınmıştır. Râzî şöyle der:
“İki kişi tarafından eşit kuvvetle çekilen bir halka ortada sabit kalıyorsa, şüphe yok ki her biri, diğerinin etkisini dengeleyen bir kuvvet uygulamıştır.”
René Descartes de, İmam Gazâlî’nin eserlerine benzer şekilde uzun dipnotlar düşmüştü. Bu konuyu araştırmak isteyen Mısır Evkaf Bakanı Dr. Mahmud Zakzuk, bu alanda doktora yapmak istemiş ancak Alman yetkililer buna izin vermemişti.
Ben FluTv’yi baya uzun süredir takip ediyordum. Bazı içeriklerini eğlenceliğine, bazılarını beğendiğim, bazılarını ise eleştirdiğim için.. kurucusunun son söylemleri elbette beni çok rahatsız etti.. ama tutuklama?
Tekrar merhaba,
Maalesef İlker Canikligil tutuklandı.
Morali yerinde, bir noktada bu yanlışlığın farkına varılacağından bizim kadar emin. Süreçte bize ulaşan seyircilerin, takipçilerin, arkadaşlarımızın ve ailelerimizin iyi dileklerini, desteklerini ilettik, hepinize teşekkür ediyor. İyi niyetle ve berrak zihinle adli süreci takip edeceğiz.
FluTV yayınlarına devam edecek.
Gelişmeler oldukça haberleşmek üzere.
Sevgiler.
Trump hükümeti kendi resmi bursu Fulbright'ı kazanan Tufts doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk'ü iftara giderken ve annesiyle telefonda konuşurken "kaçırıyor". Sebebi: İsrail'i eleştirdiği bir makale. Öğrenci vizesi iptal edildi, sınırdışı edilmek isteniyor.
"Biz Türklerde kişileri devlet zengin eder ve yine devlet onun malına el koyar (müsadere eder.)
Bu nedenle Osmanlıda zengin yoktur.
Halkın içinden zengin bir grubun çıkarak devleti yönetenlere rakip olmasına devlet izin vermiyor bizde."
Bir PYŞ; bir enerji şirketinin tahtasında halka açık payların neredeyse %30’unu, yaklaşık 10 gün “hazırlık” yaptıktan sonra 2 günde verdi. (O 10 günde değer kaybı %50ye yakın.) artık kimin malıysa. yazık, hem tahtaya-diğer yatırımcısına; hem de PYŞ’de parası olan diğer kişilere.
Eskiden “vekâletle hesap kullandırma” diye bi fiil vardı SPKn’da. Bunun yerini PYŞ’ler aldı. Eskiden “mal taşıyan şahıs hesapları” olurdu. Onların da yerinde PYŞ’ler var. Hepsi de vizyonsuz idareciler yüzünden peydah oldular..
“POST-TRUTH” da geçti, artık “POST-VIRTUE” dönemindeyiz
“Hakikat-Sonrası” dönemden “Erdem-Sonrası” döneme girdik..
Dünya artık başka bir yer!
Posttruth da bitti.. Doğru olarak anlatılanın gerçeklikle bağının koptuğu dönemi bitirdik.
Artık yeni dönemde “erdem nezaket bile değil”.
Bu dönemin adı artık “teknolojinin distopik erdem-sonrası”.
“Technodystopian Post-Virtue”
11 senedir portföyümde bulunan bir şirketin marjlarında son 2 yılda meydana gelen düşüşü bekliyordum ama yine de hayretle bakıyorum. Sınai endeks toparlanmadan BİST toparlanmaz. (20.000 de olsa görüşüm değişmez.)
Eskiden “fin-twit alemi” yokken, haftalık yayımlanan dergiler vardı. O dergilerde yazanlar, bugün piyasada olan çoğu şirketin bilançosuna bakıp tek atışla “cirosu kadar borcu var” derlerdi. Bilançolar o kadar kötü ki, çoğu şirketin ömür billah hikayesi borç çevirmek olacak.
Eskiden “vekâletle hesap kullandırma” diye bi fiil vardı SPKn’da. Bunun yerini PYŞ’ler aldı. Eskiden “mal taşıyan şahıs hesapları” olurdu. Onların da yerinde PYŞ’ler var. Hepsi de vizyonsuz idareciler yüzünden peydah oldular..