"Demokrasiden
Geriye Dönüş Olmayacaktır..."
- Muhterem Hocaefendi'nin
GYV Açılış Konuşması
29 Haziran 1994
1994 Hayat Kronolojisi
https://t.co/oVqmJohDut
Televizyon Röportajları
https://t.co/EMVKIHsDLg
Murtaza Özdemir ve Mesih Gülen'e Sorular
25 Temmuz akşamı önüme bir yayın düştü. Murtaza Özdemir bir Space açmış, Mesih Gülen'le sohbet ediyor: "Mesih Abiyle Sohbet-Hatıralar". 511 kişi dinledi, bir saat sürdü. Ben de dinledim. Mesih Gülen yine aynı şeyi söyledi. Bu dava sadece bir imzayla ilgili. Vasiyetteki imza ağabeyine ait mi, değil mi — mesele bundan ibaret. Ve yine destek istendi. Bu cümleyi ilk kez duymuyoruz. Nisan 2025'te dava açıldığından beri kamuoyuna anlatılan hikâye hep bu: bir kardeşin, ağabeyinin imzasını temizleme mücadelesi. "Kardeşimin kavuğuna leke sürdürmem." Bu hikâyeye bin küsur insan inandı ve para verdi. Kimi yüz dolar, kimi bin.
Yayından kendime birkaç soru not ettim. O zaman adım adım gidelim ;
Mesih Gülen, son açıklamasında davanın "sadece vasiyetteki imzanın sahte olup olmadığıyla ilgili" olduğunu söyledi ve bir kez daha yardım talebinde bulundu. Oysa mahkemeye sunulan dilekçelerde ve kamuoyuna açıklanan avukat gider dökümünde, imza meselesini aşan birçok konu yer alıyor: akıl sağlığı ve tasarruf ehliyeti, tıbbi kayıtlar, banka kayıtları, tapu araştırmaları, ifade (deposition) hazırlıkları. Öte yandan, Eylül 2025'te başlatılan bağış kampanyasında bugüne kadar yaklaşık bin kişiden 110.000 doların üzerinde para toplandı; hedef 26 Temmuz 2026'da 150.000 dolara çıkarıldı — ancak Ekim 2025'te verilen "harcamaların dökümünü açıklayacağız" sözü bir daha hiç yerine getirilmedi. Bu çerçevede, aşağıdaki soruları kamuoyu adına soruyoruz.
---
Murtaza Özdemir'e Sorular
Murtaza Özdemir ne iş yapıyor? Geçimini nereden sağlıyor? Avukat masrafları için GoFoundMe aracılığıyla toplanan paradan pay alıyor mu?
Paralarınızın bittiği ve bu nedenle bağış topladığınız yönünde iddialar var. Oysa kampanyada 110.000 doları aşkın para toplandı ve avukata 89.000 dolar ödendiği kendi yayımladığınız gider dökümünde görülüyor. Bu kapsamda şu soruları yanıtlayabilir misiniz?
1. Başlangıçta gerçek kimliğinizi gizleyerek "Adem" ismini kullandığınız iddia ediliyor. Daha sonra Mesih Gülen'in (MG) açtığı davada avukat yardımcısı olarak görev yaptığınız ortaya çıktı. Bu hukuki süreç için toplanan paralardan herhangi bir ödeme aldınız mı? Aldıysanız ne kadar aldınız? Gider dökümünde paralegal ve "litigation support" saatleri faturalandırılmış görünüyor; bu kalemlerin bir kısmı size mi ait?
2. Mesih Gülen, yalnızca vasiyetteki imzanın gerçek olup olmadığına ilişkin dava açtığını söylüyor. Ancak dava dilekçelerinde HE'nin akıl sağlığı, tasarruf ehliyeti, aşırı etki (undue influence) ve dolandırıcılık gibi birçok farklı iddia yer alıyor; avukat faturasında da tıbbi kayıt incelemesi, banka kayıtları ve hastane/tıbbi subpoena kalemleri bulunuyor. MG’nin İngilizce bilmediği için dilekçeleri ve diğer hukuki belgeleri sizin hazırladığınız belirtiliyor. Bu ek konuları MG'nin bilgisi ve onayıyla mı dosyaya eklediniz, yoksa bu sizin tercihiniz miydi?
3. Kampanyanın para yönetiminde rolünüz var mı? 26 Ekim 2025'te "bir sonraki açıklamada harcamaların dökümü verilecektir" sözü verilmesine rağmen, dokuz ay boyunca tek bir açıklama yapılmadı; GoFundMe sayfasında da sıfır güncelleme var. Gider dökümünün (Google Sheets) varlığı neden kamuoyundan saklandı? Toplanan 110.000 dolar ile avukata ödenen 89.000 dolar arasındaki fark (platform kesintisi hariç yaklaşık 12–13 bin dolar) nerede duruyor? Osborn Associates bilirkişi ücretleri neden dökümde görünmüyor?
4. "İmkânım olsa herkese dava açarım, herkesi ifadeye (deposition) çağırırım" şeklinde açıklamalar yaptığınız söyleniyor. Bu yaklaşımınızın sebebi nedir? Kendinize yeni hukuki süreçler mi oluşturuyorsunuz? Ayrıca, geçmişte Ebu Seleme ve Fatih Yanık gibi isimlerle de önce iyi ilişkiler kurup, daha sonra anlaşmazlık yaşadığınız iddia ediliyor. Uzun vadede sağlıklı bir ilişki sürdürebildiğiniz kişiler var mı?
---
Mesih Gülen'e Sorular
1. Oturduğunuz ev dâhil birçok temel ihtiyacınızın hâlen hizmet gönüllüleri tarafından karşılandığı ifade ediliyor. Buna rağmen neden maddi destek talebinde bulunuyorsunuz?
2. Kasım 2025 dolaylarında toplanan paranın yaklaşık 60.000 dolar olduğunu açıklamıştınız; bugün kampanyada 110.000 doları aşkın para görünüyor ve hedef 150.000 dolara yükseltildi. "Şeffaf olacağız, paranın nereye harcandığını kamuoyuna açıklayacağız," demiştiniz. Aradan geçen 9 ayda neden tek bir açıklama yapmadınız? Para miktarı arttıkça yardım talebinin de artarak sürmesinin nedeni nedir? Toplanan para ile avukata ödenen 89.000 dolar arasındaki farkın akıbetini açıklayacak mısınız?
3. Davanın yalnızca vasiyetteki imzayla ilgili olduğunu söylüyorsunuz. Ancak mahkemeye sunulan dilekçelerde HE'nin akıl sağlığı, tasarruf ehliyeti, hastane/tıbbi kayıtlar ve başka birçok konu yer alıyor; gider dökümünüzde ise tıbbi kayıt incelemesi ve banka kayıtları için ödenen ücretler görülüyor. Bu belgelerin içeriğini biliyor musunuz? Tüm bu iddialardan haberdar mısınız?
4. Bir yandan mirastan herhangi bir talebiniz olmadığını söylüyorsunuz, diğer yandan vasiyetteki imzanın gerçek olup olmadığının tespiti için dava açıyorsunuz. Bu davayı açmaktaki amacınız nedir? Bu dava için 100 bin dolardan fazla masraf ettiniz. Yetmediği için 50 bin dolar daha para talep ediyorsunuz. Bu davayı kazandığınız takdirde vasiyet iptal edilip, miras aileye kalacak. Mirasın tamamını bile almış olsanız, sizin payınıza düşen kısım avukat masraflarını karşılamayacak.
5. "Etrafımda kimse kalmadı," diyorsunuz. Buna rağmen sizi defalarca uyardığını söylediğiniz hizmet dostlarınız yerine, hizmetle sorun yaşadığı bilinen Murtaza Özdemir ve Hakan Çiçek gibi isimlerle birlikte hareket etmeyi neden tercih ediyorsunuz?
6. Davanın artık yalnızca imza meselesiyle sınırlı kalmadığının farkında mısınız? Kendi açıklamanızda interrogatories, belge talepleri ve ifadelerden (depositions) söz ediyorsunuz. Yoksa Murtaza Özdemir'in yönlendirmesiyle süreç farklı bir yöne mi kaydı? Bu dava nedeniyle ortaya çıktığı iddia edilen maddi ve manevi zararların farkında olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Elhamdülillah..
Âzîz Hocamıza böyle yeğenler ve bize böyle yol arkadaşları veren Allah'a sonsuz şükürler olsun. Her ne kadar Kabil tıynetli bir kaç kişi olsa da çoğunluğu böyle.
"Baş eğmezüz edâniye dünyâ-yı dûn içün,
Allâh'adır tevekkülümüz i'timâdumuz."
Rûhun şâd olsun Bâkî.
İki yıl cezaevinde tutulan ağır hasta mahpus Abdülalim Kaya (83), 20 Temmuz'da Siirt'te tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
Yüzde 93 engelli raporu olmasına rağmen Kaya'yı 23 ay hapiste tuttular.
Tekerlekli sandalyeyle hastaneden hastaneye götürdüler. Böbrekleri iflas etmişti. Kulağı duymuyordu. Prostatı, kalp rahatsızlığı vardı… Son yılları nefroloji, nöroloji, üroloji ve kardiyoloji servislerinde geçti.
Bir görüş gününde evlatlarına (10 çocuğu vardı) defalarca aynı cümleyi söyledi:
“Ben burada öleceğim. Artık dayanamıyorum. Yapamıyorum. Geceleri uyuyamıyorum.”
Yok…
Bırakmadılar.
28 Şubat 2025’te denetimli serbestlikle tahliye edildi. Sadece 17 ay özgür yaşayabildi ve gitti.
Elinize ne geçti?
Bu kadar hasta ve bu kadar yaşlı bir insanı aylarca cezaevinde tutunca ne değişti? Adaleti mi sağlamış oldunuz?
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diye süslü cümleler kurmayı çok iyi biliyorsunuz. Ama iş uygulamaya gelince aynı hassasiyeti göremiyoruz.
Hasta mahpuslar bir an önce tahliye edilmeli. Özellikle yaşlı ve ağır hasta olanlar…
70’inde, 80’inde bir insan artık ömrünün son dönemini yaşıyor olabilir. Bırakın aileleri baksın. Son nefeslerini evlerinde, sevdiklerinin yanında versinler.
Abdülalim Kaya gibi ağır hasta olan Tekirdağ’da tutuklu Abdullah Tırpan (73) tahliye edilmiyor. 71 yaşındaki Mehmet Şirin Çelik ise iki kez yoğun bakıma kaldırılmasına rağmen hâlâ cezaevinde tutuluyor.
İnsanlara “evinde ölmeyi” bile çok gören bir adalet sistemi var.
https://t.co/n9InkV5EQ5
Cem Küçük bana çok iftira atmıştı. Aleni yalanlarından birini yargıya taşımıştım. Duruşmada yalancılığı tescillendi. Ama rejim hakimi bile “ iftira var ama tazminata gerek yok” deme durumunda kalmıştı.
ṢU TAG'A BİR EL ATSAK GÜZEL İNSANLAR
Cizre'de Öğretmenlik yaparken KHK ile atılıyor,tutuklanıyor ve hapsediliyor.
Giresun'daki ailesi görüşe giderken trafik kazası geçiriyor ve hepsi ölüyor.
Öğretmene 4 gün izin veriliyor ve ailesinin başında böylece oturuyor
#TenkildeOnYıl
Duyuru: muhterem arkadaşlar birisi benim adıma Mesih abiye yardım diye para yatırmış, o ben değilim, kim olduğunu da bilmiyorum, sildirmek için Twitter’a müracaat da ettik ama sildiremedik, sildirmek için yazdigimiz not da aşağıdadır, saygılarımla arz ederim.
İsmail Büyükçelebi’ye düşman olacak tanıdığım bir isim var. Murtaza.
Murtaza’nın çöktüğü evde hakem heyeti kurduğu ve Murtaza’nın bir harami olduğunu heyet kararı ile sabit hale getirttiği için Murtaza adama zaten bilenmiş.
Murtaza daha önce de İsmail abi hakkında ileri geri konuşmuştu zaten.
Ben bu itibar suikastinin sorumlusunun Harami Murtaza olabileceğini düşünüyorum.
Aldığım yer her ne kadar şer vazifeli bir troll hesap olsada daha önce başka bir yerde görmediğim bu kaydı meraklıları için paylaşmak istedim. Büyüğümüz, Üstad’ın en birinci talebeleri tarafından bilinir ve takdir edilirdi. Züheyr ve Tahiri Mutlu abi dahil