10 gündür tutuklu olan Sendikamız Genel Başkanı Gökay Çakır ve 5 gündür açlık grevinde olan Başaran Aksu tahliye edilmiştir.
Madenciler başta olmak üzere tüm işçi sınıfının gözü aydın. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz!
5 gündür açlık grevindeki Başaran Aksu'dan not var.
Ankara yolunu açan madenciler, Külliye'nin yolunu açmasın diye cezalandırılmaya çalışılıyor. Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Başaran Aksu 10 gündür tutuklu!
Hesabı 2. kez kapatılan SoL Haber portalının yeni X hesabı: @soLHaber2026 Takibe alalım, yaygınlaştıralım lütfen. Halka yalan söylemek suçtur. Susturamazsınız! İzin vermeyeceğiz!
Başaran ile görüşten yeni çıktık. Herkese çok selamları var,morali iyi. 31.08.2026 saat 17:00 den beri açlık grevinde,sadece şeker ve tuz ile idare ettiğini başka birşey verilmediğini söyledi. 2 adli tutuklu da kendisine destek olsun diye açlık grevine başlamış.
Başaran Aksu'nun açlık grevini bitirmesi için taleplerinin görünür hale gelmesi için rica etsem RT yapar mısınız? Bunu yayabilir miyiz lütfen.Acil hepimizin desteği gerekiyor.
18 günde 8 kez gözaltına alınan, serbest kaldığında direnişe devam eden, hiçbir yere gitmeyen Başaran Aksu, "kaçma" şüphesiyle tutuklandı! Başaran Aksu ve Gökay Çakır'ın tutukluluğuna itiraz dilekçesinde 300 avukatın imzası var. Aksu açlık grevine başladı!
Süleymancılar’ın servetini üç yıldır anlatırken bize din düşmanı diyenler şimdi “Alihan Kuriş suç örgütü” diye yazıp çiziyor, demediğini bırakmıyor. Süleymancılar, Menzil, İsmailağa ve dahası… Hepsi birbirinin aynı, ne zaman anlayacaksınız? Tarikat, ticaret ve siyaset üçgeni
Aramızdaki fark bu işte!
Bir arkadaşımız alınınca gidip Adliye önünde ses yükseltiriz çünkü biliriz ki gazetecilik namusunu lekeleyecek hiçbir şey yapmamıştır.
Yıllarca ekranlarda beraber çanak yaladıklarından bir tanesinin, lehine tek cümle kurduğunu duydunuz mu?
Duyamazsınız!
Küba'dan bir çığlık yükseliyor !
DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP: Küba'dan bir kadın, kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.
--- Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:
İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı. Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok. Ben sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş, bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla, titreyen ellerle yazıyorum; çünkü halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil. Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen, yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.
Ve dünya başka yöne bakıyor.
👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum; çünkü abluka, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil. Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor. Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor. Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor. Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---
👶 ÇOCUKLARIM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yenidoğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?
🍽️ KASITLI AÇLIĞA KARŞI SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil. Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar. Bense buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.
ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN BİR ÇAĞRI:
Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.
🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:
Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.
Hayırseverlik istemiyoruz. Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.
Sessiz kalarak buna ortak olan hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.
Yalan söyleyen medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.
Yaptırımlara imza atan cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.
Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın. Ona neler yapıldığına bakın. Ve kendinize sorun: Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?
---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden; pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay
Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.
Bu bir HAYKIRIŞ. Ve haykırışlar kendine saklanmaz. Onlar DUYULUR. Onlar TEKRARLANIR. Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.
Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.
PAYLAŞIN.
Ki dünya, Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.
Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin; burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar bilsin; burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği ilaçları beklerken can veriyor.
Ki bu duruma ortak olan hükümetler utanç duysun.
Ki yalan haber yayan medya organlarının saklanacak yeri kalmasın.
Ki sorumlular, SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.
Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası—işte onlar değiştirir.
"Türkiye'de kimin alınacağına Erdoğan, kimin salınacağına da Trump karar veriyor!"
"Yeni parti konusunda kimse endişe etmesin, geç kalınmış bir şey yok!"
"Bize ayrılan kötülüklerin sonuna geldiğimizi düşünmüyorum!"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'le özel röportaj 5'te #x#facebook #youtubelive 'da...
"...sessizce çekip gidiyorum şimdi,
sessiz ve kimliksiz...
Belki yine gelirim,
sesime ses veren olursa bir gün..."
Mülkiyeliler Lokali mevcuttan 1, şiirden çok kişi eksildi bu akşam...
Eyvallah Ahmet abi, eyvallah...
#AhmetTelli