Kendini bilmek hayattan ne istediğini bilmektir ve hayata ne vermek istediğini de. İyi, doğru ve güzelin anlamını bilen, kötüye, yanlışa, çirkine tahammül edemez.Yaşanan sorunların kaynağını; bilmemek oluşturur.Bilmek kişiyi özgürleştirir ve istediği hayatı yaşama cesareti verir.
Şıkları olmayan bir soruyu, sorunu çözebilme becerisidir hayat ve ne kadar çözüm üretebilirse insan o kadar huzurlu olur. Kendi çözümün, kendi hayatındır.
Bugünü güzelleştirmek için kim ödüllendiriyor kendini içtenlikle
Daha huzurlu olmak için kim şikayet etmekten vazgeçiyor
Beklenti içinde olmadan kim sevebiliyor
Yargılamadan kim olduğu gibi kabul etmeye çalışıyor karşısındaki insanı
Kim yaptığı yanlış için özür diliyor kendindn
İyilik yapma mecburiyeti ödüllendirme sistemine bağlı olarak geliştirildiğinde,insanın kendi özü devre dışı kalır. Özü ile iyilik yapan bir kişi mecburiyete tabii değildir ve mecburiyeti önemsemez. İyilige maruz kalanlar ise köleleştirilmeden özgürleştirilmiş olur.
Okumak; anlamak için mi?
Bilmek için mi?
Sevebilmek için mi?
Kendini bulmak için mi?
Değerli !!!
Kendini bulmayan insan, sevemez...
Sevme becerisi olmayan kişinin bilmesi anlam taşımaz.
Anlamak; bilmenin ve sevmenin ilk adımıdır...
Hiç kimse, kimseyi kendini hapsettigi zindana mahkum edemez. Kendini zindandan kurtarmak isteyenin, bir kurtarıcı beklemesi de kendine ihanettir. Bu yüzden kişi gözlerini açıp, gün yüzüne bakıp bütün renkleri görmeye çalışmalı ve kendi renklerini ortaya çıkarmak için çabalamalı.
Sonsuz evrende, sonlu yaşama mahkum olan insan, mahkum olduğu sonluluğuna kendini kurban ederek, gerçeklerden kaçarak, doğasına aykırı yaşayarak ödüyor. Tam tersi olması gerekirken...
Her an değişim içindeyiz, hücrelerimize kadar. Evren, yıldızlar, dünya, bilinmeyen, bilmediğimiz, bilemediğimiz, bilmeye henüz teşebbüs edilmemiş bilgi kaynakları sürekli değişim içinde.Hep değişiyor. Değişime karşı olanlar bile, farketmeden,farkında olmadan ama kabul etmeyerek.
Bir kişi yetişkin bir insan oluncaya kadar, ne kadar çok kalıplara giriyor, girmek zorunda kalıyor. Şanslı olanlar, yani kendi gerçekliklerinin peşine düşenler ömür boyu bu kalıpların içinden çıkmak için, kendini yaşayabilmek için mücadele ediyor ve biz buna yaşamak diyoruz.
En büyük yüzleşme etrafında kimse kalmadığında yapılır ya da kalabalıkta boğuldugun da.
Huzur etrafını kendinle doldurduğunda başlar.
En güzel dostluklar kitap okumaya başlayınca başlar.
En güzel dostlar;yazarlar, şairler, sanatçılar,filozoflar yani kendini anlamaya çalışanlar.