Gencecik bir insanın ölümünden %100 sorumlu olan Zehra Kınık’ı, babasının nüfuzundan dolayı mahkemede böyle koruyan polisler, öğrencilere gelince eyleme katıldı diye işkenceyle göz altına alıyor.
Buyrun size adalet, buyrun size eşitlik.
Durum ODTÜ’de sanılandan çok çok daha kötü. Sayısız arkadaşımızdan haber alamıyoruz, bir sürü gözaltı var. Arkadaşlarımız işkenceye maruz kalıyor. İçeriye basın alınmıyor. LÜTFEN SESİMİZİ DUYURALIM #ODTÜAblukada#ODTÜDireniyor
Yakın arkadaşım Temmuz Akyol, 23 Mart 2025 Pazar günü Saraçhanede yapılan eylemlerde, hiçbir sebep olmaksızın sadece yürüyüşe katıldığı için gözaltına alındı. Bugün yani 26 Mart Çarşamba günü Çağlayan Adliyesinde alınan karara göre tutuklandığı açıklandı. Sizden tek ricam +
gezi’de dokuz yaşındayken balkonda tencere tava çalarken aşağı kepçe düşüren oğlum şu anda odtü’de arkadaşlarıyla kol kola ülkesine sahip çıkıyor. ruhları gezi’den, maskeleri pandemiden kuşak gözlerinizden öpüyoruz.
Senin bir yüzükle çıktığın bu yolda, yurt içinde, yurt dışında hesabını zerresi için bile veremeyeceğin tonla leken varken benim üç nesildir biriktirdiğim varlığıma, işime ve emeğime göz koyuyor; namusumuza, haysiyetimize söz ediyor, evlatlarımın geleceğini gasp ediyorsun. Bütün bunları bir avuç niteliksiz insanla yapıyorsun. Bu işin içinde olan herkes kirlidir.
Ben milletime söylemiştim ve uyarmıştım. Diplomama el koyan bu akıl, sizin malınıza, namusunuza, mülkünüze çöker ve her türlü gaspı, tecavüzü yapar. Milletçe bu kötülüğün karşısında olmalıyız. Milletime çağrımdır. Millet büyüktür.
Bir çağrım da yargı mensuplarına. Yüce Türk Yargısının namuslu, ahlaklı, milletine hizmet aşkı yaşayan on binlerce savcısına, hakimine haykırıyorum. Siz ayağa kalkmalı ve bu Türk yargısını perişan eden, bizi bütün dünyaya rezil eden, itibarımızı yerle bir eden bir avuç meslektaşınıza tedbir almalısınız. Yüce Türk Yargısına güveniyorum. Sessiz kalamazsınız, kalmamalısınız.
Son olarak AK Parti’de görev yapan ve iktidar ittifakı olan tüm siyasilere sesleniyorum. Bu olaylar partilerimizi, siyasi ideallerimizi aşmıştır. Artık süreç sizin aileleriniz başta olmak üzere milletimizi ilgilendirmektedir. Sesimizi çıkarmak günü gelmiştir.
Bu topraklarda “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye bir söz olmaz, olmamalı. Herkesin “bana dokunmayan yılan dahi, bu topraklarda barınamaz” diyerek sesini yükseltmesini diliyorum.
Milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.
Güvenpark’ta eylemde olan yüzlerce üniversiteli, Söğütözü’nde polisin saldırdığı ODTÜ’lülerin yanına gidiyor:
“Direnişlerimizi birleştiriyoruz, her yer ODTÜ, her yer direniş!”
“Hükümet istifa!”
Sizlere “amaan ne olursa olsun, bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen Alman ekspresyonist ressam Emil Nolde’den bahsedeceğiz. Nolde, başlangıçta N*zi ideolojisine sempati duyduğunu ifade ederek iktidara şirin gözükmeye çalışıp rejimle uzlaşabileceğini düşünmüştü. Bir süre her şey yolunda gitti. Daha doğrusu sıra ona gelmeyene dek desek yeridir. 1937 günü sabahı N*zi yönetimi, birden Nolde’nin eserlerini “yozlaşmış sanat” (Entartete Kunst) kategorisine dahil ederek sergilenmesini yasakladı ve 1.000’den fazla eserine el koydu. Nolde, sessiz kalarak veya rejime karşı net bir duruş sergilemeyerek kendini koruduğunu sansa da, sonunda kendi sanatı da bu baskıdan nasibini aldı…
ÜLKEMİZDEKİ SANATÇILAR, OYUNCULAR ALO! NEDEN SUSUYORSUNUZ, SIRA SİZE GELİYOR! İKİ KELAM ETSENİZE. Çıkın artık şu konfor alanlarınızdan. Yarın çıkacağınız sahneniz olmayacak farkında mısınız? Apolitiklik falan değil bu artık. Bile isteye korkmak, KORKAKSINIZ HEPİNİZ. #Ekremİmamoğlu