Her kimin üç kızı olur, bunlar için sabrederse ve malından onları giydirirse o kızlar o kimse için cehennem ateşine perde olur.
(İbn Mâce, Edeb, 3)
Serhend Takvim
Akıl gider âr olur
Varı târumâr olur
Varlık gamından geçer
Gönül yâra yâr olur
Sundun yâ sâkî demi
Yarama urdun emi
Yârın olup mahremi
Gönül yâra yâr olur
Osman Hulusi Efendi (k.s.a)
Adamların kurduğu platformlarda tebliğ yapmaya çalışıyoruz. Her gün standart takipçi siliyorlar. Otomatiğe bağlamışlar.
Peygamber efendimiz (sav) Medine’ye hicret edince ilk işlerinden biri yahudi pazarına alternatif bir yer kurdu.
Hikmeti varmış.
Abdülhamid han hazretlerine muhalefet-bildiğimiz kadarıyla- gayri Müslim ve gayri milli olan kimselerin
bir de dinde reformcuların adetidir. Bu zatın Abdülhamid han fobisinin kaynağını merak ettim.
Kul kusursuz olmaz. Allah hepimizi bağışlasın.
Ancak, Bu vatanın son 33 senesine dam ga vurmuş ikinci Abdülhamit han gibi bir Halifeyi, Cumhuriyetin en sancılı döneminde tefekkür hayatımızı ihya eden Necip Fazıl Kısakürek gibi bir şairi ve tarihimizle ilgili hakikatlerin ortaya çıkmasında fedakarca çalışan Kadir Mısıroğlu gibi bir tarihçiyi topluca ve sistematik şekilde kötüleyen bir kimse ile aynı safta durmam ve tenkitlerine susmam.
Ve sorarım: Arkadaş! Sen bu millet için nelerini feda ettin, hangi mücadeleyi verdin de o kahramanları diline doluyorsun?
İkinci Abdülhamit Han çökmekte olan bir imparatorluğu 33 yıl ayakta tutmuştur. Kimsenin canına kıymamıştır. Hatta başına gelenler onun aşırı merhametinden kaynaklanır. Onu istibdatla suçlayanlar daha sonra istibdatın ne olduğunu bizzat yaşayarak öğrenmişler ve arkasından pişmanlık şiirleri yazmışlar. Mektepler kurmuş, demiryolları gibi yatırımlar yapmış.
Onun kıymeti ve büyüklüğünün ölçüsü şudur:
Onu tahttan indirenler, on sene içinde imparatorluğun tasfiye edilmesine sebep olmuşlardır. Arnavutluk, Makedonya, Selanik, Suriye, Irak, Hicaz, Filistin vatan topraklar dışında kalmış. Milli mücadeleyle ancak Anadolu ve Trakyayı kurtarabilmişiz. Karşılığında neleri feda ettiğimiz herkesin malumudur.
Biz kimsenin şahsi kusurlarıyla ilgilenmiyoruz. Allah’la kendi aralarında.
Vatanımıza , Miletimize veDevletimize ne hizmeti geçmiş biz ona bakarız.
Abdülhamit hanı seviyoruz ve dua ediyoruz.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’e gelince:
İslâm’dan bahsetmenin mümkün olmadığı ve Müslümanların tahkir edildiği bir dönemde önce tövbe edip batıldan hak cephesine gelmiş sonra da kalemiyle, nefesiyle Hakk’ın mücadelesini vermiş bu uğurda bedel ödemiş bir kahramandır. Üniversite yıllarında kendisini dinlemek bize de nasip olmuştur.
Samimi gayretlerini Allah bereketlendirmiş ve öncü bir milli, Müslüman fikir gençliğinin yetişmesine vesile olmuştur.
Kendisinden sonra gelen Fikir hayatımızdaki müessir düşünce adamlarımızın, münevverlerimizin manevi babası sayılır.
Onun hidayetine vesile olan ve yetiştirip fikir meydanına salan S. Abdülhakim Arvasi hazretlerinden Allah razı olsun. Üstadın hizmetlerini makbul, seyyiatını mağfiret eylesin!
Bizim onları sevmemiz ve müdafaa etmemiz Allah içindir, İslâm dinine ve Müslümanlara hizmetleri hesabınadır.
Ey Onların şedit münkirleri!
Sizin muhalefetinizin sebebi nedir?
Bakın bakalım, ne hesabınadır?
Kadir Mısıroğlu abimize gelince:
Hakkında çok şey söylenebilir. Nevi şahsına münhasır bir insandı. Üslubu tartışılabilir, Ancak katıksız bir İslâm mücahidiydi. Tarihi hakikatlerin ortaya çıkması için mücadele etti. Emri Maruf’u nehyi münkerle birlikte yaptı. Başkalarının tenhada konuşmaya korkacağı hakikatleri O büyük bir cesaretle aleni olarak haykırdı. Bunun bedellerini şahsen ve ailecek ödediler. Münferiden mücadele etti, riskli mevzularda çalıştığı için -kimse zarar görmesin - diye bir cemaat bağlantısı olmadığı gibi arkasında topluluklar oluşmasına da müsaade etmedi.
Kadir abinin ilmi donanımının, zekâsının ve ferasetinin zekatı bütün muhaliflerine ve münkirlerine dağıtılsa onları abad eder.
Osmanlı aşığı, milliyetçi/ mukaddesatçı bir mütefekkirimizdi. Onun öngörülerinin bir çoğu gerçekleşti. Bir kısmı da zamanını bekliyor.
Allah rahmet eylesin, hatalarını mağfiret eylesin, ömrünü feda ettiği gayelerini tahakkuk ettirsin. Ruhu şadolsun.
Aleyhinde konuşanlar önce kitaplarını okusunlar ondan sonra konuşsunlar.
Serhend Takvimi
Tarikat, şeriatın üstünde kurulmuş takva makamıdır. Şeriatsız tarikat olmaz. Şeriat kök, tarikat gövde, amel ise meyveleridir. Bu üçü şarttır. Kök olmazsa gövde ayakta duramaz. Gövde olmazsa meyve olmaz.
Gavs-ı Sânî [kuddise sırruhû]