Kimsenin şüphesi olmasın; hukukunu müdafaa edemeyecek tarihi büyüklerimizin savunmasını tarihçiler ve tarih bilenler yapacaktır. Bu sene Atatürk’ün ölümünün 85. yılını idrak edeceğiz; anısı hâlâ böyle baş tacı edilen bir başkası yoktur. Hayatının hiçbir safhasında zamanın ve zeminin olumsuzluklarına teslim olmayan Atatürk’ü tartışmak kimsenin haddi değildir.
Anadolu’dan asla çıkmayacağımızın belgesi olan 26 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin yıldönümünün yaklaştığı şu günlerde başlayan tartışma tarihin hiçbir zaman geride kalmadığının göstergesidir.
Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Bu gerçeği dünyanın önde gelen tarihçileri kabul etmekte ve kitaplarında detaylarına girmektedirler. Sağlığında ve ölümünden sonra tüm dünyaya örnek gösterilen bu tarihi şahsiyet dün olduğu gibi bugün de sahipsiz değildir.
Mesele sadece uluslararası bir şirketin çektiği diziyi yayından çekmesi değil, yakın tarihimizin ülkemizin kurucusu Atatürk’ümüz üzerinden tartışmaya açılmasıdır. Bu konu üyelik iptali veya kanal kapatmayla geçiştirilecek bir olay değildir. Biz ne kadar meseleleri görmezden gelsek de dünyada birtakım çevreler, son zamanlarda özellikle Almanya, yakın tarihimizi tartışmaya açmak istemekte, kendi soykırım utancına ortak aramaktadır. Çabaları nafiledir; nice yabancı tarihçi Osmanlı Arşivi’ne girdikten sonra Türkiye’nin sadık dostları olmuştur.
Türkiye’nin aciliyetli olarak enternasyonal nitelikli bir araştırma grubu, ki buna Ermeni alimleri de dahil, kurması ve çalışmaya başlaması şarttır.
Devletin imkanları Osmanlı’nın kuruluş dönemleri kadar yakın tarihimiz ve kurucumuz Atatürk için de kullanılmalıdır. Bugünlerde sinema dünyasında merakla beklenen Ridley Scott tarafından yönetilen Napoleon filmi gibi kaliteli bir film neden Atatürk için yapılmasın? Bu kaliteyi yakalayacak yönetmenimiz de senaristimiz de oyuncumuz da var. Eğer bu ülkenin kurucusunun hayatını, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, hiçbir mağlup milletin direniş göstermediği zamanda siviller ve askerlerle dünyaya meydan okuyuşumuzun hikayesini başkalarına bırakırsak sadece protesto etmekle kalırız. Türkiye hem kahramanlarını koruma hem de tarihini anlatma gücüne sahiptir. Yeter ki nitelikli insan gücümüz kullanılsın ve işi uzmanlarına bırakalım.
Doğu Türkistan’da başörtüsü yasağı devam ediyor!
Çin sosyal medya hesaplarından paylaşılan görüntülerde, Uygur Türkü kadın talan edilmiş evinin bahçesinde, Çin Komünist Partisi (ÇKP) mensubunu karşısında görünce başörtüsünü çıkarıyor. Kısa sürede binlerce görüntülenme alan(1/2)
Sosyal medyada bugünlerde herkesin karşısına Alman Devleti’nin verdiği ilanlar çıkıyor. “Almanya’ya geliniz. Almanya’da kalifiye elemanlar için çok iyi maaşlar var.” En başta hedef hekimler ve sağlık personeli. Çok yakın bir gelecekte Almanya gibi birçok ülkenin yüzlerce sağlık personeli açığı olacak. Bu açığı kapatabilecekleri ülkelerden biri Türkiye.
Türkiye’de ise adamın birinin kafası atıyor, doktora saldırıyor, yaralıyor, öldürüyor, sakat bırakıyor. Bazı insanlar 80 yaşındaki dedeleri öldüğü vakit duasını okur gibi öldüğü hastanenin hademelerine, hemşirelerine, doktorlarına saldırmayı, kapanan kapıların camlarını kırmayı âdet hâline getirdiler. Nihayet vatandaşın birisi çıkıyor, “Eskiden doktorlar bize hakaret ederdi, sıraya gir, derdi. Şimdi biz onları dövüyoruz” diyor. Zavallının bu dövülen doktorlar dolayısıyla başına geleceklerden haberi yok. Çoluk çocuğu hangi memlekette yaşayacak, bir ağır hastalık halinde yurtdışına gitme ihtimali var mı? Hayır, olmayacak. Bazı insanların parmağı kanasa yan memlekete gidebilirler. Birtakım Arap şeyhleri memnu olmasına rağmen İsrail’in hastanelerinde soluk alıp tedavi ediliyorlardı. Ama kitlenin büyük çoğunluğu için böyle bir şey olmayacak.
PEKİ NE YAPILMALI?
Maaşların arttırılması gibi miktarlara çocuklar güler. Kediye yüklenecek zamlarla kimseyi ikna edemezsiniz. Ama asıl önemlisi, çalışan doktorun, mühendisin, öğretmenin haysiyetinin ve onurunun korunmasıdır.
Türkiye bugün tıpta Nobel düzeyine gelmiştir. Verilen Nobel’in çok daha ötesinde ödüller alabilecek durumdadır. Böyle bir kaynağı kimse kaçırmaz. Batı ülkelerinde insanlar avlayacak kitle arıyor. Tembelleşen kitleler böyle ağır mesleklerde çalışmak istemiyorlar. Bunun bir faraziye değil, bir gerçek olduğunu pandemi faciasında gördünüz.
Türkiye’de ise birtakım kitleler büyük başarılar göstermiş bu insanlara hâlâ şiddet uygulamakta. Gelecek nesiller buna sebep olanları adamakıllı suçlu tutacaklar. Çünkü Türkiye, bir anda çıktığı yüksek mevkiden hak etmediği yere düşen bir ülke olacak. Probleminiz varsa bu ülkeden siz gidip başka bir ülkede yaşayınız. Ama burada yaşamak isteyen insanların haklarını ve huzurunu gölge altına almayınız.
#ilberortaylı
@idosancak Sorun onların yüksek alması değil. Biz neden az alıyoruz. (Her işçi bu şekilde değil bu arada). Şu zamanda hepimizin maaşı az maalesef Her gün zam..
7️⃣Mevzu ben ve Ümit Özdağ'dan da ibaret değil. Milyonlarca insanın verisi de orada! vatandaşların da kayıtları orada! Açıkça bulunabiliyor hepsi @dijital . Adam gibi açıklama yapacaksınız! Sızdırdıysak sızdırdık diyeceksiniz! Benim bilgilerim başkalarının elinde ne arıyor?
🔴MEÇHULE YOLCULUK
Onlar, zorunlu tesislerde köle olarak çalıştırılan ve nereye sürüldükleri bilinmeyen Uygur Türkleri. Komünist Çin bu görüntülere rağmen inkar politikalarını sürdürürken uluslararası toplum yeteri kadar destek bulamamaktan şikayetçi.
Arkadaşlar, bu acılı günümüzde Miraç Kandilimizi kutlarım. Tekrar başımız sağolsun. Bu kutsal günde ölenlere rahmet hepimize sabır ve başsağlığı diliyorum. Bu günlerde deprem bölgesinde harıl harıl enkaz kaldırılacak. Bu enkazlar genellikle inşaat molozları, evsel atıklar ve …
parlayıcı, patlayıcı, toksik kimyevi maddeler olacak. Bu maddelerin geniş bir şekilde geri dönüşüme tabi tutulacağını sanmıyorum, çünkü deprem öncesi böyle bir hazırlığın olduğunu duymadım. Ama milyonlarca ton olabilecek bu enkazın alel acele kamyonlarla plansız programsız bir..
şekilde belirlenmiş yerlere dökülüp üzerinin örtülmesini doğru bulmuyorum. Eğer böyle yapılırsa bu döküntüler içerisinde fiziko- kimyasal reaksiyonlarla zararlı, zehirli maddeler oluşur, toprağı, yeraltı suyunu, havayı, gölü, akarsuyu ve denizi kirletir ve bu maddeler besin