Bazılarının gözünde sevenlerimiz, sevdiklerimiz, acılarımız, mutluluklarımız yokmuş gibi. Düne ait anılarımız, yarın için kurduğumuz hayaller yokmuş gibi. Tanımımız insan, taşıdığımız can değilmiş gibi… Hiç yaşamamışız gibi… Birey birey toplum değiliz de, birer birer sayıymışız gibi. 6 değil, 66 kişi, 301 kişi bile az gelir… 50 binimiz de ölsek, üç beş kişinin itibarı canımızdan değerliymiş gibi. Yaşıyorsak oy, ölüyorsak şık takım elbiselere bulaşan leke gibiyiz. Ölmesek her şey yolunda aslında… Öldüğümüz için yetkililerden özür dileriz.
Bukowski'nin dediği gibi: “Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.”
Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar. Ya ölmeli cellatlar, ya da hiç doğmamalı çocuklar.
Sana kıyanlara hem bu hem diğer dünya cehennem olsun narin.
Hava Harp Okulu dönem birincisi Teğmen İkra Kuyumcu:
"Mete Han'dan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanan 2200 yıllık Türk Devlet geleneklerine dayanan yolda yürüyeceğimize söz veriyoruz."
https://t.co/3fnmpo7bZU