İlk şiir kitabım " Durun Bir Dakika Uyumayın Önce " Özlü Yayınları etiketiyle ön siparişte. Bu süreçte sevgili editörüm Elif Türkoğlu'na yardımlarını esirgemeyen Çisem Arslan'a, @mahaldergi ailesine, kapak görseli için Hürrem Güngör'e ve Özlü ailesine çok teşekkür ederim 🍀
Nesimi Çimen'in ''Şifa İstemem'' türküsü Türk Halk Müziği içerisindeki en güzel bir sitem türküsüdür. Bu türkü insanın içini sızlatan, yüreğini burkan, kalbini titreten, gözlerini dolduran, dünya tarihinde eşi benzeri görülemeyen bir sitem türküsüdür. Bu türkü dünyadaki en naif bir sitem türküsüdür. Sitemin bile naif, sitemin bile kibar, sitemin bile nazik, sitemin bile dua gibi olabileceğini gösteren bir türküdür:
‘’Şifa istemem balından
Bırak beni bu halımdan
Razıyım açan gülünden
Yeter dikenin batmasın.’’
Bu türkü kadri, kıymeti, vefayı bilmeyenlere, sevgisizlere, duygusuzlara, duyarsızlara atfedilmiş bir türküdür:
‘’Gece gündüz o hizmetin
Şefaatin kerametin
Senin olsun hoş sohbetin
Yeter huzurum gitmesin.’’
Bu türkü sevdiği kişiden zarar gördüğü halde ona hiçbir kötü dilekte bulunmayan, kibarca ve sitemkâr bir şekilde ona tüm güzellikler senin olsun diyen bir türküdür:
‘’Taşa değmesin ayağın
Lale sümbül açsın bağın
İstemem metheylediğin
Yeter arkamdan atmasın.’’
Bu türkü aynı zamanda dar zamanlarda, zor zamanlarda, güç zamanlarda başı dik tutmanın, onurlu bir duruşun türküsüdür:
‘’Sonu yoktur bu virdimin
Dermanı yoktur derdimin
İstemem ilaç yardımın
Yeter yakamdan tutmasın’’
Bu türkü dostlukların kolay edinilmediğini ve kolayca ve de ucuzca harcanmaması gerektiğini anlatan bir türküdür:
‘’Kolay mı gerçeğe ermek
Dost bağından güller dermek
Orda kalsın de��er vermek
Yeter ucuza satmasın.’’
Bu türkü aynı zamanda yürek yangını bir türküdür. Çünkü bu türküyü yazan yanmıştır, bu türküyü derleyen yanmıştır, bu türküyü okuyan yanmıştır. Ozanının akibetini öğrenince bu türküyü dinleyenin de yanması mukadderdir. Çünkü Ortaçağ'dan kalma karanlık bir güruhun 2 Temmuz 1993 günü Sivas'ta, Madımak Oteli'nde 35 insanımızı cayır cayır yaktıkları Sivas Кatliamı'nda bu türkünün söz ve bestesinin sahibi Nesimi Çimen de cayır cayır yakılarak katledilmiştir. İşte bu nedenle türkünün son kıtası daha bir anlamlıdır:
‘’Nesimi'yim vay başıma
Kanlar karıştı yaşıma
Yağın gerekmez aşıma
Yeter zehirin katmasın.’’
Mahal Şiir Eki Yolculuğuna Başlıyor!
2024 yılıyla birlikte “Şiir Eki”miz yolculuğuna başlıyor. Dergimizdeki şiirler, şiire dair yazılar, röportajlar ve hatta kimi denemeler de artık “Şiir Eki”başlığıyla yayımlanacak.
Burada şiire mahal var…
https://t.co/kzaZtY5Tkc
Oya Ateş takmaadıyla 1947'de yazdığım bir kitabımın bibliyografyaya alındığını gördüm. Oya kızımın, Ateş de oğlumun adıdır. Asıl adımla yazsaydım bu kitabım okullara alınmayacaktı.
Bu kadar çok takmaad kullanmamın nedeni, bizdeki kanun dışı baskıdır.
(Vatan, 26.10.1963)
En mühim, en esaslı nokta eğitim meselesidir. Eğitimdir ki bir milleti ya hür, müstakil, şanlı yüksek bir cemiyet hâlinde yaşatır ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.
(MUSTAFA KEMAL ATATÜRK)
Atatürkçülüğün Esasları, Atatürk'ün Eğitim İlkeleri, s.47.
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de
Buz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.
Pablo Neruda, Şiirler/Buğdayın Türküsü, s.83.
Buğdayın Türküsü
Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan
Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Kondüktör dalgın,
Bir diğeri simit satıyor
Haberleri yok birbirinden
Tren yolculuğundan bahsediyorum,
Nerede dursak, nerede beklesek
Hepsi ayrı hikâye
Onlara sorsak,
Hep aynı hikâye
Fatma Ozan, Bir Tren Günlüğü, s.37
Hareket eden biz miyiz
Yahut yer tabakası mı,
Ya da gökyüzü mü?
Yâd ediyorum şu aralar
Çatısı ot biten evleri,
Blurlanmış camlarda yok tamahım
Uzun yolculuklar kadar
Yormuyor şu aralar kaldırımlar,
Kaldırım üstü yürüyüşler
Ayaklar yorgun,
Ayakların haberi yok bundan
İlk şiir kitabım " Durun Bir Dakika Uyumayın Önce " Özlü Yayınları etiketiyle ön siparişte. Bu süreçte sevgili editörüm Elif Türkoğlu'na yardımlarını esirgemeyen Çisem Arslan'a, @mahaldergi ailesine, kapak görseli için Hürrem Güngör'e ve Özlü ailesine çok teşekkür ederim 🍀
Bu körlük salgını o kadar anormal ki bilimin alanına giren her şeyin dışında, bu yüzden bir yerde bitecektir. Ya yaşamımızın geri kalan bölümünde kör olmaya mahkûmsak. Korkunç olurdu bu, herkesin kör olduğu bir dünya. Hayal bile etmek istemem bunu.
José Saramago, Körlük, s.61.