Bu akşam Konya’mızda, @Konyaspor'la Filistin Millî Futbol Takımı’nın yaptığı dostluk maçı, ülkelerimiz arasındaki kardeşliği, dayanışmayı, gönül birlikteliğini gözler önüne seren müstesna bir örnek olmuştur. 🇹🇷🇵🇸
Bu anlamlı maç için ülkemize gelen Filistinli futbolculara ve kardeş Filistin halkına en kalbî selam ve muhabbetlerimi iletiyorum.
42 bin kişilik stadımızı doldurarak Filistin Millî Futbol Takımını bağrına basan, Filistin davasına desteğini gösteren, Filistin'de, Gazze'de yaşanan trajediyi, soykırımı bir kez daha tüm dünyaya hatırlatan aziz Konyalı kardeşlerime şahsım, milletim ve tüm insanlık adına şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye olarak Filistinli, Gazzeli kardeşlerimizle bir ve beraber olmaya, onların hakkını uluslararası alanda savunmaya, dayanışmamızı güçlü bir şekilde göstermeye devam edeceğiz.
@NekadarolduTR Bütün ailesini ve sevdiklerini depremde kaybetmiş bir insan için ne kadarda acımasız cümleler dökülmüş dilinizden. Bu gence çok üzülüyordum. Umarım Rabbim karşısına hayata tutunacak bir neden çıkarır 😢
Haluk Levent işte bu kadar kirli birisiydi.
Çadır olayını da kasıtlı olarak ortaya attı. Oysa bir kurum iştiraki olan şirketten aldığı ürünün parasını öder. Belediyelerde de bu böyledir.
Çadırdan sonra ikinci adım olarak "kan yok" diyerek çığırtkanlık yaptı.
Amacı, “kan yok” algısı yapıp Kızılay'ın buna dair bir açıklama yapmaması ve yeterli stok tutmaması üzerinden karalamakta.
Fetö taktiği uygulayan Haluk Levent adlı rezil, Kızılay'ın açıklama yapmasını sağlamıştı.
Kızılay açıklama yapınca bu sefer ahbapçı cahil mal sürüsü, Kızılay'ın cevabına kuduz gibi saldırıp hakaret etmişlerdi.
Haluk Levent adlı utanmaz kumarbazın istediği buydu.
Haluk Levent isteğini alınca twitini sildi.
Devlet bunun g.tünden kan alsa az gelir.
Kaç yaşında olursam olayım,
moralim bozulduğunda
içime kapanma ve insanlardan
uzaklaşma huyumu aşamıyorum.
Sanki canım yandığında herkes
biraz fazla geliyor bana.
O anlarda tek istediğim şey,
kimsenin olmadığı bir yerde kendi
sesimi bile duymadan durmak…
▪️ Raci'yi bilmem ama adalet şaşmaz!
Göstere göstere öldürmüşler Kâşif Kozinoğlu'nu! Gözümüzün içine baka baka! Önce Kurtlar Vadisi adlı dizide senaryoya dönüştürmüşler iki gün sonra da katletmişler.
Niye?
Cevap çok açık! Güç gösterisi! Kim bilir kimlerin gözünü korkuttular, kimlere ne mesajlar verdiler? Kim bilir bu sayede kimlere ne kanunsuz işler yaptırdılar? Kim bilir kimler istifa etmek zorunda kaldı?
Kurtlar Vadisi'nin söz konusu o bölümünden 87 gün sonra meşhur 7 Şubat MİT krizi yaşandı. 7 Şubat 2012'de İstanbul özel yetkili savcılığı, KCK soruşturması kapsamında dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı ifadeye çağırdı. O gün Erdoğan'ın ameliyat olması planlanmıştı. Ancak Erdoğan'ın ameliyatı planlanan saatte gerçekleşmedi. Erdoğan Fidan'a 'gerekirse diren ama ifadeye gitme talimatı' verdi.
FETÖ'nün tezgâhı bozuldu.
7 Şubat MİT krizinden sadece 5 gün önce yani 2 Şubat'ta yayınlanan Kurtlar Vadisi'nin 146'ncı bölümünde devlet-istihbarat ekseni konu ediliyordu. Yine o bölümde Polat'ın öldüğü sanılıyordu. İhtiyarlar heyeti görevi bir başka istihbaratçıya yani Abdülhey'e veriyordu.
Ne kadar ilginç değil mi?
Bundan tam yüz gün sonra...Yani 7 Mayıs 2012'de... Yani dizinin 159'uncu bölümünde...
Seyirciye bu kez üzerinde büyük harflerle 'ERDOĞAN' yazan bir mezar taşı gösterildi!
Nasıl bir cesaret ama değil mi?
Akılları sıra Erdoğan'ı tehdit ediyorlardı! Ama Erdoğan'ın bu tehditlere pabuç bırakmadı. Derken bir süre sonra Gezi kalkışması yaşandı. Ardından 17/25 Aralık darbe girişimi.
Ancak Erdoğan'ı korkutmayı, istifa ettirtmeyi yine başaramadılar. Hem de başta CHP olmak üzere muhalefetten aldıkları tam desteğe rağmen. Hatırlayın Bülent Arınç bile 'cübbemi giyesim' var diyordu. Demem o ki AK Parti içinden bile destek almışlardı.
Malum, Kozinoğlu dosyası yeniden açıldı. Soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan ifadeye çağırıldı. Savcılık senaryonun 'azmettiricisini' arıyor!
Amma!
Senaristlerin cesareti de takdire şayan! Kozinoğlu konusunu yazıyorlar iki gün sonra gerçek hayatta ölümü gerçekleşiyor. Sonra dizinin sitesinden 'tarihi infaz' deyip gururla paylaşıyorlar!
Yani çok cesur bu arkadaşlar! 'Bir dakika arkadaş biz bu işin bir parçası değiliz' bile demiyorlar. Yazmaya devam ediyorlar!
Neyse! Konu artık yargının önünde! İzleyip göreceğiz!
Nasıl da soğuttular insanı insandan…
Canım ciğerim dediğim insanlar; kimi bir hareketiyle, kimi tek bir cümlesiyle. Şükrü Erbaş’ın dediği gibi:
“İnsan denilen varlıktan korkarım ben. Özellikle kalbi, vicdanı ve adaleti olmayan türlerinden.”
Öyle işte…
Birisi beni eleştirecekse benden daha zeki ve çok daha iyi işler başarmış olmalı. Sırtımda 30 kilo yük varken, 3 kilo yük taşıyabilmiş birini dikkate almam. Buna kibir diyenler olacak. Bu öz saygıdır. Herkes liginde oynayacak.
Kul hakkı sadece birisinin parasını yemek değildir. Karşınızda ki insanın duygularını sömürmek, psikolojisini alt üst etmek, hayallerini çalmak da bir kulun hakkına girmektir.