Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara gönderdiği ve “Ramazan Etkinlikleri” başlığı altında hazırlanan genelge ve ekindeki rehber, iktidarın eğitimde yıllardır sürdürdüğü dinselleştirme politikalarının yeni bir aşamasıdır. Basına yansıyan bilgilere göre bu genelgede, Ramazan ayına ilişkin dini ritüellerin yanı sıra çocuklara “tekne orucu” tutturulmasının da etkinlik kapsamında genelgede yer alması, eğitimin geldiği vahim noktayı gözler önüne sermektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24. madde ise din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alırken, dinin veya dini duyguların devlet işlerine ve eğitime yön verici biçimde kullanılmasını engellemeyi amaçlar. Yine Anayasa, eğitimin bilim ve eğitim esaslarına göre yürütülmesini zorunlu kılar. Buna rağmen, devlet okullarında hazırlanan içeriklerin dini referanslarla, tek bir dini ve tek bir mezhebi esas alarak şekillendirilmesi anayasal laiklik ilkesine aykırıdır.
Devlet okullarının görevi herhangi bir dini inancı öğretmek, dini pratikleri teşvik etmek ya da çocukların bedeni ve inancı üzerinde tasarrufta bulunmak değildir. Kamusal eğitim; farklı inançlardan ya da hiçbir inanca sahip olmayan tüm çocukların eşit, özgür ve baskıdan uzak biçimde bir arada öğrenebildiği ortak bir alan olmak zorundadır.
Çocukların en temel ihtiyacı olan okullarda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek için bütçenin yalnızca yüzde 1,5’ini ayırmamayı bilinçli bir tercih haline getiren iktidar; açlıkla ve yoksullukla mücadele etmek yerine çocuklara pamuk şeker, macun gibi sembolik yiyeceklerle Ramazan ayı “kutlamayı” dayatmaktadır. Beslenme hakkı görmezden gelinirken, çocukların aç kalmasını normalleştiren uygulamaların teşvik edilmesi kabul edilemez. Üstelik çocuklara oruç “alıştırması” anlamına gelen tekne orucu, pedagojik açıdan da son derece sakıncalı bir dayatmadır. Tekne orucu tutan çocukların ödüllendirilmesini salık veren MEB aynı zamanda çocukların iftar fotoğraflarını okula getirmelerini istemektedir. Bir öğün yemeği dahi kamusal bir hak olarak sunmayan MEB, çocukların aç kalmasını ödüllendirmeyi, çocukların evdeki sofrasını denetleyen ve teşhire zorlayan bir anlayışı okullara dayatmaktadır.
Hiçbir altyapı yatırımı yapılmayan, spor, kültür, edebiyat, sanat ve bilimsel faaliyetler için özel ve kapsayıcı düzenlemelerden bilinçli olarak kaçınılan okullarda; yalnızca Ramazan ayına ilişkin dini etkinliklerin dayatılması tesadüf değildir. Bu yaklaşım, çocukların çok yönlü gelişimini değil, iktidarın ideolojik ve dini tercihlerini merkeze aldığını açıkça göstermektedir.
Eğitim, çocukların eleştirel düşünme, sorgulama ve bilimsel yöntemle öğrenme süreçlerini desteklemekle yükümlüdür; tek tip değer aktarımının aracı haline getirilemez. Paylaşma, dayanışma ve eşitlik değerleri tek bir inanca değil, insanlığın ortak birikimine aittir. Bu değerler ancak bilimsel, laik ve eşitlikçi bir kamusal eğitimle çocuklara kazandırılabilir.
Türkiye İşçi Partisi olarak; çocukların beslenme hakkını, bedensel ve zihinsel gelişimini, inanç ve inançsızlık özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz. Kamusal eğitimi dinselleştirme girişimlerine karşı susmayacak; çocukların geleceğini ideolojik dayatmalara teslim etmeyeceğiz.
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, 6 Şubat depreminin 3. yıl dönümünde Defne Uğur Mumcu Meydanı'nda düzenlenen anma töreninde konuştu:
"Enkaz altında can çekişen insanlara kendi selalarını dinlettiler, adını da "asrın felaketi" koydular. Biz burada asrın katliamını yaşadık!
Hırsız müteahhitler, onlara yol veren gözü doymak bilmeyen sözde siyasetçiler ve kamu otoriteleri el ele verdiler, bizim evlerimizi mezara çevirdiler. Bizi de içine gömdüler. Sonra da kurtarmaya gelmediler! Şimdi neye geliyorlar? Reklam yapmaya geliyorlar.
Onlar geliyor diye hala enkaz halinde duran binaların üstüne brandalar çekiyorlar, ana yolları yıkıyorlar. Arka sokaklarda ise çocuklar çamurlara bata çıka okula gitmeye çalışıyorlar!"
NE TEZGAH BE…‼️
Önce KAYSERİSPOR’u kutluyorum.
Müthiş mücadele ettiler(!)
Ligin ilk yarısında olduğu gibi 4 yediler.
İnce, ince yenildiler…😂😂😂
Kalecisinden defansına, orta sahasından forvetine, TURUNCU - VİŞNE ÇÜRÜĞÜ taraftarlara öylesine mutluluklar yaşattılar ki, hiç kuşku yokki tarifi imkansızdı.
BİTMEDİ…
Tribünlerin sevgilisi, taraftarların biricik İCARDİ’sine ayrılmadan önce bir hediye vermeden olur mu? .
Öyle boş boş uğurlamak olmaz⁉️
İCARDİ pozisyona girsin de bir gol atsın diye baya uğraşıldı.
Ama bakıldı ki, olmuyor.
Sürede yetmeyecek.
Hop VAR’ında yardımıyla alsana bir PENALTI.
Hani vücuttan ele, kola seken top PENALTI olmazdı‼️
Ama mevzu bahis GALATASARAY olunca herşey olur.
Al sana ‘VEDA HEDİYESİ’ İCARDİ…
Artık fazla CAZ yapma ve git İCARDİ.
Şimdi KAYSERİSPOR’un ligin ikinci yarısında zorlu bir görevi daha var.
O da NİSAN ayında ligin 29. haftasında kendi sahasında oynayacağı FENERBAHÇE maçı.
O maçta canını dişine takıp, ne olursa olsun, FENERBAHÇE’ye puan veya puanlar kaybettirmek.
VUR, KIR, PARÇALA sloganıyla.
Sakın ama sakın kaybetme.
Kaybediyorsan da mutlaka rakibinin AS oyuncularından birini SAKATLA.
NOT:
Maç sonunda yayıncı kuruluşun ekrana getirdiği, i4 gol yiyen KAYSERİSPOR kalecisiyle GS’nin yeni transferi NOA LANG’ın 40 yıllık dost gibi muhabettini görmüşsünüzdür umarım.
Nasıl da şakalaşıyorlardı.
4 yiyen kaleci BİLAL’in ağzı kulaklarındaydı.
BU ADAMA DİKKAT…‼️
Lakabı ‘TOŞ - TOŞ’…
Para işlerinde CİN gibidir…
Ve parayı çok sever…
Onu en iyi eski PATRONLARINDAN öğrenebilirsiniz.
TBF eski Başkanı TURGAY DEMİREL…
SABAH ve VATAN gazetesi eski genel yayın yönetmeni ZAFER MUTLU…
DEMİRÖREN MEDYA GRUBU Başkanı YILDIRIM DEMİRÖREN…
Sn. Yıldırım DEMİRÖREN kendisini kovmak istedi ama uzun süre kovamadı‼️
Ve ‘duygusal’ biçimde anlaşarak göndermek zorunda kaldı.
Nedenlerini merak eden herkes öğrenebilir.
TÜRKİYE BASKETBOL FEDERASYONU’nun yıllar önce yaptığı resmi açıklama malum şahısla ilgili:
"İbrahim Seten" isimli kişinin 1992-1994 yıllarında Federasyonumuzda çalıştığı sırada insan kaçakçılığı suçundan hakkında soruşturma başlatıldığı, kendisinin de ifadesinde suçunu ikrar ettiği haberleri yer almıştır.
Federasyonumuzun adının, böyle ağır bir olay ile anılması bizi son derece üzmüştür.
Buna karşılık Federasyonumuz iddialara ilişkin derhal araştırma başlatacaktır. Meselenin adlî yanının da olması nedeniyle, başta adı geçen İbrahim Seten ve dönemin Federasyon Başkanı Turgay Demirel olmak üzere diğer ilgililer hakkında soruşturma yapmak üzere Cumhuriyet Savcıları ile kamu makamlarını göreve davet ediyoruz.
Dolayısıyla DİKKAT derim…⁉️