Prof Dr Yusuf Halaçoğlu:
Abdullah Öcalanın köyü Ermeni köyüdür.
Saidi Nursinin köyü de Ermeni köyüdür, Fetullah Gülenin köyü de Ermeni köyüdür.
Bakın konuşmayı yaptığı yer de Adana Kozan'da ermenilerin Türkleri cayır cayır yaktığı Fırının önü!
Türkiye'yi Türkler yönetmeli 🇹🇷
Bugün Balyoz kumpasının şehitlerinden, değerli meslektaşım, dava ve koğuş arkadaşım, aziz dostum Amiral Cem Aziz Çakmak'ın aramızdan ayrılışının ve toprağa verilişinin 11. yıl dönümü.
Rahmetle, minnetle, vefayla, özlemle ve saygıyla kendisini, onun şahsında tüm kumpas şehitlerimizi anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
İnsanlar makamlarıyla değil, geride bıraktıkları eserlerle ve uğruna bedel ödedikleri değerlerle hatırlanırlar.
Cem Aziz Çakmak da Cumhuriyet Donanmasına yaptığı büyük hizmetlerle, yetiştirdiği denizcilerle ve Mavi Vatan idealine kattığı değerlerle sonsuza kadar yaşayacaktır.
2008 yılında Bahreyn'de düzenlenen uluslararası bir toplantıda Amerikalı 5. Filo Komutanı Amiral William Gortney'in kendisine söylediği "Artık Türk Donanması Amerikan Donanmasına rakip hâline gelmiştir" sözü hafızalardadır.
Ardından FETÖ eliyle kurulan Balyoz kumpası geldi. Cumhuriyet Donanmasının en nitelikli komutanları sahte dijital delillerle hedef alındı.
Cem Çakmak da kendi vatanında Hasdal ve Silivri'de 3,5 yıl özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Beraatini gördü ama cezaevinde yakalandığı amansız hastalık onu 3 Temmuz 2015'te bizlerden kopardı.
Onu sadece kaybetmedik, Cumhuriyet Donanmasının en seçkin komutanlarından birini, Türk milletinin sessiz kahramanlarından birini kaybettik.
Bugün geriye dönüp baktığımda en çok hatırladığım, mahkeme salonlarında korkuya teslim olmayan vakur duruşu, ihanete boyun eğmeyen karakteri ve güce değil hakikate sadık asil ruhudur.
Kimi yaşayanların korkaklığına, dönekliğine ve güç karşısındaki teslimiyetine inat, o dimdik ayakta kaldı.
Şüphem yok ki Bahriyenin Atatürk'ten aldığı gerçek ruh onu sonsuza kadar bağrına basacaktır.
Cem Aziz Çakmak bugün Türk milletinin kalbinde, Mavi Vatan'ın derinliklerinde, Cumhuriyet Donanmasının ufkunda seyreden her savaş gemisinin pruvasında yaşamaya devam ediyor.
Rotan cennet olsun güzel kardeşim. Seni unutmadık, unutmayacağız.
Benim için neler yapmadın ki?
Ömrün beni korumak ve kollamakla geçti Nihat.
Doğduğun Karadeniz’e sen sahip çıktın. Benim dağlarımı, çiçeklerimi, ağaçlarımı yok ederlerken, tüm Karadeniz sahilini düzdüm yaparlarken benim sessiz haykırışlarımı sen duyurdun bu millete. Ben can çekişirken muhteşem kelimelerin ve isyanınla topraklarımın en tarihi ağıtını yaktın bana. Benden ağaçlarımı, çiçeklerimi, üzerimde ya��ayan hayvanların yuvalarını aldılar. Herkes sustu, sen çığlık attın Nihat!
Hep bana sahip çıktın Nihat!
Üzerimde yürüyen ve denize akan nehirlerimi kirlettiler, susuz kaldım; ağacımı kestiler nefessiz ve dayanaksız bırakıldım; üzerimde benden beslenen hainlerin betonlarına gömüldüm Nihat… Sen ana avrat sövdün beni yok etmeye çalışanlara…
Kırlangıçlarımın özgürlüğünü ve asla evcilleştirilmeyeceğini yazdın. Güvercinler gibi insanların ayaklarının dibinde yemek için eğilmediklerini… Kurt gibi yaşayıp köpekleri boğmanın kitabını yazdın...
Ladinlerin sarp kayalıklarda nasıl dimdik olduğunu anlattın. İnsan ve aydın olmanın da dik durmak olduğunu…
Benim için göğsünü siper edip canıma düşenlerin haklarını da sen savundun Nihat! Bazen anmadılar, bazen haberlerde yasakladılar, bazen üzerlerine basıp çiğnemeye kalktılar, şehitlerin kanını sen yerde koymadın Nihat!
Bana ölüm fermanları yazan iktidarları, tüm bunlara çanak tutan muhalefetleri, hepsine el pençe divan duran paralı satılmış aydınını gazetecisini affetmedin, onlara acımadın, ne iseler suratlarına suratlarına söyledin… Hainliklerini gözüne soktun! Şamarın kuvvetliydi, sesin gürdü, seni görmezden gelenleri de umursamadın, yine bildiğini okudun…
Bilirdim Nihat, sen dağlarımda, topraklarımda, ormanlarımda gezmeyi, gölüme bakıp dalıp gitmeyi çok severdin. Hele ilkbaharımı… Çiçekler tomurcuklandığında senin de içinde güller-nergisler açardı. Hiç papatyaların yapraklarını kopararak “seviyor” “sevmiyor” oynamadın. Bilirdim beni çok sevdiğini… Savaşını görürdüm, nefesini hissederdim, Kızılay’da gezerken ayak seslerini dinlerdim…
O bastığın toprağımdaki ayak izlerini hiç silmedim Nihat biliyor musun?
Ben istesem de silinmez ki zaten. Öyle bir iz bıraktın ki toprağıma bana düşmanlar hiltiyle, vinçle gelip kazıyamazdı o izleri. O izler, inanılmaz hikayeleri yazdığın kağıtlar, uçları bite bite kenara bıraktığın kalemler benim gizli sandığımda duruyor.
Bir tek silgin yoktu. Çünkü yaşadığın hayat boyunca utanıp da sileceğin bir geçmişin hiç olmadı, silip de kurtulacağın bir ihanetin cümleleri kaleminden hiç akmadı kağıda… O yüzden hayatlarınca binlerce silgi bitirmiş mahluklara hiç benzemedin.
Seğmenlerin çimleri seni çok özledi! Çoraplarını çıkarıp bastığın o çimlerin damarlarında senin ayak izlerinin hafızası var. Dokunduğun insanların, mücadele aşkını içinde büyüttüğün çocukların, benim için anam demeden ölmeye hazır hale getirdiğin evlatların, ladinin, meşenin, hamsinin, Elmadağ’ın, Erciyes’in, Çukurova’nın, Ayaş domatesinin, Toros yaylalarının, Karadeniz’in hırçın dalgalarının, fırtına deresinin, Ganita’daki rüzgara direnen kuşların-kırlangıçların, ayrık otunun, çayın, kahvenin, tütünün sana selamı var Nihat. Seni çok özlediler. Trabzonspor’un, senin için gözyaşı döken, Kocatepe avlusunu dolduran binlerin, seni evinde yapayalnız izleyen umutsuz olan ama umudunu doğurduğun gencin, senin kitaplarını okuya okuya, seni televizyonlarda izleye izleye bana olan aşkına hayran olan milyonların yani Türk milletinin sana selamı var. Hepsi hep bir ağızdan “Hakkımız sana helaldir Nihat” diye bağırıyorlar. Tıpkı senin haksızlıklara karşı isyan edercesine bağırdığın gibi…
Ha bir de…
Burada seninle koyun koyuna bağrımda yatan şehitlerin, senin gibi benim için savaşıp canıma düşen aydın ve yazarların ve adı ve fikri hiç silinmeyecek Mustafa Kemal’in de hakkı helal sana…
50 yıl aralıksızca beni savundun Nihat. Hep beni yazdın, korumak için tüm bedenini, ruhunu siper ettin.
Bir kere de ben sana yani “Vatan” yani “Bu onurlu topraklar” yazı yazsın istedim. Senin on binlerce yazına, söylemine bu kelimeler ne ki…
Ama bil istiyorum ki, benim de hakkım sana helal! Sen de hakkını helal et bana Nihat!
Bir yıldır kollarımdasın, benim korumamdasın…
Bil ki, seni sarıp sarmalamak bana onurdur…
Sen hainlere baş eğmedin…
Allah’ını affetmedin…
Bugün benim için mücadele eden yaşayan neferler ve sevenler de Allah’ını affetmeyecek ve baş eğmeyecek.
Benim soylu evlatlarım beni koruyacak yaşatacak, sen gibi olmasa da sana benim üzerimden dua ederek güç bulup savaşacak.
Hep söylerdin ya…
"Vatan sana canım feda" diye.
Bana hiç unutulmayacak bir can verdin Nihat!
Emin ellerdesin…
Benim canımdasın, yani vatanın bağrındasın.
Bir senedir şeref verdin, bir ömür şeref vereceksin!
YAZAN: VATAN
(Nihat Genç'e...)
Sadece 600 bin nüfuslu bir ülke…
Kısıtlı imkânlar, ileri yaşındaki oyuncular, milyon dolarlık yıldızlar olmadan;
Ama yürekle, disiplinle, milli bilinçle ve bayrak sevgisiyle sahaya çıktılar.
Formanın ağırlığını, ülke için mücadele etmenin ne demek olduğunu tüm dünyaya gösterdiler.
2026 Dünya Kupası’nın en büyük hikâyesini yazdılar. 🇨🇻 ⚽
Futbolun paradan önce karakter, yetenekten önce ruh işi olduğunu hatırlattılar.
Teşekkürler Yeşil Burun Adaları.
Milyon dolarlık şımarıklara örnek oldunuz. 👏
Türkiye modernleşmesi ve aynı dönemde Afganistan modernleşmesi..
Birincisi kısmen başarılı oldu, diğeri (maalesef) başarılı olamadı.
Afganistan'ı modernleştirmek isteyen Amanullah Han ile Atatürk'ün ilişkileri...
Atatürk'ün Amanullah Han'a uyarıları..
Hepsi bu videoda...
Adliyedeyiz yine.
Deniz Göktaş’ın savcılık sorgusu devam ediyor. Bulunduğumuz koridora milletvekili, avukat ve atanmış kayyumlar dışında girişe izin verilmiyor.
Deniz’in işlediği tek suç sarayın istediği seviyede korkmamış ve konuşmuş olmak.
Tek suçu bu.
Rakiplerinden korktuğu yetmemiş olacak şimdi de 30 yaşında bir komedyenden korkuyorlar.
#DenizGöktaşıSerbestBırakın
📌 BTP Lideri Hüseyin Baş'tan Kocatepe'de dikkat çeken mesajlar
📍 İsrail'i, 100 yıl önceki Yunanistan'a benzetti
📍 Milli Mücadele'nin tüm emperyalist güçlere karşı verildiğini söyledi
📍 Atatürk'ün Allah ve Müslümanlar için mücadele verdiğini vurguladı
@huseyinbas_BTP@BTP_Parti
Ona "donanmanın kutup yıldızı" diyorlardı.
Oysa sadece donanmanın değil, bence bütün Türk ordusunun gerçeği gören gözlerinden biriydi.
Bir hastane odasında, birlikte yattığı arkadaşıyla samimi bir şekilde dertleşirken, FETÖ tarafından kaydedilen ses konuşmasında şöyle diyordu: "Biz 80'den sonra çok değişik bir subay tipi yetiştirdik. Menfaatlerine düşkün. Yurtdışı ve görevlere. Efendim paşa olmaya. Memleket meselelerinden uzaklaşmaya, öğrenmemeye. Bak öğrenmek yerine ne bileyim komutanın eşine reçel yapıp götürtmeye. O tip insan yetiştirdik. Çok ciddi söylüyorum bunu da. Ve onlar seçildi. Bugünkü sıkıntının sebebi odur. Bizde Deniz Kuvvetleri'nde biraz daha farklı ama Karacılar'da tamamen böyle. Yani yürekli adamsayısı çok az."
...
Bugün bütün bunlar neden oluyor diye düşünmeyin.
Çünkü köyün bekçisi yozlaştırıldı. Misyon adamı olmayı bıraktı İkbal adamı oldu, böylece kozmik odaların kapısı açıldı, böylece kadroların peşkeş çekilmesine sessiz kalındı, böylece cumhuriyetin kanunları ayaklar altına alınırken kenardan izlendi, böylece oldu bütün kötülükler.
İşte Amiral Cem Aziz Çakmak bütün bunları gören ve yüksek sesle söyleyen adamdı.
Adı gibi aziz ruhu şad olsun.
Bu hafta 90 bin camideki merkezi cuma hutbesinde 'kutsal değerlerin mizah adı altında alaya alınması gibi unsurların çocukları yozlaştırdığı' söylendi.
Peki,
"-Başımızda Allah'ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var..." (Düzce Milletvekili Fevai Arslan)
"-Onu görünce salavat getiririz..." (Siirt milletvekili Yasin Aktay)
"-Ayakkabısını elimizle yalamamız lazım..." (Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız)...
Sözlerinin çocuklar üzerinde hiç mi yozlaştırıcı etkisi yok?
Bunlarla ilgili bırakın 90 camiyi tek bir kişiye tek bir sözünüz oldu mu ey Diyanet?!
Futbol, Türkiye’nin en gürültülü lümpen alanı olabilir; ancak voleybol bu ülkenin en zarif başkaldırısıdır. Cehaletin karanlığına karşı, Cumhuriyetin aydınlık yüzü!
Yayının tamamı 👇
https://t.co/9Rmr9pVynQ
"Mi corazón y mi alma están con el pueblo palestino, les dedico esta victoria a ellos".
Hossam Hassan, entrenador de la selección nacional de futbol de Egipto, levantó la bandera palestina y le dedicó al pueblo palestino la decisiva victoria ante Australia en el Mundial.
Bu adamlar aslanlar gibi çıktı gruptan, Arjantin'e kök söktürdü. Bizimkiler Bodrum'da tatildedir şu an.
Bu tablodan rahatsız olmayan herkes, Türk futbolundan uzaklaştırılmalıdır.
📌Yeşil Burun Adaları'nın namağlup bir şekilde elenmesine çok üzüldüm.
Şu görüntüye bakın, Trabzonspor'un Cabo Verde'li futbolcusu maç sonu karısına ve çocuğuna sarılıp ağlıyor ve bunu 2 milyar kişi izliyor.
Adam ailesi ile beraber ülkesi için bir adım daha atamadığı için kahroluyor adeta.
Bizim eşekler ise özel uçakla yurda dönerken gülüyorlardı. Karıları da Beverly Hills'ten story paylaşıyordu.
Ne diyeyim. Trabzonspor Cabral'ı transfer ederek her şeyden önce karakterli, vatansever ve ahlaklı bir futbolcu almış.
Tüm Onurlu Cabo Verde halkına selam olsun. Namağlupsunuz. Benim gözümde Dünya şampiyonusunuz.
Allah Vatanını sevenlerle beraberdir.
Tebrik ederim, teşekkür ederim...
#CaboVerde #ARGvCPV #ARGCPV #FifaDünyaKupası #Cumartesi
Yeşil Burun Adaları, Karabük kadar yüzölçümü;
İspanya ile berabere kaldılar.
Uruguay'a kök söktürdüler.
4 maçlarının 3'ü eski Dünya Şampiyonları ile (İspanya, Uruguay, Arjantin).
90 dakikada hiç mağlup olmadılar.
Saç, sakal ile değil futbol ile göze girdiler.
#BizimÇocuklar anca reklam panolarında...
🚨 Dünya Kupası’ndan elenen ülkelerde yaşananlar🔥
🇩🇪 Almanya Futbol Federasyonu, teknik direktör Nagelsmann’ı görevden aldı.
🇰🇷Güney Kore: Teknik direktör istifa etti.
🇸🇦Suudi Arabistan: Federasyon Başkanı istifa etti.
🏴İskoçya: Teknik direktör istifa etti…