9- Cumhuriyete ve Atatürk'e bağlı olan insanların birlik olması, demokratlık adı altında radikal islama veya Pkk terörüne karşı yumuşak tavır alınmasının tam karşısında olunması gerekmektedir. Cumhuriyetr ve Anayasal düzene karşı olan her oluşum bu ülkeye tehtiddir.
Terörist başına özgürlük mitinglerine müsaade etmek, bile isteye bu ülkeyi bölünmeye götürmektir.
Milletimizde kapanmayacak yaralara neden olacaktır.
O gösterilerde yaşananları gören güvenlik güçlerimiz de savaşma azmini ve motivasyonunu kaybedecektir .
En önemlisi terörle mücadele etmiş Kürt kökenli vatandaşlarımızın devletine küsmesine neden olacaktır.
@Akparti ve @MHP_Bilgi seçmenleri siz buna razı mısınız?
Ya sesinizi çıkarın itiraz edin ya da terörist başına özgürlük diyen hainlerin arasına katılın.
@Akparti ve @MHP_Bilgi yöneticilerine sözüm yok. Çünkü ülkeyi bu hale getirenlere diyecek lafım olmaz. Yerleri belli
Son dönemde bazı belediye başkanlarının seçildikleri partilerden istifa ederek AK Parti saflarına katıldıklarını görüyoruz.
Bu gelişmeler, Türk demokrasisi ve seçmen iradesi açısından çok ciddi ve çok yıpratıcı bir süreçtir.
Belediye başkanları, görevlerine yalnızca kendi şahsi kimlikleriyle değil; seçmenlere verdikleri sözler, temsil ettikleri siyasi program ve mensubu oldukları partilerin desteğiyle gelmektedir.
Türk milletinin vermediği belediye başkanlıklarını, düşman ceza hukuku ile almak ise siyasi bir gücün değil, siyasi bir etik yoksulluğunun göstergesidir.
Bu istifalar ve katılımlarda rol alanlar; çocuklarına ve torunlarına miras olarak bir övünç değil, bir utanç bırakacaklardır.
Seçim döneminde bir siyasi partinin politikalarını savunarak vatandaşlardan oy isteyenlerin, seçim sonrasında farklı bir siyasi çizgiye geçmeleri etik açıdan tartışmalıdır.
Seçmen, sandıkta tercih yaparken yalnızca bir kişiye değil, aynı zamanda bir siyasi anlayışa ve programa da oy vermektedir. Bu nedenle, seçim sonrasında gerçekleşen parti değişiklikleri seçmen iradesinin zedelenmesine yol açmaktadır.
Demokratik siyasetin temelinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve seçmene sadakat bulunmaktadır. Eğer bir belediye başkanı seçildiği siyasi görüşü artık temsil etmediğini düşünüyorsa, en doğru ve demokratik yöntem milletin hakemliğine yeniden başvurmak, yani seçim sürecini işletmektir.
Siyasi ahlakın korunması, demokratik kurumların sağlıklı işlemesi için vazgeçilmezdir.
Bu vesileyle, seçmen iradesine saygının ve siyasi etik ilkelerinin tüm siyasi aktörler tarafından gözetilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Parti değiştiren belediye başkanlarını istifaya zorlayanlar ve saflarına katılmaya ikna edenler bu süreçten güçlenerek değil, halk iradesine saygı duymadıklarından dolayı zayıflayarak çıkacaklardır.
Zafer Partisi olarak devlet ve demokrasi için mücadelemiz kararlılıkla ve kesintisiz olarak devam edecektir.
Yunanistan hükümeti, Batı Trakya'daki Türklerin “Türk'üm” demesini yasaklıyor, Türk okullarını kapatıyor;
Biz ise Türkiye'de Ruhban okulunun açılmasını konuşuyoruz... Rum, Ermeni ve diğer yabancı okulların ZATEN AÇIK olduğunu da hatırlatırız.
Türkiye'nin bu tek taraflı/platonik sevdası nereye kadar sürecek?
Düşman eline geçen silahları kaçırıp Ankara'ya teslim etmek istedi diye Vahdettin'in adamları tarafından işkence ile katledildi. Cesedi sokaklarda dolaştırılıp bir köşeye atıldı. Günlerce bekletildi. Vatarseverliği nedeniyle çok ağır, çok acı bir bedel ödedi.
Ruhu şad olsun.
Mesele siyaset değil bir siyasi partiye destek hiç değil, mesele memleket meselesidir.
Terörist başına özgürlük verme gayretinde olanlara karşı duruş gösterenler 27 Haziranda Tandoğan’da olacaktır. gelemeyenler de destek açıklaması yaparak tarafını belli eder.
Bu çağrıya destek vermeyenler benim nazarımda Öcalana özgürlük isteyenlerin yanında olmayı tercih etmiş olacaktır.
Sen ne dersin Selim Hocam @HarpCografyasi ?
Şamil abiyi tanırım, aynı dönemde MKYK'da vazife de yaptık. Hasbi adamdır. İçinde kötülük olmaz, düşündüğünü perdesiz söyler. Öncelikle bunu ifade edeyim.
Ancak;
Türkiye'nin Sayın Cumhurbaşkanımıza 10 sene daha ihtiyacı vardır. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu vazifeyi 10 sene daha kesintisiz, nizasız sürdürebilecek enerjiye ve kabiliyete sahiptir. Bundan en ufak kuşkum yoktur. Bugün TV'de de bunu arz ve izah ettim.
Herhangi bir sebeple Sayın Cumhurbaşkanımız bu yönetme iradesini serdetmez ise, ki bu kendi kararı olacaktır, kişisel kanaatime göre ardından gelecek kişi de Sayın Bilal Erdoğan olmalıdır.
Bilal Bey'in Cumhurbaşkanımızın evladı olmanın ötesinde birçok üstün vasfı mevcuttur.
En önemlisi de Bilal Erdoğan "denenmiş" bir siyasi figür değildir. Bilal Bey ülkeye, vizyonu ile yeni bir dinamizm katar.
Tüm saygımla...
Ahmet Türk şöyle diyor:
“Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
Bak Ahmet Türk…
9 köyün ağasısın, milyonlarca paran var, yüzlerce mülkiyetin ve toprağın var, 21 yıl bu ülkede milletvekilliği yaptın, her ay 100 binlerce lira maaş alıyorsun, misafirin gelince 600 kişilik yemek hazırlıyor, 42 oğlak kesiyorsun, bir şehrin belediye başkanlığını yaptın, tutuklandın, yargı kararı olmadan birinin söylemesiyle cezaevinden çıktın, Kürt’üm diyorsun, istediğin yerde Kürtçe konuşuyorsun, bu ülkenin gariban çocuklarının görmediği sahillerde çocukların torunların görüyor, son model arabalara biniyorsun, …
İşte Kürt sorunu sensin Ahmet Türk!
Küfürlü | Türkiye’de yaşayan Ali Çeven isimli bölücü, Türk kadınlarına alenen ağır hakaretler etmiştir.
Şahsın derhal tutuklanması gerekmektedir! @EmniyetGM
Israel flattened Beirut in 1982.
No Hamas. No Hezbollah. No October 7 to point to then.
Just 17,000 dead Lebanese and Palestinian civilians.
Even US president then Ronald Reagan, who armed Israel, called Begin furious after seeing a photo of a 7-month-old baby with its arms blown off and said “It is a holocaust”.
They killed so many innocent people that the survivors had no choice but to pick up weapons.
Then Israel had the audacity to keep using “Self-Defense” excuse every decade.
Israel didn’t stumble into endless war. Israel built it. Brick by brick.
Own it.
Ey iktidar sahipleri,
SMA’lı çocukların nefesi IBAN’a, valilik iznine, kampanya afişine sıkışmışken hangi başarı hikâyesini anlatıyorsunuz?
Bir çocuk yoğun bakımda, bir baba toprağın altında.
Bu acı kader değil, yıllardır yalnız bıraktığınız ailelerin yüzünüze çarpan hesabıdır!
Meksika’daki açılış maçını dev ekrandan izleyen Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, neden stada gitmediğini anlattı:
“Estadio Azteca'da bir bilet 120.000 peso! Bu parayı kim ödeyebilir? Bana verilen 001 numaralı bileti, futbolu seven ama gücü yetmeyen Veracruzlu genç bir kadına hediye ettik. Meksika halkını ondan daha iyi kim temsil edebilir?“
Dicle Üniversitesi Hukuk fakültesinden mezun olan genç kızlarımız Türk bayrağı açıyor ve bir grup bölücü vatanhaini tarafından yuhalanıyor.
Diyecek söz kalmadı.
Bayrağa düşman olanlar NAMUSSUZDUR.
NOKTA.
Kızlarımızın alnından öpüyorum.
"‘... Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin’ dedi. ‘Sen bekârsın, değil mi?’ dedi. ‘Evet’. ‘Velayetleri de sende?’ ‘Evet.’ Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?’ dedi. ‘Değil’ dedim. ‘Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını’ dedi.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler.
Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur… Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyler…
İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu..."
Henüz 22 yaşında gencecik bir öğretmendi Şenay Aybüke Yalçın…
PKK’lı hain teröristler tarafından şehit edildi.
Biz onu asla unutmayacağız. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Vehbi Koç’un yıllar önce söylediği söz çok açıktı:
“Bir insana bu kadar yetki verilmez.”
Bugün memleketin başına gelen de tam olarak budur. Yetki tek elde toplanınca, faturasını 86 milyon ödüyor.