https://t.co/GIVlV1lSSs
Sn Bülent Arınç Başkanımızın Hasan Basri Akdemir ile yapmış olduğu kıymetli bir röportaj.
Gündemi sarsacak
Günceli tartıştıracak
Dinlenesi bir söyleşi.
F.Uslu
@bulent_arinc@hbasriakdemir
VE SiZ,
YöNETENLER
VE
YöNETMEYE TALiP OLANLAR
SORUN
MiLLET'TE DEĞiL,
iÇiNiZDEKi ZüBüKLERDE!!
ARINMAYA öNCE ORALARDAN BAŞLAYIN
Ferhat Uslu
Cumanız mübarek
Ömrünüz bereketli olsun
Not:
Hırsız evden olursa mandayı bacadan aşırır.
ESKi ROMA'DA
EYALET
VALiLERiNDEN BiRi,
KAYSER TiBERiUS'A
(Roma imparatoru)
VERGiLERiN ARTIRILMASINI
TEKLiF EDiNCE,
iMPARATORDAN
ŞU CEVABI ALMIŞ:
*iYi BiR ÇOBAN,*
*KOYUNLARININ*
*YüNüNü KIRPAR*
AMA
*DERiSiNi YüZMEZ.*
Sn Şimşek
El insaf
Minel vicdan
Şimşek misin
Yıldırım mısın
FÂSIKÜ’L LEYL Ü VE’N-NEHAR BÜLENT ARINÇ!
Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın, “bilge politikacı ve yüksek ahlaklı kişi” maskesinin arkasına gizlediği enaniyet ve büyüklük kompleksi, aramızda yaşanan son söz düellosuyla ayan beyan ortaya serildi.
Siyaset dairesi ve sınırlarının dışına çıkmadan beyanları hakkında yönelttiğim eleştiriler, Bülent Arınç’ın pullarını döktü, fiyakasını bozdu.
Oldukça şişkin egosu, bir politik iğnenin batmasıyla parti balonu gibi patladı.
Eski Meclis Başkanının yüreğinde, “karanlıkta kara taş üzerinde yürüyen karıncanın ayak sesi gibi gizlediği kibir ve gizli şirk” açığa çıktı.
Biz Bülent Arınç’ın günahlarını sayıp dökmedik; şahsiyata, özel hayata girmedik.
Sadece kendisinin siyasi değerlendirme ve tespitlerinin üzerine gittik.
Arınç ise siyasi tenkidi bırakarak şeref ve haysiyete tasallutu tercih etti.
Arınç’ın şahsıma yönelttiği doğru olmayan ithamlar; politik eleştiri, sert tenkit sınırlarını aşıp münafıklara özgü günah ifşasına, ayıp teşhirine dönüştü.
Her haksız ve suçlunun, her köşeye sıkışan âcizin başvurduğu gibi…
Benim Bülent Arınç’a dönük sert tenkitlerimin temel sebebi,
1. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin aziz milletimizden büyük destek gören Terörsüz Türkiye istikametindeki samimi gayretlerini seviyesiz ifadelerle değersizleştirmeye kalkmasıdır.
2. Bir Müslüman olarak “izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten çekilmek” dururken, inananlar arasında nifak ve fitne saçma çabasını sürdürmesini engellemektir.
3. “Fâsıkü’l leyl ü ve’n-nehar” işlevini terk etmesi hususunda kendisini ikaz etmektir.
Sen misin, bir egoistin gerçek yüzünü bedahetle gözler önüne seren!
Mağrur Arınç; benim sözlerimden kendine pay ve ders çıkaracağına, büsbütün hiddetlenip kamçılandı.
Beni itham ettiği sözlerden daha rezil bir üslupla ve üstelik de pek kibirli ifadelerle şahsıma saldırıda bulundu.
Bülent Arınç, her ikimizin de yaşadığı evlat acısının, vicdan terazisini hassaslaştırıp merhamet kapılarını ve gönül gözünü açtığından söz etti.
Lakin böyle hassas bir konuda bile ruhunun derinliklerindeki garez ve kini kusmaktan kendini alamadı.
Nezaket, nezahet ve nezafet izharı yerine büsbütün incitici, kaba ve nadan bir tavır içine girdi.
Bana yakıştırdığı o dedikodu cümlesini de öfkesini yatıştırmak için sarf etti.
Şahsımdan beklediği merhamet, insaf, izan ve hüsnüzan gibi ahlaki terazileri kendisi terk ederek şeytanın ipine sarıldı, belden aşağı vurmayı yeğledi.
Siyasi eleştiri hudutlarının dışına çıkıp şeytanla ortaklığı seçti.
Bülent Arınç, nefsini aşırılıktan alıkoyamayıp beni adımın anlamlarıyla da vurmaya kalktı.
Peki, kendisi asla liyakat kesp etmediği Bülent isminin manası hakkında hiç tefekkür etti mi?
Bülent Arınç, hasbelkader yüksek mevki ve itibara erişti ama ahlaki hastalıklarla alil olduğu için ismiyle müsemma olamadı.
Biz, kendisinden bir öğrenciyi babasına şikâyet eden mızmız öğretmen üslubuyla değil; abdestinden şüphesi olmayan bir musallinin vakar ve itidaliyle tenkitlerimize cevap vermesini beklerdik.
Ama Bülent Arınç öylesine cürmümeşhut hâlinde yakalandı ki iç barışın takviyesine dönük politikalarına maksatlı cümlelerle saldırdığı ve hakkımda en son şikâyetçi olacağı makama sığınarak büsbütün küçüldü.
Siyaset meydanı; şekvacılık, sızlanma ve yakınma yeri değildir.
Bülent Arınç; kendini allame-i siyaset sanıyor ve kibrini sadece dilinin arkasına değil, yüreğinin en ücra köşesine saklamaya çalışıyor ama heyhat!
Lisanı ve etvarı kendini ele veriyor.
Bülent Arınç’ın tenkitlerime sosyal medyada verdiği üslup fukarası cevap ve hakkımda sarf ettiği hakaretamiz cümleler, neticede kendisinin gerçek karakterini ele vermiş oldu.
Arınç’ın kalbinde sakladığı enaniyet ve tekebbür, bütün kamuoyunca öğrenilmiş oldu.
Nifak, fitne ve tefrikanın bir siyasetçiyi nasıl şeytanın oyuncağı hâline getirdiğini ve esfele sâfilîne düşürdüğünü ibretle müşahede ettik.
@ahmetsayilir12 Rabbim Rahim amcamın mekanını cennet eylesin. Darayeni'de hem komşuluk ettik hem de çocukluğumun hatıraları içinde Rahim amcamın güzel anıları vardır. Kıymetli kardeşimin şahsında tüm aile bireylerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Anadolu’da insanlar evlatlarına isim koyarken “adıyla yaşasın” diye dua ederler ki çocuklar onlara verilen isimlerin anlamı gibi bir karaktere sahip olsun.
Sana da edep sahibi olasın diye Edip; cömert ve hoşgörü sahibi olasın diye de Semih adını vermişler lâkin heyhat! Olamamışsın…
Her eline kalemi aldığında kime yakası açılmadık hangi hakareti etsem diye düşünen isminin anlamlarından uzak bu kişinin iki yıldır hakkımda yazdıklarını okuyor lâkin cevap verme ihtiyacı hissetmiyordum. Bunun iki nedeni var. Birincisi bu gibi isimlere karşılık verdiğinizde gemi azıya alırlar ve daha da hakaretamiz ifadelere sarılırlar. İkincisi ve daha önemli olan ise MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye karşı olan saygımdı. Sayın Bahçeli bana karşı olan eleştirilerinde çoğu zaman sert olmuştur ama 12 Eylül Darbesi’nin ardından ülkücülerin davalarını üstlenmem sebebiyle bütün ülkücülerin bana karşı sevgi ve saygısı olduğunu, kendisinin de bunu çok iyi bildiğini ifade etmiştir.
Lâkin geldiğimiz noktada had aşıldı, sabır taşı çatladı…
Geçtiğimiz Cumartesi günü yaptığım bir konuşmada ifade ettiğim fikirler üzerine senin o irin damlayan kaleminden bana doğru akıttığın ifadeler bende tutmaz. 40 yıldır siyasetin içindeyim, tek rehberim de vicdan ve ahlâk oldu. Bugüne kadar bana karşı çemkirdiğin tüm ifadeleri temerrüt faizi ile sana iade ediyorum.
Senin için “kimdir bu?” diye sorduğumda ne diyorlar biliyor musun?
“Şaribül leyli ven nehar”
Tarih alanında profesörmüşsün, sen anlarsın ne demektir bu…
Seninle ortak bir acımız var; evlat acısı. Dünyanın en büyük acısıdır yalnız onu yaşayanlar bilir derler. İnan benim bir gecede saçlarım kırardı. Böylesine bir acıyı yaşayan insanlarda gözlemlediğim bir şey var. İnsanın vicdan terazisi hassaslaşır, merhamet kapıları ve gönül gözü ardına kadar açılır. Senin ise merhamet kapılarına zincir vurulmuş, vicdan terazin tartmaz gönül gözün kör olmuş.
Ezcümle diyeceğim şudur. Bu insan artık bunlara son vermelidir. Aksi takdirde kendisini bizzat Sayın Bahçeliye şikâyet edecek ve kendisinin yardımcısı sıfatını taşıyan bu kişinin hakaretlerine son vermesini isteyeceğim. Bu hakaretlere karşı artık sesimi kısmak niyetinde değilim.
Bazıları
Akıllanmadan
Aklını kullanamıyor
Gel gör ki
Akılsız başa
Kelam neylesin
Marifet büyük ve değerli biri olmak değil
Marifet ONURLU bir Ömür sürebilmektir
F.Uslu
İster Bld Başkanı
İster Vekil olsun
Kendisine oy veren seçmene
İhanet eden her kim ise
Yediği kaba pislemiştir
Bosch markasını Anneler Gününe yönelik sübliminal reklamından dolayı kınıyorum.
Çocuklarımla,
Eşime Anneler günü için
Bosch markalı bir ev ürünü
almayı planlamıştık.
Bu reklamı izledikten sonra
Bosch markalı ürün
almaktan vazgeçtik.
@BoschHomeTR
https://t.co/pp9YPffhBT
Annelik, reklam diline indirgenerek değersizleştirilecek bir kavram değildir!
Bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunan, onu büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan her kadın —biyolojik ya da koruyucu— gerçek bir annedir. Bu bağ; sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal sürekliliğin temelidir.
Sevginin her biçimi elbette kıymetlidir. Ancak annelik gibi derin ve kurucu bir değerin, iletişim stratejileri uğruna esnetilmesini ve sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz.
Annelik; bir iletişim kurgusu değil, bir neslin ve bir geleceğin taşıyıcısıdır. Bu değerin, hak ettiği hassasiyetle ele alınması bir tercih değil, bir sorumluluktur.
@rariturk Sayın Arınç,
Donanımı
Potansiyeli
Kadirşinaslığı
Nezaketliliği
Dürüstlüğü
Ve
ENTELEKTÜEL yönüyle
Gerçek bir
DEVLET ADAMIDIR.
Bu Ülkenin Sn Arınç gibi değerlere her daim ihtiyacı vardır.
Vallahi ğilaf yoktur
Billahi ğilaf yoktur.
Gidişat gidişat değil
Vaziyet Hayra alamet değil.
On yıllarca
yanlışları söyledik
doğruları dile getirdik.
Doğrular artmadı
Yanlışlar arttıkça arttı.
Geldiğimiz nokta,
Hem sağdan
Hem soldan
Ne siyasete
Ne de siyaset erkine
Güven kalmadı
Açık söylemek gerekirse (kişisel görüşümdür beni bağlar):
Mansur Yavaş aday olursa çok ciddi zorlar.
Ali Babacan çatı aday olursa çok ciddi zorlar.
Mansur Yavaş gözaltına alınırsa, oy oranı Ekrem İmamoğlu lehine %5+ artar; CHP %40’ın çok rahat üstüne çıkar (tek başına).
Butlan gelirse, CHP’de ne olursa olsun, seçim 2028’de alınsa bile, muhalefet %50–55 bandına çıkar.
Finalde, zaman gençten yana olduğu için iktidar en az 20 yıl sağdan merkez sağa ve sola kayar. Bu kayış %60 ile başlar, 4. seçimde yine %30–35’lere çekilir. Yani aşağı yukarı 20 sene sonra…
Peki bunu görmemek mümkün mü?
Ya da “Bunu sen tahmin ediyorsun, onlar görmüyor mu?” demek doğru mu?
İşte bu varsayım, tarihte büyük devletlerin ve iktidarların yıkımına sebep olmuştur.
İnsan göremeyebilir, anlayamayabilir, görülüp söylenmeyebilir...
Hepimiz insanız; yalnız Allah hatalardan münezzehtir.
Bazen birilerinin işi bitti denirken, aslında o bitti denen kişinin, başkaları tarafından hikâyesi yazılıyor olabilir. Kim bilir?
Bundan mütevellit:
* Çok acil şekilde demokratik ve özgürlükçü kodlarımıza geri dönmemiz,
* Tansiyonu düşürmemiz,
* Ekonomiye dört elle sarılmamız,
* Adalet ve tarım konusunda acil ve kesin çözümler bulmamız şarttır, kaçınılmazdır.
Aksi halde, 2002’de iktidara, devlete ve makamlara elveda diyen Bülent Ecevit, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve kadroları gibi oluruz.
Benden söylemesi…
@birincimucahit Vallahi ğilaf yoktur
Billahi ğilaf yoktur.
Gidişat gidişat değil
Vaziyet
Hayra alamet değil.
On yıllarca
yanlışları söyledik
doğruları dile getirdik.
Doğrular artmadı
Yanlışlar arttıkça arttı.
Geldiğimiz nokta,
Hem sağdan
Hem soldan
Ne siyasete
Ne de siyaset erkine
Güven kalmadı
Arınç "Adalet Düzelirse Herşey Düzelir"
Bingöl Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü tarafından davet edilerek Bingöl’e gelen 22. Dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç, dün saat 16.00’da kulübün davetlisi olarak “Bir Mezunun Yol Haritası” başlıklı panele katıldı. Panele Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdal Çelik, öğretim üyeleri, akademisyenler ve Siyaset Bilimi Kulübü üyesi öğrenciler katıldı.
Saat 16.00’da Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda gerçekleşen panelde konuşan Bülent Arınç, adalet vurgusu yaptı.
Arınç konuşmasında, bugünlerde adalete güvenin neredeyse kalmadığını belirterek, “Adaleti kutup yıldızı gibi görüyorum. Yolunu kaybeden herkese o adalet yolu gösterir. Bugün de o sıkıntılar var, geçmişte de vardı ama inşallah adalet düzelirse her şey düzelir. Çünkü hak ve hukuk adaletle ancak ortaya çıkabilir. Bugün yargıya olan güven %25’lere inmiş durumda, bu fecaat bir rakam. Ben bunun üzerine kafayı yoruyorum bugünlerde ve bunun anlatımlarını yapıyorum ki en çok ihtiyacımız budur” dedi.
@bulent_arinc@ercelik2000@bingoluni2007@abdulhakimkocin
#adalet #Adaletİstiyoruz
@serdarKaan12@ifa_medya@ahmetzoroglan
@bulent_arinc@SiyasetBK
https://t.co/6ZFFobmFvm
Siyasetin duayen isimlerinden 22.Dönem TBMM Meclis Başkanımız kıymetli Devlet Adamı Sn.Bülent Arınç'ın
Bingöl Üniversitesi, Siyaset Bilimi Kulübünün düzenlediği etkinlikte vereceği sohbete tüm hemşehrilerimiz davetlidir
F.Uslu
Siyaset Bilimi Kulübü etkinliklerine devam ediyor!
"Bir Mezunun Yol Haritası" serimiz kapsamında, 22. Dönem TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç'ı üniversitemizde ağırlayacağız! @bulent_arinc
🗓️ 20 Nisan | Pazartesi
🕒 Saat: 16.00
📍 Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu
Siyaset Bilimi Kulübü etkinliklerine devam ediyor!
"Bir Mezunun Yol Haritası" serimiz kapsamında, 22. Dönem TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç'ı üniversitemizde ağırlayacağız! @bulent_arinc
🗓️ 20 Nisan | Pazartesi
🕒 Saat: 16.00
📍 Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu
X Belediye başkanı, belediyede çalışan genç bir kızla basılmış.
İşin ahlak boyutunu boş yere konuşmayın.
Ahlaksızca bir iş.
Ama A partisi, B partisi diye de konuşmayın.
Muhtemeldir ki hak edilmemiş, makam, mevki koltuklara erişenler, böyle hedonist olacaktır. Görevlerini istismar edecek, ayrımcılık, kayırmacılık yapacak, insanların bedenine musallat olacak, para, cinsel haz peşinde koşacaktır.
Başka ne bekliyorsunuz ya da bekliyordunuz gerçekten dürüstçe bunu söyleyin.
Bırakın bu işleri. Ahlaksızlıkta, birbirimizi istismar etmekte, sureti haktan görünüp her türlü pisliği işlemeyi mübah, hatta bir meziyet gören bir topluma dönüştük.
Doğru soru şu: Neden uçkurunun peşinde koşmayan, yetim hakkına el uzatmayan, ülkesine, toplumuna değer katacak kimseler bu görevlere layıkıyla gelemiyor veya gelmekte zorlanıyor? Ya da gelse bile, 3-5 yıl içinde bozuluyor, bilmem nesi elinde, uçkurunun peşinde koşuyor? Nasıl oluyor bu?
Bırakın kişisel olarak uçkurları, şunu bunu, elalemin bilmen nesini konuşmayı. Asıl soru budur.
Ben kendi üstüme düşeni yapacağım; aynen başkanlık sistemine geçişin bu ülkeye büyük kötülük getireceğini gösteren objektif bir eserle toplumu uyarmaya çalıştığım gibi.
Dönelim yerel yöneticilere;
Bütün bu pisliklerin ne ilk ne son, ne de sadece bunlarla sınırlı olduğunu düşünecek kadar akılsız, izansız, feraset ve basiretten yoksun değiliz.
Bu işler ne zaman nasıl başladı, arkasındaki tarihsel ve yapısal dinamikler nedir, tek tek göstereceğim.
Duyan duyacak, gören görecek, fakat böyle geldi böyle diyecekler de bildikleri gibi devam edecek. İşte o zaman dürüst insanlarla, riyakarları daha net göreceğiz.
Uzatmayayım.
Bu olanlar hiç şaşırtıcı değil.
Ektiğimizi biçiyoruz.
Ahlak polisliğini bırakın, ben buna nasıl, nerede onay verdim diye düşünün, biraz ahlakınız, dürüstlüğünüz, insanlığınız varsa. Gerisi lafı güzaf.
Sayın Devlet Bahçeli’nin bugün grup toplantısında yaptığı konuşmayı büyük bir ilgi ve takdirle dinledim. Kendilerini içtenlikle tebrik ederim. Umarım ki adını zikrettiği isimlerle birlikte siyasî düşünceleri, fikirleri ve eylemleri sebebiyle halen cezaevinde olan pek çok kimse de bir an önce özgürlüğüne kavuşur.
Sayın Bahçeli’yi dinlerken inancımızda adil olmanın ve adalet ile hükmetmenin ne kadar önemli olduğunu anlatan bir kıssa geldi ve sizlerle de paylaşmak istedim.
Bu kıssadan atıfla demek istiyorum ki 1978 yılından beri yol ve dava arkadaşlığı yaptığım Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Bahçeli’den daha az adil değildir. Hz. Ömer ve Nurşirevan adalette eşsiz örneklerdi. İnanıyorum ki Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli de en yakın zamanda buna en güzel iki örnek olacaklardır.
https://t.co/6vdZJwACKR