Son 13 yılın atamaları incelendiğinde yapılan 19 atamanın 17'sinde aslan payı sınıf öğretmenliğine verildi. 2015 Şubat'ta İngilizce, 2022 Eylül'de ise Okul Öncesi zirvede yer alırken geri kalan atamaların tamamında sınıf öğretmenliği en çok atanan branştı. Bu yıl da aynısının tekrarını istiyoruz. Çünkü bir sınıf öğretmenin olmadığı durumda 30 öğrenci 30 derste de öğretmensiz kalıyor. Ayrıca 1 kademenin tamamı sınıf öğretmenliğidir. Yapılan son iki atamada da yaklaşık yüzde 30 kontenjan ayrılmasının sebebi budur. Özetle; EN ÇOK
#SınıfÖğretmenleriAtanmalıdır
Her söylediğimizde tepki yiyoruz ama yine de yazalım.
Fenerbahçe Galatasaray’ın şu anki durumunu kabul edip buna göre uzun vadeli ve kalıcı bir plan yapmalı.
Buna ister yapı deyin, ister siyaset, ister hakemler, ister kollama, ister şans. Ortada bir gerçek var 3 senedir şampiyon oluyorlar. 4’te de bizden daha avantajlılar. Üstüne üstlük 4 senedir aynı hocayla çalışıyorlar, kadrolarının da yapıtaşları değişmiyor, üstüne koyarak ilerliyorlar. Giderek de kaşarlanmaya başladılar. Kadroları ve getirdikleri adamlar çok yüksek seviyede. Bunu söylemek başarılarını meşrulaştırmak ya da yapı yok, bahis yok, karaborsa yok demek değil. Tam tersi bir gerçeği ortaya koymak demek.
Artık şunu anlamış olmamız lazım. Avrupa’da başarısızlıklarıyla dalga geçmekle, ligde her maç hakemler ve yapı muhabbeti yapmakla, Aykut-İsmail kavgalarımızla, Okan’a laf etmekle, Barış Alper milli takımda 0 gol demekle, Torreira kart görmüyor demekle, Icardi’nin saha dışı hayatını konuşmakla HİÇBİR ŞEY ÇÖZÜLMÜYOR, ÇÖZÜLMEYECEK.
Yalnızca günlük tartışmaların içinde kaybolmaya devam edeceğiz. Ama ilerde geriye dönüp baktığımızda GS ama öyle ama böyle almış başını gitmiş, bizler de hala kendi günlük muhabbetimiz arasında kaybolmuş olabiliriz.
Biliyoruz bu gerçeği söylemek zor ve taraftar ruhuna aykırı. Hatta Fenerbahçe’yi küçültüyor, GS’yi yüceltiyor gibi hissettirebilir. Fakat bu ayıp değil.
Sorunu ve sorunları artık herkes biliyor, artık iş bunu teşhis edip kabul etmekte ve sonrasında akut çözümler yerine uzun vadeli iyileşme ve kalkınma planı yapmakta.
Saadettin Saran ve ekibine burada çok iş düşüyor. Günlük popülist münakaşalar ile uğraşmak yerine sürdürülebilir, kalıcı ve Fenerbahçe’nin geleceğine yönelik saha içi ve saha dışı hamleler ve planlar yapılması gerekiyor.
Bir bakarsınız göz açıp kapayıncaya kadar 20 sene oluvermiş.
İlerde pişman olmayalım.
Maçı yerli mhk hakemi yönetiyor olsa, Frankfurt’un 1, 4 ve 5. golleri faul, 3. gol ofsayt diye iptal edilmiş, Frankfurt’un 2. golünden önce GS’ın faulle attığı gol verilip 0-2’ye getirilmiş, maçı da GS kazanmıştı.
Şimdi 5-1 geride
İşte ülkemizdeki hakem etkisi bu kadar yüksek.
Dünya üzerinde 3 sene üst üste kendi liginde doğru dürüst berabere bile kalmadan şampiyon olup, bu 3 senenin hepsinde avrupada rezil kepaze olan bir tane takım örneği var mıdır çok merak ediyorum. Başarısız falan da olmuyorlar dümdüz domalıp geliyorlar her maç
Çok popülist bir yorum mesela şu.
Fenerbahçe 24/25 sezonunda son 16 yaptı, penaltılarla elendi.
23/24 sezonunda çeyrek final yaptı, penaltılarla şampiyona elendi.
22/23 sezonunda yine son 16 yaptı, şampiyona kendi taraftarının bilinçsizliği yüzünden elendi.
Yani demem o ki maçlarla ilgili eleştiriye elbette açığım ama genelleme yaparak popülist yorumlar canımı sıkıyor.
Bulmak isteyen için internet var. Çok uzun bir süre de geçmedi üstünden. Son 3 sene bu.
Sezonun planlamasını Okan Özkan’ın futbol aklı ve Mourinho’nun tercihleri ile açtık. Yanına Devin Özek hamlesi yapıldı, Okan Özkan ayrıldı.
Henüz Eylül’e girmeden Mourinho da yollandı. Devin Özek tek kaldı. Tüm bunların hepsi 2.5 ay içinde yaşandı.
Anaokulunda sınıf başkanı sınıfı daha iyi yönetiyor, şaka değil.
Yok Amrabat kafa karıştırdı, yok Szymanski uçuyor. Baba siz ya futboldan anlamıyorsunuz ya da dalga geçiyorsunuz. Ligue 2'den 3 tane ortalama orta saha getir, Fenerbahçe orta sahasına üstünlük kurar. Halen 3'ün 5'in pazarlığındasınız. Hoca desen ne yaptığı belli değil aman toz kondurmayın 12-13 diye devam eder böyle.
dünyada futbol icat edildiğinden beri hiçbir ülkede, franco'nun ispanya'sı veya komünist romanya dahil, hiçbir takım bu kadar arkadan itilmedi
hiçbir takımın taraftarı haram puanları sineye çekip mutlu olacak kadar alçalmadı ve futbol denen oyun, hiç bu kadar pisliğe bulanmadı