Cübbeli demagoji yapamasın diye “cüz’î tasarruf - küllî tasarruf” tabirleriyle ne demek istediğimi ilgili videoda örnekler vermek suretiyle tasrih etmiştim.
Cübbeli yine tıynetine uygun davrandı ve bu konuda farklı düşünmediğimizi iddia etti.
“Utanman yoksa dilediğini yap!”
@umarimabi@MikrofonsuS Küfür etmek yerine açıp iki vesika okumak zor geldiği için cehaletinizi anlamak oldukça kolay sayın konformistler. Gerçi niye konuşuyorsam..
Size edebileceğim en içten dua inşallah ruz-ı mahşerde M. Kemal paşa ile aynı yere gidersiniz...
@Muvahhid6363 Kabirdeki velî bu dinin ve ümmetin çocuğu, ona hürmet edenler de bu toprakların çocukları. Bu değerlere sahip insanlar 3 kuşak geride hep şehit şühedâ çocukları. Peki ya sen kimin ya da neyin çocuğusun ( AA DUR BİRAZ GERÇİ BİLİYORUZ NEYİN ÇOCUĞU OLDUĞUNU DEĞİL Mİ )
@dailyislamist Cübbeli hocayı milletin tenkidlerine dayanarak sahtekâr, müşrik ilan edelim ( velev ki ) elimize ne geçecek? Cehenneme gitmesi kime fayda. Ayrıca kabirden tasarruf bal gibi VARDIR. Bir Velî'nin velayetini kabul edip etmemek iman şartı değildir. Kabul etmemenin de bir hükmü yoktur
@gazetory Öyle sürekli uçup kaçan, her saat yeni keramet gösteren şeyh neredeyse yoktur. Ancak bu kerâmet yok demek değildir. Öyle sürekli uçup kaçmayan mütevâzı bir insan-ı kâmilden de sâdır olur. Örnek güzel olmuş fakat tasavvufu bu şekilde kötüleyemezsiniz.
@SonEr5035237768 Bu toplum niye ilerleme kaydedememektedir ?
1 - Anası babası belli olmayan onun bunun çocuklarının ağzı yüzünden.
2 - Peygamberi'ne yeri geldiğinde başını feda etme fıtratı üzerine iken, bir dalyarak " Din adamlarına ve şeyhlere mutlak itaat olmamalı" dediği için.
@SonEr5035237768@mmuhammedbakir Muhtemelen sana sorduğunda sen değil de azaların konuşacağı için Evliyaullah'a kalkan o çükün diyecek " ya rabbi ben artislik yaptım" sonrasında ellerin konuşacak " ya rabbi biz yazdık o x denen platformda senin 12 dostun yoktur" diye. Hasılı sen mangal olurken ben seyredeceğim.
@MFAgartan@mmuhammedbakir Yazılanları zerre anlamadığına o kadar eminim ki. Halid-i Bağdadî'nin yazıları alın bunda teşeyyü var diye yazılmamış tam aksine Halvetî'lere şiileşiyor diyenlere Nakşibendiyye'nin pîri neler neler söylüyor ve onunki teşeyyü değil bizimki mi teşeyyü demek için yazılmış.
Size hayatınızın en acı, en çıplak gerçeğini söyleyeyim mi?
Kendinizi iğrenç derecede küçük görüyorsunuz.
Kendi zihninizde sürekli kendinizi yargılıyor, o bitmek bilmeyen "yetersizlik" hissiyle boğuşuyor ve o potansiyelinize zerre kadar güvenmiyorsunuz.
Oysa sadece nefes alıyor olmanız, var olmanız bile kendinizi güvende ve tam hissetmeniz için yeterlidir.
Hanginizin gerçekten fiziksel veya zihinsel bir engeli var?
On kişiden birinizin.
Onlara sonuna kadar saygım var, hak veriyorum.
Ama bir yerden sonra bedensel engeller bile gerçek bir engel değildir; asıl sakatlık, tamamen zihninizin ve toplumsal normların size oynadığı o aşağılık oyundadır.
Size kendi simyamı anlatayım: Ben hayatımda henüz elle tutulur, somut tek bir başarım bile yokken; cebimde param, masada bir unvanım yokken bile kendime karşı inanılmaz, sarsılmaz bir "cahil özgüvenine" sahiptim.
Bu kibir veya egodan şişmek değildi.
Sadece kendi zihnimin krallığında, benden daha iyisinin olmadığına inanıyordum.
Bir kadınla konuşmak, o masaya oturmak için Casanova olmama gerek yoktu.
Ağırlığın altına girip PR (kişisel rekor) denemek için, o gün çok iyi uyumuş olmama veya takviyelerimi milimi milimine almama gerek yoktu.
Bir işe gireceksem, o işin A'dan Z'ye her detayını bilmeyi beklemiyordum.
Sadece sahaya iniyor ve kendi kendime "Yaparım, hallederim" diyordum.
Simyanın Sırrı: Sözünü Yememek İçin Cehenneme Girmek
İşte herkesin kaçırdığı, o kilit nokta tam olarak burasıdır: Ben o "Hallederim" lafını ağzımdan çıkardıktan sonra, o lafı geri yememek için her türlü bedeli ödemeye, her türlü acıyı çekmeye ve cehennemin dibine kadar gitmeye hazırdım.
Özgüven, "Ben çok iyiyim" deyip yatmaktan gelmez; özgüven, kendine verdiğin o sözü tutmak için sahada ter ve kan dökmekten gelir.
Bırakın artık şu komplekslerinizi.
İnsanoğlu doğası gereği hiçbir zaman "Ben oldum, ben tamamım" seviyesine gelmez, gelemez.
"Ben oldum, yeterliyim" dediğin an, çürümeye başladığın ve öldüğün andır.
Hayat; acımasız, kesintisiz bir değişim ve dönüşüm üzerine kuruludur.
Şunu beyninize çakın: Hiçbir zaman kusursuz olmayacaksınız.
Hiçbir zaman kendinizi yeterince yakışıklı, yeterince kaslı, zeki veya bilgili hissetmeyeceksiniz.
Tarihe bakın; en büyük alimler bile ömürlerinin sonunda kendilerini cahil hissetmiştir.
Koskoca filozoflar masadan kalkarken "Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir" diyerek gitmiştir.
Siz kimsiniz ki, hangi mükemmelliğin peşindesiniz de kendinizi bu kadar kasıyorsunuz?
Sizin ihtiyacınız olan şey kusursuz planlar, mükemmel zamanlamalar veya eksiksiz bilgiler değil.
Sizin sadece o cahil özgüvenine ve başladığınız işin sonuna kadar gidecek o arsız cesarete ihtiyacınız var.
Yetersizlik tamamen bir illüzyondur.
Kendinizi o illüzyondan, kendi kafanızın içinde inşa ettiğiniz o hapishaneden çıkarın.
Yoksa ömrünüz kısır döngüde geçecek.
@AlperCElebi10 @TURKSUNNNIFENER Sağdaki fotoğraf Hindistanlı bir müslümana ait. Askerler tarafından Kur'an öğretirken yakalanan kız kardeşi yine askerler tarafından balkondan atılıyor. Beli kırılan kız kardeşini yıllar içinde kaybeden bir müslümanın kin dolu fotoğrafıdır bu. Senin gibi HERİF-İ NÂŞERİFLER bilmez