Bilemezsin, bazen hayattaki en büyük lütuflar mahrumiyet ve aksilik görünümü ile gelir.
Mekke'ye süt çocuk bulmak üzere gelen Halime'yi düşünün... Devesi ağır gittiği için gelmekte gecikiyor. Herkes zenginlerin çocuklarını almış, ona ise Muhammed adında bir yetim kalmış...+
Allah Teâlâ,kalpler ve lisanlar dayanabilsin diye Kur'ân hakikatlerinin nurlarını harf zarfıyla örmüştür. Nitekim ateş kelimesi kâğıda yazılır, dille söylenir.Fakat gerçek ateşe ne kâğıt dayanır,ne de dil.Şu halde ey Müslümanlar! Kur'ân'a,büyüklüğüne yaraşır bir hürmet gösterin.
Bahçen varsa bahçene, saksın varsa saksına diktiğin çiçek hoşuna gidiyor. Cennet de bir bahçe ve saksıdır. Her "sübhânallah" bir gül, her "elhamdülillah" bir sümbül, her "Allahu ekber" bir lale, her "lâ ilâhe illallah" bir karanfil gibidir.
Bahçe çiçeksiz olmaz!
Bir köşeye çekil, kendi içine kapan; mektubu, yani kendini aç da oku bakalım. İçindeki sözler, duygular, düşünceler padişaha lâyık mıdır?
Mesnevî (c. IV, 1564, Tercüme: Şefik Can Dede)
Kim olursa olsun gözünde büyütme ki gönlüne sığsın dedi kendim bana. Gönlüme almam için gözümde büyütmem gerektiğini zannedişimin kusur olduğunu böyle anladım. Duru sevelim. Eğrisiyle. Bazı şeyleri güzel yapan, kusurlarıdır.