Rojin'in üzerinden çıkan DNA'nın kime ait olduğunun tespit edilmesi için çevre köyler de dahil olmak üzere 600 erkekten DNA alındı, 2 bin 500 kişiden daha alınacak. Rojin Kabaiş'e ne oldu? Kimi koruyorsunuz ?
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Karşıdakinin kapasitesine uygun konuşmak, tanrı vergisi yetenek. Hem işleyen bir zeka hem ışıldayan bir ruhun habercisi. Anlamamı zorlaştıran tuzaklarla dolu sözü neyleyim.
Hep diyorum hep diyeceğim, çocuk evde tıka basa sevgiye doymalı. Şımartılmaya, kayırılmaya değil, sevgiye. Affedici, yol gösterici, destekleyici, geleceğe hazırlayıcı boğmayan sevgiye. Arsız yüzsüz etmeyen sevgiye. Bu dengeli beslenme eksikse, yedi cihan onu doyuramaz.
Nefretin en güçlü bilişsel kaynaklarından biri aşırı genellemedir. Bir kişinin yaptığı bir davranışı onun bütününe, onun “kötülüğünü” de o “grubun” bütün üyelerine yayarız: “Onlar zaten böyledir.” Bireysel farklılıklar silindikçe karşımızda insanlar değil, kategoriler görmeye başlarız. Bireyin yerini kategoriler aldığında ise önyargı, dışlama ve nefret duymak çok daha kolay hale gelir.
Kendisi ile kavgalı insanla muhatap olmayı istemem. Her konuda cephe açıp harflerden ve sözlerden mermilerle ruhumu delik deşik etmesine şahsen izin vermem.
“Dilek hanım niye süslü?!” diye yazan kişiye verdiğim cevaba yazılanları okuyorum ve bir şey anlatmak istiyorum.
Silivri’de duruşmaya katıldığım gün tutuklu IPA Başkanı Buğra Gökçe’nin eşi Filiz Gökçe ile sohbet ederken Filiz Hanım’a “hem tutuklular hem tutuklu yakınları ne kadar bakımlı, zinde, güler yüzlü, bu gerçekten insana güçlü hissettiriyor” demiştim. O da “romantize etmeyelim ama her iki taraf da yani “hem içerideki hem dışarıdaki” birbirini merak ediyor, gözlüyor, iyi mi, sağlıklı mı, morali yerinde mi, geceyi nasıl geçirdi, hastalandı mı, hırpalandı mı diye herkes birbirini kolluyor ve iyi gözükmeye çalışıyor” demiş ve bir anekdot anlatmıştı:
Bir sabah duruşmaya geldiklerinde kapıda bir ambulans varmış. Kimin için geldiğini anlayana kadar hepimiz perişan olduk dedi. Herkes acaba benim yakınım, benim canım için mi geldi, ne oldu diye endişelenmiş. Her sabah gece nasıl geçti diye kalkıp hazırlanıp geliyoruz buraya dedi.
Yakınları için dik durmaya çalışan insanların rujuna, ceketinin rengine, bakımına takmayın özetle. Kimi rujunu sürer, kimi yumruğunu havaya kaldırır, kimi feryat eder. Bu saçma sapan siyasi davalarla sistemi kilitleyen, milyonlarca liramızı yakan, ülkenin geleceğini engelleyenleri konuşalım. 1 aya okullar açılıyor, kırtasiye, kitap, forma, okul masrafları ne olacak mesela, çocuklara bir öğün yemek verilebilecek mi?