Butlan kayyuma tavsiyemdir;
Sana yönelik zaten büyük öfke ve nefret var.
Yanına siyaset karikatürü, İstanbul kayyumunu da alınca bütün duygular ikiye katlanıyor.
Gerçi deri hammaddesi ikinizde benzer kalitede ama yine de durup dururken sinerji yaratmaya gerek yok.
Bu şahsın adı Deniz Bakır. Başakşehir'de ilçe başkanı olamadığı için ağlaya ağlaya KK'cı oldu, kendisi has Ekrem İmamoğlu düşmanıdır. Herkes adını soyadını bilsin.
D E N İ Z B A K I R!
Çok ilgi gören biri üzerinden nemalanmak mı dersin,
güya eleştiriye katlanıyormuş gibi yapmak mı dersin,
Yalandan Alevicilik mi dersin,
gençlere şirinlik mi dersin,
hepsi mi dersin?..
Hem kendini hem de bölümünü rezil ettin ama hakkıyla utanmayı bile beceremediğin için burada ahkam kesmeye devam ediyorsun. Omurgasız duruşunun cevabını her platformda bu şekilde yerin dibine sokularak alacaksın. Kayyım yalakalığı seni paraşüt yapmaya yetebilir ama saygı görmene ve kabul edilmene yetmeyecek. Böyle rezil olmaya, yerin dibine girmeye devam edeceksiniz.
Gülşah Durbay’ın ailesi olarak, yaşadığı rahatsızlık sürecinde ona acımasızca ve defalarca saldıranlardan biri olan söz konusu şahsın hiçbir şekilde özrünü kabul etmiyoruz.
Zaman geçtikçe yaptıklarının unutulacağını sananları, iş birlikçilerini ve ömür boyu sürecek bir utanca atananları asla affetmeyeceğimizi; rahmetli kızımız Gülşah Durbay’ın da bu ve buna benzer kişilere kesinlikle hakkını helal etmediğini sevenleri ve kamuoyuyla paylaşmak isteriz.
Saygılarımızla,
Gülşah Durbay’ın Ailesi
İşte BUTLAN gerçeği tam da bu. Merak etmeyin Ali bey, Kemal Kılıçdaroğlu var oldukça hiç bir güç Ali Kılıç’a dokunamaz.
Bu dönüşün elbette bir sebebi var. Bunu çok iyi biliyoruz. Bu arada BUTLAN gerçek yüzünüzü ne güzel ortaya çıkardı. Yazık.
Daha önce hukuk büromuzun adını kullanarak vatandaşlara dolandırıcılık amaçlı SMS atan şahısları savcılığa ihbar etmiştik ama hukuk bilgisi bu soruşturmayı yürütmeye yetmeyen ve bu hukuk bilgisiyle nasıl savcı olduğunu az çok tahmin edebildiğim Seda Pekmezci Akyüz isimli savcı takipsizlik kararı vermişti. Bu sabah dolandırıcılar vatandaşlara tekrar büro adımızı kullanarak SMS atmış. Sabahtan beri 100'e yakın arama geldi ve herkese tek tek durumu izah etmek zorunda kaldık. Dolandırıcılar hala büro adımızı kullanarak SMS atmaya devam ediyor, Seda Pekmezci Akyüz isimli savcı da hala vergilerimizle maaş almaya devam ediyor.
Çelenk gönderiyorsun almıyorlar,
Cemevinden kovuyorlar,
Aşureye kabul etmiyorlar,
Selahaddin Demirtaş’a yaltaklanıyorsun reddediyor,
Cenazede yuhalıyorlar.
Yüzsüzlüğünün bir sınırı var mı TOY KEMAL? İyici arsız yaptın kendini. Kabul et artık sen bir zombisin.@kilicdarogluk
Utanmanız, vicdanınız ya da onurunuz var mı bilmiyorum.
Ben hayatımda ilk kez isimlerini duyduğum, yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan insanların dosyalarını okuyup neyle suçlandıklarını kamuoyuna anlatmaya çalışıyorum.
‘’Kurunun yanında yaş da yanar’’ mantığının karşısındayım.Hele ki hukuki konularda.Hırsızlık,yolsuzluk yapan her kim ise hesap vermeli .
Ancak bu dosyada ise rüşvet verdiği iddiasıyla tutuklanan kişi bir garson.
Dosyadaki iddiaya göre; dört çocuk babası, maddi durumu kötü olan bu garsonun çocuğuna ve yeğenine bot, mont ve çanta yardımı yapılıyor. O da mahcup olup çalıştığı lokantadan bir şişe viski hediye ediyor. Telefon konuşmasında buna “emanet” diyor.
Şimdi bu konuşmayı, bu yoksulluğu, bu mahcubiyeti alaya alıyorsunuz.
Ben değil, mahkeme tutanakları konuşuyor. Belgeleri de aşağıya ekliyorum.Bu kişiyi tanımıyorum bilmiyorum.Telefon dinlemesende dahi bu durum alenen apaçık ortadayken tutuklanmasını duyuruyorum.
Eğer bir insanın çocuklarına yapılan yardıma karşılık verdiği bir hediyeyi anlamıyorsanız, sorun benim gazeteciliğimde değil, sizin insanlara ve hayata bakışınızdadır.
O kadar kötü insanlarsınız ki iyiliğin karşılıksız yapılabileceğine, insanların teşekkür etmek için hediye verebileceğine o kadar yabancı ki…
Dünyadaki her ilişkiyi kendi zihinlerinizdeki çıkar hesaplarıyla açıklamaya çalışıyorsunuz.
Bu ülkenin insanları hâlâ birbirine yardım eder, mahcup olur, teşekkür eder, “emanetin bende” der.Bunu bilmeyenler, Anadolu’yu da, Adalar’ı da, bu toplumun vicdanını da hiç tanımamış demektir.
Asıl utanç verici olan ise, bir garsonun yoksulluğunu ve mahcubiyetini alay konusu yapabilmektir.
Tarım ve Orman Bakanlığı iddiaları reddetti, Sencer Solakoğlu ateş püskürdü:
• Makam dedim saygı gösterdik ama hak etmiyorsunuz bu saygıyı. Düpedüz yalancısınız.
• Perşembe çiftliğime baskın yapıldı! Personelimin ahırlara girmesine izin vermediler. ‘Biz yapacağız’ dendi! ‘Biz kanı alacağız’ dediler.
• Bizim personelimizin hiçbir müdahale yapmasına izin vermediler!
• Pis yalancılar sizi! Rutin falan değil! 2 gün önce Tarım İl Müdürlüğünün aldığı kanı kabul etmeyip yine kan almaya çalıştılar!
• Bizden başka kimden kan aldınız?
• Bakın, eksik bulacaklarından o kadar emindilerdi ki, bulamayınca bir kusur, kan alımları başladı!
• Allahtan şahitlerimiz var, kendi personelinizin tutanakları var! Açıklamanız tümüyle yalan ve yanlış!
Erdoğancılar gülmemiş Deniz Göktaş'ın şakalarına. O şakalar siz gülün diye yapılmıyo zati, utanın diye yapılıyo amaa o konuda da olay yerindeki muhabirimiz Özlem Zengin'e bağlanıyoruz. Evet Özlem sendeyiz...
Makam dedim saygı gösterdik ama hak etmiyorsunuz bu saygıyı. Düpedüz yalancısınız. Perşembe çiftliğime BASKIN yapıldı! Personelimin ahırlara girmesine izin vermediler. Biz yapacağız dendi! Biz kanı alacağız dediler. Bizim personelimize hiç bir müdahale yapmasına izin vermediler! Pis yalancılar sizi! Rutin falan değil! 2 gün önce tarım il müdürlüğünün aldığı kanı kabul etmeyip yine kan almaya çalıştılar! Bizden başka kimden kan aldınız?
Anayasa Mahkemesi’nin, açıkça Anayasa’ya aykırı olan kanuni düzenlemelerle ilgili olarak iptal başvurusunda bulunulmasına ve uzun zamandan beri bu kanunlara dayalı uygulama yapılmasına rağmen, iptal kararı verilmesini geciktirmesi ve yürürlüğün durdurulması kararı vermemesi, yaşanan haksızlıklara ortak olmayı ifade eder.