Polis zoruyla gasp edilen parti binamızdan alacağımız tek bir şey vardı: En büyük emanetimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk!
Bu hukuksuzluğa imza atan, talimat veren ve sessiz kalan herkes bilsin; günü geldiğinde bu zorbalığın da, bu hukuksuzluğun da hesabı mutlaka sorulacak!
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
Resmen tarihe tanıklık ediyoruz! Şu videonun anlattıklarını binlerce tweetle anlatamazdınız. CHP genel merkezinde son durum. Bunun mimarlarını alkışlıyorum. Bir utanç vesikası olarak tarihe kaydedildiniz!
Okuduğum en aklı başında, tutarlı yorumlardan biri. Siyasetle hiç ilgisi olmayan birinin bile anlayacağı şekilde Kılıçdaroğlu’nun kim olduğunu, ne yaptığını çok net açıklamış.
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Hep beraber yazalım.
Daha daha yazalım.
#EsraIşıkYalnızDeğildir
Esra'nın haksız yere tutuklandığını herkes duysun, bilsin.
Yine yine yazalım, hep yazalım!
25 Senedir katili dışarda geziyor. Bu hepimizin ayıbı. Çağla Tuğaltay için, kardeşimiz ve canımız için adalet istiyoruz.
Bu twiti paylaşarak siz de sesimizi duyurmamız için yardımcı olabilirsiniz.
#katilimsokakta
12 bebek cinayetinde yoğun bakımlarını mafyaya kiralayan 19 hastane kapatılmalı, sahipleri tutuklanmalı, mal varlıklarına el konulmalı...
Soruşturma sadece tek bir hastane üzerinden götürülmemeli...
Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığına büyük bir görev düşüyor.
https://t.co/jJwZ9yUyyt
Narin için adalet!
21 Ağustos’ta kaybolan ve bugün cansız bedenine ulaşılan kız çocuğu Narin Güran'ın cinayetinin aydınlatılması ve bu cinayette sorumluluğu bulunan herkesin derhal yargılanması talebiyle yürüyoruz.
Bu ülkenin vicdanlı tüm insanlarını, Narin ve tüm çocuklarımız için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
🗓️ 9 Eylül Pazartesi
📍 19.30 - Olgunlar Caddesi, Madenci Anıtı
📍 20.00 - Kuğulu Park
@istfestivali Yıldız Tilbe’yi neden paylaşıyorsunuz, başka sanatçı mı kalmadı, bu kadar hayvan düşmanı olan bir insanı paylaşmak değil, protesto etmek yakışırdı size…