Kimse Senin tuttuğun siyasi partiyi tutmak zorunda değil
Kimse Senin tuttuğun takımı tutmak zorunda değil
Kimse Senin gibi giyinmek zorunda değil
Velhasıl kimse kimseyle aynı düşünmek zorunda değil. Eleştiri başlığı altında senin gibi düşünmeyene hakaret etme !
Balkonda otururken, uzun süredir her şeyi değiştirmeye, düzeltmeye, iyileştirmeye ve elimde tutmaya çalışmaktan yorulduğumu fark ettim. Boşluğa uzun uzun baktıran bir yorgunluk bu. Artık ne olacaksa olsun, halledemiyorum konu benlik değil çünkü.
Seni kırabildiği her yerden kıracak, yalnızlaştıracak, değersizleştirecek. Anlatmaya çalıştığında aşırı hassas olduğunu söyleyerek manipüle edecek. Bir türlü anlatamayıp öfkeden deliye döndüğünde de hasta olduğunu ve ilaç kullanman gerektiğini söyleyecek.
Anneliğin içinden geçip, o idraki kuşandıktan sonra kadın ve uzuvları arasında bambaşka bir temas başlıyor. Biliyorsun ki bunlar el değil, hayat. Göğüs değil, rızık. Ayak değil, kurtarıcı. Ah, bu kalp değil, yuva. Zihin değil, besbelli dünya. Üniversitelerde yaşı büyük kadınların ne kadar azimli olduklarından bahsediyorsunuz ya, bundan işte. Bir anlam inşası olarak tecrübe ettiyse anneliği, kadının kendine bakışı o kadar değişiyor ki. Öz değeri gelişiyor.
Bunca yorgunluğun, kaybın, vazgeçişin neticesinde ne buldum demiştim ya geçenlerde… O gece göğe bakarken söyledim, yazamadım, yazmaya kıyamadım… Kendimi, uzuvlarımın hakikatini, değerimi.