Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Sn Melih Meriç’e dönük saldırıyı lanetliyoruz.
Şiddetin her türlüsü lanetlidir. Şiddet kültürü her alanda olduğu gibi siyasi alanda da mahkum edilmelidir.
Sn Meriç’in bir an evvel şifa bulmasını diliyoruz.
Ailesine ve partisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu irade net bir iradedir ve burada devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerlerine halel getirecek, gölge düşürecek en ufak bir adım atılmamıştır, atılmayacaktır.
Yüce Mecliste ortaya çıkan tablo aslında Türkiye'deki toplumsal gerilimlerin azaltılması, Türkiye'deki siyasal stresin yumuşatılması bakımından da anlamlı bir tablodur. 467 gibi bir kabul oyunun ortaya çıkması Yüce Meclisin millet adına ve millet için vazifesini yapmak üzere işbaşında olduğunu ve sorumluluğunun müdrik olduğunu gösterir.
Mecliste kullandığımız bir ifade vardır, ‘Meclis gündemine hakimdir’ deriz. Bu ifade şu anlama gelir: Yüce Meclisin gündemine hiç kimse, hiçbir iç vesayet unsuru ya da hiçbir dış unsur müdahale edemez. Yüce Meclisin gündemini millet iradesi dışında hiçbir şey tayin edemez. Yüce Meclisin kararını millet iradesi dışında hiçbir şey şekillendiremez. Onun için sık sık ‘Meclis gündemine hakimdir’ deriz. Onun için milletimiz müsterih olsun.
Aynı zamanda bu 467 kabul kararı dünyaya da verilmiş çok büyük bir mesajdır. O da şudur: Dünyadaki bütün dikişlerin çözüldüğü, iç cephelerin çeşitli ülkelerde darmadağın hale geldiği bir dönemde, uluslararası ilişkiler kurala dayalı düzenden boşanıyor, uluslararası sistemin dikişleri çözülüyor. Tüm bunun içerisinde Türkiye 86 milyonun ortak iradesiyle, millî bir gözle, biz kendi meselemizi kendimiz hallederiz iradesini ortaya koyuyor, bir Türkiye modeli çıkarıyor ve bunu sadece Türkiye için değil, bölge halklarının iyiliği için de yapıyor. Tüm bu tablo içerisinde baktığımızda, bütün bunun dünyaya verdiği mesajın da çok kuvvetli olduğunu görmek lazım. Zaten bugün yabancı ülkelerdeki tartışmalara, yorumlara, gazetelere baktığımızda, çeşitli siyasilerin açıklamalarına baktığımızda, dünyada bilinen bütün bağlar çözülürken Türkiye'nin böylesine irade ve yöntemler üretebilmesinin ne kadar kıymetli olduğu görülmektedir.
Şimdi bütün bu süreci daha da kıymetli hale getirecek olan şey bu hedefe ulaşılmasıdır, silah bırakma ve tasfiye sürecinin tamamlanmasıdır. Bununla birlikte Yüce Meclis işinin başındadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bahçeli'nin iradesi net bir şekilde ortadadır.
14 Ağustos günü herkesi partimizin kuruluş yıl dönümünde Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmayı dinlemeye Başkent Millet Bahçesi'ne davet ediyoruz. 25 yılımızı çok görkemli bir görsel şölenle birlikte kutlayacağız. Bu arada 81 ilimizde 25. yıl hazırlıklarımız, faaliyetlerimiz Teşkilat Başkanımızın koordinasyonunda devam ediyor. Hem il danışma meclisi toplantılarımız yapılıyor, hem vefa toplantıları yapılıyor, il-ilçe başkanlıklarımız bu şekilde 25. yıla uygun bir şekilde donatılıyor. İlde vefa buluşmalarımızla köklerimizle bugünümüz, bugünümüzle geleceğimiz arasındaki köprüyü her zaman kuran AK Parti'nin bu niteliği bir kere daha görülmüş oluyor. Bu son 15 gündür, bütün Bakanlıklarımızın faaliyetleri zaten AK Parti hesaplarından paylaşılıyor, bir hafıza tazelenmesi yapılıyor.
Tabii Başkent Millet Bahçesi'nde Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşması bir 25. yıl konuşmasının ötesinde Cumhuriyet tarihinin tarihî konuşmalarından biri olacaktır. Bu 25 yıl içerisinde hem yoğunluk bakımından hem zorluk bakımından hem gerçekleştirilen icraatlar ve hizmetler bakımından neredeyse 250 yıllık bir siyasi yol yürünmüştür. Bunun her aşamasında Sayın Cumhurbaşkanımız büyük tehlikelerle ve büyük sıkıntılarla karşı karşıyayken bile tavizsiz bir iradeyle bütün bu yola liderlik etmiştir. Ve bugün Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız bu 25 yılı alnının akıyla, milletin duasıyla, Cenab-ı Allah'ın yardımıyla büyük bir gayretle, emekle, fedakarlıkla yürümüş olarak o gün milletinin huzurunda olacaktır. Milletiyle bu büyük buluşmayı, büyük hasbihali gerçekleştirecektir.
Bütün vatandaşlarımızı 25. kuruluş yıl dönümümüz için 14 Ağustos günü saat 17.30'da Ankara Millet Bahçesi'nde buluşmaya davet ediyoruz.
Herkesi 14 Ağustos Cuma günü (Yarın) partimizin kuruluş yıl dönümünde Sayın Cumhurbaşkanımızla buluşmaya, yapacağı tarihi konuşmayı dinlemeye Başkent Millet Bahçesi'ne davet ediyoruz.
25. yılımıza kavuştuk. Tabii bir siyasi partinin 25. yılına kavuşması ve bu kadar uzun bir yol yürüyerek böyle bir sonuca ulaşması çok müstesna bir şey. O açıdan baktığımızda 25. yılımızı kutlamamız bizim için bir düğün, bir bayram niteliğinde. Siyasi tarihte az bulunur şekilde kesintisiz bir iktidarla bütün bu süreci Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüyoruz. Bu 25. yılın yoğunluğuna bakıldığında 250 yıllık yol yüründü.
Sayın Cumhurbaşkanımızın AK Parti'de kurumsallaştırdığı siyaset yapma biçimi en kıymetli şeylerin başında geliyor. Çünkü bütün bunları siyaset yaparak, toplumla buluşma biçiminizi doğru kurarak, toplumun verdiği onay sayesinde elde ettiğiniz iktidarla gerçekleştirebiliyorsunuz.
İktidara gelmemizden önce siyasi hayat toplumsal merkezden kopmuştu. Aslında toplumsal merkez, kendi taleplerini siyasi temsile dönüştürecek yeni bir siyasal organizasyon talep ediyordu. Dolayısıyla AK Parti kurulduğu andan itibaren toplumsal merkezin taleplerini siyasi temsile dönüştüren bir merkez parti olarak ortaya çıktı. Yukarıdan aşağıya siyaset değil, yani devletten millete doğru siyaset değil, milletten devlete doğru siyaset şeklinde bir anlayışın ortaya koyulması ve bunun her alana yayılarak yapılması çok önemli.
AK Parti'yi ayakta tutan, milletimizle kurduğu doğru bağ ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bu siyaset tarzını AK Parti'nin temel dinamiği, omurgası olarak koruma konusundaki liderliğidir. Bu çerçevede bu bağ kurulmuştur ve AK Parti, bu kadar uzun bir yolu halen milletin teveccühüne en yüksek sahip parti olarak sürdürmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, AK Parti'nin tarihi, egemenliğin sadece millete ait olduğunun mücadelesinin verildiği bir tarihtir.
25 yıl içerisinde aslında AK Parti, kurumsal olarak dünyadaki en büyük tecrübeyi biriktiren partilerden biri oldu. Siyasal hafıza, kurumsal kapasite açısından bir dünya markası artık AK Parti. Sayın Cumhurbaşkanımız gerçekten çok büyük bedeller ödedi ve bu mücadeleyi hakkıyla verdi. Yani canını ortaya koyarak verdi. Bugün milletinin karşısına alnı ak, milletin verdiği yetkiyi hakkıyla değerlendirmiş, milletine hizmet etmiş, tarihin önünde, milletin huzurunda bütün bu hesapları vermiş ve bütün bu sınavlardan geçmiş bir lider olarak çıkacak. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın 25. yıl konuşması, bir bakıma alnının akıyla milletin verdiği yetkiyi değerlendirmiş bir liderin bütün bu zorlu sınavlardan geçmiş bir liderin kendi milletiyle hasbihali olacak, dertleşmesi olacak. Onun için herkesi bekliyoruz.
Hep 'AK Parti'yi milletimiz kurdu, biz tabelasını astık' deriz. Dolay��sıyla esasında milletimizin siyasi hayatımıza, demokrasimize vurduğu mührün 25. yılı olarak kutlayacağız.
Çok üzgünüz…
Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlarımızdan ve önceki dönemlerden milletvekilimiz, çok değerli yol arkadaşımız Azize Sibel Gönül’ü kaybettik.
Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve tüm camiamıza başsağlığı ve sabırlar niyaz ederiz.
Netanyahu’nun “soykırım şebekesi” tüm bölge için daha fazla kaos ve katliamdan başka birşey ifade etmiyor.
Bu insanlık düşmanı şebeke İsrail’in iç siyasetinde sıkıştıkça Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Bunun sebebi, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu katliam şebekesine karşı “insanlık ittifakı”nın en kararlı duruşuna sahip olmasındandır. Sayın Cumhurbaşkanımızın tüm insanlık adına yükselttiği ses, bu soykırım şebekesini “insani değerler” adına mahkum etmektedir. Bu katliam şebekesinin hukuk önünde hesap vereceği günlerin gelmesi, tüm insani değerler adına elzemdir.
Netanyahu şebekesinin Gazze’deki soykırımı, Batı Şeria’yı Gazzeleştirme eylemleri, İran halkına saldırısı, Lübnan’ın belli bölümlerini işgal etmesi ve Suriye’ye yönelik tacizleri aynı fanatizm ajandasının parçalarıdır.
Netanyahu şebekesinin son olarak Suriye’yi tekrar hedef alması, bölge halklarının huzur ve barışının en büyük düşmanının İsrail politikaları olduğunu bir kere daha gösterdi. Şara hükümeti Suriye’nin iç bütünlüğünü sağlama adına ne zaman basiretli adımlar atsa, İsrail hemen Suriye halkının iç barışına saldırmaktadır.
Buna karşı tüm uluslararası toplum beraber tepki vermelidir. Netanyahu şebekesine karşı durmak, tüm insanlığın haysiyetini savunmaktır.