Hz. Peygamber’in (s.a.v) "Yâ Hayyü, Yâ Kayyûm! Bi-Rahmetike esteğîs" "Ey Hay ve Kayyum olan Allah’ım! Rahmetinle yardım istiyorum!" Bu dua özellikle sıkıntı, darlık ve zayıflık zamanlarında tavsiye edilmiştir. Bizzat Efendimiz (s.a.v) bu dua ile Rabbine yönelmiştir.
Abdullah İbn Ömer radıyallahu anhuma'den rivayete göre, Resûl-i Ekrem:
“Üç kimse vardır ki, Allahu Teâlâ bunların cennete girmelerini haram kılmıştır: Devamlı içki içen, anne ve babasına âsî olan ve ailenin iffetsizliğini bildiği halde ses çıkarmayan deyyûsdur.”
et-Tergîb ve't-Terhib
Büyüklerde antibiyotikten kat ve kat daha fazla etkili bir kürdür.
Malzemeler
📌5 ,6yemek kaşığı pekmez
📌5 tatlı, kaşığı kadar hakiki zeytinyağı
📌1çay kaşığı karabiber...
Üzüm pekmezi yoksa dut pekmezi olur...
Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın geceleyin namazdan çıkınca şu duayı okuduğunu işittim: "Allahım! Senden, katından vereceğin öyle bir rahmet istiyorum ki, onunla kalbime hidayet, işlerime nizam, dağınıklığıma tertip, içime kamil iman, dışıma amel-i salih, amellerime temizlik ve ihlas verir, rızana uygun istikameti ilham eder, ülfet edeceğim dostumu lütfeder, beni her çeşit kötülüklerden korursun. Allahım, bana öyle bir iman, öyle bir yakin ver ki, artık bir daha küfür (ihtimali) kalmasın, öyle bir rahmet ver ki, onunla, dünya ve ahirette senin nazarında kıymetli olan bir mertebeye ulaşayım. Allahım! Hakkımızda vereceğin hükümde lütfunla kurtuluş istiyorum, (kurbuna mazhar olan) şühedaya has makamları niyaz ediyorum, bahtiyar kulların yaşayışını diliyorum, düşmanlara karşı yardım taleb ediyorum! Allahım! Anlayışım kıt, amelim az da olsa (dünyevi ve uhrevi) ihtiyaçlarımı senin kapına indiriyor (karşılanmasını senden taleb ediyorum). Rahmetine muhtacım, halimi arzediyorum. (İhtiyacım ve fakrım sebebiyledir ki) ey işlere hükmedip yerine getiren, kalplerin ihtiyacını görüp şifayab kılan Rabbim! Denizlerin aralarını ayırdığın gibi benimle cehennem azabının arasını da ayırmanı, helake davetten, kabir azabından korumanı diliyorum. Allahım! Kullarından herhangi birini verdiğin bir hayır veya mahlukatından birine vaadettiğin bir lütuf var da buna idrakim yetişmemiş, niyetim ulaşamamış ve bu sebeple de istediklerimin dışında kalmış ise ey alemlerin Rabbi, onun husulü için de sana yakarıyor, bana onu da vermeni rahmetin hakkında senden istiyorum. Ey Allahım! Ey (Kur'an gibi, din gibi) kuvvetli ipin, (şeriat gibi) doğru yolun sahibi! Kafirler için cehennem vaadettiğin kıyamet gününde, senden cehenneme karşı emniyet, arkadan başlayacak ebediyet gününde de huzur-ı kibriyana ulaşmış mukarrebin meleklerle, (dünyada iken çok) rüku ve secde yapanlar ve ahidlerini ifa edenlerle birlikte cennet istiyorum. Sen sınırsız rahmet sahibisin, sen (seni dost edinenlere) hadsiz sevgi sahibisin, sen dilediğini yaparsın. (Dilek sahipleri ne kadar çok, ne kadar büyük şeyler isteseler hepsini yerine getirirsin) Allahım! Bizi, sapıtmayıp, saptırmayan hiddyete ermiş hidayet rehberleri kıl. Dostlarına sulh (vesilesi), düşmanlarına da düşman kıl. Seni seveni (sana olan) sevgimiz sebebiyle seviyoruz. Sana muhalefet edene, senin ona olan adavetin sebebiyle adavet (düşmanlık) ediyoruz. Allahım! Bu bizim duamızdır. Bunu fazlınla kabul etmek sana kalmıştır. Bu, bizim gayretimizdir, dayanağımız sensin. Allahım! Kalbime bir nur, kabrime bir nur ver, önüme bir nur, arkama bir nur ver, sağıma bir nur, soluma bir nur ver, üstüme bir nur, altıma bir nur ver, kulağıma bir nur, gözüme bir nur ver, saçıma bir nur, derime bir nur ver, etime bir nur, kanıma bir nur ver, kemiklerime bir nur koy! Allahım nurumu büyüt, (söylediklerimin hepsine bedel olacak) bir nur ver, (söylenmiyenleri de kuşatacak) bir nur daha ver! İzzeti bürünmüş, onu kendine alem yapmış olan Zat münezzehtir. Büyüklüğü bürünmüş ve bu sebeple kullarına ikramı bol yapmış olan Zat münezzehtir. Teşbih ve takdis sadece kendine layık olan Zat münezzehtir. Fazl ve nimetler sahibi Zat münezzehtir. Azamet ve kerem sahibi Zat münezzehtir. Celal ve ikram sahibi Zat münezzehtir."
Tirmizi, Da'avat 30, (3415)
Vuslatının 751. yılında
Hz. Mevlana'yı ANMA PROGRAMI
"ÜCRETSİZDİR"
21 aralık 2024
Saat. 19:00
Salon Bahçe Davet
Sakarya Mah. Kıbrıs Şehitleri Cad. 4.Tan Sokak. Osmangazi /BURSA
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Bir tarafı denizde bir tarafı karada olan bir şehir (İstanbul) duydunuz mu?”
Sahabeler:
−Evet, ya Rasulallah! dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“İsmail oğullarından yetmiş bin kişi o beldede (yani İstanbul’da) savaşmadıkça kıyamet kopmaz! Oraya geldikleri vakit kılıçla savaşmazlar ve ok da atmazlar! La ilahe illallahu Allah-u Ekber derler, şehrin deniz tarafı düşer. Sonra yine La ilahe illallahu Allah-u Ekber derler, şehrin diğer tarafı düşer. Sonra üçüncü defa La ilahe illallahu Allah-u Ekber derler, onlar için bir gedik açılır da, onlar da şehre girerek ganimet elde ederler. Onlar ganimetleri taksim ederken birisi gelir de; Deccal çıkmıştır! diye bağırır. Onlar da her şeyi bırakıp geri dönerler!”
Müslim
Allah Resûlü (s.a.v.) dua buyurdu:
"Allah'ım! Bütün işlerimizin sonunu güzel eyle ve bizleri dünyanın rezilliğinden ve âhiretin azabından koru."
(Ahmed İbni Hanbel, Müsned, 29/171, nr. 17627)