Kalp midir insana sev diyen, Yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; Bi muma ateş olmak mı, Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?”
– Şems-i Tebrizi-
Dünyada olabilecek her bir olay için misal aleminde sayısız ihtimal uyur.
Siz ağzınızdan çıkardığınız sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız.
Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın. İnsanın kaderine müdahalesi buradadır.
Mevlana
Yarayı okşadıkça dökülüyor kabuklar…Diyemezsin. Oysa belirsizliktir ormanlarına pusu kurdurtan hayvanları.
Kim bilir hangi ��ağın karanlığında iki ateş böceği gibi iki omzuna konmuştuk sevgili siyahını öpecek ve ölecek olan, kanını terine nişanlanmış o yaralı delikanlının.
Belli.
Git o halde seni çağıran beldeye benim ilmim sistir de! benim ilmim suçtur de!
ve unut sonra o iki ateş böceğini
kaldır başını ardından gökyüzünde tek bir ateş böceğinin bölünüp kendisinden iki ateş böceği oluşunu şaşkın bakışlarla, utanç içinde gözle!
Beni güzel hatırla
Bunlar son satırlar
Farzet ki bir rüyaydım esip geçtim hayatından
Yada bir yağmur sel oldum sokağında
Sonra toprak çekti suyu kaybolup gittim
Beklide bir rüyaydım
Senin için..
Uyandın ve ben bittim.
Orhan Veli
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım…