Alman aktivist Paula Maier, İstanbul'da tutulduğu geri gönderme merkezinde tecavüze uğradığını açıkladı.
Cihatçı HTŞ çetelerinin, Rojava'ya dönük saldırılarına karşı Kürt halkıyla dayanışmak amacıyla Almanya'dan Türkiye'ye gelen uluslararası heyette yer alan aktivist Paula Maier, sınırdışı edilmek üzere tutulduğu Geri Gönderme Merkezi'nde tecavüze uğradığını açıkladı:
"Tek kişilik hücrede kaldığım süre boyunca bir Türk memur tarafından tecavüze maruz bırakıldım."
Sınıf Mücadelesi Örgütü de yaptığı açıklamada saldırılara tepki göstererek şunları söyledi:
"Türk devleti ve uluslararası aktörler tarafından aktivistlere yönelik saldırıları kınıyoruz. Geçtiğimiz aylarda, Türkiye'de gözaltında şiddet veya işkenceye maruz kalan aktivistlerden defalarca haberler aldık. Global Sumud Filosu ile Filistin'e doğru yola çıkan aktivist kadınlar da İsrail ordusu tarafından sistematik işkence ve tecavüze maruz kaldıklarını bildirdiler.
Direnişçi kadınlara yönelik bu şiddet ve saldırılar münferit vakalar değildir; direnişi kırmak için kullanılmaktadır. Dayanışmanın engellenmesi ve devletlerin insan hakları ihlallerinin uluslararası kamuoyuna ulaşmaması amaçlanmaktadır."
Çok öfkeliyim
Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulundu. Fatmanur hanım ile 2023 yılında bir kafede görüştük, yaklaşık iki saat yaşadıklarını belgeleriyle anlattı.
Birçok haber yaptık ama seslerini duyan olmadı süreci belgeleriyle anlatıyorum. Çünkü Fatmanur Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" demişti.
Sorumlunun kimler, hangi "makamlar" olduğuna siz karar verin +
Bugün 0,50 cc bira : 80₺
Günlük 4 litre için 8 adet 50cc : 640₺
30 günlük bira : 19.200₺
500 gram ekmek : 37,5₺
30 günlük ekmek : 1.125₺
Bugünkü kölelik : 20.325₺
Asgari ücret : 22.104₺
Sistem aynı 😏
Sayıştay, şehir hastanelerinde 'hayali doğalgaz tüketimi' ve 'kemoterapi ilaçlarında usulsüzlük' yapılarak müteahhitlere fazla ödeme yapıldığını tespit etti.
(Evrensel)
SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ!
Bu sabah Can Holding'e yapılan operasyon çerçevesinde okulumuz dahil olmak üzere 121 şirkete el konuldu ve TMSF kayyım olarak atandı. Okul yönetiminin ise Garantör Üniversitemiz olan Mimar Sinan Üniversitesine devri konuşuluyor.
Yaşananlar hem eğitimin sermayenin güdümüne nasıl bırakıldığını hem de istenildiğinde eğitimin ülke çapında ne kadar kolay devletleştirilebileceğini gösteriyor.
Eğitim hakkı devletin güvencesi altında eşit, parasız ve bilimsel olmalıdır. Kamusal bir hak olarak güvence altına alınmalı ve sermayenin elinden kurtarılmalıdır.
Üniversiteler sermayeye değil,
öğrencilere ve emekçilere aittir!
#bilgiüniversitesi
#BilgiliSusmuyor
“Manşet Yoksulluk” başlıyor!
18–24 Ağustos 2025 tarihleri arasında, Muzir Neşriyat ve Derin Yoksulluk Ağı ortaklığıyla hazırlanan bir haftalık özel kampanyada görünmeyen yoksulluğu manşetlere taşıyoruz.
📌 Takipte kal, paylaş, sesini duyur.
📌 #ManşetYoksulluk etiketiyle sen de görünmeyeni görünür kılmaya katkı sun.
https://t.co/gSYoWAfU5n
@yoksulluk_ag
İllüstrasyon: Zeynep Özatalay / @zeynepozatalay
İtalya’da kadın cinayetlerine karşı artan toplumsal tepki sonuç verdi
Kadın cinayetlerine artık koşulsuz müebbet geliyor
Senato’da oy birliğiyle kabul edilen yasa tasarısı, kadın cinayetlerini artık bağımsız bir suç tipi olarak tanımlıyor
Hataylı depremzededen Murat Kurum'a:
"Annemi babamı kaybettim. 50 milyon dolarlık malıma devlet el koydu. Rezerv alan ilan ettiniz. Arazime 404 dükkan yapıldı. Bana 1 dükkan verilmedi.
Ben AKP üyesiyim, bana bu yapılıyorsa vatandaşa neler yapılıyordur."
Dün gece saat 00:30 sıralarında müvekkilim Ekrem İmamoğlu’nun ikameti önünde gözaltına alındım. Bildiğiniz üzere bugün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldım.
İçinde olduğumuz bu süreçte avukatlık, yalnızca bir meslek değil aynı zamanda bir direniş biçimidir. Bizler, hukukun sadece uygulayıcısı değil; onun zorlandığı, ihlal edildiği her yerde vicdanın ve adaletin sesi olma sorumluluğunu taşırız.
Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da hukuka aykırı biçimde tutuklanması, yalnızca kişiye yönelik bir adım değildi; toplumun iradesine, savunma hakkına ve hukukun kendisine yöneltilmiş bir tehditti. Bu süreçte, avukat olarak susmak, yalnızca kendimize değil, adalet arayan herkese ihanet olurdu.
Baskının arttığı, ifade özgürlüğünün daraldığı, yargının siyasallaştığı dönemlerde avukatlık, geleneği gereği bir cesaret mesleğine dönüşür. Çünkü bu mesleğin özü, korkuya rağmen konuşabilmek, yalnız da kalsa hakikatin yanında durabilmektir. Bu koşullarda, avukatın susturulması; sadece kişiyi değil, toplumu adaletten mahrum bırakmak anlamına gelir. O yüzden bugün, bu baskıya karşı direnmek, bizim mesleki görevimizdir.
Avukatlık geleneği yalnızca mahkeme salonlarında değil; her yerde, tutanak aralarında, susturulmak istenen her sözde şekillenir. Susarak değil, direnerek, dayanışarak ve hakikati ısrarla söyleyerek büyür. Israrla hakikati söylemeye devam edeceğim!
Benim için Sayın İmamoğlu hakkındaki soruşturmalar sadece hukuki bir dosya değil; tarihe düşülen nottur. Çünkü korku ikliminde avukatlık, bir tercih değil, bir sorumluluktur. Ve biz bu sorumluluğu, “savunma susmaz” diyerek taşıyoruz. Taşımaya devam edeceğiz!
Bu vesileyle dayanışma gösteren herkese teşekkürü bir borç bilirim. Saygılarımla,
İSPARK çalışanı oğlu gözaltına alınan 75 yaşındaki Sadiye Teyze’nin feyyadını dinleyin.
"30 yaşında dul kaldım. 12 bin lira maaş alıyorum. Çocuklarım için ayaktayım. Ben çocuklarım için canımı veririm. Yokluk çektik, yemedik, içmedik. 75 yaşındayım ben hâlâ basamak siliyorum. Basamak siliyorum ki kimseye muhtaç olmayayım."
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı #Ekremİmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolara ve üniversitelerde geleceksizliğe karşı yapılan yürüyüşlere katıldıkları için gözaltına alınan gençlerin Çağlayan Adliyesi'ne sevki devam ediyor. Sadiye Teyze'nin oğlu dün mahkemeye çıkarıldı.