Halkın sofrasında bağdaş kurarak bir dilim ekmeği bir yudum çayı paylaşan bir lideri, bir siyasi anlayışı, bir hayatı ve bir vicdanı anlatıyor bu fotoğraf...
Bir tarafta yılların biriktirdiği devlet tecrübesi, diğer tarafta hayatın en sade hali…
Gösterişli salonlar yok.
Koruma orduları yok.
Lüks sofralar yok.
Kameralara hazırlanmış yapay görüntüler yok.
Sadece bir ev, bir aile, bir sofra, Sayın Kılıçdaroğlu ve eşiti Selvi Ablamız…
Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu halkın yanına seçimden seçime gitmez, o her zaman halkın içindedir, halktan biridir.
Halkın derdini kendi derdi bilir.
Bir çocuğun gözlerindeki umudu,
bir annenin yorgunluğunu,
bir babanın geçim sıkıntısını,
emeklinin sessizliğini,
işçinin emeğini,
köylünün toprağa düşen alın terini bilir.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun siyaset anlayışının özünde insana dokunmak,
insanın onurunu korumak,
halkın sofrasına oturabilmek vardır.
Çünkü siyaset; makamda oturmak değildir.
Siyaset, halkın evine ayakkabını çıkararak girebilmektir.
Siyaset, sofradaki ekmeğin kaç parçaya bölündüğünü bilmektir.
Siyaset, bir çocuğun başını okşarken onun geleceğini düşünmektir.
Siyaset, halktan biri olduğunu unutmamaktır.
Bu fotoğrafta büyük bir devlet adamlığı gösterisi yok!
Ama çok daha büyük bir şey var!
Samimiyet var.
Mahcubiyet var.
İnsanlık var.
Vicdan var.
Halk sevgisi var.
Ve CHP…
Cumhuriyet Halk Partisi…
Adı üzerinde;
HALKIN PARTİSİ.
Savaş meydanlarında doğan, Cumhuriyet'in kuruluşunda omuz veren, Anadolu'nun yoksul insanının umudunu taşıyan bu büyük çınarın arkasında ise halk var.
Ve halkımızın;
makamlardan halka bakanları,
halkın içinden Türkiye'ye bakanları, koltuktan güç devşirenleri,
halktan güç alanları birbirinden ayıracağı günler yakındır.
Ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu; sofraların büyüdüğü, çocukların geleceğe umutla baktığı, kimsenin yatağa aç girmediği, emeklinin ezilmediği, gençlerin hayallerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmadığı bir Türkiye'yi yeniden kurmak için bedel ödemiş bir liderdir …
İşte o yüzden bu fotoğraf geçmişten kalmış bir fotoğraf karesi değil bir siyasi anlayışın fotoğrafıdır.
Bir liderin halkla arasındaki mesafenin ne kadar kısa olması gerektiğinin fotoğrafıdır.
Ve bu fotoğrafın en güzel tarafı da şudur;
O sofrada herkes aynı ekmeğe uzanıyor.
Çünkü halkın sofrasında makamların, unvanların, zenginliğin hiçbir anlamı ve önemi yoktur.
Orada herkes insandır.
Ve halkçı siyaset, halktan yana siyaset de tam orada başlar.
Halkın evinde…
Halkın sofrasında…
Halkın yüreğinde…
Bugün de yarın da…
CHP halkın partisidir.
Ve halkın umudu; dürüstlüğün, ahlakın, vicdanın ve temiz siyasetin temsilcisi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'dur.
Çünkü bazı liderler halka yukarıdan bakarken Sayın Kılıçdaroğlu ise halkın sofrasına oturur.
Aradaki fark, işte bu fotoğraftadır.
Sayın Kılıçdaroğlu'nu büyüten de makamı değil,
halkımızın sofrasında otururken taşıdığı yürektir.
Ve o y��rek,
halkın yüreğidir…
Saygılarımla...
@herkesicinCHP
@kilicdarogluk
Aslında çürümenin en çok hangi düzeyde olduğunu hepimiz biliyor ama kolaya kaçarak vakit kaybediyoruz. Toplumsal siyasetin inşasına odaklanırsak, kulis, dedikodu, ayak oyunu ile kuşatılmış siyaseti de baştan kurabiliriz.
@cengizyer1 Geçmişini unutanın geleceği olamaz. O geçmişe vefasızlık ve saygısızlık eden, kurucumuzun emaneti partinin kurultayını rüşvetlerle ele geçirmek isteyenlerin, yaptıkları kötülükleri; CHPnin güçlü gelenekleri ve değerleri engel olup, izin vermedi ve CHP den gittiler.!
Bu fotoğrafa iyi bakın dostlar…
Belki dışarıdan bakınca eski bir ev, yorgun duvarlar, çatısı çökmüş derme- catma bir yapı görüyorsunuz.
Ama ben başka bir şey görüyorum.
Bu milletin hafızasını…
Bir mücadelenin izini…
Bir emanetin ateşini görüyorum.
Bu ocak; insanın yüreğinde taşıdığı memleketin ta kendisidir.
103 yıl önce, savaş meydanlarının içinden doğan Cumhuriyet Halk Partisi de böyle bir ocaktır.
Yoksulluğun içinden geçti.
Savaşların içinden geçti.
Darbeler gördü.
Baskılar gördü.
Kavgalar gördü.
İhanetler yaşadı.
Kaybettiği günler oldu, yeniden ayağa kalktığı günler oldu.
Ama bacası hiç sönmedi.
Çünkü o ocakda sadece odun yanmadı.
Mustafa Kemal’in umudu yandı.
Kuvayı Milliye’nin cesareti yandı.
Emekçinin alın teri yandı.
Köylünün nasırı, öğretmenin tebeşiri, bir ananın duası yandı.
Cumhuriyet’in ışığı yandı.
Ve bugün…
Belki duvarlarımız yorgun.
Belki üzerimize fırtınalar geliyor.
Belki içeride birbirimizi kırdığımız, birbirimizi anlamakta zorlandığımız zamanlar yaşıyoruz.
Ama şunu hiç kimse unutmasın;
Bu ocak, duvarları yıkıldı diye ölmez.
Bu dava, yoluna taş konuldu diye bitmez.
Bu Cumhuriyet sevdası, birkaç hainin ihanetiyle teslim alınamaz.
Çünkü CHP, hiç kimsenin makamı değildir.
CHP; dedelerimizin bize bıraktığı bir emanettir.
Çocuklarımızın geleceğidir.
Cumhuriyetimizin vicdanıdır.
O nedenle bu eski kapıya, bu yorgun duvarlara bakarken üzülmek yetmez.
Ayağa kalkmak gerekir ayağa.
Eliyle tuğla taşıyanlar gibi…
Kırık çatıyı onaranlar gibi…
Sönen ateşe yeniden odun atanlar gibi…
Bu ocağı yeniden harlamak gerekir.
Çünkü biz biliyoruz ki;
Bazen küçücük bir ateş, koca bir karanlığı aydınlatır.
Ve CHP’nin 103 yıllık ateşi…
Bugün de yanıyor.
Yarın da yanacak.
Çünkü bu ocak Mustafa Kemal’in ocağıdır.
Bu ocak Cumhuriyet’in ocağıdır.
Bu ocak halkın ocağıdır.
Bacası tütmeye devam edecek.
Duvarları kaç kez yıkılırsa yıkılsın,
yeniden örülecek.
Çatısı kaç kez çökerse çöksün,
yeniden kurulacak.
Ve o ateş…
Sonsuza kadar yanacak.
Çünkü ata ocağı CHP;
Sönmez…
Söndürülemez…
Unutturulamaz.
103 yıllık ateş hala yanıyor.
Ve bu millet yaşadıkça, o baca tütecek!
Saygılarımla...
@herkesicinCHP@kilicdarogluk
🔴 BU AYIP SİZE YETER DE ARTAR!
👉🏻 Ey Özgür Özel, keşke o insan gibi insan olan saf ve temiz ablaya gerçekleri olduğu gibi anlatsaydın. Nasıl mı?
📌 Önce arkasından hüngür hüngür ağladık; sonra şaibe iddialarının gölgesindeki bir kurultayla Kemal Kılıçdaroğlu’nu devre dışı bıraktık.
📌 Yetmedi; medya ve sosyal medya üzerinden yıllarca ağır bir itibar suikastı yürüttük. Hile, rüşvet ve kirli pazarlık iddiaları da bir türlü peşimizi bırakmadı.
📌 Sonunda Kılıçdaroğlu hakkı olan CHP Genel Başkanlığını geri alınca yeniden güç kazandı. CHP’yi bir daha bize teslim etmeyeceğini anlayınca, partiye verebildiğimiz kadar zararı verip partiyi böldük ve çekip gittik. Çünkü bizim derdimiz iktidar değil; koltuk, rant ve konfordu.
📌 Önce CHP içinde paralel bir yapı kurduk; CHP binalarını tahrip ettik, parti içindeki ayrışmayı büyüttük ve bu kirli sürecin parçası olduk. Ama hâlâ rahat durmuyor, CHP’ye nasıl biraz daha zarar verebiliriz diye rezilce uğraşıyoruz.
👉🏻 Bütün bunlardan sonra utanmam gerekirken, çıkıp sanki hiçbir şey olmamış gibi yüzsüzce en iyi bildiğim işi yapıyor, demagojiye devam ediyorum.
👉🏻 Bir de “Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’da babamızın binasında oturuyor.” gibi boş ve yalan laflar ediyorum.
👉🏻 Ne diyeyim ablam…
Söyleyecek doğru sözümüz kalmayınca zırvalamak zorunda kalıyoruz.
Yiyen de yiyor ama!
@kilicdarogluk@herkesicinCHP@eczozgurozel@ekrem_imamoglu@yenipartiyiz@halktvcomtr@szctelevizyonu@cumhuriyetgzt1@BirGun_Gazetesi
@sait_oguz Bir parti başkanı gibi davranma becerisi olmayan, krizlerini yönetemeyen, akşamdan sabaha söylemleri değişen, iletişimi zayıf İmamoğlu'nun emir eri.
Adalet Bakanı Akın Gürlek;
"Gülistan Doku kızımızın cinayetine intihar süsü vermek için su altına sonradan kişisel bazı eşyalar yerleştirmişler. Bu sabah 10 kişiyi daha aldık."
@eroglu0701 Adalet o zaman neden bu kadar hızlı hareket etmedi. Ne değişti de şimdi herşey birden ortaya dökülüyor. İktidar aynı iktidar. İnsanlara yıllarca acılar çektirdiler.Hala kadınlar sokaklarda öldürülüyor. Rojin, Narin, Rabia Naz gibi daha niceleri.! @Akparti@Akingurlek_
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve bir vatandaş arasındaki diyalog dikkat çekti:
Vatandaş: Kılıçdaroğlu baba ne oldu?
Özel: Ankara’da
Vatandaş: O ne yapıyor?
Özel: Kafasına göre bizim binada oturuyor. Sayılı gününü sayıyor.
@sercanike İmamoğlu'nun emir eri saçma sapan hareketler yapıp, konuşmuş. Acilen halkla nasıl iletişim kurulur, nasıl konuşulur, öfke nasıl kontrol edilir dersleri almalı ya da doktora gitmeli. @eczozgurozel@ozgurozeliletsm
@cengizyer1@herkesicinCHP@kilicdarogluk@yenipartiyiz@eczozgurozel Delegeye rüşvet vermiş saygısızlar. CHPnin gnl mrkzi senin babanın malı değil. Bir vatandaş da koluna dokunmuş diye gözlerini patlata patlata azarlamak da nedir. Ruhu kötü ve öfkesini kontrol edemiyorsa, krizini yönetemiyorsa siyaset yapmasın. Ya da acilen bir doktora gitsin.!