Selçuk Mızraklı'nın hikayesi tek bir cümlede özetlenemez, çünkü bu ülkede siyasetin nasıl bir labirente dönüştüğünü anlatır.
Önce Diyarbakır'ın doktoruydu. Yıllarca ameliyat masasında hayat kurtaran bir genel cerrah.
Sonra halk onu Ankara'ya gönderdi. 2018'de HDP Diyarbakır Milletvekili seçildi. Meclis kürsüsündeydi.
Oradan, 2019'da memleketine döndü. Bu sefer Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı olarak seçildi. Milletvekilliğinden istifa edip belediye için yola çıktı.
Ve sadece 4 ay...
4 ay sonra görevden alındı, tutuklandı. 7 yıl.
Dün tahliyesini 7 yıldır aynı hücreyi paylaştığı Selahattin Demirtaş duyurdu. Salı günü çıkacak ve Diyarbakır'a dönecek.
Düşündürücü olan tam da bu geçiş değil mi?
Meclis'ten, halkın oyuyla seçilmiş bir milletvekilliğinden... Kendi şehrine hizmet etmek için geldiği belediye başkanlığından... Edirne'de bir hücreye.
Bir doktorun, bir milletvekilinin, bir belediye başkanının 7 yılı beton duvarlar arasında eridi. Ne meclis tutanaklarında kaldı ne belediye arşivinde; bir bulmacanın başında, Einstein'a benzetilen beyaz saçlarıyla...
Şimdi tahliye oluyor. Evet.
Ama 7 yıl sonra gelen bir tahliye, adaletin tecellisi değil, büyük bir trajedinin tescilidir.
Ferhat Tunç
🔴Kürtçe eğitim kararına tepki: ‘Bu karardan dönülmelidir’
Kobani Üniversitesi akademisyenleri, öğrenciler ve aileler kararın yeniden ele alınmasını isterken, Kamışlo’da yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşte Kürtçe eğitim hakkı talep edildi
https://t.co/5h5etkocIp
Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, küçük şehirlerden birindeki pasaport bürosuna habersiz denetim gerçekleştirdi.
Büronun resmi kapanış saatine daha bir saat olmasına rağmen çalışanların tamamının yerinde olmadığı, ofislerde temizlik yapıldığı ve işlemlerini yaptırmak isteyen vatandaşların geri çevrildiği görüldü. Görevliler, İçişleri Bakanı’na bile büronun kapandığını söyledi.
Nakvi, pasaport bürosundaki çalışanların tamamını görevden uzaklaştırdı.
Mazlum Abdi:
“SDG’nin Suriye devletine askeri ve güvenlik entegrasyonu tamamlandı.”
“Daha önce bize yardım eden tüm Kürt güçleri bölgeden çekildi.”
“Yeni Suriye’de çocuklarımız ana dillerinde eğitim alacak.”
Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin, CB Başdanışmanı Oktay Saral’ın tehdit içerikli paylaşımının ardından yaptığı açıklama!
"Oktay Saral'ın bu tweetinden sonra bana bir operasyon yapılacak olursa herkes bu ülkede hukukun kimlerin emrinde olduğunu anlasın!"
AYM, cezaevinde yaptığı sarı, kırmızı ve yeşil renkli bilekliğin ziyaretçisine verilmesine izin verilmeyen Tufan İlbaş’ın ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi:
▪️İlbaş’a 20 bin TL manevi tazminat ödenecek.
▪️Dosya yeniden yargılama yapılması için Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliği’ne gönderildi.
▪️AYM, el işi faaliyetinin de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceğine hükmetti.
Eşiyle arasında yalnızca sözlü tartışma geçtiği için hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini iddia eden adam:
• Gecenin saat 04.15’i, karakoldan yeni çıkıyorum.
• Niye? Uzaklaştırma kararı aldım.
• Niye? Hiçbir şey yok. Sadece sözlü tartışma.
• Hanımefendi kendini güvende hissetmiyormuş ve bir sürü iftiralar.
• Darp ve darp raporu da yok. Ama kadının beyanı esas olduğu için benim kirasını ödediğim evde, faturasını ödediğim klimayla şu an mışıl mışıl uyuyor.
• Onun yarın pazar olduğu için işi yok ama ben mesaiye gideceğim. Aynen beyler evlenin.
Diyarbakır’da Erzurumspor kafilesi için düzenlenen yemekte, Erzurumspor Kulüp Başkanı Ahmet Dal konuşma yaptı.
Dal:
Üç sonuç var: kazanmak, kaybetmek ya da berabere.
Ama sonunda iki takım da Süper Lig’e çıktı. Artık tüm Türkiye’nin, hatta dünyanın gözü önündeyiz.
Saha içinde rekabet olacak ama biz yöneticiler olarak taraftarlarımızı doğru yönetmeliyiz.
Erzurumspor olarak burada misafiriz ama aslında ev sahibiyiz. Anadolu takımlarıyız. Amedspor Erzurum’a geldiğinde de en güzel şekilde ağırlayacağız.
Ülkemizde yeni sayfalar açılıyorsa sporda da açılsın. Biz Anadolu kulüpleri olarak Türk futboluna huzur, barış ve renk getirmeye geliyoruz.
"Kürtçeyi korumak ulusal bir görevdir": Duhok Valisi Kurmanci yazım kılavuzunu duyurdu
📌 Kürtçe dünyanın en güçlü 30 dili arasında
📌 Resmi yazışmalar, tabelalar ve medyada standart Kürtçe kullanımı zorunlu hale getiriliyor
📌 Proje, Başbakan Mesrur Barzani’nin stratejik vizyonu ve desteğiyle yürütülüyor
Detaylar linkte⬇️
https://t.co/NVIg4bgbPI
#Kurmanci #Kürtçe #Kürt #Kürdistan
Rojava halkıyla dayanışmak üzere Türkiye'ye giden heyette yer alan FKO'lü Alman aktivist Paula Maier, tutulduğu geri gönderme merkezinde tecavüze uğradığını açıkladı.
📍Haberi okumak için tıklayınız⤵️
https://t.co/Z7mTXDQCE2
Emirgan Sütiş’te masaya ücretli olduğu belirtilmeden getirildiği söylenen ekmek sepetleri adisyona 120 TL, yemek sonrası sunulan 6 çay ise 810 TL olarak eklendi.
♦️Takipçi şikâyeti:
“Hesabı istediğimizde bize ‘Çay içer misiniz?’ diye soruldu. Biz de ‘Olur’ dedik.
Daha sonra çayların adisyona eklendiğini gördük. Her bir çay 135 TL’ydi. 6 kişi için toplam 810 TL çay ücreti yazılmıştı.
Ayrıca masaya oturur oturmaz getirilen 2 ekmek sepeti için ayrı ayrı 60 TL olmak üzere toplam 120 TL adisyona eklenmişti.
Biz ekmek tüketmiyoruz, masadaki 4 kişinin de gluten hassasiyeti var. Ekmek sepetleri getirilmeden önce ücretli olduğu konusunda herhangi bir bilgilendirme yapılmadı.
İşletmede büyük su bulunmadığı için küçük suların her biri de 110 TL olarak adisyona yazılmıştı.
Açılmamış 2 su olduğunu söylediğimizde, ‘Kalsa olur mu, adisyonu kestik.’ şeklinde cevap verildi. Daha sonra bu sular adisyondan çıkarıldı ancak ekmek ve çay ücretleriyle ilgili herhangi bir işlem yapılmadı.
Madem ikram gibi sunulan ekmekler ve yemek sonrasında ‘Çay içer misiniz?’ denilerek getirilen çaylar ücretli, bunun önceden açıkça belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Biz kahvaltıya değil, akşam yemeğine gittik. Yemek sonrasında çayın birçok işletmede ikram olarak sunulduğu bir ortamda, farklı bir ücretlendirme uygulanıyorsa bunun sipariş öncesinde açıkça söylenmesini beklerdim.
Emirgan Sütiş’ten ekmek ve çay ücretlerinin neden önceden belirtilmediğine dair açıklama yapılmasını ve adisyondaki bu ücretlendirmelerin incelenmesini talep ediyorum.”
"Dünyaya bir daha gelirsem ne kadar tank, tüfek, silah varsa hepsini eriteceğim; saz, cümbüş ve zurna yapacağım."
"Orta Doğu'nun bülbülü" Diyarbakırlı Ermeni sanatçı Aram Tigran'ı ölüm yıl dönümünde bu barış dolu sözleriyle ve saygıyla anıyorum.
Şehrin göbeğinde, içtiği meyve suyunun kutusunu, yediği simidin çöpünü arabadan atmakta hiçbir sakınca görmüyor.
Bu şehir hepimizin. Çöpünüzü arabanızın camından değil, çöp kutusuna atmayı öğrenin.