Sultan Vahideddin Ülkeyi gizlice/alelacele değil; alenen/gözler önünde firar etmeye, terk etmeye kalkışsaydı Mustafa Kemal'in emri ile halka linç ettirilecekti. İşte belgesi:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Erkân-ı Harbiye Müdiriyeti
Zâta Mahsusdur.
Baş Kumandanlık Huzur-i Sâmisine . 12/11/1338
Son zamanlarda İstanbul'dan aldığımız raporlarda Vahîduddin'in memâlik-i ecnebiyeye firârından bahs olunuyor. Ez cümle, saray mahâfili ile temasta bulunan bir mu'temed tarafından bu firâr hazırlıklarında bulunulduğu ihbâr edilmekle arz-ı keyfiyet olunur.
Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi
Müşir
Fevzi
Şifre/Zâta Mahsustur.
"Dersaadet'de Re'fet Paşa hazretlerine.
Ankara 4/11/1338
İstanbu'lda Sarayda Vahideddin'in memalik-i ecnebiyeye firar için hazırlıklarda bulunduğu istihbâr edilmiştir. Tahakkuku halinde ahâli vasıtasıyla mümanaat edilmesi, mecburiyet görüldüğü takdirde aynı vâsıta ile linç tatbiki gibi daha şedit icraatta bulunulması, bu suretle firâra hiç bir vech ile meydan verilmemesi lâzımdır. . Bunun temini mercûdur.
Türkiye Büyük millet Meclisi Reisi
Başkumandan
Mustafa Kemal
Dün bir akademisyen benimle tezi için görüşmek istedi. Tezi de tamamlayıcı sağlık sigortası bu doçent adayına ben de tek soru sordum özel hastaneler yasaya uysa veya uymazsa SGK yasadaki yaptırımları uygulasa tamamlayıcı sigortaya gerek kalırmı dedim cevabı hayır gerek kalmaz oldu.
30 yıldır bunu söylüyoruz dinletemiyorsunuz.
Bari bu Ermeni arkadaşı dinleyin zira her kelimesi DOĞRU
Son günlerde papağan kesinlen Hüseyin Çelik MEB'in başında iken okullara alınacak olan bilgisayarlar ve işletim sistemi konusunda kendisini bilgilendirmekve hata yapmasını engellemek için çok yakından tanıdığı bir arkadaş üzerinden randevu istedim.
Randevu verildi Ankara’ya gittim ancak randevuyu iptal ettiler görüşemedik. Bunun üzerine medya üzerinden ikaz ettik ama nafile...
Sonra bu ülkenin TÜBİTAK‘ı tarafından üretilen Pardüs işletim sistemi çöpe atıldı. Ülke Bill Gates'e teslim edildi.
Türkiye ivedi Pardus'a yeniden dönmeli ve Windows'tan hepimizi kurtarmalı.
Boykot sürecinde #troy'u bir eski bürokrat arkadaşın bize katkısı ile Visa ve Master'e rakip yaptık. Daha doğrusu TCMB ve troy yönetimi mecbur kaldı.
Windows'tan da kurtulabiliriz başka şeylerden de...
🔴 Tarihçi Arsen Nişanyan:
Şunun unutulmaması gerekiyor. Avrupalılar ve Türkler de, yaptıkları her alışverişte Mastercard, Visa kullandığında, yaptığı her online işlemde, Windows veya Apple kullanırken yaptığı her şeyde Amerikalılara adeta vergi ödüyor.
Türkiye bu konuda, en azından askeri teknoloji konusunda bir şeyler yapıyor, Avrupa'da o bile çöktü.
Yani Avrupa'da İngilizler, Trident füzelerini ateşliyorlar, füze ateşlemiyor. ABD sistemi kapatmış.
Türkiye'de hala bütün ülke Microsoft üzerinden işliyor.
Senin bütün bankaların, eğitim sistemin, e-devletin, sağlık sistemin, aklına gelebilecek her şey Microsoft üzerinden işliyor.
Yarın öbür gün ters gidersen sen bu insanlara veya İsrail lobisi öyle karar verirse ülkenin fişini çekebiliyorlar. Korkunç bir şey bu.
Şu anda yasadışı şekilde her ay GSS prim borcu ödeyen veya ödemeyen ama aslında hiç borç çıkmaması gereken milyonlarca ( benim tabirimle eski kız,) var. Kendilerine her ay 1985 lira borç çıkarılıyor. İtiraz etmeyen veya konuyu bilmeyen her ay haraç gibi ödeme yapıyor.
Türkiye S-400 almasaydı…
• F-35 programından çıkarılmayacaktı.
• İlk F-35’ler 2019’da envantere girecekti.
• 100 adet F-35 teslim alınacaktı.
• Türk savunma sanayii, F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını kaybetmeyecekti.
• CAATSA yaptırımları uygulanmayacaktı.
• KAAN’ın F110 motorlarının tedariki yıllarca siyasi pazarlığın konusu olmayacaktı.
• S-400 için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödendi.
• Teslim edilmeyen F-35’ler için ABD’ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödendi.
Şimdi ise Trump’ın “F-35’leri vereceğiz”, “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız” açıklamaları başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Oysa bunlar, Türkiye’nin S-400 öncesinde zaten sahip olduğu haklardı.
Siyasi iktidarın hatalı dış politika tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sonuçların giderilmeye çalışılması, ne zamandan beri bir zafer olarak sunuluyor?
Beşiktaş taraftarının tepki gösterdiği fikstür cetveline Mehmet Demirkol’un yorumu.
Avrupa maçları dönüşünde deplasman sayıları;
✈️ Beşiktaş • 7
✈️ Fenerbahçe • 1
✈️ Galatasaray • 1
✈️ Başakşehir • 1
- Selanik'i 50 çapulcuya teslim ettiler.
- Türk insanına Enver Paşa'dan daha zararlı bir insan yoktur. Rus Çarı bile yoktur.
Besim Tibuk'tan yakın tarihimize dair çarpıcı açıklamalar
N'haber Hakan Aygün? başkayyumcuk sana hem mktv'yi almış hem de 2023'de 12 milyon lira partinin kasasından keş para ödemiş. Dedikodu değil belgeli...
Ağzını şaplata şaplata, trollere, gazetecilere para dağıtmışlar, arınacağız diyorsunuz ya..
Sizi kayyumcuklar sizi...
Not: kayyumcuk destekcisi, trolü Hakan Aygün'ün kanalının gerçek adı mavi karadeniz tv. İzlenme oranı 0,001. Youtube kanalının abone sayısı 12.900. 3.5 yılda (41 ayda) izlenme oranı 6 milyon 817 bin.. Günlük 5 bin kişi. Yok hükmünde olan, merdiven altı kanala 2023 yılında 10 ay için ödenen toplam para 12 milyon.
Sağa sola çemkiriyorlar ya troller troller diye, yalan algı yapıyorlar ya... Asıl mesele memleket değil, muhaletin iktidar olması değil ceplerinin dolması..
Sizlere de n'haber...
@Yilmaz_Ozdill@samiltayyar27@nedimsener2010@FUATUGUR@can_atakli_
@rblgokdemir Onlar Ki Verir Lâf İle Dünyaya Nizâmât, Bin Türlü Teseyyüp Bulunur Hânelerinde.
Enflasyonda ciddi mücadele etmeyi hiç akıllarından geçirmedikleri için goygoy yapıyorlar.
Gazeteci Orhan Bursalı:
"Türkiye’de en az 20 yıldır parayla tez yazdırılıyor, parayla tez yazan en 200 şirket var.
YÖK en az 15 yıldır bu sahtekârlığın farkında. Parayla yazdırılmış tez sayısı en iyi ihtimalle 3 bin 650, en kötü ihtimalle 60 bin.
Bu sahtekârlığı yaptığı için tutuklanan kişi sayısı: 0"
It's shameful that CNN invites this ghoul on as if he's not a genocidal war criminal. @DanaBashCNN are you proud of yourself? How many kids does this monster need to slaughter for you ask him a single challenging question if you insist on having him on.
Yılmaz Özdil: “Şimdi bunlar
dinimize hakaret olmuyor mu?”
* AKP İl Başkanı, Peygamberimiz Hazreti Muhammed adına AKP amblemli nüfus cüzdanı çıkardı; çocuklarının arasına “Tayyip” ismini ekledi.
* Bir AKP milletvekili, “Tayyip Erdoğan, Allahu Teala’nın bütün vasıflarını üzerinde toplayan liderdir” dedi.
* Bir başka AKP milletvekili, “Tayyip Erdoğan bizim için peygamber gibidir” dedi.
* Bir başka AKP milletvekili ise, “Tayyip Erdoğan’a dokunmak bile ibadettir” dedi.
* Camilerde miting yapıyorlar, miting kürsüsüne Kur’an-ı Kerim’le çıkıyorlar.
* Ramazan ayında camilerin mahyalarına belediye başkanlarının ismini yazıyorlar.
* Kâbe’de siyasi slogan atıyorlar.
* AKP’li bakan, “Bakara makara” diyor.
* AKP Genel Başkan Yardımcısı, Peygamberimize saygı için okunan salavatı Tayyip Erdoğan’a monte ediyor, “Recep Tayyip Erdoğan salli ala Muhammed” diye türkü söylüyor.
Erdoğan’ın başdanışmanlarından İhsan Şener ile Avukat Semra Ilık’ın, 170 bin dolar ödeyenleri Saray’a sokup fotoğraf çektirmelerini sağladıkları anlaşılalı birkaç saat oldu
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.