uzaklaşmaya ihtiyacım var ama kaçmak değil bu sadece artık savaşabilecek kadar sağlıklı bir ruha sahip değilim isterseniz pes etmek deyin çabalamış çabalamış çabalamış olmamış sonra da gitmiş
Cumhurbaşkanlığına aday olacak kişilerin Türkçenin yanında Kürtçe bilmeleri de bir tercih sebebi olmalıyken, “anadili Kürtçe olan bir adayı desteklemem” demek, bizim on yıllardır mücadele ettiğimiz ayrımcı zihniyetin başka bir ifadesidir. Böylesi bir ölçü, kendisini solda tanımlayanlardan değil, milliyetçi ve ırkçı siyasetten beklenir.
Daha da vahimi, bu sözlerin DEM Parti ile ittifak yaparak Meclis’e gelen bir partinin genel başkanı tarafından dile getirilmesidir.
Şam valisi Muaviye, Halife Ali’yi katletmeye giderken askerlerinin mızraklarına Kur’an ayetleri taktırmıştı. Bugün İŞİD devşirmesi HTŞ çeteleri Enfal ayetiyle Kürtlere saldırıyor. Saddam, 300 bin Kürdü soykırımdan geçirirken bu vahşetin adını Enfal koydu. Muaviye artıklarıyla, harici katilleri ABD–İsrail ortaklığıyla Kürtlerin üzerine sürenlere söylüyorum: er yada geç vallahi de yenileceksiniz, billahi de yenileceksiniz.
Suriye’den son derece korkunç görüntüler geliyor. Esir alınan Kürt kadınlarının başları kesilmiş, onlarca infaz videosu dolaşımda. İşlenen suçlar, İŞİD vahşetini dahi aşan bir insanlık trajedisine işaret ediyor. HTŞ çetelerini alkışlayan, Kürt düşmanlığıyla gözü kör olan herkes bu günahın, bu vahşetin ortağıdır.
Your message of solidarity with the Kurdish people, who sacrificed thousands of fighters against the radical Islamist terrorist organization ISIS, is deeply meaningful and valuable.
If there is use of military force by the new Syrian government against Syrian Kurds and the SDF, that would create tremendous instability in Syria and the region and would tell me all I need to know about this new regime.
If military action is taken by the Syrian government, I will do everything in my power to revive the Caesar Act sanctions, making them even more bone crushing.
“Bizi Birbirimize Düşman Eden Bu Düzenin Karşısında Durmazsak, Hepimiz Kaybedeceğiz"
Son iki günde Muş/Bulanık’ta yaşananlar hepimizin yüreğini dağladı. 5 insanımızı toprağa verdik, 4 ağır yaralı var. Yine aileler, yine akrabalar, yine aynı toprağın çocukları birbirine silah çekti. İncir çekirdeğini doldurmayacak meseleler uğruna.
Bu sadece Bulanık’ın meselesi değil. Bu haberler her yerden geliyor. Her gün bir başka köyde, ilçede benzer haberlerle uyanıyoruz. Bunun sebebi yoksullukla beraber yıllardır bilinçli bir şekilde yürütülen bir çürüme siyasetidir. Kimliksiz, köksüz, dayanaksız bir halk yaratılmak istendi. Araya giren, barış sağlayan, aklıselimi temsil eden şahsiyetler, mekanizmalar susturuldu, tasfiye edildi. Toplumumuzu bir arada tutan bağlar koparıldı. Toplumu ayakta tutan değerler yok edildi.
Bugün bu çürümenin tam ortasındayız. Bu suskunluk bizi yokluğa, düşmanlığa, ölüme götürüyor.
Ama geç değil.
Bu çöküşü durduracak olan biziz. Aileler, mahalleler, gençler, kadınlar… Birbirimizin yarasına merhem olmak zorundayız. Çünkü eğer biz birbirimizi korumazsak, bu çürüme hepimizi yutar.
Bu halk binlerce yıllık bir yaşam hafızasına sahip. Her çatışmayı durduracak, her yarayı saracak irade bizde var.
Bugün en acil meselemiz, toplumu yeniden ayağa kaldıracak, dayanışmayı, barışı ve sağduyuyu yeniden egemen kılacak mekanizmaları kurmaktır. Her can mukaddestir. Her ölüm bir yıkımdır.
Bu çağrım, barışa, akla ve vicdana ses veren herkese: Gelin, geç olmadan bu gidişata dur diyelim. Yoksa yarın çok geç olabilir.
Bu DOĞRU.
O yüzden Gelişmemiş toplumlardaki ideal yönetim biçimi: SOSYAL Demokrasidir. Liberterlik değildir.
Ancak Gelişmiş toplumlardaki ideal yönetim biçimi de: Libertarian Yönetimdir.
Kürt dağa çıksa, terörist, diyorsun hadi haklısın.
İzmir’de işçi olsa, Ege’de otel açsa, siyasete girse, Kürt’üm dese, Kürtçe konuşsa yine “terörist” diyorsun.
Kürtlerin bin yıldır yaşadığı toprağa dün Özal getirdi sanıyor ve adamları ülkesinden kovuyorsun.
Açıktan “en iyi Kürt ölü Kürttür” diyemediğin için etrafından dolanıp bunları söylüyorsun.
En demokratım diyenin de böyle en ırkçın da böyle, okuyanın da böyle cahilin de böyle…
Kürt meselesi, Türkiye’deki en net demokrasi turnusolü görevi görmeye devam ediyor.
dostoyevski, “suç ve ceza” adlı romanında: “herkesin gidebileceği bir yeri olmalıdır” diyor, ve ekliyor; “çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.”