Said Nursi, 23 Mart 1960’da
82 yaşında iken öldü.
“Hırsızlık;
kitap, sünnet ve icma delilleri ile yasaklanmıştır”
Said Nursi’nin geride kalan mal varlığı Listesi 👇
@Serdozturk Sen misin yörük? Bu tiple.. 🤣 daha çok kadim Anadolu halklarına benziyorsun. Benim anam yörük bizim elmacık kemiğimiz çıkık. Gözlerimiz çekik. Sen de bunlar yok. Bir kan tahlili yap. Sen bizden değilsin..
EL YAZISIYLA YAZDIĞI SON NOT
Bu not, Abdullah Tırpan amcanın hastanedeki eşyaları arasından çıktı. Kendi el yazısıyla Said Nursi’nin Tarihçe-i Hayat kitabından notlar yazmış. O, halinden elbette hiç şikayetçi değildi. Tahliye olduğunu görmeyi ve bir sesini duymayı çok istemiştim. Nasip olmadı.😔🤲
“Bu ihtiyarlığımın en sıkıntılı bir senesini, gençliğimin en ferahlı on senesine değiştirmem. Hususan hapiste farz namazını kılan ve tevbe edenin her bir saati on saat ibadet hükmüne geçmesiyle ve hastalıkta, mazlumiyette dahi her bir fani gün, sevap cihetinde on gün, bir bâki ömrü kazandırmasıyla benim gibi kabir kapısında nöbetini bekleyen bir adama ne kadar medar-ı şükrandır. Hadsiz şükür Rabbime dedim. İhtiyarlığıma sevindim ve hapsime razı oldum. (Said Nursi, Tarihçe-i Hayat kitabından)
SUSMAYACAĞIM: BİR İNSANLIK SINAVINDA VİCDANIN FERYADI
Susmayacağım. Çünkü dört duvar arasında kendi hâline terk edilen savunmasız ve yaşlı bir insanın adım adım ölüme sürüklenişi karşısında susmak, bu ağır cürme ortak olmaktır. İhmaller zinciri içinde bedeninden parça parça koparılan uzuvların, cezaevinde gasp edilen sağlık hakkının ve sonunda bir makinenin soluğuna muhtaç bırakılan son nefes mücadelesinin ağırlığı altında vicdanlar eziliyor. Bu, bir cezanın infazı değil; göz göre göre sergilenen bir vicdansızlık ve sistematik bir çürümedir.
Suçluyorum!
Kendi bakımını yapamayacak hâle gelmiş, saçları ağarmış bir ihtiyarın en temel tıbbi tedaviye erişimini sudan bahanelerle geciktiren; ayağının kangrene dönüşüp kesilmesine seyirci kalan o kör bürokrasiyi suçluyorum.
Suçluyorum!
Sedye üzerinde can çekişen bir bedeni görmezden gelip “Cezaevinde kalabilir” diye imza atanları; hekimlik yeminini, insan hayatının kutsallığını ve mesleki onurlarını makam korkusuna feda edenleri suçluyorum.
Suçluyorum!
Demir parmaklıkları intikam aracına dönüştürenleri, dört duvarı fiilî bir mezara çevirenleri ve bu sessiz imhayı makul göstermeye çalışan taşlaşmış zihniyeti suçluyorum.
Suçluyorum!
Bu feryadı duyduğu hâlde kulaklarını tıkayanları; yetkisi olduğu hâlde kılını kıpırdatmayanları ve zulmün sıradanlaşmasına sessizliğiyle onay veren bütün sorumluları tarihin ve insanlığın huzurunda açıkça suçluyorum.
Siz bir kanunu uygulamıyorsunuz; savunmasız bir insanın etini, kemiğini ve yaşam hakkını parça parça tüketiyorsunuz. Unutmayın: Taş duvarların ardında bastırdığınız iniltiler kaybolup gitmez. Sedyede soluğu kesilen o insanın sessiz çığlığı, gün gelir vicdansızlıkla ördüğünüz bütün sahte gerekçeleri yerle bir eder. Tarih, yaşlı bir insanı acılar içinde çürümeye terk edenleri asla aklamayacak; çiğnenen insan onuru, adalet kürsülerinde mutlaka yankılanacaktır.
Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet-i Firdevs olsun. Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabr-ı cemil diliyorum. Cezaevlerinde yaşanan hastalık ve ölümler karşısında sessiz kalmak mümkün değil. Bu vakaların şeffaf ve bağımsız şekilde soruşturulmasını, hukukun herkes için işlemesini talep ediyoruz. Hak yerini bulur; Rabbimiz en güzel hüküm verendir.
#AbdullahTırpan
Masum olmasına ve ağır hastalığına rağmen yıllardır cezaevinde tutulan Abdullah Tırpan amcanın yoğun bakımda vefat ettiğini öğrendim. Çok üzgünüm.
Ona yaşatılanlar hepimizin vicdanında ağır bir yük olarak kalacak.
Allah rahmet eylesin. Yakınlarına başsağlığı diliyorum.
20 aydır her şey gözümün önünde yaşandı!!!
Abdullah Tırpan amca için defalarca cezaevleri, hastaneler, bakanlıkla görüştüm. Ancak çok duyarsızlardı. Umurlarında değildi. Ve sonunda Abdullah Tırpan amcanın ayağı kesildi ve şu an ikinci kez kesilecek. Ancak durumu kötüleştiği için şu anda yoğun bakıma alınıyor. Dr.larla gorüştüm.
Göz göre göre yaşlı bir hasta mahpusu yoğun bakımlık yaptılar.
Ameliyat öncesi yanına refakatçi verilmesi için uğraş vermiştik. Ancak izin verilmemişti. Ve sonuç bu. Yakınları ameliyat öncesi de babalarını görememişti!
Utanın, utanın!
@adalet_bakanlik@ctekurumsal
@mehmetbrksn Bilgisizce cevap veren Göktuğ gibi klavye şövalyelerine bir sözüm var. Akropol meskûn alan değil diye yazmış. Atina’da yaşamadığı belli. Akrapol meskun alandı. Bugün bile o kadar yıkıma rağmen Osmanlı Türk mimarisi çevresinde görülüyor..Türk mahallesi halen eserleriyle mevcut.
@goktug77623813 Allah sana akıl fikir versin. Osmanlı’daki düşünce senin dünyandan farklı. Putperest sembolüne tevhid elbisesi giydiriyor. Ana düşünce bu. Ama tevhid düşüncesi olmayan senin gibilerin anlaması zor..
Le havle vela kuvvete!
Hadis sahih fakat siz “zehir” ifadesini anlamıyorsunuz.
Dediğiniz gibi olsa kaç sahabe zehirlenirdi hiç düşündünüz mü?
Efendimiz (sav) açıkça hurmada “antioksidanlar” olduğunu söylüyor. Yani vücuttaki serbest radikalleri (toksinleri) temizler, diyor.