27 yıl önce 17 Ağustos Depremi’nde, başında Nasuh Mahruki’nin olduğu AKUT 220’den fazla can kurtardı; bugün o canları kurtaran ekibin lideri 31 gündür tutuklu.
Deniz Zeyrek:
"Mesela sonra Menzil'in servetine bakacak mısınız? Menzilciler o serveti nereden buldu?
Cübbeli Ahmet Hoca var, birileri var. Onların servetlerine bakacak mısınız? Onların yurt dışına hiç para transferi yok mu mesela?
Bazı cemaatlerin, bazı tarikatların devletin önemli kurumlarında örgütlendiğini biliyoruz. O kurumları rakip cemaatin, rakip tarikatın aleyhine kullanıyor da olabilirler."
🗣️ Barış Terkoğlu:
“Sinem Dedetaş’ın eşinin, tutuklu kardeşiyle bugün Maltepe Cezaevi’nde görüşü var.
Aynı gün, Sinem Dedetaş’ın da Çorlu Cezaevi’ndeki ilk görüş günü.
Bir insan düşünün… Kardeşiyle Maltepe’de mi görüşsün, eşiyle Çorlu’da mı?”
Canım İzmir,
Biliyorum bu aralar hiçbir şey güllük gülistanlık değil.
Hele siyaset; kir, pas, çamur içinde.
Ama İzmir çok daha kötü, karanlık günler gördü.
İzmirliler her zaman silkinip, toparlanmayı bildi.
Her zaman ülkenin aydınlık geleceğinin öncüsü oldu.
Yine öyle olacak.
İzmir, İzmirliliğini yapacak.
Yine kendi kurtuluşunu ve yeniden kuruluşu müjdeleyecek.
Bu müjdenin kodları, şehrin ve İzmirlilerin tarihinde, kültüründe, ikliminde, ruhunda var.
O kodların ipuçlarını içeriden ve uzaktan da olsa seziyor, içimde hissediyorum.
Kimse enseyi karartmasın..!
Sel gider kum kalır.
Bir an evvel kavuşmayı bekliyor, yaşadığım umudu paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
İçeride bir an bile kendimi yalnız hissettirmeyen sizlerin varlığı en büyük güç kaynağım.
Gönül makamınızda olmak en büyük gururum.
Canım İzmir,
Seni çok özledim, çok seviyorum.
İnanıyorum vuslata az kaldı..!
1 Ağustos 2026
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63, Buca – Kırklar
Cem Küçük iktidar medyasında zuhur ettiği günden beri “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu gazetecilere karşı her gün işleyen, ağır hakaret, iftira ve tehdit yoluyla gazetecilerin kişilik haklarına saldıran, hukuklarına tecavüz eden azılı bir tetikçi, medyadaki gerçek bir suç makinesiydi. İktidar içi rekabetin sertleşmesi kadar, vehmettiği gücüne güvenerek kendisi için de suç işlemeye yeltenmesinin tutuklanmasında rol oynadığını düşünüyorum. Yıllarca kendisini korumuş cezasızlık kalkanı sayesinde her gün mağdur ettiği masum insanların, şimdi hukuksuzluğa maruz kaldı diye bu sakil tetikçinin mağdur edildiğini düşünebileceklerini sanmak için yaşça ve başça toy olmak gerekir. Hukuksuzluğun kural, hukukun istisna olmasında en başta Cem Küçük ve sonra benzerlerinin rolü büyüktür. Cem Küçük bu ülkenin namuslu gazetecilerinin işsizliğe mahkum edilmeleri, birer “sivil ölü”ye dönüştürülmeleri ve hapse atılmaları için kamuoyu oluşturmayı yıllarca kendisine iş edinmiştir. İşlediği cürümlerle kurulmasına katkıda bulunduğu rejimin gerçekliğiyle bağımsız ve tarafsız olmayan bir yargının karşısındayken yüzleşmek, olursa, kuşkusuz ki ibretlik bir vaka olacak. Bir Cem Küçük mağduru olarak, tanıklığımdan süzülen düşünceler bunlardır.
İzmirli olarak, Cemil Tugay AKP’ye geçmeyi düşünüyorsa:
Buna siyasi tercih gözüyle bakmam. Siyasi ahlâk sorunu var derim. Yapacaksanız böyle bir şey önce o koltuğu bırakın sonra hangi partiye istiyorsanız gidin.