Deniz Baykal'ın kaseti ortada yokken, 8 ay önce İsveç'te bir enstitü rapor yayınladı. Deniz Baykal'ı kaset ile istifaya zorlayıp yerine Kemal Kılıçdaroğlu getirilmezse AKP, PKK açılımı yapamaz, yapsa da başarılı olamaz.
Mutlak Butlan Kılıçdaroğlu'nun bu görevini tamamlamak içindir ama CHP'yi değil AKP'yi dağıtacak.
24 Ocak düzenini yıkacağız!
Türk milletini haraca bağlayan tefeci faizine dayalı rant ekonomisi terkedilecek; Atatürk’ün tarımı, hayvancılığı ve sanayiyi planladığı kalkınma modeli ve üretim ekonomisi yeniden hayata geçirilecek!
2026 yılı için ilan edilen 28.075,50 TL’lik asgari ücret, kamuoyu ve Türk milleti nezdinde büyük bir tepki ve öfke ile karşılandı. Asgari ücret artış oranı geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da açıklanan resmi enflasyon oranının ve açlık sınırının bile altında kaldı. Gerçekte ise Türk halkının yaşadığı ve hissettiği enflasyon çok daha yüksek düzeydedir. Güvenilirliğini yitiren resmi kurumlar tarafından bu vahim tablo gizlenmektedir. 2026 yılında asgari ücrete yapılan %27’lik artış oranı, TÜİK’in hileli verileriyle açıkladığı yıllık %30,89’luk enflasyon oranının bile altında kaldı. Geçtiğimiz yıl açıklanan %30’luk asgari ücret artış oranı, yine TÜİK’in açıkladığı %44,38’lik oranın çok altında bırakıldı. En düşük emekli maaşı yine 20 bin TL gibi bir miktar ile sadaka konumuna indirgenmiş ve emekliler açlık ve derin bir yoksullukla baş başa bırakıldı.
Reel ücretler sermaye lehine baskılanmaya, emek hırsızlığı kümülatif olarak yıldan yıla artarak devam etmektedir. Dünya genelinde gıda ve enerji fiyatları düşerken; ülkemiz hem gıda fiyatlarında hem de enerji fiyatlarındaki artışta açık ara en üst sıradadır. Geldiğimiz noktada alım gücü ortadan kaldırıldı ve orta sınıf kasıtlı şekilde yok edildi. Öte yandan hiçbir emek ve çaba sarf etmeksizin yıllık %50’lere varan faiz oranlarıyla küresel tefeciler ve bankalar zengin edildi, büyük bir servet transferi gerçekleştirildi. Emeğiyle, alın teriyle, bilgisi ve birikimiyle çaba gösteren milyonlarca işçinin, memurun, emekçinin ve emeklinin hakkı gasp edildi ve asgari ücret ile çalışmak zorunda bırakılan milyonlarca insan açlık sınırının da altına itildi. Bu yaşanan açıkça bir ekonomik soykırımdır!
Türk halkının açlığa ve yoksulluğa itildiği bu ortamda, faiz lobilerine 2025 yılında kamu ve özel sektör toplamı olarak yaklaşık 180 milyar dolarlık faiz ödemesi yapıldı. Hazinenin faiz harcamaları, eğitim ve sağlığa yapılan harcamaların çok üzerindedir. 2025 yılında sağlık harcamalarına ayrılan bütçenin iki katı kadar faiz ödemesi yapıldı. 2026 bütçesi için belirlenen 2 trilyon 742 milyar liralık faiz harcaması, tarımsal destek harcaması için bütçede belirlenen miktarın tam 16 katıdır. Ülkemiz kasıtlı bir şekilde tarımsal üretimden ve sanayileşmeden uzaklaştırılmakta ve borç sarmalı içinde faiz-enflasyon kısır döngüsüne hapsedilmektedir.
Türkiye iktisadi yönden bağımsızlığını kaybetmiş ve küresel finans kapitalin aktörleri tarafından yönlendirilir hale geldi. Uygulanan bir ekonomik model değil, açıkça bir sömürge ekonomisidir! 1947 IMF üyeliğiyle başlayan dışa bağımlı borç ekonomisi, 24 Ocak Kararları ve devamındaki 1980 askeri darbesiyle emek kesiminin tüm sosyal ve ekonomik kazanımlarını bir bir tüketmiş, işçi sınıfı kasıtlı bir şekilde açlık sınıfı haline getirildi.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak Cumhuriyet devriminin sosyal ve ekonomik kazanımlarını Türk halkına yeniden imtiyazsız ve ayrıcalıksız bir şekilde geri vereceğiz! Gelir ve servet eşitsizliğinin ortadan kaldırılacağı, egemenliğin şirketlerden alınarak yeniden Türk milletine verileceği Türkiye’yi kuracağız!
Türk milletini bu onurlu mücadeleye destek vermeye ve bir arada olmaya çağırıyoruz.
@EFE_KlZl Bu adam nerenin mezunu ise orası kapatılsın bence akli yetersizliklere diploma verdiklerinden dolayı.!!!!! Bunun Ayrıca diploma iptali taleptir.!!!!!.....
POLİS MEMURU FETHİ SEKİN’İN ŞEHİT EDİLMESİ | 5 OCAK 2017
Amerikan destekli terör örgütü PKK’nın 5 Ocak 2017’de İzmir Adliyesi’ne düzenlediği saldırıda şehit düşen Polis Memuru Fethi Sekin’i, şehadetinin 9. yılında minnet ve saygıyla anıyoruz.
Fethi Sekin’in durduğu yer, teslimiyetin değil direnişin adresidir.
Türk Milleti, Fethi Sekin’in son mermisine kadar çatışarak geçit vermediği terör örgütüyle bugün yürütülen pazarlığı ve ihaneti açıkça görmektedir.
Şehitlere borcumuzu unutmadan onların kahraman ruhuyla yola devam edecek ve hain planlarını başlarına yıkacağız.
HainsizTürkiye
HalktanGelecekBirCeVaPVar
Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve yüce Türk milletine başsağlığı diliyoruz.
Açıkça soruyoruz:
AKP iktidarının güvenlik politikaları bu ülkeyi ne hale getirmiştir? Yalova’nın bir köyünde IŞİD unsurları nasıl lojistik destek bulabilmiştir? Saatlerce süren bir çatışmayı yürütecek silah ve mühimmat bu bölgeye nasıl taşınmış, kimlerin ihmaliyle depolanmıştır? Daha da vahimi, böylesine yüksek riskli bir operasyona özel harekât güçleri yerine polis memurlarımızın önden sevk edilmesi kabul edilemez bir sorumsuzluktur. Bu tablo karşısında İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın kamuoyuna açık biçimde hesap vermesi, sorumluluktan kaçmaması şarttır!
Üstelik bu saldırı sürpriz değildir. Aylar önce bölgede IŞİD bağlantılı konvoy görüntüleri kamuoyuna yansımış, Diyarbakır’da hazırlanan bir iddianameye dayanılarak bu yapılanmanın Yalova hattına uzandığı Meclis gündemine taşınmıştır. Silahlı eğitim, hücre yapılanması ve lojistik faaliyetlere dair yapılan uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmamış olması, yaşanan facianın siyasi sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır.
Bugün Yalova’da yaşanan hain saldırı, yalnızca güvenlik güçlerimizi hedef alan bir terör eylemi değildir. Bu saldırı, Türkiye’nin içine sürüklenmek istendiği bölücü açılım sürecinin gölgesinde, bilinçli ve hesaplı bir mesajdır. Son dönemde kamuoyuna servis edilen “IŞİD saldırı yapabilir” söylemleri tesadüf değildir; iddialar, yürütülen bölücü açılım hattıyla doğrudan bağlantılıdır.
Bu saldırının amacı açıktır: ABD–İsrail emperyalizminin, Türk milleti üzerinde bir korku iklimi oluşturarak Suriye’de AKP desteğiyle iktidara taşınan selefi HTŞ iktidarı ile SDG’nin entegrasyon görüşmeleri zemininde SDG/YPG/PKK terör örgütünü meşrulaştırmak, Türkiye’yi bu dayatmalara razı etmektir!
Terörün farklı isimler altında sahaya sürülmesi, milletimizin aklını ve iradesini teslim almayı hedefleyen kirli bir senaryonun parçasıdır.
Türk milleti bunları daha önce gördü, bugün de görüyor. Terörle müzakere kabul edilemez, terörle açılım olamaz. Devlet, güvenliğini pazarlık konusu yapamaz. Türkiye’nin birliği, ülkemizin sınır güvenliği ve milletimizin huzuru; emperyal projelere, masa başı planlara kurban edilemez!
Açıkça ilan ediyoruz:
Çözüm; korkuya teslim olmakta değil, milletin ortak iradesinde yatmaktadır. Çözüm; Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, üniter yapımıza, laik ve bağımsız devletimize sımsıkı sarılmaktır. Çözüm; terörün her türüne karşı tavizsiz, net ve milli bir duruş sergilemektir.
Türk milleti bu karanlık dehlizden çıkmasını bilmiştir, yine bilecektir. 27 Aralık’ta Anıtkabir’de buluşan Kızılcagün ruhu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “tam bağımsız Türkiye” şiarıyla bugün de ayaktadır. Bu topraklarda korku değil cesareti; teslimiyet değil direnişi örgütleyeceğiz.
Türk milleti, emperyalizmin senaryolarını da, terörün kirli yüzünü de tarihin çöplüğüne gönderecek kudrete sahiptir!
"1400 yıllık İslam tarihinde gerçek İslam'ın ne olduğunu bilen yok.
Her halife kendinden önceki Kuranları yaktırmış.
Emeviler önceki gerçek islam değil diye yeni bir islam getirmiş.
Abbasiler, Emeviler gerçek islam değil diye yeni bir İslam getirmiş."
Diamond Tema