"Hayat benim
Her anımı yaşadıkça sevesim var
Aldırmam hiç yağmurlara
Benim güzel hatalarım var
Bir an bile vazgeçmedim
Kendi yolumdan"
#pazartesi
https://t.co/aiVNVvav4s
Sonra bir gün gelecek; ne kadar çok bilmediğini, ne kadar çok sandığını, ne kadar gereksiz korktuğunu, hiç değmeyecek insanlara ne kadar gereksiz anlamlar yüklediğini anlayacaksın. Ve 'olmaya' bir adım daha yaklaşacaksın.
Katilin kısa vidyosuna bakarak “otizmli” olduğu çıkarımında bulunmuşsunuz ve okullarda kaynaştırma öğrencisi istemiyoruz diye her yere yazmışsınız. Kelimelerinize dikkat edin siz bu özel çocuklara böylesine pislik bir yakıştırma yapamazsınız, siz bu çocukların ailelerini üzemezsiniz, siz bu yaşamamış olmanın verdiği kibirle konuşursanız bir gün çok sert bir ilahi adalete toslar, söylediğiniz kelimeleri yutmak zorunda kalırsınız. Kısa vidyodan nasıl otizmle bağ kurdunuz, bir gün onların da bu tür eylemi yapabileceğini ima ederek kaynaştırma öğrencilerini ve ailelerini rencide edici konuşabiliyorsunuz.
Cidden yazık çok acımasızsınız, insan değilsiniz, zavallısınız.
yusuf aleyhisselam kardeşlerini affetti lakin onlara sarayda yaşamayı teklif etmedi, mısır'da rahat yaşayabilecekleri belli bir toprak ve maddiyat verdi. duygusal olgunluk tam olarak budur; seni kuyuya atanı affedebilmek lakin onu yeniden hayatının içerisine dahil etmemektir.
Küçük Prens'i her okuduğumda içimi burkan şu cümle:
"Ben onu anlıyordum. Yanlış yaptığında bile anlıyordum. Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum. O da öyle yapar sanmıştım.."