“Üzüntünün yarısının, aslında sadece derin İrdeleme ve aşırı ince düşünmenin sonucu olduğunu anlayacaksın. Oysa mesele, sadece düşünmeden onu aşmayı gerektiriyordu.”
Breaking Bad dizisinde geçen bir bölümdü, "Bana dağıtılan elle oynamaya razı geldim."
Şule Gürbüz'ün "sonra üzerime bir tat geldi, halimi kabul geldi. Çok da
umursamaz oldum. Bu hayatı beğenir oldum. Bu hayatın kendisi bana olabilecek hayatların en mânâlısı geldi." dediği yer de burası. Bize daima daha iyi bir versiyonumuz var da, aksaklıklar, karşılaştığımız insanlar bizi bundan alıkoyuyor gibi bir algı yükleniyor. Oysa olup olabileceğimiz budur, bu kadarı da güzeldir. Sadece razı olmak gerekir. Bu da ancak sessizce olur.
çocukluğumdan beri insanların içinde eşine sesini yükselten kişilerden nefret ediyorum. öküz, restoranda hem çocuğunun önünde hem de insanların içinde karısına bağırdı. kadının yüzü bi kötü oldu, bir şey diyemedi. ikisi de genç. bir sürü de insan var. sonra yemek gelince de telefondan bir şeyler izledi, ne çocuğuyla ilgilendi ne karısıyla. tam öküz. sorsan ailesini yemeğe çıkarmış. parayı verince, hesabı ödeyince çok iyi eş ve baba oluyorsun çünkü.
kurban oliym evlenirken karşınızdaki insanın her şeyden evvel merhametli biri olup olmadığına bakın. merhameti olmayan insandan her şey beklenir. benim kız kardeşim yok da yarın bir gün kızım olsa ilk bakacağım konu bu olurdu.
İngilizcem epey iyidir. Mailde gerçekten dediğiniz gibi Epistein suç ortağı Maxwell"den yardım istemişsiniz. Ama adınız "Naughty Ahmed" olarak kaydedilmiş ve neden mailinizde "I need to learn a lot from you to be naughtier" dediniz. Sizin de bildiğiniz gibi İngilizcede "Naughty" daha çok cinsellik için kullanılır. Bu konuya da bir açıklama getirmeniz en doğrusu olacaktır.
Bu sanık, görev yaptığı süre boyunca kaç çocuğa zarar verdi, kaç çocuğun hayatını kaybetmesine ya da engelli kalmasına neden oldu gerçekten araştırıldı mı❗️❗️❗️
Ben bu davada yalnızca tek bir olayın değil, tüm görev süresinin incelendiği, genişletilmiş ve derinleştirilmiş bir yargılama yapılması gerektiğini savunuyorum.
Henüz dünyaya gözlerini yeni açmış, kendini savunacak tek bir kelimesi dahi olmayan bir bebeğe yönelen bu zalimlik, insanlıkla asla bağdaşmaz. Sessizlerin sesi olmak, görmezden gelinenlerin yanında durmak bizim için bir tercih değil ❗️vicdani bir sorumluluktur.
@ucimorgtr@yucelceylancom@AvAycabolak
#cezainfazsistemi
Bunun sebebi MEB'in yönetemediği yeni sistemi. Hepimiz bunun farkındayız. Öğretmen neredeyse özlük haklarından yoksun. Veli şikayeti, öğrenci zorbalığı ve yönetim mobbingi altında eziliyorlar.
Öğretmen maaşlarının yandaş taraflarca yüksek gösterilme çabası, aslında devletin derinlerde hissettiği bir suçluluk psikolojisinin yansımasıdır.
İnsan, en çok utandığı şeyi gizlemeye çalışır.
🚨Buradan duyuralım:
Ortalama bir öğretmen maaşı 54 bin TL seviyesinde. Yani yoksulluk sınırının 43 bin TL altında.
Öğretmen, konuya ilişkin açıklamada bulundu:
"Ben öğrencilerimden şikayetçi değilim. Hepsini çok seviyorum. Böyle bir olay yaşandığı için tabii üzgünüm. Öğrencilerimden böyle bir davranış beklemezdim. Ama benim yüzümden hiçbir öğrencimin disiplin soruşturması geçirmesini, hele okuldan uzaklaştırılmasını istemem. Öğretmenlik fedakarlık mesleğidir."
(Saygı Öztürk / Sözcü)
Devlet ilkokulu 1.sınıfta yaşanan sıradan(!) günlük vakalar:
1. Kız öğrencilerin memesini sıkma, kalçalarına çimdik ve tokat atma.
2. Erkek öğrencilerin kalçalarına tokat atma.
3. Çanta karıştırma, kalemlerin, mataraların kırılması.
4. Harçlıkların düzenli olarak çalınması.
5. Yetişkinlerin zor bileceği küfürlerin edilmesi, “aşkım” diyerek hitap etmeler.
6. Sınıf öğretmenine tekme atıp, vurmalar.
7. Üst sınıfların teneffüslerde gelip alt sınıftaki çocuklardan para istemesi.
Öğretmenlerin çocuklar üzerinde hiçbir otoritesi yok. Çocuklar yaptıkları bu davranışları büyük oranda ailelerinden görüyor.
Ulan eskiden öğretmen yanlış anlar diye okul dışında bile davranışlarımıza dikkat ederdik, şimdi öğrenci ve veli yanlış anlar da soruşturma açılır diye öğretmen olarak dikkat eden biz olduk. Zort desek sakıncalı, zırt yapsak tehlikeli. Olmaz olsun böyle öğretmenlik 🙄
Üst komşumuzun altı aydır yollarını gözlediği torunu geldi. İlk iş bana mesaj atmış. Nezakete, hassasiyete bak. Dünya böyle güzel insanlar hürmetine ayakta.
İsim vermeyeyim ama İstanbul’da bir liseye atandım. Gider gitmez okuldaki arkadaşlar en kötü sınıfları bana iteledi. Mesela sınıfın bir tanesi komple tekrara kalmış çocuklardı. Adam sınıfta kalmış, ikinci yılı ve hala okul numarasını sınav kâğıdına yanlış yazıyordu. Öyle çocuklar var.
Sınıfa ilk girdiğimde gördüğüm manzara karşısında düşündüğüm tek şey şuydu. Boku yedim. Tabi biraz bağır çağır ilerliyoruz ama olmuyor. Hadi ben gencim, öfkemin nereye varacağını hesap edemiyorlar. Ondan galiba, yine duruyorlardı. Yaşlı hocalar, kadınlar ders falan işleyemiyordu.
Telefonun sesini bunların çok sevdiği şarkılardan biri yaptım günün birinde. Eşime dedim ki beni şu saatte arayacaksın. Unutma sakın. Aradı, bunların sevdiği tırt şarkılardan biri çalıyor. Hepsi “vayyy hocam, vovvv hocam siz de mi seviyorsunuz?” Falan dediler. Kulağım kanasa da sevdikleri iki üç şarkıyı daha beraber dinledik. Ulan sonra en rahat ettiğim sınıf oldu bu. Sırf bunların saçma sapan bir zevklerine eşlik ettim diye. Şansımız yaver gitti de elektrik aldı çocuklar. Yoksa rezalet bir yıl geçirecektim.
Ben böyle birkaç okulda bulundum İstanbul’da. Vallahi çok yoruldum. Eve giderken yürüyerek gidiyordum, saatlerce yürüyordum ki eve varınca öfkemi eşimden çıkarmayayım. Sakinleşip varıyordum eve.
İyi bir okulda olan arkadaşlardan kat kat efor sarfediyordum. En basit sosyal hayat kurallarını vermek için bile birkaç ders uğraştığımız oluyordu. Böyle liselerde tek sorununuz konuyu öğretmek değildir. Çok daha fazla şeyle muhatap olursunuz. Anlatsam ne hikayeler olur. O yüzden bazen öğretmenlere laf ederken düşünmeniz lazım.
Bu işin tatilleri var, günde 4-5 saat çalışıyorsunuz falan diyorsunuz ama bakın mevzu şu sınıfa girip 40 dk sabretmekten çok daha fazlası. Herhangi bir meslek lisesindeki öğretmen yazsın şuraya.
Ben idareciliğe kaçtım. Sonra İstanbul’dan İzmir’in bir ilçesine kaçtım. Şimdi öğretmenlik yaptığımı hissediyorum. Önceden başka bişeymiş yaptığım.
Kaç gündür taymda şu kızı görüyorum; sesine hayran olmamak elde değil. Fakat bugün söylediği Farsça şarkının Türkçe sözlerine denk geldim, içimi dağladı ve anladım ki Rabbimize gönlümüzü nasipten başkasıyla yormaması ve gönlünde cenaze taşıyanlardan uzak tutması için çok dua lazım
Ziya Selçuk:
“Ara tatilleri çocuğun yorulmadan öğrenmesini sürdürebildiği, öğrendiklerini unutmadan pekiştirebildiği; aynı zamanda ilgi alanlarını keşfedip sosyal, duygusal ve toplumsal gelişimini güçlendirdiği dengeli mola dönemleri olarak kurgulanıyor. Ayrıca bilimsel araştırmalar öğrencilerin belirli dönemlerde öğretim faaliyetlerine ara vermelerinin daha etkili olduğu ve öğrenmeyi kolaylaştırdığı, yaz tatili öğrenme kayıplarını azalttğı….”
Yusuf Tekin:
“Bu konuda velilerden çok talep geliyor, çalışan anne ve babalar, sorun yaşıyor.”