Tegmark’ın “Life 3.0” Kitabından Yaşamdaşlığa: Enformasyondan Yaşamveriye, Zihin-Yaşam Etkileşiminden Bilince (1/2)
Bilim tarihinde bazı kitaplar yalnızca yeni bilgiler sunmaz; düşüncenin yönünü de değiştirir. Max Tegmark’ın Life 3.0 adlı kitabı da bunlardan biridir. İlk bakışta yapay zekâ üzerine yazılmış gibi görünse de, aslında kitabın merkezindeki soru yapay zekâ değil, yaşamın ve bilincin ne olduğudur. Tegmark’ın temel iddiası son derece yalındır: Bir sistemi tanımlayan şey, hangi maddeden yapıldığı değil, enformasyonunun nasıl örgütlendiğidir. Karbon yerine silikon kullanılması ikincil önemdedir; belirleyici olan, enformasyonun nasıl işlendiği ve nasıl yapılandığıdır. Böylece yaşam, biyokimyanın sınırlarından çıkarak enformasyonun diliyle yeniden tanımlanmaya başlanır.
Bu yaklaşım, son yarım yüzyılda fizikten moleküler biyolojiye, sinirbilimden yapay zekâya kadar uzanan geniş bir bilimsel dönüşümün ortak yönünü yansıtır. Eskiden evreni madde üzerinden anlamaya çalışıyorduk; bugün giderek daha fazla enformasyon üzerinden anlamaya çalışıyoruz. Genetik kod, sinaptik ağlar, kuantum durumları ve yapay sinir ağları… Hepsi farklı ölçeklerde aynı ortak dili konuşuyor: enformasyon. Tegmark’ın en önemli katkısı da yaşamı belirli bir kimyasal yapıya hapsetmek yerine, enformasyonun örgütlenme biçimi üzerinden düşünmeye davet etmesidir.
Ancak bana göre bu büyük paradigma değişimi henüz tamamlanmış değildir. Çünkü enformasyon tek başına açıklayıcı değildir. Enformasyonun neyin içinde dolaştığını, nasıl anlam kazandığını ve hangi koşullarda yaşama dönüştüğünü de açıklamak gerekir. Ben bu nedenle uzun zamandır yaşamın temel yapı taşının atom değil, enformasyon olduğunu söylüyor; fakat bu enformasyonu klasik anlamıyla değil, yaşam üretebilen enformasyon olarak tanımlıyorum. Bu yüzden ona yaşamveri adını veriyorum.
Yaşamveri, yalnızca aktarılan bilgi değildir. Yaşamveri, ilişki kurabilen, yeni ilişkiler oluşturabilen ve bu ilişkiler sayesinde anlam üretebilen enformasyondur. Bir hücreyi canlı yapan atomları değildir; aynı atomlar bir kayanın içinde de bulunur. Hücreyi canlı yapan, atomların oluşturduğu bağlantılar ve bu bağlantılar boyunca akan yaşamveridir. Aynı ilke beyin için de geçerlidir. Beyni beyin yapan nöronların sayısı değildir; onları birbirine bağlayan ağ ve bu ağ içinde dolaşan yaşamveridir. Dolayısıyla yaşam, madde akışından çok yaşamveri akışıdır.
Tegmark, yaşamı üç evrede tanımlar. Life 1.0, hem donanımı hem de yazılımı evrim tarafından belirlenen yaşamdır. Life 2.0, donanımı büyük ölçüde sabit kalan, fakat öğrenerek yazılımını değiştirebilen yaşamdır; insan bunun en gelişmiş örneğidir. Life 3.0 ise hem donanımını hem de yazılımını tasarlayabilen zekâyı ifade eder. Yapay genel zekâ bu yeni evrenin simgesi olarak düşünülür. Bu sınıflandırma güçlüdür; çünkü yaşamı biyokimyanın ayrıntılarından çıkarıp enformasyonun mimarisi üzerinden yeniden düşünmemizi sağlar.
Fakat tam burada yeni bir soru doğar. Eğer yaşam yalnızca enformasyon işlemekten ibaretse, neden bir bilgisayar canlı değildir? Bir termostat da enformasyon işler. Bir cep telefonu da. Bugünün büyük dil modelleri de trilyonlarca hesaplama gerçekleştirerek devasa miktarda enformasyon işler. O hâlde yaşamı yalnızca bilgi işlemden ayıran şey nedir? Aynı soru bilinç için de geçerlidir.
Tegmark’ın belki de en çok alıntılanan cümlesi şöyledir: “Consciousness is the way information feels when it’s being processed.” Yani, “Bilinç, enformasyonun işlenirken nasıl hissedildiğidir.” Bu cümle son derece güçlüdür; çünkü bilinci maddeden koparıp enformasyona bağlar. Ancak aynı zamanda önemli bir boşluk da bırakır. Çünkü “hissetmek”, açıklama değil, açıklanması gereken olgunun kendisidir. Enformasyon neden hissedilsin? Bir algoritmanın veri işlemesi ile bir insanın acı çekmesi arasındaki fark nereden doğar? Bilginin hangi aşamada öznel yaşantıya dönüştüğünü bugün hâlâ tam olarak bilmiyoruz.
#Penceremdenİstanbul
Upon receiving a renewed public interest of @Privately_app 's FaceAssure software, we have renewed our "Frequently Asked Questions": https://t.co/TbIriOS0ts
“Hakikat-Sonrası” dönemden “Erdem-Sonrası” döneme girdik..
Dünya artık çok başka bir yer!
Posttruth da bitti..
‘Doğru’ diye anlatılanın gerçeklikle bağının koptuğu dönemi de bitirdik.
Artık ‘doğru’ diye anlatılanın erdemle de ilişkisi yok.
Yeni dönemin adı: “Postvirtue”
Yaşamla hemhal olup yaşam için varolanlarla, yaşamdaki her şeyi kendilerinin malı sananlar arasında gerçekleşecek esas “yaşam savaşı”.
Bu mücadeleyi yaşamı malı sananlar kazandıklarını zannettikçe kaybedecekler.
Çünkü onlar da, bilmeseler de, yaşamın parçaları ve yaşam tükenirse bu yaşamtüccarları da tükenecekler.
Çünkü yaşam en büyük, güzel, zeki ve güçlü kudret.
“Yaşamdaşlar” ile “Yaşamtüccarları” arasında oynanacak artık bu ömürlük oyun.
#Penceremdenİstanbul
“HAYATTA OLMAK” BAŞKA; “YAŞAMAK” BAŞKA ŞEYLERDİR
Duyu organlarımız, görür işitir..
Beyin öğrenir
Zihin anlar
Bilinç anlamlandırır
Bilinç; zihnin, yaşamı anlamlandırma ve yaşam tarafından anlamlandırılma sürecidir
Bilinci oluşturan, zihin ve yaşam etkileşimi, ‘yaşantılar’ üzerinden akar
Yaşantılar, yaşamın zihinler ile “anlaşma” dilidir
Bakanların bir kısmı görür
Görenlerin bir kısmı öğrenir
Öğrenenlerin bir kısmı anlar
Anlayanların bir kısmı anlamlandırır.
“Yaşayanlar” bu anlamlandırabilenler arasından çıkar.
Hayatta olmak, ömür sürmek başka şey; “yaşamak” başka şeydir.
"Her şey içinde bulunduğu ağ ile vardır ve onunla oluşur (anlamlanır) ve onu oluşturur (anlamlandırır)".
#Penceremdenİstanbul
🔴 Yapay Zeka Birkaç Seneye Kalmaz İnsanlığın Üretebildiği Tüm Bilgiye Ulaşmış Olacak
İnsanlığın, Genel Yapay Zekayı aşabilme yöntemi artık sadece “Anlam Yaratma”. Bunun eğitimini oluşturmamız gerek.
Hakim kültürümüzde en önemli başarılı insan hasletleri olarak görülen ‘çalışkan’ ve ‘zeki olmak’ özellikleri artık makinalar tarafından aşıldı.
‘Yaşam için insan olmak’ özellikleri, iyilik ve yaratıcılık artık çalışkanlık ve zeki olmanın üzerine eklemlenecek.
HER BİRİMİZ, SINANMADIĞIMIZ NİCE GÜNAHIN MASUMLARIYIZ
Her birimiz yaşamak zorunda kalmadığımız ya da yaşamayı seçmediğimiz kötülüklerin masumuyuz.
Bağlantısallık matematiği ilkeleri ile kavramsallaştırırsak:
1. “yaşamak zorunda kalmamak” bütünün parçayla ilişkisi üzerinden (=emergence)
2. “yaşamayı seçmemek ise (=autopoiesis) üzerinden ilerleyen etkileşim ilkeleri.
Yani “masumiyet” de bir zihin-yaşam etkileşiminin enformasyon (yaşamveri) deseninin adı.
Yani her şey içinde bulunduğu ağ içinde anlamlanır, “masumiyet” de.
#Penceremdenİstanbul
Lodos öncesi kızıllık, dün akşamdan
Babaları bahçede şakayık sulayan çocukların dünyayı bulduklarından daha iyi bırakacaklarına güvenebilirsiniz.
Çünkü bu çocuklar sadece babalarından değil şakayıklardan da öğrenirler yaşamayı.
Yaşamın savaşçısı olmak diye bir iyilik kavramı vardır Afşar Timuçin Hocanın, şöyle der:
“Her olmaza direnmeyi bilen
Bütün gönlü geniş savaşçılar
Dünyanın kurulduğu günden beri
Hiç ama hiç yakınmadılar”
Yaşamayı şakayıklardan, denizden ve kuşlardan öğrenen bu çocuklar hiç yakın(a)madıklarından hep gülümserler, dertlenmediklerinden değil hele hele derdi görmediklerinden hiç değil.
Ve ağlayamamanın nasıl bir zorluk olduğunu en iyi bu yaşam savaşçıları bilir, tuzlu suyu hep deniz sanıp ‘gönüllü’ aldandıklarından..
#Penceremdenİstanbul
ÇÖZÜM “MASUMLARIN ÖLÜMÜ” DEĞİLDİR
Sokak hayvanları sorunu, insanların sebep olduğu bir sorundur.
Elbette çözüme ihtiyaç vardır.
Ancak çözüm “masumların ölümü” değildir.
Yaşam sadece insan için varolmuş değildir; insan da yaşamın parçasıdır.
“ACELE ETMEYEYİM, ÜZERİNDEN BİR UYKU GEÇSİN ÖYLE KARAR VEREYİM” demeyi otuzlarımda öğrenmiştim. Uykunun sükûnetine ve zihnime yol göstericiliğine hep güvendim.
Bugün uykunun zihinde nasıl gelecek modellemesi yaptığına dair bir Nature yayını okudum, müthiş 👇
Geleceği (Uykuda) Hayal Etmek: Nöronlar Uykuda da Olayları Öngörüyorlar
Araştırmacılar, uyuyan farelerin hipokampüsündeki nöronların yalnızca geçmiş deneyimleri tekrarlamakla kalmayıp aynı zamanda gelecekteki olayları da öngördüğünü keşfetti.👇
#Penceremdenİstanbul
Nasıl düşünüyoruz?
sorusu sizin için de çok büyülü ise okuyun👇
🔴“BEYİN-ZİHİN” YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA PROGRAMI AÇILIYOR
🔴8 BURSLU “BEYİN-ZİHİN” MERAKLISI ARAYIŞINDAYIZ
Beynin bilgi işlemesi arkasındaki mekanizmalar nasıl çalışır?
Beyin nasıl zihin oluşturuyor?
Zihnin enformasyon yapısı nedir?
Biyolojik değişiklikler beynin yapısını ve zihni nasıl etkiliyor?"
gibi güncel sorulara cevap aramak için tıp, doğa bilimleri, matematik ve mühendislik alanlarından beslenen disiplinler arası yeni eğitim programı “Beyin ve Zihin” ilk öğrencilerini almaya hazırlanıyor.
#BeyinZihinYaşam
(Tam burslu bu programı DUYURALIM lütfen 👇)
https://t.co/bmNvPvKgQY
Video oyunları, oynamayı öğrenenlerde yeni ve farklı bir beyin bağlantısallık yapısı oluşturuyor.
Bu çalışma bu değişimi MR ile ortaya koyuyor.
Müzik enstrümanı çalmayı ya da yeni bir dil öğrenmenin de beyinde yeni bağlantısallık yolları yarattığını zaten biliyoruz.
Hatta öğrenilen müzik enstrümanlarının ya da ikinci dilin beyinde oluşturduğu bağlantısallık farklılaşmalarından öğrenilen enstrümanın ya da dilin hangisi olduğunun da tahmin edilebileceğini de artık öngörebiliriz.
ANLAM VE GERÇEKLİK
Bazen saat üçte, bazen saat “hiçte”, gün gelir anlar ki insan, yaşadığı her şey bir yaşam-bağlantısallığıdır.
Anlar ki; yaşam, bütünlüğünün parçası olarak, onunla yaşantılarla konuşur.
Her canlı da, yaşantı desenleriyle anlamlar oluşturur.
‘Gerçek’ aslında, yaşam desenlerindeki anlam örgülerindedir.
Yaşamak budur.
#Penceremdenİstanbul