BİR MALPRAKTİS DAVASI KAÇ DESENDAN AORTA EDER?
İki yıl önce bugünün akşamında göğsüme aniden giren bir ağrı ile sarsıldım. İnsanın kendi tanısını kendisinin koyması hiç hoş bir şey değil. 112den arkadaşlara beni direkt Kartal Koşuyolu Kalp Araştırma Hastanesine götürmelerimi söylebilmiştim zorlukla.
Bu kabustan birkaç gün önce karşı tarafın avukatı mahkemeye (Albino olan oğlumu kastederek) "çocuğunun görme problemini kullanarak evin haczini engellemeye çalışıyor" diye dilekçe vermişti. Defalarca yutkunarak okumuştum. Avukat bey az görmesi olan oğlumun evin çevresine alıştığı, bu nedenle tek evimin haczedilmemesi gerektiğini yazmamı kastediyordu anlaşılan. Hekim olmam, doğum icapçısı olduğum için evimin hastaneye yakın olması gerektiği gerekçelerine bunu da eklemiştim çünkü.
Bir hekim tıbbi malpraktisten evine hacize dönüşen bir davada neden böyle saçma sapan, aşağılayıcı suçlamalara maruz kalsın ki? Zaten sınırda giden tansiyonlarım alt üst olmuştu. (Mahkeme itirazlarımın hiçbirisini de dikkate almadı zaten)
Bir ülkede Pediatri başta olmak üzere riskli branşlar seçilmiyorsa, bu ülkenin geleceğini etkileyecek çok önemli bir sorundur. 2016 öncesi Adli Tıp'ın bazı hocaları bu yolu açtılar, kendi elleriyle, tıbbın tüm riskli branşlarını etkileyen bir bumeranga dönüştürdüler maalesef.
Ben nasıl 16 yılın hesabını verdiysem/veriyorsam dosyamda aleyhimde imzaları bulunan Prof. Dr. Fahri Ovalı da, Prof. Dr. Murat Elevli de, imzası olan göz hekimleri de hekim kamuoyuna açıklama yapmak zorundalar. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde doğuştan olarak değerlendirilen bir problemi neden hekim hatasıymış gibi raporladıklarını paylaşmalılar. Siz bir pediatriste tıbbi bir suçlama yöneltiyorsanız bu ciddi bir durumdur, hele hele milyonluk tazminat davası söz konusuysa gizli kalacak bir tarafı yoktur. Bir tıbbi dava, hekimin tıbbi nedenle yargılanması kişisel bir dava değildir. Hatamız nedir? Hekim kamuoyu ile paylaşacaksınız ki başka hekimler de bir daha aynı hatayı tekrar etmesin. Benim bilirkişi heyetimde "ben ROP diye bir hastalık duymadım, Fahri imzala dedi, ben de imzaladım" diyen Ortopedi Prof u da var. Şu gayriciddiliği düşünebiliyor musunuz?
@adalet_bakanlik ve @saglikbakanligi na da buradan çağrıda bulunuyorum. Meslek hayatım mahkeme köşelerinde geçiyor. Sağlığım bozuldu. Sorumluları da hiç hesabını vermeden ortalıkta geziyor. Umarım yüksek tazminatlı pediatri malpraktis dosyaları yeniden değerlendirmeye alınır. Kamuoyuyla paylaşılır. Malpraktis davaları için hekimin onurunu, itibarını, sağlığını koruyacak düzenlemeler yapılması artık elzem haline gelmiştir.
akut batın protokolünde beta hCG testi standarttır karın ağrısında jinekolojik nedenleri özellikle jinekolojik olmayan nedenlerden ayırt etmek için gereklidir aksi ispat edilene kadar erkekler bile gebedir kfkfkd bu tarz sorular bize özgü değilmiş sevindim
Sayın @OHSAD_ ve @bhtclinicist yönetim kurulu başkanı
Dr. Reşat Bahat
16. yılına giren ve şirketinizin mülteselsil sorumlu olduğu bu davada iş bu boyuta gelmemeliydi. Dava haklı ya da haksız, ortada bir tazminat cezası var. Siz ödenmesine öncülük edeceğiniz yerde dava devam ederken, bizlerle de iletişimi kesip şirketinizin tasfiyesi yönünde hareket ettiniz.
Yaptığınız hukuken doğru olabilir ama etik olarak doğru değil. Bir hekimi de yıprattınız, onuruyla oynadınız. Hastaneleri olan bir işadamı, önemli bir sivil toplum kuruluşunun başkanı olarak böyle bir yola tevessül etmemeniz gerekirdi.
Opere Aort Diseksiyonu hastasıyım. Dün geceden beri tansiyonlarım 15-16/9 civarında seyrediyor. Çok yıprandım.
Lütfen Bakırköy 5. İcra Dairesi ve karşı tarafın avukatıyla bağlantıya geçiniz, bu meseleyi kapatınız.
@teachdentt@gelibolu2015 30 yıllık kadın doğum hekimiyim . Tuncay hocamla 1 yıl çalıştım . Kendisi son derece titiz dikkatli ve özverili bir doktordur.Hiç haketmiyor olanları …
Yeni bir gelişme nedeniyle
HEKİM KAMUOYUNA DUYURU
Itirazlarımızda Yargıtay'ın tek evin hacz edilemeyeceğine dair içtihatları olduğunu belirtmemize rağmen, İstinaf Mahkemesi haksız Malpraktis davası sonucu TEK EVİME koyulan hacizin uygun(!) olduğuna karar vermiş, hacize itirazımızı reddetmiştir. Aynı davadan ceza alan işadamı, @OHSAD_ başkanı Dr. Reşat Bahat ise ARMAMED şirketini tasfiye göstererek tazminattan kurtulmuş ve lüks hastane işletmeye devam etmektedir.
Ne kadar üzüldüğümü söylememe gerek yok. Hiç bir hekim bu duruma düşürülmemeliydi. Psikolojik olarak yorulsam, daha ne kadar süreceğini bilemesem de hukuk mücadeleme devam edeceğim.
Bu karar riskli branş seçen/seçmeyi düşünen hekimler için çok rahatsız edici bir emsal olacaktır. Tartışmalı haksız bir bilirkişi kararıyla bir hekimin sadece meslek hayatı değil, sağlığı, psikolojisi karartılıyor. Öte yandan sağlığınız bozulsa da çalışmaya devam etmek zorundasınız.
@saglikbakanligi na çağrılarıma da maalesef yanıt alamadım.
Umarım bu dava ben yaşarken sonuçlanır ve çocuklarıma devretmeden biter.
Meslektaşlarımla bu gelişmeyi paylaşmak istedim.
Saygılarımla
Dr. Tuncay Yılmazer
@Bulvarpress Yeşil alan, gayet sağlıklı insanlar görüyorum .Niye sıra ilerlemiyor diyen kendini bankada sanan tipler görüyorum. Gencecik meslektaşımı bunaltmış verdiği tepkiye (ki o da bir insan , makina değil )şaşıran mağduru oynayan çakallar ve video çeken tilkiler görüyorum Acil ormanında
Hizmet bağımlısı başka doktor gelsin diyor. Bim ya burası yeni kasa açtırıyor. Yeşil alan gaz almak için bulunmuş, kimseye de faydası olmayan bir yerdir. Bir çok genç idealist doktoru yiyerek meslekten soğutmuştur. Eser sahipleri gurur duyabilir.
Sizi öncelikle bu ve benzeri yazılarınızla/ hekimlere şiddet konusundaki duyarlılığınızla hatırlayacağım İlber hocam.
Şahsen de sizi tanıdım. Siz Gaziosmanpaşa Hastanesinde yatarken Çanakkale konusunda da sohbet etmiştik. Tebrik etmiştiniz beni. Ne kadar mutlu olmuştum.
Güzel bir hatıra olarak kaldı bana.
Sizinle Osmanlı İmparatorluğunu/ dünya tarihine katkılarını iyi bilmenin cumhuriyetin değerleriyle çelişmeyeceğini de öğrendik. Tarihimizi öğrenmeyi sevdik.
Allah rahmet eylesin.
Türk tarih camiası başta olmak üzere hepimizin başı sağolsun.
Hastasının “test istemiyorum” şeklindeki açık ve kayıtlı talebine uyan hekime, Down sendromlu doğum sonrası açılan davada bilirkişi raporlarına rağmen 77 milyon TL tazminat cezası verildi. #hakimdenmalpraktis
@Bladesinger15 Hastam acil olmayan bir ameliyat için ayda bir gelip randevu almak istiyordu.3-4 ay sonra uygun olduğunda preop tahlilleri ve 1 gün önce anestezi muayenesini yaptırdı .Op.günü yatışa gelmedi . Aradım.Arkadan gelen kadın programı eşliğinde sonra ameliyat olmak istediğini söyledi😬
Eğer haksız malpraktis davanız varsa,
Bilirkişi haksız yere sizi suçlamış, hastanın durumunu, transportunu ve dönemin koşullarını ihmal etmiş, olayın uzmanı hekimin görüşlerini dikkate almamışsa, üstelik benzer vakalarda farklı karar vermişlerse,
Dava yıllarca devam ediyorsa,
Hukuk sizin hiçbir savunmanızı dikkate almıyorsa,
Haksız malpraktis cezanızdan dolayı evinize haciz gelmişse,
O dönem çalıştığınız hastanenin sahibi şirketini tasfiye gösterip tüm tazminatı üzerinize yığmışsa,
Tansiyonunuzu nasıl kontrol edeceksiniz, stresle nasıl başedeceksiniz?
Onbeş yıldır hesap veriyorum. Aort Disseksiyonu oldum. 2016 öncesi pediatri ve göz Adli Tıp bilirkişiler sadece mesleğime değil canıma kastettiler! Onunla da kalmadılar, ülkede çocuk hastalıkları hekimliğine darbe vurdular, tercihlerde son sıraya inmesine neden oldular! Bu kararlarının hesabını hekim kamuoyuna vermediler!
Oysa ROP'un tarama testi olması için uğraşabilirlerdi, bu en başta hastaların da faydasına olurdu. Bu konuyla da uğraşmadılar. Özeleştiri yapmadılar.
41 kere maşallah pediatriye. Pediatri gibi insan üstü emek isteyen bir bölümü bir davaya yedirdiniz. O dava bir doktorun değil bir branşın davasıydı anlamadınız. Pediatrisiz tıp eksiktir diğer branşlar da huzurlu olmayacak.
İhtisas Mahkemesi Hukuk sistemimizde var. Sağlık konusunun da dahil edilmesi lazım.
Kahvede arkadaşını şakayla yaralayan kişi de "taksirle adam yaralama" dan,
Acile gelen ağır travmalı hastasını kurtarmak için acil ameliyata alan, tıbbi olarak her şey yapılmasına rağmen hastası sakat kalan hekim de "taksirle adam yaralama" dan yargılanıyor.
İkisi çok farklı hukuki değerlendirme ve hukuki yaklaşım gerektirmiyor mu?
Bozuk çıkan bulaşık makinesinin şirketi de, tazminat talep edilen hekim de Tüketici mahkemesinde yargılanıyor.
Yine soralım. İkisi çok farklı hukuki değerlendirme ve hukuki yaklaşım gerektirmiyor mu?
Bir hekimin dava sürecine maruz kalmasının (ceza ya da malpraktis farketmez) mesleğini/psikolojisini/sosyal hayatını olumsuz etkilemesi gözardı edilmemeli.
TAKSİRLE ADAM YARALAMA TIBBİ DAVALAR İÇİN UYGUN BİR TANIMLAMA MI?
Hukukçu hocalarımızın düşüncelerini almak isterim.
Taksirle adam yaralama/öldürme ifadesi bir hekim olarak beni (eminim bir çok meslektaşımı da) çok rahatsız ediyor. Herhangi bir tıbbi olumsuz sonucun bu ifadeler üzerinden dava edilmesinin yetersiz, tıbbın doğasına ters olduğunu, hekimler için aşağılayıcı, hastayı iyileştirme niyetini, sonuca kadar olan süreçteki çabalarını es geçtiğini, tıbbi imkanlara ulaşma, sistem sorunları gibi hekimin elinde olmayan faktörleri de görmediğini düşünüyorum. Tıbbi bir işlem/süreç bireysel bir başarısızlık değerlendirmesine indirgenemez.
TCK 84. maddesine göre dava açılabilen örnek 4 olay yazalım.
• Bir kişinin araba sürerken yola aniden çıkan yayaya çarpması. Kazazedenin yaralanması. Ailenin sürücüyü dava etmesi
• Bir garsonun kazayla kızgın yağ/kaynar suyu müşterinin koluna dökmesi ve 2.derece yanık oluşması. Ailenin garsonu/işletmeyi dava etmesi
• Avlanmak için ormana çıkan iki kişinin birini yanlışlıkla yaralaması. Vücudunda çok sayıda saçma izi var. Yaralının ailesinin vuran kişiyi dava etmesi
• Bir cerrahın acil bir vakaya girmesi. Çok zorlu bir ameliyatla hastanın yaşaması ancak izleminde nörolojik sekelli kalması. Ailenin hekime dava açması
Yukarıda yazdığım 3 kurgu olayla sondaki olay aynı ceza maddesinin konusu. Ama özünde aynı olaylar mı? Kritik riskli bir hastayı ameliyata almış, hastayı iyileştirme niyeti güden, çok kritik süreçlerin en azından bir kısmını başaran hekimin dosyasını yukarıdaki vakalarla aynı ceza kanununa göre yargılamak ne kadar adil?
Tıbbın doğasının/öngörülmezliğini standart hukukla değerlendirilmesinin eksik kaldığını, tıbbi ceza ve tazminat davalarının ayrı ihtisas hukukuyla ele alınması gerektiğini düşünüyorum (istirham ediyorum bilirkişilerin çoğu zaten hekimi haklı buluyor zaten diye yazmayın.) Dava sürecinin bizzat kendisi hekimler için olumsuz etkiliyor. Üstelik hasta bakmaya devam ediyorsunuz. Bir hekimin hastalarını bırakıp adliyelerde beklemesi psikolojik bir yıkım. Bunu ancak yaşayan bilir. Dolayısıyla hekim defansif tıbba yöneliyor, "risk almazsan sorun da olmaz" mantığı yerleşiyor. Bu durumun hastalara da faydası yok.
Sağlık İhtisas Mahkemeleri kurulmasıyla Tıbbın doğası/öngörülmezliği hukuk ile uyumlu hale gelmesi amaçlanabilir. Taksirle adam yaralama öldürme gibi ifadeler kaldırılmalıdır. Tazminatlar makul ve sigorta korumalı olmalıdır. Yargıtay'ın zararın tamamından hekimi sorumlu tutan içtihadı değişmelidir.
Keza Tüketici mahkemeleri de hekim hasta ilişkisini satıcı- hizmet alıcı gibi maddi boyuta indirgemektedir. Bu da tıbbın doğasına aykırı bir durumdur.
Sağlık İhtisas Mahkemelerinin hem hastalar hem hekimler için çok daha adil olacağını düşünüyorum.
Hukukçularımızın bu konudaki görüşleri önemli.
MALPRAKTİS ÜZERİNE
Malpraktis meselesi yılda 2-3 kez basına "doktor hatası" diye lanse edilen olaylarla gündeme geliyor, tüm hekimleri aşağılama seanslarına dönüşüyor. Oysa sorun böyle basite indirgenemeyecek kadar önemli.
Öncelikle belirteyim; Hekimler de dahil hiçbir meslek grubu hukuki hesap vermekten muaf olmamalı tabii ki. Konu zaten bu değil.
Tıbbın doğası mevcut hukukun mantığıyla uyuşmuyor. Hukukçular hekimleri nasıl hukuk bilmemekle suçluyorsa (ki büyük oranda haklılar) hukukçuların önemli bir kısmı da tıbbın doğasını anlamakta güçlük çekiyor. Tıpta 2+2 her zaman 4 etmiyor. Tıbben gerekeni yapmak her zaman olumlu sonuç vermez. Tedavi yaklaşımları sık sık değişir. Benzer tipte vakalarda bile farklı tedavi önerileri yapılabilir. Hekimin hastayı iyileştirme niyetini, çabasını, tıbbi imkanlara ulaşımının yeterli olup olmaması görülmeyip sadece sonuca bakıp Hekim kriminalize ediliyor. Yargılaması (sonuçtan bağımsız) hekimi psikolojik olarak cezalandırmaya dönüşüyor. Oysa söz konusu hekim hasta bakmaya devam ediyor, hata yapma riski daha da artıyor! (Lütfen ceza ayrı tazminat ayrı diye yazmayın, pratikte bir hekim için ikisi de ceza!)
Bu yanlıştır. Bu bakış açısı değişmelidir. Bu tip yargılamalar ülke tıbbını olumsuz etkilememelidir. Maalesef o yöne doğru gidiyoruz. Bundan en başta hastalar zarar görecek. (Yani siz, ben, hepimiz, çocuklarımız, yakınlarımız! Hastalık,kaza başa geldi mi meslek vs. ayırdetmiyor)
Bu konuda hem hukukçuların hem hekimlerin akl-ı selim önerilerde bulunmaları, @saglikbakanligi ve @adalet_bakanlik nın da değerlendirmesi gerekiyor. Ben önerilerimi daha önce yazmıştım tekrar ekliyorum.
Malpraktis de kısa zamanda yapılması gereken düzenlemeler;
1. Tıbbi Zorunluluk Sigortalarının Aktüer hesabı faizi de dahil karşılayacak şekilde düzenlenmesi
2. Adli Tıp/Bilirkişilerin kesinlikle konuyla ilişkili hekimlerden oluşması(Yenidoğanın davasına Ortopedi bakmamalı mesela)
3. Tıbbi ceza davalarında hekimler için taksirle yaralama/öldürme gibi ifadelerin kaldırılması. Hekimin hastayı iyileştirme niyetinin vurgulanması.
4.Yargıtayın"hekimin özen gösterme borcunu nedeniyle zararın azından sorumlu olsa bile tamamından sorumludur" içtihadının değişmesi.
5. Tıbbi davalar (ceza ya da tazminat) olabildiğince kısa süre içerisinde bitirilmesi
6. (Pediatri'ye özel) ROP Prematüre bebek göz muayenesinin tıpkı işitme testi gibi tarama kapsamına alınması.
Kuşkusuz başka öneriler de eklenebilir. Burada mesele meslek gruplarının anlamsız şekilde birbirine laf yetiştirmesi değil. Ortada işini doğru yapmaya çalışan hekimleri olumsuz etkileyen ciddi bir sorun var ve bu sorun "canım davaların çoğu zaten hekim lehine çıkıyor" ya da "yanlış yapmış, çeksin cezasını" denecek kadar basit değil.
Bir hekimin takdir hakkı kriminalize edilemez. Hele hele Pediatri gibi süreci çok değişken hastalıklara/hastalara sahip bir dalı standart hukukun cenderesine sokarsanız, sağlıkta şiddetle, hukuksal şiddetin bir olduğu durumda kimse elini taşın altına sokmak istemez. Hekim tabii ki hesabını verecek. Ama mesleki onuru korunmalı. Değerlendirmesini yaptığı dönemin tıbbi koşulları mutlaka ve mutlaka değerlendirilmeli. Aşağılanmamalı. Davası en kısa sürede bitirilmeli. Tıbbi sigortaları da malpraktis tazminatı hepsini karşılamalı.
ROP mutlaka tarama testi konumuna alınmalı, aileler ve Sağlık Bakanlığı da sürece ortak edilmeli en başından.
Sağlıkta şiddet sona erdirilmeli. Fail ağır cezalandırılmalı. Vakanın aciliyetini hasta sahibi değil hekim belirlemeli. Acil servislerin gerçek hüviyetine kavuşması sağlanmalı. Bunlar ilk aklıma gelenler. Mutlaka başka pozitif katkılı düzenlemeler yapılabilir.
Pediatri ve ilgili branşları seçenler bu branşları seçtiği için pişman olmamalı.
Çok mu yapılması zor şeyler istiyoruz hekimler olarak? Depremde yaptığı bina çökmüş, yüzlerce kişinin ölümüne neden olmuş bir müteahhit elini kolunu sallaya sallaya gezerken, hastasıyla ilgili iyileştirme niyeti olan bir hekimin malpraktis suçlamasıyla mesleki, maddi, sosyal, psikolojik olarak bu kadar kolay yıpratılması, poliklinik koşturmasında şiddete uğraması, bunun adeta neredeyse normal kabul edilmesi, ama en ufak ters giden bir durumda da yargılanabilir olması(sonucu ne olursa olsun) ağrıma gidiyor.
Evet hocam Allah büyük.
Cerrahpaşa Göz ROP uzmanının (2009 da o dönem sadece Çapa ve Cerrahpaşa'da ROP Muayenesi yapılıyordu) "Bu bebek daha erken gelse bile sonuç değişmeyecek, göz damarları doğuştan gelişmemişti" tanık ifadesine rağmen, yaygın subarachnoid kanaması olan bebeğin saatlerce bekleyeceği başka bir hastaneye muayeneye gidemeyeceği ortada iken,
aleyhimde imzası olan,
Çocuk Hekimleri
Prof. Dr. Fahri Ovalı
Prof. Dr. Murat Elevli
ROP uzmanı olmayan Göz hekimleri
Prof. Erdal Yüzbaşıoğlu,
Prof. Dr. Hakan Özdemir,
Dr. Nergis Veli Baran,
Prof. Dr. Mustafa Özsütçü
"dr bey itiraz etsin , ben konunun uzmanı değilim" diye haber gönderen Prof. Dr. Nazmi Zengin
Kamuoyuna açıklama yapmak, benzer davalarda hangi kararlar aldıklarını kamuoyu ile paylaşmak zorundalar. Bu dava ve o dönem benzerleri tüm Pediatri camiasını, tıp öğrencilerinin pediatri tercihlerini olumsuz etkiledi. Adeta darbe vurdu.
Ben yaşadığım stresten mesleğimi çok zor yapabilir hale geldim. Aort disseksiyonu oldum. Dava boyunca karşı taraf avukatının alaycı/aşağılayıcı suçlamalarıyla, ( Gözü görmeyen çocuğunu evinin haczini engellemek için kullanıyor!), ceza alan , ( @OHSAD_ Başkanı Dr. Reşat Bahat'ın ortaklarından olduğu ) eski hastanemin şirketinin tasviye edilip tüm tazminatın üzerime yığılmasıyla karşılaştım.
Yenidoğan kongresinde bile alaycı sunum yapılırsa karşı taraf ne yapmaz!
Mesleğimi ne kadar daha yapabilirim/yaşayabilirim belli değil! Beni bu duruma getiren hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum.
Hiç bir hekimin başka bir hekimin meslek hayatını bu şekilde karartmaya hakkı yok!