🗣️"Biz İsrail'e değil Filistin'e geldik!"
🔴Global Sumud Filosu Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Varol, işgal devletinin aktivistleri iradeleri dışında götürdükleri Aşdod Limanı'nda İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir'e böyle seslendi!
‼️İşgalci İsrail barışçıl bir eylem için yola çıkan aktivist arkadaşlarımıza haksız muamele gösteriyor!
🚨Uluslararası sularda kaçırılıp iradeleri dışında İsrail'e götürülen aktivistler işgalci İsrail'de zorla tutuluyor!
📣Aktivistlerin sesi olun!
📢 Sessiz kalma. Gör, paylaş, gündemde tut.
Uluslararası sularda, tamamen sivil ve insani amaçlarla yola çıkan Global Sumud Filosu tehdit altında.
Bağlantılar kesildi, kameralar devre dışı kaldı, İHA’lar ve askeri unsurlar tespit edildi.
🚨 ACİL DURUM: GLOBAL SUMUD FİLOSU TEHLİKEDE! 🚨
Global Sumud Filosu şu anda Yunanistan açıklarında ciddi bir tehdit altında.
Sinyal Karartması: Gemilerimizin dünya ile iletişimini kesmek için kasıtlı bir sinyal karartma (jamming) saldırısı yapılıyor.
Askeri Tehdit: Filonun etrafında kime ait olduğu henüz tespit edilemeyen askeri donanma gemileri saptandı.
Son Durum: Gemideki sivil aktivistler ve insan hakları savunucuları olası bir hukuksuz müdahaleye karşı hazırlık yapıyor.
Lütfen bu mesajı yayarak filonun sesi olun! İletişim tamamen kopmadan uluslararası kamuoyunu harekete geçirmeliyiz.
İnsanın ruhu bazen kırılmaz; ama yine de eksik ya��ar.
Sessizce eksilir canlılık, varlık yavaşça solar.
‘Yaşamıyor gibi’ yaşarsın.
Bu, büyük acıların, derin çöküşlerin hikâyesi değildir. Daha sinsi, daha gündelik bir kayboluştur. Ruha canlılık veren şey azar azar kaybolur.
Sabah uyanırsın hayat devam eder. Yapılması gerekenler yapılır, konuşulması gerekenler konuşulur. Fakat bütün bunların ortasında insan, kendi varlığına dokunamaz hâle gelir. Ne dibe vurmuşsundur, ne de suyun yüzüne çıkabilmişsindir. Bir araf, bir arada kalma hâli: Nehirde sürüklenen bir dal parçası gibi, yönsüz, ağırlıksız.
Ruh sağlığı yalnızca hastalıkların yokluğu değildir. İnsanın iç dünyasında yeşeren bir “iyi oluş” hâli vardır ki, onu beslemediğimizde hayat sessizce solmaya başlar. Varlığın cevherini daima diri tutmak gerek.
Modern zamanların en büyük yanılgısı da burada: Kötü hissetmiyorsak iyi olduğumuzu sanıyoruz. Oysa insan, sadece acı çekmeyerek değil; anlam bularak, bağ kurarak, bir şeye kalbini vererek iyileşir.
Bugünün dünyası, insanı fark ettirmeden yoruyor. Gürültü çok ama temas az. İlişkiler var ama derinlik yok. Pek çok insan, kendi hayatının seyircisi gibi yaşıyor. Hayat yanı başımızdan geçip gidiyor.
Her şey yerli yerinde görünür, ama hiçbir şey tam olarak hissedilmez. Adeta, yaşanmamış bir hayattan ölürüz.
��are ise büyük devrimlerde değil, küçük uyanışlarda. İnsanın yeniden bir şeye yönelmesinde, bir heves, bir tutku, bir ülkü sahibi olmasında.
Bir işe dalıp zamanın akışını unutmasında.
Bir dostun gözlerinde kendini hatırlamasında.
Kendinden büyük bir anlamın çağrısına kulak vermesinde.
Çünkü insan, ancak bağ kurduğu ölçüde vardır.
Ve hayat, ancak içine karıştığımızda, onunla alış verişe girdiğimizde, varoluşun sevincini hissettiğimizde başlar.
İşgalci İsrail Devleti'nden daha yaşlı olan 100 yaşındaki Lübnanlı kadın, zulme meydan okudu.
📌“100 yaşında bir kadınım ve hala burada dimdik duruyorum. Eğer gelirlerse onlara taş fırlatacağım. Yaşlıysam ne olmuş?
Ruhum daralıyor dünden beri, hiçbir şeye karşı enerjim kalmadı. Kabe'nin örtüsüyle büyü yapmışlar. Gazze'yi bile şeytani ayinlerinin bir parçası olarak bombalamışlar. Bu zamana kadar yapilan bütün tarihi, siyasi, sosyolojik analizler çöpe gitti. Tek bir gerçek, bütün olayların tek bir açıklaması varmış. Şeytan ve Adem ordusu arasında yaşanan bir savaş yeri dünya. Bu kadar. Şeytanı ben usul usul vesvese üfleyen, euzu besmele çekince gücü alınan bir varlık olarak tahayyül etmişim hep. Bazı insanımsı varlıkların ona tapacağını, ayinler düzenleyip insan eti yiyeceğini ve şeytanlaşacağını asla aklıma getirmemiştim. Yaşadığım dehşet ve acıyı anlatmam mümkün değil. Sadece Ramazan'ın rahmetine ve şu ayetin müjdesine sığınabiliyorum.
"İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise bâtıl dava uğrunda savaşırlar. Şu halde şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphe yok ki şeytanın planı (tuzağı) daima zayıftır." | Nisa 76
Güzel bir Konya geleneği; İlk Oruç 🌙
Sevgili çocuklar;
Bu sene Ramazan ayında ilk kez oruç tutacak arkadaşlarımızın heyecanını birlikte paylaşalım diye İlk Oruç Hediyeniz bizden.
Duvarlarınızı süsleyecek, Ramazan’ı daha neşeli karşılayacağınız sürprizler sizleri bekliyor.
7–9 yaş arasındaki tüm çocuklarımız
📍 https://t.co/5FGkXytPP6 adresinden başvurabilir.
Herkesin sizi doğru anlayacağını sanmak yaşamdaki büyük yanılgılardan biri. İnsan muhatabını niyeti kadar anlar. Anlamaya gönlü olmayana saatlerce yapacağınız açıklamalar ve uzun yazdığınız yazılar sadece sizi tüketir. Peygamberlerin ve Allah’ın salih kullarının dahi herkes tarafından doğru anlaşılmadığı şu dünyada kendini doğru anlatmak için çırpınmak, boşa çekilen kürek gibidir.
“Genç öğretmenlerimize ne tavsiye edersiniz?” diye sordular.
Ben de şunu söyledim:
Önce farkında olun. Neyi, ne zaman yapmanız gerektiğini; ne zaman durmanız, neye “hayır” demeniz gerektiğini öğrenin. Meslek sadece iyi niyetle değil, doğru zamanlama ve sorumluluk bilinciyle yürür.
Pedagojiyi ezber değil, anlayarak öğrenin. Çocukla, gençle kurulan bağın bir tekniği değil; bir ahlakı vardır. Mış gibi yapmamaya özellikle dikkat edin. Gerçek olun. Kavramların içini doldurun; söylediğiniz şeyin ne anlama geldiğini gerçekten bilin.
Akademik ve eğitsel yönünüzü hep geliştirme hâlinde tutun. Popüler olmayı değil, güvenilir ve derin olmayı hedefleyin. Alkış geçicidir; etki kalıcı.
Hata yapacaksınız. Kaçınılmaz. Ama aynı hatayı sahiplenmeden tekrar etmeyin. Ders çıkarın, dönüştürün, yolunuza ekleyin.
Kendinizle yarışın. Başkasının değil, kendinize en yakışan ve en iyi hâlinize ulaşmaya çalışın. Akşam olsa da cuma gelse de bitsin diye değil; isteyerek, anlam bularak çalışın.
Mücadeleci olun. Bazen veliyle, bazen idareyle, bazen sistemle… Ama en çok da kendinizle. O sınıfın içinde gerektiğinde bir maestro olun; sesi, ritmi, duyguyu yönetin. Tiyatral yönünüzü küçümsemeyin, eğitim biraz da sahnedir.
Zamana uyumlanmayı öğrenin. Esnek olun ama savrulmayın. Standart olmaya çalışmayın; kendi tarzınızı inşa edin. Taklit değil, kimlik üretin.
Ve en önemlisi: Işığınızı koruyun. Kısılmasına izin vermeyin. Çünkü iyi bir eğitimci önce kendisiyle temas hâlinde olandır.
#eğitim #öğretmen #atama
Hamilelik bittikten sonra da çocuğunuz gerçekten sizinle kalıyor… hücreleriyle!
Bilimsel adı: Fetal Mikroşimerizm
Hamilelik sırasında bebeğinizin birkaç hücresi plasentayı geçip annenin kanına karışıyor. Bu hücreler ömür boyu annenin vücudunda yaşıyor: kalbinde, karaciğerinde, derisinde, beyninde…
Ve en inanılmazı: Bu hücreler kök hücre gibi davranıyor!
♥ Kalp hasar görürse → bebeğin hücreleri kalp kası hücresine dönüşüp tamir ediyor
🩹 Yaralı deri iyileşirken → orada bulunuyorlar
🫘 Karaciğer zedelenirse → destek için koşuyorlar Bağışıklık sistemini sakinleştirip iltihabı azaltıyorlar
20+ yıllık araştırmalar gösteriyor: Bir anne yaralandığında, yıllarca önce doğmuş çocuğunun hücreleri “Anne, ben buradayım, iyileşmene yardım edeceğim” dercesine harekete geçiyor.
Annelik sadece 9 ay değil…
Sonsuza kadar süren bir biyolojik bağ.