“Muhteşem tavır;
Fransa’da çok meşhur bir sözlük vardır: Larousse. Bu sözlükte bir kelime var: “décapiter”…
Bu kelime, 1931 yılındaki sözlükte “boynunu vurmak” diye ifade ediliyor.
Kelimenin bir başka anlamı daha var: “Kazığa oturtmak”, yani sivri bir kazık hazırlamak ve kazığın bir ucu insanların ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak.
Vahşi bir uygulama.
Burada, ‘kazığa oturtmak’ deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:
“Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar.”
Atatürk bunu öğrenince, Fransız Büyükelçisi’ni yemeğe davet ediyor.
Elçi, diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor; Atatürk tarafından davet edildiği için.
Köşke geliyor, yemekler yeniyor.
Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor.
O da bildiği anlamı söylüyor.
Atatürk, “Kelimenin başka bir anlamı var mı?” diye sorunca, Büyükelçi “Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir” diyor.
Atatürk, daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larousse’u getirtip Büyükelçinin önüne koyduruyor.
Elçi, daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor.
Ancak kelimenin karşısında, ‘kazığa oturtmak’ konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk’ün yüzüne bakıyor.
Atatürk diyor ki:
“Demek ki biz Türkler bugün de esirlerimizi kazığa oturtuyoruz, öyle mi sayın Sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız. Bu doğru mu?”
Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki: “Efendim, bu sözlük Katolik Kilisesi’nin matbaasında basılmıştır. Bildiğiniz gibi biz laik bir ülkeyiz. Kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yoktur. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız.”
Atatürk:
“Öyle mi efendim? Siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul’daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum” diyor.
Bunu duyan Sefir birden ayağa kalkıyor ve “Ekselans, protesto ederiz!” diyor.
Bunun üzerine Atatürk:
“Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?” diyor ve ilgililere dönerek “Sefire yolu gösterin” diyerek, bir anlamda onu kovuyor.
Sonra ne mi oluyor?
Tabii Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor. İşte ‘dünya lideri’ diye ben buna derim. Atatürk’üm, ne büyüksün ya… Senin dünya bakışına, bu milleti karşılıksız sevmene hayranız. Seni sevmeyen utansın. Rahat uyu ATATÜRK…
Dostlarınızla paylaşın. Saygılarımla…”
Kaynak: Doç. Dr. Mustafa Tarakçı — Duruş kitabından alınmıştır.
TÜM MİLLETLERİN ATASI TÜRKLER Mİ.???
Herodot tarihi der ki;
M.Ö.625 yılında .
Zile yakınlarında .
Pers ordusu bir hile ile .
Saka/iskit ordusunu (Alper Tunga'yı) yenene kadar tüm. Anadolu"ya Saka'lar hakimdi.
Saka'lar .
MÖ. 5. Yy.da Altından elbise yaparken, o tarihte .
Ne Rus vardı, ne Alman ne de Fransız vardı.
Biraz daha geriye gidelim...
Sümerlere (yani Orta Asyalı Kengerler)
Turukku'ya,
"Türk" Turku krallığına gidelim...
Bizi bu da kesmez bilirim...
Çünkü Anadolu medeniyetini kuranların eski Yunan Medeniyeti olduğu tezi bize yıllardır yutturmuştu ya....
Biraz öfkeliyiz bu tarihi yalanlara karşı!
Şimdilerde dünya çapında arkeoloji profesörleri topraktan çıkardıkları kemiklerin.
Dna'larıyla o yöredeki köylülerin DNA'larını karşılaşınca şok geçiriyorlar.. Çünkü Dna'ları yüzde 97 uyumlu.
Örneğin;
Antik Burdur-İsparta tarihi Ağlasun kazılarınından...
Burdur ve Isparta'daki .
SAGALASSOS uygarlığı da .
Ön-Türk uygarlığı çıktı.
(Belçika LEUVEN Katolik üniversitesi'nden Prof.Dr. Matc WAELKENS, Ağlasun kasabasında yaptığı kazılar esnasında ortaya çıkan kemiklerin DNA’sını köylülerle karşılaştırınca şoke oldu.
Toprak altından çıkan 6-8 bin yıl öncesinin kemikleriyle çalıştırdığı işçi-köylülerin dna'sı yüzde 97 aynı çıktı) yani onlar da .
Ön-Türklerin bir kolu olan SAGALASSOS çıktı.
Frigyasi da böyle .
Yazılıtaşı da böyle,
Urartusu da böyle,
Hititi de böyle...
Eskiden Batılı Arkeologlar buluntuları çalıp çırpıp ülkelerine kaçırıp,
Anadolu tarihini uyduruk Helen diye bize kakalasalar da bizimkiler de aksini ispat etmeyi başarıyor hele şükür...
Buna bir örnek de Assos;
Assos"u kuranlar da .
Ön-Türklerin bir kolu Lelegler ve Pelasglar çıktı....
Ey Atatürk sen ne büyuk adam çıkıyorsun her geçen gün böyle...
Teee Alacahöyük kazılarını yaptırdığında bunları söylemiştin, sana inanmayanlar utansın!
Kemalist tarih tezi diye küçümseyip kenara atılan "Türk Tarih Tezinin Ana Hatları" kitabını okullardan kaldırtanlar utansın!...
Anadolu uygarlığını eski Yunan'ın kurduğu tezi bize yutturuldu demiştik!
Oysa Helenlerin bile 3/4'ü .
Ön-Türk çıktı.
Ön-Türk Pelasglar ile Kuzey Batı Avrupa topluluğu olan Dorların karışımından oluşmuş Helenler.
Daha sonra da bu karışıma diğer Ön-Türk halkları .
Traklar ve Mekadonlar eklenmişti.
Sırada ne var?
Tabi ki .
Göbeklitepe Ön-Türk uygarlığıyla,
Turukku krallığı ve yine Urumiye'deki Urmu teorisini de öğreteceğiz halkımıza...
S.N Kramer ile Prof. Dr. Osman Turan hoca,
Sümerce'deki .
950 kelimenin kökeni Türkçedir dedi veeee batıdaki diyaspora tarihçileri sus pus oldular....
Ahh bu kelimeler .
Türkçe değil de, örneğin; Yunanca ya da Ermenice çıksaydıııı....
o zaman dünyayı ayağa kaldırırlardı...
Anladınız sebebini de değil mi?...
Sonuç:
Bugün Hun/Macarlardan,
Almanlara, İtalyanlardan (Etruksler=Ön-Türklerin bir kolu), İspanyol'a,
Hatta İngiliz ve Iskoçlara kadar neredeyse tüm batı tarihini .
Sakalara /Iskitlere bağlama telaşında....
Hemen hepsi köklerini .
Azerbaycan'ın .
Gobulistanına,
Albania'sina,
Gabanasına ve daha kuzeyine bağlamaya basladı...
Çünkü biraz geri gidince tarihleri kökleri olmadığını öğrendiler.
Antik Yunan tanrılarının bile .
Mısırdan çalıntı olduğunu öğrendiler. (bunu ilk kez Herodot da demişti ama her ne hikmetse unutmuşlardı...)
Batı artık.
"Kara Atena" yı yazdı...
Tarihi ile yüzleşip köklerini .
Türklere bağlıyor....
Bu aslında iyi bir şeydir, ticari açıdan da tarihi bir fırsat olabilir. İş bilenin demiş atalarımız...
Artık Türklüğümüzle Atatürk gibi gurur duyabileceğiz,
Tabi Atalar kültüne inanan bizim gibi köklü hissiyati olanlar duyacak...
Nihat Mutlu
Tarih Araştırmacısı
Devlet diyor ki:
"Ben mercimek ithal edeceğim. Şu şu ülkelerden mercimek gelirse gümrük vergisini "0" (sıfır) tutacağım.
- Ben de ülkeleri merak ettim: Singapur, Venezuela, Güney Kore, Bosna Hersek.
Çok enteresan bir sonuç çıktı. Çünkü bu ülkelerin HEPSİ ülke ihtiyacını mercimeği İTHAL ederek karşılıyor. İthal ettikleri yer de Türkiye. Özellikle Bosna Hersek tüm mercimeği Türkiye'den gidiyor.
Düşünün bizden mercimeği iTHAL eden ülkeler yüzde sıfır vergi ile bize Mercimeği satıyorlar
Varın arkasını siz arayın bunun.
demiş beyefendi.
Zeyl: Diğer ithalatçılar %19,3 veya %10 Vergi verirken birileri HİÇ vergi vermiyormuş.
Yani önce içerdeki mercimeği önce DIŞARI yurt içinde suni bir KITLIK var edip MERCİMEĞİN FİYATINI yükseltiyor. Sonra mercimeği çıkardığın ülkelerden ithalat vergisini SIFIR'A indirirsin, başkaları %10-19,3 vergiler verirken sen VERGİSİZ yüksek fiyattan iç piyasaya malı sokar KORKUNÇ paralar vurursun.
Korkunç rakamlar. Alacağın vergi teşvikleri de KAYMAĞI olur işin.
Peki MERCİMEĞİN gümrüğünün hangi ülkelere SIFIRA indirileceğini önceden kim bilebilir? Kim de böyle bir TİYO olabilir.
Kimin, mercimeği çıkardığı ülkeden ithalatı SIFIR gümrük vergisine düşürebilme gücü var
CE HA PE'liler mi, DEM'liler mi, ME HA PE'liler mi, Ak partililer mi?
Kanarya Sevenler derneğinin mi?
Ben bilemedim
https://t.co/SzmlG1FAcZ
OSMANLI'DA TÜRK SÖMÜRÜSÜ CİLTLER DOLUSU KİTAPLARA SIĞMAZ!
☑️Neden Osmanlı'da Müslüman Türkler fakirliğin dibini yaşarken, Boğazın iki yakasında ve Marmara denizinin çevresindeki yalılarda köşklerde Yunan, Ermeni, Yahudi ve Levanten Hırıstiyanlar yaşıyordu?
☑️1930lara kadar Anadolu'da doktor, Eczacı hatta köy bakkalları bile Ermenidir!
Osmanlı neden Türklerin Doktor, Eczacı veya iş adamı olmasına izin vermedi? Neden Türklerin okuma-yazmasıza izin verilmedi!?
☑️Osmanlı neden Hırıstiyanlardan az Türklerden çok vergi alıyordu?
☑️Osmanlı neden İstanbul'a girişlerde Yunan'dan Errmeni'den vize istemiyordu ama Türklerden iki kefilli vize istiyordu?
☑️Neden o dönem 12 bankanın biri bile Türklerin değildi?
Hatta geçtim banka sahipliğini bankada memur hatta bekçi bile Türklerden değildi?
☑️Galata Bankerlerinden biri bile Türk değildi ama Halife Padişahlar bunlardan faizle para alıp yatırımlarını bunlara emanet ediyorlardı?
☑️Yemen'den Fizan'a bitmek bilmeyen savaşlarda ömür tüketen, kırılıp yok edilen Anadolu'daki Türk kimin umurundaydı?...
Yemen çöllerinde iki İstanbul nüfusu yatıyor! Yemen'de 380 yıl ne için savaştırıldık?!!
Akadların devamı Sami İstilasına yenik düşmüş beyinlerinizi esir almış İngiliz adına çalışan etki ajanları siyasiler uyduruk kıytırık tarihçi bozuntularına inandınız ama açıp bir satır bile okuyup Yemen Ağıtlarını dinlemediniz!
☑️Osmanlı'da petrolün önemi 1876 yılında 2. Abdülhamit'in tahta çıkmasıyla anlaşılmaya başlanmıştı peki nerede idi Osmanlı, nerede idi Cennet Mekan diye öve öve bitiremediğiniz padişahınız efendiniz Almanı İngilizi Petrol paylaşırken Osmanlı topraklarında neredeydi Sultan?!
Ben söyleyeyim nerede olduklarını!
Cennet Mekan padişahınız(!) ll. Abdülhamit; İngiliz ve Almanlar Petrol ile uğraşırken Rum Zarifi ve Ermeni Asani isimli bankerlerle şahsi servetini yönetmekle meşguldü yani padişahınız efendiniz bu petrol olayını devlet yönetme olayını kişisel servetinin yönetimi olarak uyguladı.
Oysa daha 1871 yılında Almanlar, Osmanlı topraklarındaki petrol potansiyeliyle ilgili bir rapor hazırlamışlardı...
☑️Dünya petrol çılgınlığı yaşarken, 1875 yılında mali sıkıntıya düşen Osmanlı İmparatorluğu, 1876 yılında ödemeleri durdurur ve 1881 yılında Düyun-u Umumiye idaresine teslim oldu, bunun nedenini araştırsana, Atatürk ve cumhuriyete saldıracağına mankurt oğlu mankurt.
☑️Bir İngiliz Tüccar Osmanlının içine düştüğü durumu söyle anlatır:
“Osmanlı Devleti, adeta memleketin zararı pahasına üç beş tefeci ve zenginleşen birkaç paşanın çıkarlarını korumak için varlığını sürdüren bir devlet konumuna gelmiştir.”
☑️18. yüzyılda Osmanlı'da ciddi para sıkıntısı baş gösterdi.
Osmanlı devlet adamları, 1784'te Fas'tan, 1789'da da Felemenk’ten borç istediler.
Bu girişimler sonuçsuz kaldı. Osmanlı, borç para bulamayınca, paradaki altın gümüş oranlarını azaltıp paranın (sikkenin) ayarını düşürdü. Hatta paraları kırpmayı, parçalara bölmeyi bile denedi. 1808-1830 arasında altın sikkelerin biçim ve adı 35 kez, gümüş sikkelerin biçim ve adı 37 kez değişti.
☑️Para bulamayan Osmanlı piyasaya hem kâğıt para hem hazine bonosu yerine geçen “KAİMELER”çıkardı. Ancak para sorununa bir türlü çözüm bulunamadı.
☑️Bunun üzerine Osmanlı yabancı sermayeye kapılarını açtı: 1838'de Baltalimanı Ticaret Antlaşması'nı imzaladı. Yabancı tüccarlar için gümrükleri yüzde 5'e düşürdü. Böylece Türk pazarları yabancı mallarla doldu. Osmanlı, 1856'da (Islahat Fermanı'yla) yabancı sermaye yatırımlarına, 1867'de de yabancıya toprak satışına izin verdi.
☑️Abdülhamid ve Banker Zarifiler ile Osmanlı borç, faiz, borsa batağına girdi.
Azıcık aklın varsa oku; çünkü bugün ile dünkü Osmanlı arasında bir Fark olmadığını ve bu duruma göre batmamızın yakın olduğunu anla ve sesini yükselt!
☑️ Sonuç: Onbinlerce polis, asker ve öğretmenin kanı kurumadan Bebek katili apo itine villa yaptırıp statü vermeyi tartışmak ne demek!! tarihten öğren de tarihin acı dramlarıyla birlikte tekrar etmesin, tekerrür etmesin.
İzleyip paylaş lütfen
TÜRKLERLE İLGİLİ 10 GÜZEL SÖZ :
1. Eğer bir Türk devleti olmasaydı mutlaka yaratmak gerekirdi.
Adolphe Thiers
2. Bana Türk'lerden kurulu bir ordu verin dünyayı rehin alayım.
Napolyon Bonaparte
3. Türkler doğunun en temiz, en dürüst, en namuslu milletidir.
Pierre Loti
4. Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler
-Fransız Tarihçi Albert Sorel
5.Türkler, devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf üstatlardır.
-Avusturyalı Tarih.Dipl. Joseph Von Hammer-Purgstall
6.Eğer kendilerini tanımış olsaydınız, Türklere hayran olurdunuz.
- İngiliz Diplomat, Yazar, Asker Sir Mark Sykes
7. Kılıcı eşsiz bir maharetle kullanan Türk eli, mağlup ettiği insanların yarasını sarmakta da bir o kadar ustadır.
- İngiliz Yazar – Lord Byron (George Gordon Byron)
8. Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.
- İngiliz Tümgeneral Sir Charles Vere Ferrers Townshend
9. Türkler, kendi cenaze merasimi için hazırlanan tabutlarını, sahiplerinin başlarına geçirdiler!
(1922 - Türk Kurtuluş Savaşı'nın Türklerin zaferiyle bitmesi üzerine.)Mohandas Karamçand Gandi
10. Türkler öyle bir millettir ki, eğer saldırırsak tamamını yok etmemiz gerekir. Yoksa 1 tane bile hayatta bırakırsak, yeni bir devlet kurar ve intikamını alır.
- Adolf Hitler
11. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE;
🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷 🇹🇷
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
3 Eylül 2020 tarihli paylaşımım
‼️HATIRLATMA..‼️
KONSTANTİNOPOLİS DENİLEN ŞEHRİ, KİM FETHETTİ..❓
OSMANLI PADİŞAHI FATİH SULTAN MEHMET HAN DEĞİLMİ❓
EVET...
PEKİ,
BİR OSMANLI PADİŞAHININ FETHETTİĞİ BU ŞEHRİ, TORUNU OLAN, BİR BAŞKA OSMANLI PADİŞAHI VAHDETTİN, ELLERİ İLE İNGİLİZLERE TESLİM ETTİ Mİ, ETMEDİ Mİ..❓
ETTİ...‼️
PEKİ,
O SIRADA FATİHİN KEMİKLERİ SIZLAMIŞ MIDIR..❓
HEM DE NASIL..‼️
TARİH 13 KASIM 1918...
KONSTANTİNOPOLİS TAM BEŞ SENE, YİNE HRİSTİYANLARA VERİLDİ Mİ..❓
VERİLDİ..‼️
PEKİ, .
BU ŞEHRİ 6 EKİM 1923 TARİHİNDE MUSTAFA KEMAL PAŞA
TEKRAR GERİ ALDI MI..❓
ALDI..‼️
YİNE SORUYORUM, İSTANBUL'U KİM ALDI..❓
BU ŞEHRE, 1929 YILINA KADAR, OSMANLI İMPARATORLUĞU ve İNSANLARIMIZ KOSTANTİNOPOLİS
DEDİLER Mİ..❓
DEDİLER...‼️
İSTANBUL'A, İSTANBUL ADINI YİNE KİM VERDİ..❓
EL CEVAP,
3 OCAK 1929, TARİHİNDE MUSTAFA KEMAL...
DEMEM O Kİ;
AYASOFYA'DA BU GÜN NAMAZ KILABİLİYORSAN, HER TÜR HAKKI SENDEYSE, BUNU KİME BORÇLUSUN..❓
BİTMEDİ, SENİN ÜLKENİN ADI NE..❓
TÜRKİYE CUMHURİYETİ..
KİM KURDU BU DEVLETİ..❓
HEYKELLERİNİ TAŞLADIĞIN, O MUSTAFA KEMAL VE ARKADAŞLARI..!
PEKİ KİMDİ ONLAR..❓
SENİN DEDELERİN..!
YANİ, MUSTAFA KEMAL'E "ATATÜRK" ADINI VERENLER..‼️
VE SEN BU GÜN, HER ŞEYİNİ, TOPYEKÜN VARLIĞINI, ONA VE SİLAH ARKADAŞLARINA BORÇLUSUN..‼️
YALAN MI..❓
AYAK BASTIĞIN, ÜZERİNDE DURDUĞUN TOPRAĞINI, DALGALANAN BAYRAĞINI VE DİNLEDİĞİN EZANI,
ONA VE SİLAH ARKADAŞLARINA BORÇLUSUN..‼️
GEÇMİŞİNİ İYİ ÖĞREN, İYİ TANI..‼️
ARTIK YETER..‼️‼️‼️
"NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" DE, VE İNCİTME ATALARINI..‼️🇹🇷🇹🇷🇹🇷
DÜNYANIN EN BÜYÜK REZERVLERİNDEN BİRİ
Türkiye’nin en stratejik yeraltı kaynaklarından biri olarak gösterilen nadir toprak elementleri sahası için geniş çaplı acele kamulaştırma kararı alındı. Cumhurbaşkanı kararıyla Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar ilçelerindeki Karkın, Okçu ve Kızılcaören mahallelerinde bulunan taşınmazlar Eti Maden adına kamulaştırma kapsamına alındı. Karar 31 Ağustos tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
Kararın gerekçesinde bölgede açık ocak sahaları, cevher stok alanları, bağlantı yolları, atık barajı, endüstriyel üretim ve altyapı tesisleri kurulacağı belirtiliyor. Güncel haberlerde kamulaştırılan alanın yaklaşık 2,5-2,65 milyon metrekare olduğu aktarılıyor. Kaynaklar taşınmaz sayısında ise farklı rakamlar veriyor: bazı haberler 223 derken, karar eklerini inceleyen kaynaklar 258 taşınmaz bulunduğunu bildiriyor.
📌694 milyon tonluk dev kaynak
Beylikova sahasında yaklaşık 694 milyon tonluk cevher potansiyeli bulunduğu açıklanmıştı. Sahada 125 bin metre sondaj yapıldığı, yaklaşık 60 bin numunenin analiz edildiği ve cevher içerisinde çeşitli nadir toprak elementlerinin bulunduğu belirtiliyor. Bu elementler elektrikli araçlardan rüzgâr türbinlerine, radar sistemlerinden uçaklara ve savunma teknolojilerine kadar pek çok kritik alanda kullanılıyor.
Nadir toprak elementlerinin önemi, ABD ile Çin arasındaki küresel teknoloji rekabeti nedeniyle daha da arttı. Donald Trump yönetiminin özellikle Ukrayna'nın kritik maden kaynaklarına yönelik girişimleri de bu stratejik yarışın en önemli başlıklarından biri olmuştu. Ancak Beylikova sahasının ABD'ye verildiğine ya da kamulaştırmanın Trump veya ABD adına yapıldığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. İletişim Başkanlığı da daha önce sahanın ABD'ye devredileceği iddialarını reddetmişti.
Kamulaştırma kararıyla birlikte asıl tartışma şimdi Türkiye'nin bu dev kaynağı ham cevher olarak mı değerlendireceği, yoksa nadir elementleri ayrıştırıp yüksek katma değerli ürüne dönüştürecek teknolojiyi kurup kuramayacağı üzerinde yoğunlaşıyor. SEDAT KAYA...
BU MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA YETKİSİ YOK!
Kimse kendi kendine gelin güvey olmasın!
Sistem tıkır tıkır işliyor, planlar perde arkasından yürütülüyor olabilir... Ama unuttukları, halktan gizledikleri devasa bir HUKUKİ DUVAR var!
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’ndan, Yeni Anayasa ve Başkanlık heveslilerine sarayları titretecek, ezber bozan tarihi uyarı geldi!
"Eğer Cumhurbaşkanı 'gözlerimi kaparım, işimi yaparım' dese bile; SEÇSİS ile her şey kurgulansa bile... BU MECLİS YENİ ANAYASA YAPAMAZ!"
İŞTE SİSTEMİ KİLİTLEYEN 3 BÜYÜK GERÇEK!
Mevcut parlamento istese de, zorlasa da hukuken sıfır noktasındadır. Neden mi?
📍YETKİ SINIRLI: Bu meclis, halktan sadece 5 yıl boyunca yasama (kanun yapma) yetkisi almıştır; devleti sıfırdan kurma yetkisi değil!
📍NAMUS YEMİNİ: Meclisteki her bir milletvekili, mevcut anayasaya sadakat yemini ederek o koltuğa oturdu.
Kendi namus yeminini çiğneyerek anayasa değiştiremezsin!
📍YETKİSİZLİK: Yukarıdaki iki somut nedenden dolayı, mevcut meclisin yeni bir anayasa yapma HUKUKİ YETKİSİ YOKTUR! Hukuken hükümsüzdür!
GERÇEK BİR ANAYASA İÇİN GEÇİLMESİ İMKANSIZ OLAN O
3 AŞAMA:
Eğer gerçekten yeni bir anayasa yapılmak isteniyorsa, o gizli planlar değil, şu "Kırmızı Çizgiler" uygulanmak zorundadır:
👉1. ADIM: Önce halka sorulacak! Halk yeni bir anayasa istiyor mu, istemiyor mu? Referandum şart!
👉2. ADIM: Halk "Evet" derse; barajsız, tam demokratik bir seçimle sadece bu iş için bir "KURUCU MECLİS" kurulacak!
👉3. ADIM: Kurucu Meclis'in hazırladığı o taslak, tekrar halkın onayına (ikinci referanduma) sunulacak!
Bunların dışındaki her yol, hukukun katledilmesidir!
VATANINI SEVEN HERKESE AÇIK ÇAĞRIDIR!
@Yarın Kendi Elinle İdam Fermanı Yetkisini Verecekmisiniz?
Bu hukuki gerçekler kulaktan kulağa yayılmasın diye sansürleniyor, üzeri örtülüyor!
Eğer ülkenin geleceğini, Cumhuriyet'i ve haklarını korumak istiyorsan... Bu gerçeğe kör kalma!
ŞİMDİ PAYLAŞ, HERKESİ UYANDIR, OYUNU BOZ!
SABİH KANADOĞLU IŞIKLARDA YAT DEVRİN DAİM OLSUN SAYGI VE ŞÜKRANLA YAD EDİYORUM..🇹🇷🇹🇷🇹🇷🙏🙏🙏😢😢
ÜSKÜP ESKİ BÜYÜKELÇİSİ, AKP’LİLERİN SAHTE ÜNİVERSİTE VE DİPLOMA AĞINI İFŞA ETTİ: “AYAKKABI KUTULARINDAKİ PARALARLA KURULDU.. SINAVSIZ DİPLOMA DAĞITTILAR.. KURULMADAN YÖK’TEN DENKLİK VERDİLER”
Türkiye’nin Üsküp eski Büyükelçisi Hakan Okçal, AKP’lilerin Makedonya’da kurdukları Uluslararası Balkan Üniversitesi hakkında çarpıcı itiraflarda bulundu: “Ayakkabı kutularındaki paralarla kuruldu, sınavsız diploma verdiler…”
Türkiye’de 270’in üzerinde devlet kurumunu sarsan sahte diploma skandalının odağında bu kez Kuzey Makedonya’daki Uluslararası Balkan Üniversitesi var. Eski Üsküp Büyükelçisi Hakan Okçal’ın sosyal medya paylaşımları, AKP’ye yakın isimlerin bu üniversite aracılığıyla nasıl sınavsız diploma sahibi olduklarını ve kamuya nasıl sızdıklarını gözler önüne serdi.
SAHTE DİPLOMA SKANDALINDA YENİ PERDE: AKP’NİN “ÇAKMA ÜNİVERSİTESİ”
2008-2010 yılları arasında Üsküp’te büyükelçilik yapan Hakan Okçal, Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve dönemin Orman Bakanı Veysel Eroğlu başta olmak üzere AKP’li akademik kadrolar tarafından kurulduğunu açıkladı. Okçal’a göre bu sözde üniversite, “içi boş bir tabela üniversitesinden” ibaretti.
“Üniversiteye Türkiye’de sınav kazanamayan herkes kabul ediliyor, yüzeysel bir eğitimle, devam zorunluluğu olmadan diploma veriliyordu. Dahası, fakülte ve bölümler henüz tam kurulmadan YÖK tarafından denklik aldı.”
AKP’Lİ İSİMLER VE 17-25 ARALIK BAĞLANTISI
Büyükelçi Okçal’ın en çarpıcı iddiası ise üniversitenin kuruluş finansmanıyla ilgili. Okçal, 2008-2010 yılları arasında Üsküp Büyükelçiliği yaptığı dönemde, üniversitenin eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Veysel Eroğlu gibi AKP’li isimlerin öncülüğünde kurulduğunu belirtti. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarında ayakkabı kutularında yakalanan paraların bu üniversite için toplandığını iddia eden Okçal, “Üniversite, Türkiye’de giriş sınavını kazanamayan herkesi kabul ediyor, devam zorunluluğu olmadan yüzeysel eğitimle diploma veriyordu. Kurumun amacı; AKP’ye yakın isimlere sınavsız, zahmetsiz diploma vererek kamuya yerleştirmekti.” dedi. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un üniversitenin “sahibi” olduğu iddialarına karşın, Şentop yalnızca “manevi destek” sağladığını savundu.
YÖK DENKLİK VERDİ, MAKEDONYA POLİSİ BASTI
Okçal’ın iddialarına göre üniversite, Makedonya yasalarını hiçe sayarak öğrencileri turistik vizeyle kabul etti. Devam zorunluluğu olmayan, göstermelik derslerle verilen diplomalarla Türkiye’de doğrudan denklik sağlandı. Hatta Makedonya polisi, yasa dışı öğrenci alımları nedeniyle okulu basarak birçok öğrenciyi tutukladı. “Bu yasa dışılıklar yüzünden Sn. Ahmet Davutoğlu ile aramda sert tartışmalar yaşandı. Üniversite, ev sahibi ülkenin yasalarını bile tanımadı.”
KAMUYA SIZAN DİPLOMALI YANDAŞLAR
Uluslararası Balkan Üniversitesi’nden mezun olan çok sayıda kişinin Türkiye’de hâkim, savcı, bürokrat ve kamu personeli olarak görevlendirildiği belirtiliyor. Bu kişilerin diplomalarının geçerliliği ise YÖK’ün verdiği tartışmalı denklik belgelerine dayanıyor. “Bu üniversite sahte diploma dahil her türlü kumpasın içinde olabilir. İddialar bana hiç tuhaf gelmedi.”
AKP’YE AKADEMİK KILIF: YARGIYA VE DEVLETE SIZMA ARACI
Yolsuzluk soruşturmalarında ortaya saçılan paralarla kurulan bu yapı, AKP’nin devlete yerleşme stratejisinde eğitimi nasıl araçsallaştırdığını bir kez daha gösterdi. Sınavsız, denetimsiz ve denklikli diplomalarla donatılan bu kişiler, liyakat yerine sadakat sisteminin birer taşıyıcısı olarak kamuya yerleştirildi.
Bu iddialar, sadece sahte diploma değil, devletin tüm yapılarının parti çıkarlarına göre dizayn edildiğini de gözler önüne seriyor. AKP’nin “eğitim” adı altında kurduğu bu paralel sistem, adalet ve liyakat kavramlarını yerle bir etmiş durumda.
Haberi olmayan varsa haberi olsun:
Devlet, PKK’lı teröristlerin saldırısında sol bacağını kaybeden Gazi Ferdi Çatal’a ödenen 58 bin liranın 35 bin lirasını geri istemiş.
Gazi Ferdi Çatal bugün hayatta değil. İntihar etti.
Türk milleti, vicdanınız rahat mı? Benim hiç değil.
“İŞ BANKASI ÇALIŞANLARINDAN DUYURU"
Biz iş Bankası Çalışanları olarak Erdoğan'ın İş Bankasındaki Atatürk'ün hisselerine el koyulması konusundaki bütün gerçeği biliyoruz. Bu gerçekleri ülkemin her ferdi de bilmeli.
TÜRKİYE İŞ BANKASI AŞ GERÇEKLERİ‘’İş Bankasına karşı, ağzının suyunu akıtanlara ithaf olunur,,
Bildiklerimiz, Bilmediklerimiz .!!!
-İş Bankası'nın % 40.12'si Banka çalışanlarına ait olan Munzam sandık vakfına aittir.
Ülkemizde ve dünyada bu büyüklükte , çalışanlarının ortak olduğu başka bir kuruluş yoktur.
YANİ İŞ BANKASININ PATRONU YOKTUR, DEĞİŞEBİLEN PROFESYONEL GENEL MÜDÜRLERİ VARDIR.
- İş Bankası'nın % 28.09’ u Bu Bankanın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ait olup, bu hisseleri de Atatürk adına Cumhuriyet Halk Partisi temsil etmekte, Temettü gelirlerini de Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na bağışlamaktadır.
CHP iş bankasından 1 kuruş gelir alamamaktadır.
- İş Bankasının % 31.79 u da Halka açık hisselerdir. Yani borsadaki iş C, İş B , İş A gibi hisseler.
- İş Bankasının bugünkü piyasa değeri ; 25.700.569.000 TL (Yirmibeş milyar yediyüz milyon beşyüz altmışdokuzbin TL) Ülkesini Harami gibi soyup soğana çevirenlerin, soymaya yeni kaynaklar arayışına girmelerinden dolayı, CHP bahanesiyle saldırmalarının asıl altında yatan gerçek bu paradır.
- İş Bankasının Yönetim kurulu 11 kişiden oluşmaktadır, 7 üye bankanın kendi içinde bankanın çalışanlarından, ( Yani alaylı) oluşmakta, 4 üye de CHP li temsilcilerdir.
-İŞ BANKASINDA KARARLAR 6 ÜYENİN OYUYLA KABUL GÖRMEKTEDİR. Dolayısıyla CHP li üyeler isteselerde tek başlarına iş bankasında siyası karar alamazlar, ve banka buna müsaade etmez.
- İş Bankasındaki şu andaki CHP Temsilcileri ;
- Murat Karayalçın ; DPT de Uzman, Ankara Belediye Başkanlığı yapmış , SBF Mezunu Deneyimli siyasetçi.
- Müslim Sarı; Milletvekili Uzman Ekonomist.SBF Mezunu,
- Rahmi Aşkın Türeli ; Maliyeci , SBF mezunu , Ekonomist.
- Özcal Korkmaz ; İktisatçı, Hesap Uzmanı , Maliyeci
Bu temsilci sıfatlarını niye yazdım ; Salt İmam Hatip Okulu Mezunu diye bu görevlere atanmadıklarını anlatmak için, TÜBİTAK başkanlığında olduğu gibi.
- İş Bankası Tüm Çeklerinde ‘’ATATÜRK" logosunu kullanan tek bankadır.
Kaynak; T.İş Bankası Çalışanları..
Mehmet Ali Sakallı..
UMARIZ TARİH TEKRAR ETMEZ
Ekonomik iflasını açıklayan Osmanlı Devleti'nin 1881 yılında bütün varlıklarına el konuldu.
İğneden ipliğe Yahudi, İtalyan, Ermeni, Fransız tacirler İstanbul'a dolmuştu.
Abdülhamid bu kadar borcun üzerine yeni borçlar ekledi. Osmanlı 15 defa büyük borç aldı. Ama faizini bile ödeyemez olmuştu.
Osmanlının hazinesine el koyan Avrupa, bugün
"İstanbul Erkek Lisesi" olan binaya "Duyun-u Umumiye" yi yerleştirip borçları tahsil etmeye çalıştı. Yani hazine ecnebilerin yönetimine geçti.
Borçlar ödenmedikçe Abdülhamid Avrupa'lı tefecilere tekeli verdi; teker teker milli varlıkları kaybettik;
Demir yolları, iplik, fındık, pamuk kömür, tekstil demir çelik, tuğla kireç... ne iş varsa Avrupalılara satıldı.
Haliç ecnebi fabrikalarla doldu. Tarlabaşı, Avrupa'dan gelen tüccarların görkemli evleriyle bezendi.
Zenginler İstiklal Caddesi ve Sıraselviler'e yerleşti. Bugün İstanbul'da gördüğümüz şahane binaların çoğu o dönemlere aittir.
Türk'lerse yüzlerce yıldır tamir gören yamalıklı bohçaya benzer tahta evlerde otururdu. Bu evler Fatih ve Süleymaniye'nin arka sokaklarında bulunurdu.
Abdülhamid döneminde Yüzlerce kilise ve sinagog açıldı...
İşte o tarihte Avrupa'dan gelen zenginleri ağırlamak için 5 yıldızlı bir otel yaptılar: Pera Palace.
Pera Palace Rumca, "Yokuş Sarayı" demek.
Fransa'dan trene binip Sirkeci'de inen Avrupa jet sosyetesi tren garından bu otele Türk hamalların sırtında özel tahtlarla taşınırdı.
Aslında batı emperyalizmi İstanbul'u Vahdettin döneminde değil, Abdülhamit döneminde çoktan ele geçirmişti.
Atatürk Cumhuriyeti kurduğunda Türklerin elinde sadece çarık kalmıştı.
Sanayi ve tarım hamlesi başlattı.
Yerli malı haftası o tarihte başladı, çocuklarımız milli üretimin ve milli kalkınmanın önemini anlasın diye.
Türklere ait banka bile yoktu.
Adında Osmanlı olan banka bile ecnebilerindi. İşbankası bu yüzden kuruldu.
Osmanlı Devletinin iflas ilan ettiği meşhur
RAMAZAN KARARNAMESİ (Nisan 1876)
Vergi gelirlerinin devredildiği
MUHARREM KARARNAMELERİ (1879 ve 1881'deki iki kararnamedir)
Pek bilinmez, gündeme de getirilmez.
Hep saklanır…
Dolmabahçe sarayı 1856,
Çırağan sarayı 1863,
Beylerbeyi sarayı 1864,
Yıldız sarayı 1880'de yapılmıştır.
Yani Osmanlı'nın çöküş döneminde.
Dünya;
Sanayiye,
Eğtime,
Bilime
ağırlık verirken, Osmanlı çöküşü gizlemek için saray yapımına ağırlık vermiş.
Umarım, sonumuz aynı olmaz!
(Alıntı)
Çok ilginç değil mi?
Amerika Irak'ı işgal ederken Irak ordusu hiç ortada görünmedi.
Irak ordusunun savaş uçakları hiç kalkmadı.
Tek bir tankı sokağa çıkmadı.
Amerika pikniğe gider gibi elini kolunu sallaya sallaya Irak'a girdi ve ele geçirdi.
Tüm dünya buna şaşırdı.
Peki, neden Amerika bir direnişle karşılaşmadı?
Saddam Hüseyin direnmeden Irak'ı Amerika'ya teslim mi etmişti?
İşgalden sonra ne Amerika ne de CIA bu durum hakkında tek açıklama yapmadı.
Yıllarca bu konu ve soru insanların zihinlerini meşgul etti.
Bu sorunun cevabını bilmek için 1950'de ABD tarafından CIA desteği ile Irak'ta büyütülen "Keşnizani Tarikatını" bilmeniz gerekir.
CIA desteği ile Irak'ta büyütülen bu tarikat Avrupa, Amerika ve Orta Asya'ya kadar yayıldı.
Saddam darbe devrim ile Irak'ı ele geçirdiğinde Saddam'a tamamen itaat ettiler.
Saddam da onlara bir şey yapmadı.
Fakat Keşnizani Tarikatı ordu, bürokrasi, emniyet, istihbarata kadar her yere adamlarını sokup ülkeyi içeriden ele geçirdi.
Genelkurmay Başkanından istihbarat başkanına,İç işleri Bakanından Emniyet amirlerine kadar çoğu kişi Keşnizani Tarikatına bağlıydı.
Tamamen CIA ve MOSSAD kontrolüne girmişlerdi.
Üstelik Saddam'ın eşi ve akrabaları da Keşnizani Tarikatına bağlanmıştı.
Ve Irak Amerika tarafından artık işgal edilebilirdi.
Kimse direnmeyecekti.
Ve Saddam...
*Her şeyi anladığında vakit çok geç olmuştu..
Emperyalist ülkeler her zaman tarikatları kullanmışlardır, çünkü o tarikatları kuran yine kendileridir...
Prof. Dr. Yavuz Kaya diyor ki:
Bir kez daha düşünün, Bu ülkede;
-Neden ağır bir ekonomik yıkım yaratıldı?
-Neden varlıklarımız satıldı?
-Neden altın rezervimize kadar ihtiyat akçemiz harcandı?
-Neden inanılmaz bir dış borç yaratıldı?
-Neden Londra mahkemeleri yetkili kılındı?
-Neden maliyetinin çok üzerinde alt yapı çalışmaları yapıldı,30 yıllık garantiler verildi hemde enflasyona indeksli kur ile?
-Neden Atatürk ismi silinmeye çalışılıyor?
-Neden T.C. tabelası kaldırıldı?
-Neden sınır güvenliği yok ve vasıfsız milyonlarca sığınmacı ülkeye dolduruldu?
-Neden bir demografik bozulma yaratıldı?
-Neden devlet kurumları yok edildi?
-Neden kuvvetler ayrılığı kaldırıldı?
-Neden denge-denetleme mekanizmaları kaldırıldı?
-Neden vergilerimizin akibetinin hesabı verilmiyor?
-Neden Milli Güvenlik Güçleri sistemi değiştirildi?
-Neden askeri okullar ve askeri hastaneler kaldırıldı?
-Neden bazı savunma sanayi kuruluşları satıldı ve üretim yapamaz hale getirildi?
-Neden ülkenin telekomünikasyonu satıldı?
-Neden eğitim sistemi laik sistem dışına çıkarıldı?
-Neden orta ekonomik sınıf yok edildi?
-Neden üniversitelerin kalitesi düşürüldü?
-Neden sağlık sistemi kötü?
-Neden anayasa hükümlerine uyulmuyor?
-Neden uyuşturucu ve mafyanın merkezi olduk?
-Neden bağlı olduğumuz AİHM kararları uygulanmıyor?
-Neden tarikat ve cemaatler holdingleşip devlete yerleştirildi?
-Neden ortak akıl devre dışı bırakıldı?
-Neden yetişmiş insan gücümüzü kaybediyoruz?
-Neden üretim ekonomisinden vazgeçildi?
-Neden kendimize yeten tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlı olduk?
-Neden bu kadar çok gaz, petrol nadir element kaynakları keşfedilirken (!) enerjide dışa bağımlılık arttı?
-Neden yıllar öncesinden bir varlık fonu oluşturuldu ve sorgulanamaz kılındı?!
Yıllar öncesinden!
-Neden Biden ile başbaşa yapılan görüşmeye dış işleri bürokratları alınmadı ve arkasından sınırlarda açık kapı politikası ile genç erkek Afgan, Pakistan ve diğerleri akın akın ülkeye girmeye başladı?
Tek cevap:
Emperyalist BOP projesi işliyor?
Prof. Dr. Yavuz Kaya
📌Banu Avar, Anayasa’nın 42. maddesinin önemini, Kürtçenin resmî dil olması ve “Ana dilde eğitim” tuzağı ile BM Koruma Sorumluluğu yasasıyla Türkiye’nin nasıl bölüneceğini, Türk Milletine kurulan büyük tuzağı anlatıyor:
Anayasa’da diliniz olursa size Birleşmiş Milletler kale alıyor ve koruma kapsamına girip “Dilim var, ben ayrı bir memleket istiyorum, ayrı bir kendime özgü özerk yer istiyorum. Çünkü bana bakamıyor bu devlet, bana kötü davranıyor.” dediğiniz anda Birleşmiş Milletler “Ben devreye girerim ve o halkın isteklerini yerine getirmek üzere uluslararası komüniteyi toplarım.” diyor!
Bu tuzağa düşmemek için;
Anayasamızın ilk 4 maddesi ile 42. ve 66.maddeleri DEĞİŞTİRİLEMEZ…
Değiştirilmesi TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ...
Bunu istemek ülkeyi bölmek demektir‼️
#anayasayadokunma
Banu Avar, Anayasa’nın 42. maddesinin önemini, Kürtçenin resmî dil olması ve “Ana dilde eğitim” tuzağı ile BM Koruma Sorumluluğu yasasıyla Türkiye’nin nasıl bölüneceğini, Türk Milletine kurulan büyük tuzağı anlatıyor:
Anayasa’da diliniz olursa size Birleşmiş Milletler kale alıyor ve koruma kapsamına girip “Dilim var, ben ayrı bir memleket istiyorum, ayrı bir kendime özgü özerk yer istiyorum. Çünkü bana bakamıyor bu devlet, bana kötü davranıyor.” dediğiniz anda Birleşmiş Milletler “Ben devreye girerim ve o halkın isteklerini yerine getirmek üzere uluslararası komüniteyi toplarım.” diyor!
Bu tuzağa düşmemek için;
Anayasamızın ilk 4 maddesi ile 42. ve 66.maddeleri DEĞİŞTİRİLEMEZ…Değiştirilmesi TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ...Değiştiremezsiniz..
Değiştiremeyeceksiniz…
Gazeteciler
Fidel Castro’ya sorarlar.
Siz bu ülkenin kurucu liderisiniz.
Normal olarak sokaklarda
sizin heykellerinizin olması beklenir.
Üstelik bunca ünlü sosyalist önderler dururken
siz sadece Mustafa Kemal’in
heykeline izin verdiniz,
NEDEN....?
Bizler daha çok devlet adamıyız...
O İSE BİR KAHRAMAN..
Sokaklara devleti yönetenler degil
KAHRAMANLAR yakışır” der
DEVAM EDER...
Biz bağımsızlık ve devrim ruhunu
Ondan ögrendik...
Evet bizde savaştık.
ANCAK bir devlete karşı savaştık..
O İSE Dünyanın en güçlü ordularının
HEPSİNİ birden yendi..
Hiç yenilgi almamış
TEK ASKERDİR O” der...
Üstelik sadece
Cephede degil
Her alanda savaşmış
Ve başarılı olmus
Müthiş bir insan...
Yıllar sonra
FİDEL CASTRO
TÜRKİYE’ye gelince yine
Benzer sorular sorulur.
Şöyle cevaplar
“ Bende çok zorlu
bir savaşın içinden çıktım.
Onca kitaplar okudum...
Ancak savaş meydanlarında
Kitap okuma rekorları kıran
başka bir asker görmedim, duymadım.
Herşeyi anladımda
bunca güçlügü ve degişimi
nasıl başardı hafızam almıyor” dedi.
Bunlar o günlerin medyasında
yer almıştı..
Bir ilavede benden...
Dünyada
kendi topraklarını işgal ederken
canlarını vermiş düşman askerlerinin analarına,
Ey evlatlarını bu topraklarda kaybetmiş analar
Silin gözyaşlarınızı, onlar artık bizimde evlatlarımızdır. Bırakın Mehmetlerle koyun koyuna uyusunlar”
DİYEBİLECEK RUHA SAHİP
bir tek devlet adamı
ve asker gösteremezsiniz..
DÜNYA TARİHİNDE
Vatan savunması için yapılmayan
Her savaş bir cinayettir” diyen
BAŞKA BİR ASKER VE DEVLET ADAMI YOKTUR..