Daha önceki yayınlarımızda, uzun yıllardır satışta olan Ülker Çokokrem kakaolu fındık kreması içeriğinde sadece %4 oranında fındık olduğundan bahsetmiş, üründeki yoğun fındık kokusunun kaynağını sorup “aroma vericiler” başlığı altındaki bileşenlerin açıklanmadığını istemiştik. Ülker firması elbette bu yayınlara cevap vermemiş, dahası Gıda Dedektifi’ni engelleyerek yayınlarımızı kaldırmak üzere mahkemeye gitmişti.
Fakat gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi kötü bir huyu var… Önceki gün bir takipçimizin Birleşik Arap Emirlikleri’nden gönderdiği bu fotoğrafta, Ülker’in Çokokrem içeriğindeki aroma vericileri tek tek açıkladığı görülüyor. Ve tahminlerimiz doğru çıkıyor… Ülker Çokorem içeriğinde %4 fındık yanında doğala özdeş fındık aroma vericisi yer alıyor. İçeriğinde kakao tozu bulunan üründe ayrıca sıkı durun ama yapay çikolata aroma vericisi bulunuyor…
Tekrar vurgulayalım… Bunlar Türkiye’deki tüketicilere açıklanmıyor. Bakanlığı acilen Türk Gıda Kodeksi’nde tüketiciyi doğru bilgilendirecek düzenlemeleri yapmaya davet ediyoruz. Ne yediğimizi bilmek anayasal hakkımızdır. #NeYediğiniziBilin
Kırılmakta nimettir,
Biraz üzülür, çokça düşünürsün.
Kırıldığın yer, artık en iyi bildiğindir.
Biraz ağlarsın, sonra susarsın.
Kırılmak, büyümek, sabretmektir.
Tek dostunun 'Allah' olduğunu hissetmektir.
Çünkü cevher harda, insan darda işlenir.
Acımasız bir erteleyiciydim. Ertelemenin kendisini bile ertelerdim. (Nasıl yaptığımı sormayın) Klişe gelecek ama bir gün ölümden döndüm ve hayatın ertelenmeyecek bir şey olduğunu anladım. Şimdi erteleme, odaklanma, hedefleme ve zaman yönetimi gibi konularda koçluk yapıyorum.
Elbette bu noktaya kolay gelmedim. Resmen hayatın tokadını yiye yiye geldim. Dayak yiyen dayak atmayı öğrenirmiş ya aynen öyle.
Kendime bir yol haritası çizdim. Hedefleme ve önceliklendirme yaptım. Bunları yapabilmem için gerekli teknikleri öğrendim. Şimdi başkalarına öğrettiğim şeylerin hepsini uzun zaman önce kendi üstümde denedim yani...
Kuşkusuz başarılı da oldum. Aksi halde bugün maddi ve manevi olarak bu noktada olamazdım sanırım. Tabi yine de öğrenmem gerekenler bitmiyor. Hala üzerine çalıştığım konular var. Dibine kadar inmem gereken dosyalarım...
Ancak alet çantasının elimde olduğunu bilmek bana güven veriyor. Artık her probleme karşı bir araç elimde var. Bana düşen sadece kullanacağım zamanı sezgisel olarak bilmek, farkına varmak...
Bu farkındalıkla gerisi çorap söküğü gibi geliyor.
Öyle ki iki büyük çalışma alanım var ve bu ikisinde de Türkiye'de tek kişiyim. Benzersizliğimi hedef kitlelerime sunduğum çözüm önerilerini kendi koçluk yaklaşımımla bütünleştirmiş olmam sağlıyor.
Bana güç veren bunlar. Peki, sana neler güç verir?
Ben çocukken yere düşmüş ekmeği tıpkı düşen bir insanı kaldırır gibi kaldırırdık; dikkatle ve saygıyla. Görüyorum ki artık israf edilen ekmek “atık” olmuş.
Ben çocukken sözlüklerde bugünkü anlamda “atık” kelimesi yoktu. Son 25-30 yıldır kullanılır oldu bu sözcük. Eskiden tehlikeli maddeler dışında atık olmazdı. Şimdi kâğıtlara, yiyeceklere, giysilere, metallere yani hemen her şeye atık denir oldu.
Ben çocukken atık demezdik, “artık” derdik, arttı anlamında. Artıkları insanlar, hayvanlar, doğa bir şekilde yeniden değerlendirirdi. Komşular, tavuklar, kediler, kuşlar, karıncalar… Hepsiyle ortak bir soframız vardı.
“Artık” ve “atık” kelimeleri arasında tek bir harf fark var. Keşke sadece öyle olsaydı. Çünkü Dünyayı yok eden bir fark var. Geri dönüşüm diye bir şey çıkardılar. Yani dediler ki “Biz tüketimden, doğayı kirletmekten vazgeçmeyiz ama günah çıkarmak için “geri dönüşüm” diyoruz” Nasrettin Hocam bu insanlar neden hala anahtarı kaybettiği yerde değil de ışık olan yerde arıyorlar?
İstirham ediyorum, çocuklarımızı büyütürken sadece akademik konuları önemsemeyelim. Bir dilim ekmeğin ne demek olduğunu aç bir çocuğun gözleriyle öğretelim. Bir dilim ekmekle başlayan bu yolculuk, belki de çocuklarımızın dünyaya, insana, doğaya olan bakışını değiştirebilir. Ama lütfen önce siz inanın ve yaşayın. Ekmek sadece karnımızı doyurmaz, ruhumuzu da besler. Artık artıkları kıymetlimiz olarak görelim.
Ben çocukken atık yoktu “katık” vardı. “Artık” çocuklarımıza “katık” olarak neyi miras bırakacağımızı yeniden düşünmenin zamanı hoş geldi. Gününüz güzel olsun.
Okulumuzda SÖZLÜ TARİH PROJESİ’nin sonuna geliyoruz.MEB tarafından 21 pilot ilde başlatılan proje kapsamında öğrencilerimiz geçmişin sesini bugüne aktarmak için kolları sıvadı.Ayşe Kurnaz öğretmenimize,öğrencilerimize ve elleri öpülesi yaşlılarımıza teşekkür ederiz.@nesetyazar
📌2021 yılı Burdur İl Millî Eğitim Müdürlüğü Erasmus Akreditasyonu Okul Eğitimi, Mesleki Eğitim ve Yetişkin Eğitimi alanları kapsamında konsorsiyum hakkı kazanan okullarımızı tebrik eder; başarılı çalışmalara vesile olmasını dilerim.
@ziyaselcuk @ArslantasvAli @ulusalajans