@kedilernilknuru Hayvan sevmeyen veterinerlerimiz, insan hayatını önemsemeyen doktorlarımız, çocukların ve memleketin geleceğini umursamayan öğretmenlerimiz oldu.Hepsinin tek derdi daha fazla para kazanmak.Sonucunu da hep beraber bedel ödeyerek yaşıyoruz.
*Mademki sen; TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURUCUSUNA KÂFİR DİYECEK KADAR CESURSUN, BEN DE SANA ŞEREFSİZ NAMUSSUZ VATANSIZ AHLAKSIZ DİYECEK KADAR CESUR ve YÜREKLİYİM !*
*Atatürk'ün düşmanı, düşmanımdır.*
*Adı : Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,*
*Görevi : İlk Cumhurbaşkanı,*
*Doğumyeri : Selanik,*
*Yaşı : 57,*
*Eğitim : Harp Akademisi,*
*Savaş : 11,*
*Madalya : 24,*
*Nişan : 7,*
*Yazdığı Kitap : 11,*
*Okuduğu Kitap Sayısı: 4000,*
*Açtığı Fabrika : 48,*
*En Büyük Başarısı :Türk vatanını işgalden kurtarması, Türkiye Cumhuriyeti Devlet'ini kurması.*
*"Aynı takımı tutmadığım adamla anlaşırım,*
*Aynı partiye oy vermediğim adamla anlaşırım,*
*Aynı dini paylaşmadığım adamla anlaşırım,*
*Aynı milletten olmadığım adamla da anlaşırım,*
*Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmiyenle asla ANLAŞMAM"..*
*Ben, Ülkemi, ilkelerimi, fikrî düşüncemi Anayasanın ilk 4 maddesi gibi korur kollar asla taviz vermem.*
*Çünkü ben Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, Türkiye Cumhuriyetinin çocuğuyum....*
*Ben, Atatürkçüyüm,*
*Ben, Cumhuriyetçiyim* ,
*Ben, lâikim,*
*Ben, antiemperyalistim,*
*Ben, tam bağımsız Türkiye'den yanayım,*
*Ben, Türk Milletindenim diyenlerdenim.*
*Ben, Türk Milletine tuzak kuran hainlerin düşmanıyım.*
*Ben, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım."*
*Ben, Allah ile aldatan namussuzların düşmanıyım..*
*Dindarım diye geçinip gece gündüz Atatürk'e küfür edenlerin düşmanıyım...*
*Atatürk; Diyaneti kuran,*
*Atatürk; Kuran-ı kendi parasıyla tefsir ettiren,*
*Atatürk; Kuran meali ve İlmihali yaptıran,*
*Atatürk; İmam Hatipleri açan*
*Atatürk; Ayasofya'yı müze değil de Cami olarak kayıt yaptırandır..*
*Ben, "susan dilsiz şeytandır" sözününün takipçisiyim..*
*Ne KÖK'ümü yok sayarım, ne dalımdan koparım...*
NE MUTLU TÜRK VATANININ KURTARICISI, TÜRK DEVLETİNİN KURUCUSU, TÜRK MİLLETİNİN ULU ÖNDERİ GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün AYDINLIK YOLUNDA OLANLARA. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Not: İNADINA HERKES SAYFASINDA PAYLAŞSIN BİZ DEĞİL ONLAR KORKSUN! BU DEVLET BİZİZ, BİZ MİLLETİZ BİZ ATATÜRKÜZ! 🇹🇷
Alıntı__
Bazen bir toplumun günlük hayatında çok sıradan görünen bir davranış, dışarıdan bakıldığında bilim insanlarının dikkatini çekecek kadar ilginç olabilir.
Türkiye’de insanlar ile kediler arasındaki ilişki tam olarak böyle bir olgudur. İstanbul sokaklarında, Ankara’nın mahallelerinde ya da İzmir’in sahil kasabalarında kedilerin insanların gündelik yaşamının bir parçası haline gelmiş olması son yıllarda antropologların, sosyologların ve hatta biyologların dikkatini çekmektedir.
İstanbul’daki sokak hayvanları üzerine çalışan antropolog Kimberly Hart, şehirdeki kedileri ve köpekleri yalnızca “sahipsiz hayvanlar” olarak değil, kentin kültürel yapısının bir parçası olarak ele alır. Hart’ın 2019 yılında yayımlanan çalışması, İstanbul’daki sokak hayvanlarının “kentsel kültürel mirasın yaşayan bir unsuru” olarak değerlendirilebileceğini öne sürer. Ona göre insanlar ile hayvanlar arasındaki bu gündelik ilişki, Osmanlı döneminden bugüne uzanan bir şehir kültürünün devamıdır.
Benzer şekilde sosyolog ve antropolog Tuğba Tanyeri Erdemir de Türkiye’deki insan-hayvan ilişkilerini inceleyen çalışmalarında, şehir hayatında hayvanların yalnızca pasif varlıklar olmadığını, insanlar ile birlikte “çok türlü bir yaşam alanı” oluşturduklarını vurgular. Bu yaklaşım günümüzde antropolojide “multispecies ethnography” olarak adlandırılan ve insan dışı canlıları da toplumsal yaşamın aktörleri olarak kabul eden yeni bir araştırma alanının parçasıdır.
Bu ilgi yalnızca antropoloji ile sınırlı değildir. Kedilerin evrimsel geçmişi ve insanlarla kurduğu ilişkinin kökeni de uzun yıllardır biyologların araştırma konusu olmuştur.
Evcil kedinin atası olarak kabul edilen Felis lybica, yaklaşık on bin yıl önce Yakın Doğu’da başlayan tarım toplumlarıyla birlikte insan yerleşimlerinin çevresinde yaşamaya başlamıştır.
Bu konuda en önemli çalışmalardan biri genetikçi Carlos Driscoll ve arkadaşlarının 2007 yılında Science dergisinde yayımlanan araştırmasıdır. Bu çalışma, modern ev kedilerinin kökeninin Afrika yaban kedisine dayandığını ve kedilerin insan toplumlarına köpeklerden farklı bir biçimde, daha çok karşılıklı fayda ilişkisiyle dahil olduğunu göstermiştir.
Daha yakın tarihli genom araştırmaları da benzer sonuçlara işaret etmektedir. Paleogenetik alanında çalışan Claudio Ottoni ve ekibinin 2017 yılında Nature Ecology & Evolution dergisinde yayımladığı çalışma, evcil kedilerin dünya geneline iki büyük yayılma dalgası ile dağıldığını ortaya koymuştur.
İlk yayılma Neolitik dönemde tarım toplumlarıyla birlikte gerçekleşmiş, ikinci büyük yayılma ise Akdeniz ticaret yolları sayesinde özellikle Roma ve Orta Çağ dönemlerinde hız kazanmıştır.
Bu bilimsel çalışmalar bize önemli bir şeyi gösteriyor: Kediler insan tarafından tamamen “evcilleştirilmiş” hayvanlar değildir. Köpeklerde olduğu gibi yoğun seçilim baskısıyla şekillenmemişlerdir. İnsan yerleşimlerine yaklaşmış, kemirgenleri avlayarak insanlara fayda sağlamış ve zaman içinde insanlarla birlikte yaşamayı öğrenmişlerdir.
Yani kedinin evcilleşmesi büyük ölçüde karşılıklı bir uyum sürecidir.
Türkiye’deki kedi kültürü de tam olarak bu ilişki biçimiyle örtüşür. Kediler burada tamamen sahiplenilmiş hayvanlar değildir; aynı zamanda tamamen yabani de değillerdir. İnsanlarla birlikte yaşayan ama kendi bağımsızlığını koruyan canlılardır.
Antropologların Türkiye’de en çok dikkatini çeken noktalardan biri de bu denge durumudur. İnsanlar kedileri besler, tedavi eder, onlara barınak sağlar; fakat aynı zamanda onların özgürce dolaşmasına da izin verir. Bu nedenle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde kediler yalnızca sokak hayvanları değil, şehir yaşamının doğal sakinleri olarak görülür.
Belki de Türkiye’nin kedi hikayesini ilginç kılan şey tam olarak budur. Bu topraklarda insanlar kedileri evlerine kapatmadan, onlarla birlikte yaşamayı öğrenmiştir. Kediler ise insanın hayatına dahil olurken doğalarını tamamen kaybetmemiştir.
Bilim insanlarının dikkatini çeken de tam olarak bu ilişki biçimidir: Sahiplikten çok birlikte yaşamaya dayanan bir ilişki.
Ve belki de bu yüzden Türkiye, bugün dünyanın en dikkat çekici kedi kültürlerinden birine sahip ülkelerden biri olarak görülmektedir.
Dr. Tarkan Özçetin
https://t.co/yPdKDluvSj
@akdemircigdem Unutmaya fırsat vermiyorlar bunlar görmemizi istedikleri video çekip yavru kedilere yaptıkları tacizleri,daha dün gibi bisiklet üzerinde yavru kediyi sever gibi görünüp boğuyor üstelik otistik kişi deyip geçiliyor.
Bunları yapan insan olamaz insan olan hayvanları katletmez.
ÜRDÜNLÜ BİR DOKTORUN FACEBOOK’TA YAZDIĞI İBRETLİK BİR YAZI!
İngiliz bir arkadaşıyla başkent Amman’ın Kavaysime bölgesinde gezerken, İngiliz arkadaşı köprülere hayran kalmış ve bu hayranlığını şöyle dile getirmiş:
— “Ecdadınız gerçekten çok çalışmış, çok harika mühendislermiş. Çok güzel köprüler yapmışlar. Bravo atalarınıza!”
Ürdünlü doktor:
— “Hayır, bizim ecdadımız değil. O köprüleri Türkler yapmış.” demiş.
El Sahravi bölgesine varınca tarihî demiryollarını görmüş ve şaşkın bir şekilde:
— “Ecdadınız gerçekten çok büyük insanlarmış ki demiryolunun önemini o zamanlarda anlamışlar ve bu bölgede demiryolu inşa etmişler. Medeniyet ulaşımla başlar üstadım.” demiş.
Ürdünlü doktor:
— “Hayır, bizim ecdadımız değil. Onları da Türkler yapmış.” demiş.
Yola devam etmişler. El Katrane Kalesi’ne varınca, kale önünde durmuş. Hem kalenin güzelliğine hayran kalmış hem de kente hayat veren su kanallarını ve su deposunu görünce çok beğenmiş:
— “Gerçekten ecdadınız müthiş zekâya sahipmiş. Şu su kanallarının güzelliğine bir bakın, şu su deposuna bakın, şu kalenin güzelliğine bakın üstadım.” demiş.
Ürdünlü doktor:
— “Hayır, bizim ecdadımız değil. Onları da Türkler yapmış.” demiş.
İngiliz biraz susmuş ve derin bir nefes aldıktan sonra:
— “Peki, sizin ecdadınız ne yapmış?” diye sormuş.
Ve Ürdünlü doktorun yanıtı:
— “Sizin ecdadınızla işbirliği yaparak Türkleri bölgeden kovmuşlar.”
— “… ??? …”