“Yaş tahtaya da bastık... İyilik yapıp denize de attık... Ayran da içtik... Öküz de öldü... Kurt ayazı da yedi... Maymun gözünü de açtı... Anlıyorsunuz değil mi?”
@nefesgazete 15 yaşındaki bir çocuğa yapılan işkencenin adı şaka değil, sadizmdir. Muhammed Kendirci’nin hayatını kaybettiği bu vahşet, toplumun içine işlemiş cezasızlık kültürünün sonucudur.
@Raskolnikovsair Yaş aldıkça anladım ki her şey geçiyor, huzur her şeyden kıymetli ve gerçek sevgi sadece his değil, emek ve anlayışla büyüyor. Kalabalık değil samimiyet önemliymiş.
20 Eylül Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü Kutlu Olsun!
20 Eylül 2011… Kulübümüz tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyordu.
O gün, Mabedimiz; kadınlarımızın ve çocuklarımızın yüreğiyle doldu: tam 41 bin 663 isimsiz kahraman…
Yalnızca bir maçı değil, bir umudu, bir inancı ve bir geleceği sarı-lacivert yürekleriyle inşa ettiler.
O eşsiz sahiplenme, Fenerbahçe ruhunun en saf halini temsil etti. ‘Buradayız, Fenerbahçe yıkılmaz!’ dediler.
O ses, o duruş, o çığlık… Kulübümüzün tarihine kazındı.
Ve o günden itibaren… Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü olarak da yüreğimize yazıldı.
O tarihten itibaren her gün olduğu gibi bugün de o ruhun mirasını yeniden yaşatıyoruz.
O gün bu tribünlerden yükselen ses, bugün hâlâ bu kulübün kalbinde yaşıyor.
Çünkü Fenerbahçe, yalnızca sahada değil; gönülden, inançla, adanmışlıkla yaşatılıyor.
Birlikten doğan güç, inançtan beslenen umutla birleşerek Fenerbahçe’yi yarınlara hazırlıyor.
Kadınlarımızın sahadaki yürüyüşünün yarattığı o güçlü enerji, bugün de yolumuza ışık tutmaya devam ediyor.
Sarı lacivert çınarın altında, gücünü bu şanlı maziden alanların inancı ve tutkusuyla birleşiyor.
Çünkü Fenerbahçe’yi ayakta tutan sadece formamız değil; birlikte omuz vermek… birlikte durmak… birlikte zaferlere yürümek.
20 Eylül… sadece bir tarih değil; Fenerbahçeli kadınlarımızın, çocuklarımızın ve milyonların sesidir.
Dünya Fenerbahçeli Kadınlar Günü kutlu olsun.
Siz varsınız diye Fenerbahçe ayakta; iyi ki varsınız Fenerbahçe’nin güçlü kadınları!