Rojin Kabaiş.
Van’da yaşadı; bir sabah kayboldu, günler sonra cansız bedeni bulundu. Bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildi.
Ve “araştıralım” dendiğinde, Meclis reddetti. Neden? Siz halkın vekili değil misiniz? Halk için siyaset yapmıyor musunuz?
Meclis susunca, Van’da da çoğunluk sustu. Ve sessizlik daha çok büyüdü.
Bu ülkenin insanları vicdansız ve merhametsiz değildi; ne oldu bize? Olaylara sessiz kalınılması , üzerine gidilmemesi utanç verici.
Adaletin yerini bulması için daha ne bekleniyor? Bir evladın canı alındı. Soru net: Neyi bekliyorsunuz?
Bugün Rojin için adalet isteyen bizler kendi çocuklarımız için ses veriyoruz. Çünkü adalet, bir gün hepimize lazım olacak.
Adaletin terazisiyle oynanmaz.. Bir gün o terazinin kefesine siz de çıkarsınız. Adaletin gözünü kör etmeyin.
Bir an durup empati kurun: Kendi kızınıza, eşinize, kız kardeşinize Rojin’e yapılanlar yapılsaydı ne hissederdiniz? Bu olayda failleri ortaya çıkarmak, adaleti sağlamak devletin görevidir. Eğer bu cinayetlerle yeterince ilgilenmezseniz, çocukları öldürülen anne ve babaların ahı inanın peşinizi bırakmaz.
İklim Kanunu çıkarıp tatile giden vekiller. Milletin vekilleri değildir. Ülke yanıyor. Sizler.. 1 Ekim'e kadar keyif yapacaksınız öyle mi? 'Paris iklim Anlaşması. Açık Semalar Anlaşması. DSÖAnlaşması. BM Tarım Anlaşmasından acilen çıkmalıyız.' Yoksa bu yangınlar devam edecek. Anlaşılıyor ki küresel şebeke içimizdeki işbirlikçileriyle birlikte İklim yalanına teslim olmamızı istiyorlar.
akepeciler cehepeciler mehepeciler demciler iyiciler !
Hiç birinize hakkımızı helal etmiyoruz.
Verdiğiniz oylar sayesinde, KÖTÜLÜĞÜN VÜCUT BULMUŞ HALİ bu KÜRESELCILER istiyor diye, süslü cümleler ile bezenmiş adı IKLIM olan ama içinde iklim olmayan CEZA YASAK YAPTIRIM KÖLELİK KANUNLARI meclisten geçiyor ve tek biriniz bile bunun farkinda degilsiniz.
Kovit biyo teröründe insanliga soylırima kalkişan bu şeytanlar yüzunden toprağa verdigimiz onbinlerce insan da aklinızi başınıza getirmedi değilmi ?
İzmir'de orman yangınlarının boyutu ve şiddeti korkunç. Dua edin yağmur yağsın. Gram bulut yok etrafta maalesef.
Canla başla bölgede çalışan herkese Allah güç kuvvet esenlik versin. Çok üzgünüm çooook. 😪
#İzmirYanıyor
Bugünü. Dünyanın ve ülkemizin geldiği yeri. Ne kadar yazsak da az.. Uyandırmaya yetmiyor insanları. Kötülük öylesine örgütlendi ki. Haram. Erk. Nefs. Katılmayan neredeyse yok. Büyükler bu durumdayken. Gençler çocuklar. Kayıp nesil. Ekran bağımlısı hepsi. Kitap okumak yok. İz sürmek. Hiçbir teknolojiden yardım almadan düşünebilmek. Muhakeme yeteneğinizi geliştirmek. Ve ne zaman boş sözler ediliyorsa bulunduğunuz arkadaş çevrelerinde. Hiç beklemeden çekip gitmek. Dünyanın her yerindeki mazlumlar acı içinde bizden yardım beklerlerken. Boş geçen her an önemlidir. Gelin. Birlik olma zamanıdır. Bugünün zalimleri tüm insanlara düşman. Kıyam edelim o zaman. Gelin hadi. Geç kalmayın. Son tren.
İklim yasakları çok sert olacak? Üç, beş kişi haricinde var mı konuşan? Elbette yok. Çok zoruma gidiyor. Ülkenin her yeri çatır çatır yakılıyor sahte gündem içinde medya da konuşan yok. Biz ne adi şerefsizlik dönemine çattık arkadaş. Artık İktidar - muhalefet kavgalarını izlemekten bıktık. Bu kadar mı duyarsızsınız? Türkiye'nin onlarca İlinde ormanlar yanıyor. Bu ormanlar yakılıyor ki, "iklim krizi" kılıfı hazır olsun. Ormanın olmadığı yerde her şey olur, her felaket olur, her nem oranı farklı olur. Her gıda değişime uğrar, bozulur, dengeyi bozuyorlar. 2030 öncesine kadar bir tek orman da kalmayacak!! Bu ormanlar sıcaktan filan yanmıyor aksine koca İstanbul bile akşamları serin. Hiç mi kafa basmıyor, hiç mi sorgulamazsınız. Fiziki olan herşey ortadan kaldırılıyor. Hayvanlar, buğdaylar, sebze, meyve, et, süt, Ormanlar her şey.. Kasıtlı çıkarılan yangınlar yerleşim alanlarını yakıyor. Sahte gündemlerle oyalanıyor toplumlar...
Ülke yanıyor, ülke. En az 15- 20 İl'de eş zamanlı orman yanıyor, yakılıyor. Bu yaz da ormanların, buğdayların yakılacağı biliniyordu. Akıllı şehirler! İklim kanunu'nu konuşan yok. Maden yasasını konuşan yok. Gündem: Kongre, kayyım, parti içi kavga. Sen şunu dedin, ben bunu dedim.. ulan bu mu acil konular!!
Bazen de diyorum ki değmiyor. Sanki her şey bugün gelmiş gibi yazıyorlar.. Zamanında kulak vermediler. Şimdi "ne yapalım?" diye soruyorlar. Git televizyon izleee yürü.. Yürü eğlenmene bak yürü..
Tepkilerin önüne geçen sahte kahramanlarla yürü.. Bizden uzak durun.. Aynı yolda değiliz..
#sondakika
Ülke hiçbir zaman böylesine sahipsiz kalmadı. Ne iktidar. Ne muhalefet. Ne de aydınlar.. Bir karşı duruş sergileyemiyorlar olup bitenlere karşı. Zeytinlikler yok ediliyor. Madenler için. Ve İklim Kanunu. Yaptırımlar geliyor halka. Tam bir esaret. Ekonomi çıkmazda. Uçaklardan üzerimize püskürtülen kimyasallar. Açık Semalar Anlaşmasına itiraz yok. Pek çok ülke çıktı bu anlaşmadan. Ve DSÖ. Küresel Sağlık Bakanı. Yeni pandemi yolda. Yeni Dünya Düzenine en önde koşan ülke biziz öyle mi? Ne oluyor sahi? Hiç kimsenin umurunda değil mi tüm bu olanlar? Ve savaş durumu var bölgede. Hedef ülke Türkiye!..
Bu da burada dursun! Mustafa Yücel ve Dr. Savan Günay. Her ikisi de Eskişehir’deydi.. Her ikisi de aynı yapıyla davalıktı. Her ikisi de tehdit edildiğini söylüyordu. Her ikisi de arkadaştı. Her ikisi de sık sık Kanser ile ilgili çalışması olduğunu söylüyordu. Her ikisi de 1'er yıl arayla biri Trafik Kazasında park halindeki iş makinesinin altına girdi öldü, biri de önceki günlerde evinde ölü bulundu. Birinin hattı açık olduğu halde kazanın hemen akabinde "aradığınız numara kullanılmamakta" diyordu. Aksine hat açıktı. Şaibeli, şüpheli soru çok. Rastlantı mı? Bilemiyoruz. Ama her ikisinin de ölümü şüpheli..