Kemal Kılıçdaroğlu'nun ihaneti ile alakalı en muhteşem paylaşımı Cem Seymen yapmış
*Öfkeliyiz. Çevremdeki herkes çok kızgın. Kimse Kemal Kılıçdaroğlu ismine tahammül bile edemiyor şu anda
*Televizyonlara çıkıyor mağdur edebiyatı yapıyor bir de. Kayyumluğu kabul etmeseymiş kaymakamlar mı yönetseymiş CHP'yi. Böyle diyor
*Kendi seçmenine gerizekalı muamelesi yapıyor, alemi aptal yerine koyuyor. Hiç sıkılmadan. Zerre umursamadan. İnsanların öfkesi biraz da buna
*Kemal Kılıçdaroğlu'nun son kurultay süreci ve sonrasındaki konumunu bu gözle okuyabilir miyiz?
*Bence evet. Neden mi?
Bakın, yıllarca bu ülkede 'sarayın yargısı', 'talimatla çalışan mahkemeler' diyerek adaletsizliğe karşı yürüyen, meşruiyetini bu eleştiri üzerine kuran bir lider düşünün
*Sonra bir gün bir kurultay yaşanıyor ve aynı lider, koltuğu geri almak uğruna, tam da hayatı boyunca eleştirdiği o yargı mekanizmasının sunduğu bir can simidine sarılıyor: Mutlak butlan kararı
*İşte kırılma noktası tam olarak burası. Bu durum, 'Partiyi kayyıma bırakamazdım' ya da 'Hukuki haklarımı kullandım' gibi rasyonalize edilmiş kılıflarla açıklanamaz
*Eğer iktidarın tek taraflı güç dinamiklerinin aparatı haline gelmiş bir yapıdan medet umuyorsanız, şeytanın temsilcisiyle masaya oturmuşsunuz demektir
@kayhanacar2379@NerminSekin1 Bu, Kuranda ge��en bir görüştür.Bir kavmin varlığını kanıtlamak için peygamber, kutsal kitap veya alfabe şart değildir.Yazılı kaynak bırakmamış veya kaynakları kaybolmuş çok sayıda tarihî topluluk var. Kitapları ,peygamberleri mi vardı?
allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, vatan millet sakarya edebiyatı, hamaset, goygoy, yaygara, şamata, şımarıklık ve sonuç: 48 takım içerisinde gol atmadan elenen ilk takım.
🔴 Cihat Yaycı :
Yunanistan’da dün çok önemli fakat maalesef yeterince konuşulmayan bir gelişme yaşandı.
İskeçe’de, Lozan Antlaşması’nın kendilerine tanıdığı haklar çerçevesinde müftülerini kendileri seçmek isteyen ve Yunanistan tarafından atanan müftüler protesto eden 4 Batı Trakya Türkü, Yunan mahkemeleri tarafından 17’şer ay hapis cezasına mahkûm edildi.
Bu insanlar ne yaptı?
Şiddete mi başvurdu?
Kamu düzenini mi bozdu?
Yoksa terör eylemi mi gerçekleştirdi?
Hayır.
Sadece Lozan Antlaşması’ndan doğan haklarını savundular. Demokratik bir protesto gerçekleştirdiler.
Bir tarafta Batı Trakya Türklerinin seçtikleri müftüler tanınmıyor, demokratik itirazları cezalandırılıyor, Türk kimliği yıllardır tartışma konusu yapılıyor; diğer tarafta ise Türkiye’den sürekli yeni tavizler, yeni açılımlar ve yeni adımlar bekleniyor.
Bugün Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması yönündeki talepler yeniden gündeme getiriliyor. Oysa aynı günlerde Batı Trakya Türklerinin temel dinî ve kültürel hakları nedeniyle mahkûm edildiği bir tablo ile karşı karşıyayız.
Lozan bir bütündür.
Lozan yalnızca patrikhane için değil, Batı Trakya Türkleri için de vardır.
Mütekabiliyet yalnızca Türkiye’den beklenen bir yükümlülük değildir.
Türkiye’nin, Lozan’ın dengelerini ve Batı Trakya Türklerinin haklarını görmezden gelerek tek taraflı adımlar atması; hukuk, adalet ve devlet ciddiyeti açısından doğru değildir.
Önce Lozan’ın Batı Trakya’ya ilişkin hükümleri eksiksiz uygulansın.
Önce Batı Trakya Türklerinin seçilmiş müftülerine saygı gösterilsin.
Önce Türk azınlığın eğitim, vakıf ve kimlik hakları tam anlamıyla teslim edilsin.
Ondan sonra karşılıklı adımlar ve karşılıklı iyi niyet konuşulabilir.
Aksi takdirde ortaya çıkan tablo, Lozan dengesinin ve mütekabiliyet ilkesinin Türkiye aleyhine bozulmasından başka bir anlam taşımayacaktır.
https://t.co/xKQ5Z02aCP
@tcbestepe@TC_icisleri@iletisim@TC_Disisleri@tcmeb@SaadetPartisi@yenisafak@yeniakit@rprefahpartisi@MHP_Bilgi@zaferpartisi@cumhuriyetgzt1@herkesicinCHP@Akparti@iyiparti@anahtarparti
Bu iddia doğru ise diplomasız ve mülakatsız bu atama yapılmışsa bunun altından kimse kalkamaz!
Gerçek öğretmenler yerlerde sürüklenirken bunlar yönetici atanabiliyor demek ki????
BÜYÜK SKANDAL… 6 yaşındaki kızı H.K.G.’yi müridi Kadir İstekli ile evlendiren tarikat şeyhi Yusuf Ziya Gümüşel adli kontrol ile serbest bırakıldı. Oysa H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirildiğine dair Kadir İstekli’nin ses kayıtları da dahil çok sayıda delil var. Cübbeli Ahmet bu tahliyeyi müjde diye duyurduğu paylaşımında yaptığı iki önemli görüşmenin kararda etkili olduğunu açık açık yazdı. Cübbeli Ahmet geçen günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştü. Yeni Şafak ve Akit, Gümüşel’i bıraktırmak i��in manşetler attı, H.K.G.’yi suçlayacak kadar alçaldılar. 6 yaşındaki çocuğu değil istismarcıları savunan bu karanlığa yazıklar olsun.
Erdoğan geçen sene para bulmak için Körfez turuna çıktığında, BAE Emiri "nakit borç vermeyiz ama şirket satın alma yaparız. Siz de dövizi kullanırsınız" demişti.
BAE heyeti ile yapılan görüşmelerde, Araplar banka satın almak istediklerini iletmişler ve İş Bankası ve Yapı Kredi ile ilgilendiklerini söylemişler.
İş Bankası mâlum sebepler (sahiplik) nedeni ile olmayınca, ibre YKB'na dönmüştü.
Erdoğan, bankayı satması için Koç Grubuna çok baskı yapınca, grup da Araplar ile mecburen masaya oturdu. Bankanın piyasa değeri (bağımsız kuruluşlar ve borsa değerleri üzerinden) 8.5 milyar Dolar hesaplandı ve Koç Grubunun %61 hissesi karşılığında 5.5 milyar Dolar teklif edildi.
Fakat Koç Grubu (bankayı satmak istemediği için) 14 milyar Dolar değer üzerinden %61 hissesi için 8.5 milyar Dolar istedi.
Görüşmeler tıkandı ve sonuca varılamadı.
Birkaç ay önce, dünyanın en büyük fonu olan Blackrock fonunun yöneticileri Türkiye'ye davet edildi ve şirket satın almaları istendi (tabi ABD Yönetiminin yönlendirmesi ile).
Blackrock CEO'su, yayılan haberlere göre, Tüpraş, T. İş Bankası, Aselsan ve bir-iki savunma sanayi şirketini istemiş.
Aselsan falan tamam da, Tüpraş ve İş Bankası için biraz zaman verin cevabı verilmiş.
CHP'deki Butlan gelişmesinin biraz erkene çekilmesinin sebeplerinden birinin CHP'nin İş Bankası'ndaki hisselerinin (ve tabii ki İş Bankası Sandığı hisselerinin) Hazine'ye devredilmesi ile ilgili olduğu söyleniyor.
Bu arada Tüpraş ve Yapı Kredi Bankası için Koç Grubu sıkıştırılıyor.
Rahmi Bey'in konuşması üzerinden başlatılan algı operasyonu, Koç Grubuna yönelik saldırılar ile devam edecektir. Ta ki, Tüpraş ve YKB elden çıkarılana kadar.
Tabi bu işler normal parlamenter sistemlerde olamayacağı için, göstermelik demokrasicilik oyunumuza da bir süre ara vermemiz gerekecek.
Son söz: Bütün bunlar iktidarın niyeti ile ilgili. Durumun nasıl sonuçlanacağı ise karşılarındaki kitlenin vereceği mücadele ile belirlenecektir.
Alıntı
📌Peki o geniş topraklar senin ailenin miydi Ahmet Türk?
Senin ailen o topraklara çökmüştü, cebren ve hile ile ele geçirdiniz o toprakları...
"Dedemden kalma" dediğin Kasrı Kanco konağı dedenden kalmadı, zaten o konağın sahibi de deden değildi.
Milan Aşireti Lideri İbrahim Paşa bu konağın son hakimiydi sonra orayı Hamidiye Alayları komutanlarından biri olan Binbaşı Hüseyin Kanco'ya bıraktı.
‼️Senin baban Hüseyin Kanco'nun konağında oduncuydu, sonra Hüseyin ağanın dul kızı Türkiye Hanım ile evlendi. Hüseyin Ağa da kızı ve torununa bakılması kaydıyla tüm malını ve konağını baban Oduncu Sinan'a bıraktı.
Hüseyin Ağa'nın kızı Türkiye Hanım yaşlıydı, babana çocuk veremedi, baban da anneni Türkiye Hanım'ın üzerine kuma getirdi, o kadından sen ve abin Abdürrahim oldu.
Konağın, aişretin ve toprakların gerçek sahibi olan Türkiye Hanım bu durumu kabullenemedi ve evi terk etti, sizler o kadıncağıza iftiralar atarak aşirete ve topraklarına çöktünüz, gasp ettiniz.
Hatta Türkiye Hanım'a attığınız iftiralar yetmedi, kadıncağızı kendi oğluna öldürttünüz, namus temizlenmiş(!) oldu ama aslında hem kadından hem çocuğundan kurtuldunuz ve böylece Kanco Aşiretine, topraklarına, mülklerine çökmüş oldunuz.
Senin geniş topraklarım var dediğin topraklarının hikayesi budur Ahmet Türk. Bunu da herkes bilir, yaşından başından utanmıyor musun milletin malına çöküp gasp ettiklerinize "bizim" demeye.
Kürdistan'ın neresi olduğunu sizlere göstereceğiz, hiç merak etmeyin. Size hem Kürdistan'ı göstereceğiz, hem de katlettiğiniz, malına çöktüğünüz masumlar için hesap soracağız. Türk'ün öfkesi de hafızası da her zaman tazedir. Sadece bekleyin...
🔴 İBB Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin, savunma yapıyor:
🗣️ "Oğlum yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir savcı ilk olarak 'Gel bakalım Taner' dedi ve içeriye girdim. Elindeki tespihi göğsünün üzerinde çekerek 'Sen 63-64 yaşına gelmişsin. Buradan çıkamazsın. Suçların belli, şansın yok. Gel etkin pişmanlıktan faydalan ben de seni çıkarayım' dedi.
Bana sosyal medyada çıkan, bazı kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu. 'Sen ne mezunuydun?' diye sordu sonra. 'Sen ilkokul mezunu muydun? Ne mezunusun diploman yok galiba' dedi sonra. Daha sonrasında dedi ki 'Zaten senin başkanın Ekrem'in de diploması yok. Senin gibi adamları doldurmuş oraya buraya' dedi..."
https://t.co/eeE2ECH65S
Vakti zamanında, Türk milleti batı'da yunanla boğuşurken Atatürk’ün tüm ikna çabalarını reddeden kürt teali cemiyeti, “yunan düşmanımız değil” diyerek Koçgiri’de Türk askerini sırtından hançerlemişti.
“İşte bunlar onların torunları, tekrar deneyecekler.”
‘Tavuk satan adamlara ‘örgüt kurma’ suçu...’
👉🏻 Nefes yazarı Murat Muratoğlu: “Türk hukukunda kayyum müessesinin kullanıldığı yerler bellidir; kara para aklama, terör örgütüne destek, organize suç…
Yani şirketin faaliyetlerinin ‘Suç gelirine dönüştüğü’ iddia edildiğinde gündeme gelir.
Peki ne oldu? 13 tavuk şirketinin CEO’larına, yönetim kurulu başkanlarına, finans müdürlerine organize suç çerçevesinde işlem yapıldı.
Suçları; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ ve ‘Fiyatları etkileme.’ Yani tavuk satan adamlara ‘Örgüt kurma’ suçu...
Bugün tavuğun kapısını çalan kayyum, yarın herkesin kapısını çalacak. İyi olacak!
Şimdi asıl soruya gelelim; Tavukçular gerçekten kartelleşti mi?
Rekabet Kurulu 2025 Eylül’de zaten Banvit, Şenpiliç, Erpiliç, Lezita, Gedik, Hastavuk, Keskinoğlu’na tarihin en büyük gıda sektörü idari para cezasını kesmişti; yaklaşık 3.7 milyar TL...
Yani devletin elinde mekanizma vardı. İdari ceza vardı. Rekabet hukuku vardı. Şeffaf soruşturma vardı. Yapısal tedbir önerme yetkisi vardı. Kayyum nereden çıktı?
Peki tavuk fiyatları neden arttı? İnanır mısınız belki de fiyatı en az artan gıda maddesi kendisi…
Ayrıca; Yem maliyeti uçtu. Yem, mısır, soya, buğday demek. Mısırın ve soyanın fiyatı dolar cinsindendir.
Enerji maliyeti uçtu. Tavuk çiftliği elektrikle ısınır, doğalgazla işler. Ekonomi yönetimi çıkıp bizzat söylemiyor mu enflasyonu enerji fiyatları uçurdu diye?
Tavuk fiyatları yerinde mi sayacaktı? Faiz uçtu. Tavukçu, işletme kredisi çekiyor, çekemiyorsa nakdiyle dönmeye çalışıyor; ikisi de pahalı.
Bu girdilerin hiçbirini tavukçu manipüle etmedi. Bunların hepsi devletin kontrolünde…
Yem dolara bağlı, doları kim yönetiyor? Faizi kim belirliyor? Enerjiye zammı kim yapıyor? Asgari ücreti kim açıklıyor?
Şimdi maliyetin gerçek sorumlusu devlet çıkıp, ‘Fiyat artışından siz suçlusunuz’ diye tavukçuya kayyum gönderiyor.
Sıradaki kim? Süt sektörü mü? Ekmek üreticileri mi? Lastik üreticileri? Sigorta şirketleri? Bankalar? Eğitim kurumları? Hangisi?”
2002 - 2026 Yılı
Dolar: 1.45 TL - 46.23 TL
Euro: 1.5 TL - 53.48 TL
Benzin litre: 1.48 TL - 65 TL
Çeyrek Altın: 30 TL - 10.460 TL
Dış borç 130 Milyar$- 570 Milyar$
İç borç 200 Milyar TL- 10.7 Trilyon TL
Ayrıca yapılan projelere döviz ödeme garantileri ve Londra Tahkim Mahkemesi garantileri, bu arada üç yıl içerisinde Merkez Bankası’nın 2,5 trilyon TL zararı
2023- 2028 faize ödenecek 13 trilyon TL
Ve ABD Ankara Büyükelçiliği’nin Türkiye’nin bütünlüğüne dair ifadeleri ve AKP’nin bunu sessizce izleyip bir de ABD ile ortak hedeflere sahibiz açıklaması
Ve bunun yanında harcanan rakamlar Bedelli gelirleri, Özelleştirme gelirleri, Merkez Bankası Rezervi, Merkez Bankası yedek akçesi, Deprem vergisi, işsizlik sigorta fonu, 2b arazi gelirleri, gayrimenkul satışları, maden ruhsat gelirleri
Nüfusu 128.000 olan Lüleburgaz’da miting meydanına 100.000 yürekli vatandaşı toplayan kişinin ismi, Özgür Özel’dir
Kendisi seçilmiş son CHP Genel Başkanıdır…
Batılı namuslu bir bilim adamı Justin Mccarthy çıkıyor ve dile getiriyor ölüm ve sürgün kitabında, tarihin bu en büyük insanlık trajedisini...
Balkanlar'da Türkler insanlık tarihinin en ağır katliamına uğradı diyor!
Milyonlardan bahsediyor!
Biliyor musunuz?
Anılarına bıraktık anıtı bir taş diktik mi?
Bir zamanlar onlar da sizin gibi mutlu bir yaşam sürüyorlardı.
Ve Osmanlı'nın son döneminde, iyi yönetilemeyişin sonucu büyük bir soykırıma uğradılar!
Ve çoğumuz, bir asırdan biraz fazla süre önce yaşanan bu büyük acıları bilmiyoruz bile...
En azından şimdi izleyiniz ve PAYLAŞINIZ lütfen!
Ve dua ediniz o canlarımız için!
Konunun uzmanı değilim.
Ama operasyondan 1 gün evvel Bloomberg HT’de Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı aynen şunları söyledi:
-Beyaz et kırmızı et fiyatı oranı 1’e 3’tür normalde.Şimdi 1’e 6 oldu.Beyaz et çok ucuz kalınca millet kırmızı et almıyor. https://t.co/SL8ccu8MIB