Ah namaz kılan idareciler ah! Tarih sizi İslam kadınını annelik ve ev hanımlığı dışında tır şöförlüğüne kadar hemen her alanda çalışmaya teşvik ederek aileyi çökerten insanlar olarak hatırlayacak!
Kız ve erkek kardeşler birbirleriyle evlenebilir, öyle mi?
Bu 3 Sapığın (Sokrates, Platon, Aristo) hiçbiri, hiçbir midenin kaldıramayacağı bu pervasız düşünceleri kitaplarında açıkça yazıyor.
Bu kitapları okuyanlar bu 3 sapığın bu düşüncelerini topluma neden söylemediler şimdiye kadar?
Bırakın bu sapıklıklarını söylemelerini bu iğrenç mahluklar hakkında Peygamber bile olabilir dediler.
Alın bu kitabı kendi gözlerinizle okuyun. Kitap porno(afedersiniz) kitabından hallice.
Bu kadar açık iğrençliklerine, sapıklıklarına rağmen bu aşağılık tipler hakkında toplumda bu düşünceleri ile ilgili neden bir kelime hiç kimse bahsetmedi?
Böyle medeniyet mi olur, böyle insanlık mı olur?
Bu düşüncelerin kaldırılabilir bir tarafı var mı ki benim burada yayınladığım sayfa sadece bir tanesi.
Kitap yukarıda söylediğim gibi porno (afedersiniz) kitabından hallice.
İğrençliklerden kitabı okumayı muhtemelen devam da ettiremeyebilirsiniz
Müsadenizle tekrar soruyorum; bu kitaptaki ve bunların başka kitaplarındaki iğrençliklerine, sapıklıklarına, aşağılıklarına rağmen bu kitapları okuyanlardan TEK BİR TANESİ neden TEK BİR KELİME bu aşağılık tiplerin bu sefih düşüncelerinden hiç ama hiç bahsetmediler.
Sonra ben keskin dilli, sivri dilli oluyorum öyle mi?
Hangi biriniz bu sapıkların şu düşüncelerini kabul edebilir?
Bu keskin dillilik midir, bu sivri söylem midir?
Ne yapacağız....
Sapıklar, çocuklarımızı etkileme yönlü alabildiğine çalışacak, bozacak, ifsat edecek, konuşacak, kitaplarını yayacaklar biz de ağzımızı açmayacağız öyle mi?
Buna da fırsat eşitliği diyecekler öyle mi?
Toplumu bana hücum ettir, beni linç ettir ki umrumda değil kim ne yaparsa yapsın, sonra da bu sapıklar istedikleri gibi konuşsunlar, bu da fırsat eşitliği olsun öyle mi?
Siz bu noktayı kabul edebilir misiniz?
Kız-erkek kardeşleri birbirine hedef gösteren bu sapıklıkların neresini kabul edebilirsiniz, neresini yok sayabilirsiniz, neresini görmezden gelebilirsiniz.
Şaşırdınız, belki üzüldünüz, canınız sıkıldı muhtemelen ama siz bu düşünceler içine girip girip çıkarken bu kitaplar basılıp yayınlanmaya hala devam ediyor.
💢 İstanbul’daki ABD 🇺🇸
Başkonsolosluğu’na yönelik eylem
gerekçesiyle 7 aydır cezaevinde tutulan
🇵🇸 Filistinli Esra için özgürlük ⚠️
Şuan Çağlayan'da duruşması var,
Esra’nın Sesini duyalım
📌 Ekranda Şiddet, Sokakta Gerçek
Son günlerde okullarda patlayan silahlar, aslında yıllardır ekranlardan sıkılan kurşunların yankısıdır.
Televizyonu açtığında
Birbirlerine Silah çeken “kahramanlar”,
intikamla alkışlanan karakterler,
öldürmenin meşrulaştırıldığı sahneler…
Ve biz buna “dizi” deyip geçiyoruz.
Ama mesele “gençler özeniyor” kadar asla basit değil.
Zihin, tekrar eden görüntülerle şekillenir.
Ahlak, izlenen hikâyelerle sınır çizer.
Ve bir süre sonra şiddet…
Yabancı bir eylem olmaktan çıkar,
zihinde meşru bir seçenek haline gelir.
Artık mesele taklit değil, içselleştirmedir.
Bir genç tetiğe basmadan önce
“Acaba Bu doğru mu?” diye sormaz.
Çünkü zihni çoktan şu cümleyi kabul etmiştir:
“Gerekiyorsa yapılır.”
Ve sonra biri gerçekten tetiğe basar…
Ve herkes şaşırır.
Aslında şaşırmamak gerekir.
Çünkü şiddeti sürekli izleyen bir toplum,
bir gün onu üretir.
Ekranda masumlaştırılan her kurşun,
bugün olduğu gibi yarın gerçek hayatta bir cana isabet eder.
🇹🇷 Sayın Cumhurbaşkanımıza Açık Çağrı
Toplumumuzu derinden etkileyen bu gidişat karşısında,
şiddeti normalleştiren yayınlara karşı daha güçlü ve caydırıcı adımlar atılması artık bir tercih değil, zarurettir.
Gençlerimizi korumak,
geleceğimizi korumaktır.
Erdem Özveren - #Kahramanmaraş 🇹🇷
Bir Filistinli çocuk,
işgacl siyonist israilli tarafından işkenceye uğradı ve ardından bir araba tarafından kumlu yamaçlarda sürüklendi
Bu olay dünyanın başka herhangi bir yerinde olsa infaial olurdu
Ancak o bir Müslüman, o bir Filintinli...
Kardeşlerinin bile umrunda, gündeminde değil ki
Filistin’de Gazzeli esirleri idam etmeye başladılar!
İdam edilenler arasında çocuklar var, doktorlar var, aileleri katledilen masum ve mazlum insanlar var!
Vahşet bu, barbarlık bu!
Durdurun bu vahşeti ve barbarlığı!
#stopisrael#openaqsa#stoptheexecutions
Paylaşıp / Duyuralım ⚠️
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde uzun yıllar İmam-Hatip olarak görev yapmış, kâdim medrese usulünde çok sayıda talebe yetiştirmiş; Arapça, İngilizce, Malayca ve Farsça dillerine vakıf olan Recep Uğuz, Kenya'lı eşini
almak için gittiği ülke de bir takım haksız ithamlar ile 11 aydır tutuklu bulunmaktadır.
Tutukluluğu sebebiyle görevine dönememiş ve bu süreçte; memuriyet görevinden çıkarılmakla beraber , çocuklarından ayrı düşmesi, aile bütünlüğünün dağılması ve sağlık durumunun ciddi şekilde bozulması gibi ağır mağduriyetler yaşanmıştır.
Ayrıca, 9 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen duruşmada, herhangi bir somut delil ortaya konulmaksızın 15 yıl hapis cezasına mahkûm edildiği ve cezaevine konulduğu öğrenilmiştir. Mevcut cezaevi koşulları, hâlihazırda tedavi görmekte sağlık durumunu ve can güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmekte olup, mağduriyetini her geçen gün daha da artırmaktadır.
Sürece ilişkin yapılan ön incelemeler ve elde edilen bilgiler, Recep Uğuz’un kendisine isnat edilen suçlamalarla ilgisinin bulunmadığını ve masumiyetinin ortaya konulabilmesi için üst düzey diplomatik ve hukuki desteğe ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.
Bu kapsamda, 🇹🇷 vatandaşımızın mağduriyetinin giderilmesi ve adil yargılanma hakkının ve zemininin
temin edilmesi amacıyla;
Bulunulan ülkedeki doğrudan Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yerel makamlar nezdinde sürecin etkin ve yakından takip edilmesi,
Vatandaşımızın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için gerekli girişimlerde bulunulması,
Can güvenliği, sağlık hakkı ve temel haklarının korunmasına yönelik acil tedbirlerin alınması hususlarında gereğinin yapılması gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, dünyanın neresinde olursa olsun vatandaşlarının hak ve hukukunu koruma konusundaki kararlılığına olan inancımız tamdır. Ancak mevcut durumun aciliyeti göz önünde bulundurulduğunda, gerekli diplomatik ve hukuki girişimlerin ivedilikle başlatılması zaruri hâle gelmiştir.
@TC_Disisleri@diyanetbasin@iletisim@RTErdogan@HakanFidan
💢 Haber:
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu,
Dünya Kupası’na katılmamız halinde millilere Bodrum’da villa hediye edecek.
💬 Yorum:
Zaten milyon dolarlar kazanan, önemli bir kısmı hali hazırda Bodrum’da zaten
villa sahibi olan futbolculara yeniden villalar verilmesine ne gerek vardır.
Eğer böyle bir harcama yapılacaksa, bunun adresi; açlığın, susuzluğun ve her türlü imkânsızlığın had safhaya ulaştığı Gazze olmalıdır.
Bugün Gazze’de çocuklar yiyecek bulamadığı için hayatını kaybediyor, insanlar en temel ihtiyaçlara dahi ulaşamıyor.
Böyle bir ortamda, zaten milyon dolarlar kazananlara milyon dolarlık hediyeler vermek değil;
o parayla kaç insanın hayatına dokunulabileceğini konuşmak gerekir.
İhsan Şenocak Hocamızın Marmara
Üniversiteli Gençler ile Camii de Yapacağı Konferans iptal Edilmiş.
Anasıyla-Babasıyla, Geleneği Göreneği
İle İlmi ile Talebeleriyle Bu Milletin
Öz Evladı Bir Alim, Gençler ile Camii de Buluşamıyor ise Söylenecek Çok Şey Varda Susmak Daha Evla olsun.
Programın Yeri Değişmiş, Gereken
Alakayı Gösterelim.
💢 Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, televizyonlardaki ahlaksız içeriklere karşı harekete geçme çağrısı yaptı ⚠️
Evlerimizin tam kalbinde, ailemize karşı yürütülen sinsi bir savaşla karşı karşıyayız. Tankla, topla gelmiyorlar; televizyon dizileri, dijital içerikler ve programlar üzerinden
'ahlaksızlık füzeleri' fırlatıyorlar.
Ekranlardan evlerimize adeta lağım akıtılıyor. Sadakatsizlik, çarpık ilişkiler, haram gıdalar ve şiddet normalleştirilerek; evlatlarımızın dimağları kirletiliyor, aile bağlarımız koparılmak isteniyor.
Şunu iyi bilmelisiniz ki; bu mesele bir reyting ya da sanat özgürlüğü meselesi değildir. Bu bir medeniyet ve millî güvenlik meselesidir!
Yayıncılar, değerlerimizle çatışan içerikleri derhal kaldırmalıdır.
RTÜK, aileyi koruyan düzenlemeleri acilen uygulamalıdır.
#RamazanHocayaÖzgürlük ⚠️
🔴 5816 sayılı Kemalizm kanunu kapsamında tutuklanan Ramazan Hoca'nın oğlu:
Babam okulda Ramazan etkinlikleri yapmak istedi. Ancak okul müdür yardımcısı, ‘Okulda İslam’la, Ramazan’la alakalı şeylerin ne işi var?’ diyerek buna karşı çıktı. Asıl kavganın sebebi de buydu.
Babam, Sanat Felsefesi dersinde öğrencilerden sanatla alakalı özlü söz söylemelerini istemişti.
Ardından tahtaya, ‘Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.’ sözünü yazdı.
Öğrencilerden biri, ‘Hocam, bu Atatürk’ün sözü değil mi?’ diye sordu. Babam da, ‘Hayır, bu söz Atatürk’ün değil. Atatürk’ün sanat felsefesiyle ne alakası var, o askerdir.’ dedi. Bunun üzerine öğrenciler, ‘Siz Atatürk’ü sevmiyor musunuz?’ diye sordu.
Ardından bazı öğrenciler müdür yardımcısına giderek derste yaşananları anlattı. Müdür yardımcısı da bunu fırsata çevirip çocuklara baskı yaparak dilekçe yazdırdı.
Yazdırılan dilekçelerin hepsi birbirinin aynısıydı, adeta tek elden çıkmış gibiydi. Çünkü hepsi tek bir kişinin yönlendirmesi ve baskısıyla yazdırıldı.
Dilekçe yazan öğrencilerin 10 tanesi kız, 1 tanesi erkek. Müdür yardımcısı kızların üzerinde daha kolay baskı kurabileceğini düşündüğü için onları kullandı.
Birkaç öğrenci ifadesini geri çekmek istese de Müdür yardımcısı yalan beyanda bulunmaktan suçlu bulunacaklarını söyleyerek öğrenci velilerini korkuttu.